Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ'nün) darbe girişimini 5 ay önce haber vermiş yazılarımda "geliyorum" diyen FETÖ'cü darbe girişimine karşı 15 Temmuz'dan aylar önce çeşitli internet siteleri ve gazetelerde uyarılarda bulunmuştum.
29 Şubat ve 1 Mart 2016’da kaleme alınan ve yayınlanan "Kamikaze Fetullahçı Darbe" başlıklı yazısı ile 15 Temmuz'da gerçekleşen darbe girişimini önceden öngörmüş, yetkilileri ve toplumu uyarmış olmama rağmen ne yazık ki önlemler alınmamış 237 şehidimizin ve yaralımızın kanının aktığı bu hain darbe teşebbüsü meydana gelmişti.
Darbenin başarısız olacağını fakat ülkemizi çok tehlikeli bir duruma düşüreceği patenti şahsıma ait olan “kamikaze” ifadesi ile duyurulmuştu. Kamikaze kelimesi “kutsal rüzgâr” anlamına gelmektedir ve 2. Dünya savaşında Japon pilotlarına verilen isimdir. Kamikaze pilotları bilinçli olarak bombalar, patlayıcılar, torpidolar veya çok miktarda yakıtla yüklü olan uçaklarını Müttefik gemilerine çarparak alışılmış bir saldırıya kıyasla çok daha fazla zarar vermeyi amaçlıyorlar ve ölümü muhakkak olan bir saldırıya girişiyorlardı.
15 Temmuz 2016 darbesi de başarısız olmaya mahkûm bir darbeydi. Çünkü ilk anda başarılı olsa dahi bilinçli ve örgütlenmiş bir toplumda uzun süre kalıcı olması ve darbecilerin ayakta kalması imkânsızdı. Lakin ülke bir iç savaşa girecek ve yıllardır Batılı ülkelerin ve ABD’nin istediği Suriye-Irak senaryoları ülkemizde uygulanmaya başlayacaktı. Tehlike büyük ölçüde geçmiş olsa da gerekli tedbirlerin alınması ve hiç olmazsa bundan sonra hata yapılmaması şarttır.
Sabahlara kadar süren hürriyet mitingleri ve askeri kışlalar önünde hala bekleyen ağır iş araçları yeni bir isyan ve kalkışmanın önüne geçmek yapılan ihtilalin ne derece kötü bir şey olduğunu toplumun her kesimine anlatmak içindir. Televizyonlarda hala darbeleri öven generaller bulunuyor ve bu acı durumu göremiyorlar ise elbette bu tedbirlerin de devam etmesi de gereklidir. Ta ki her on yılda bir darbe yapmaya alışan ve bunu kanıksamış olan askerler ve darbeci zihniyet kafa yapılarını değiştirsin. Bu çağın gerisinde kalmış ve yeniçeri azgınlarının “istemezük” yaygaralarını yapan Kamalist yobazlar, akıllarını başlarına alana kadar bu mitingler ve tedbirler devam etmelidir.
Uyarı yazılarım 29 Şubat tarihli yazıyla da sınırlı değildir. 29 Şubat'tan önce ve sonra defalarca TSK'daki FETÖ etkisini ve darbe ihtimaline dikkat çeken yazılar ile yetkilileri ve toplumuzu uyarmıştım. İşte o yazıların kısa bir dökümü:
Adeta "Darbe geliyor, önlem alın" diye çığlık attığım, yetkilileri ve kamuouyunu uyardığım yazının başlığı "Yeni darbe planı" idi...
TSK'daki FETÖ tehlikesinin boyutlarının kamu otoritesi de toplumda yeterince farkında olmadığı için 29 Mart'ta çarpıcı bir yazı daha kaleme almıştım: "Orduyu Paralel Yapıdan Temizlemenin Yolları"
Ancak, bu yazılarda olduğu gibi TSK'yı ve FETÖ'yü iyi analiz etmiş uzmanların, gözlemcilerin, vatanseverlerin uyarıları karşılık bulmadı; Türkiye beklenmedik bir anda beklemediği bir kanattan "darbe" yedi, 15 Temmuz'da FETÖ darbe girişiminde bulundu. Türk milleti, polisi ve kahraman askerleri ile bir kahramanlık destanı yazdı ve üzerine TSK üniforması geçirmiş teröristlerin darbe girişimini önledi.
15 Temmuz'daki terörist kalkışmadan sonra haklı olarak konuyu, "Yazmıştık, uyarmıştık ama dinletemedik" perspektifinden tekrar tekrar işlemeye çalıştım. "Kamikaze Fetullahçı Darbe” başlıklı yazımı değiştirmeden aynen yayınlıyorum.
Halkımızın bilmesi gereken çok önemli bir darbe planı var. Her ne kadar bu darbe başarısız kalmaya mahkûm olsa da ülkemize vereceği zarar pek büyüktür. Bu yüzden “kamikaze” diyorum zira bir daha kolay kolay belimizi doğrultamayız. Zaten Amerikan kökenli darbelerin asıl amacı da budur. Onlar Fetullah’ın karakaşlarını sevdikleri için değil, güçlü ve büyük bir Türkiye’yi istemedikleri için darbeleri desteklemektedirler. Bunu izah etmeye çalışacağım ki işin vahameti anlaşılıp gerekli önlemler alınabilsin.
Güzel vatanımızın ayağa kalkmasını insanların barış ve huzur içinde yaşamasını istemeyen içte ve dışta birçok düşmanımızın her daim kullandığı çok fena bir âdeti vardır. Ülke ne zaman beli üstüne doğrulsa güzel gelişmeler meydana gelse hemen askeri darbe yaparlar. 15-20 yıl ülkemiz geri gider tekrar gayrete geliriz yaralarımızı sarmaya başladığımız bir anda yeniden darbe olur.
Bu gidişat Cumhuriyet kurulalı beri değil Osmanlı’nın yükselme devrine kadar gider. Taa Yavuz Sultan Selim Han’dan bu yana “istemezük” diyen bir yaban sürüsü ordunun itaatini kırıp isyan eder. Nasıl olsa elinde silah var karşı gelenleri alt etmenin yolu kolaydır. Ancak tecrübeli ve güçlü liderler bunu anlayıp gerekli tedbirleri alarak yılanın başını küçükken ezebilirse darbeler ve isyanlar olmaz.
İşte Cumhuriyet döneminde odunun darbe yapmaya hazırlandığını bir subay haber verir fakat Başbakan Menderes olayı ciddiye almaz. İşte bu çok büyük bir hata idi. Kuleli Askeri Lisesi’ni birincilikle bitiren ve 1949 yılında Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olan Samet Kuşçu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde istihbarat subayı olarak görev yapmış ve tarihte “9 Subay Olayı” adı ile geçmiştir.
NATO’ya giden ilk subaylardan olan Kuşçu, Milli Savunma Bakanlığı’nın İstanbul Temsil Bürosu Başkanlığı’nı yürütürken 9 subay olayı patlak vermişti. O dönemde yarbay olan, sonradan tümgeneralliğe yükselecek Faruk Güventürk’ün önderlik ettiği, Menderes hükümetini yıkmayı planlayan bir cunta hareketi kurulmuştu. Cuntanın içindeki isimlerden biri olduğu belirtilen Kuşçu, bilinmeyen bir nedenle darbe planlarını hükümete bildirdi. Dokuz subay Askeri Mahkeme’ye çıktı, sekizi beraat etti. Yalnızca Samet Kuşçu “orduyu isyana teşvik” ve “asılsız ihbarda bulunmak” suçuyla mahkûm oldu ve ordudan ihraç edildi.
Kuşçu’nun ‘darbe yapacaklar’ dediği 8 subay ise 27 Mayıs darbesini yapan Milli Birlik Komitesi’nde yer aldı. 1958 ve 59 yıllarını hapiste geçiren Samet Kuşçu’nun hapiste tırnakları sökülerek işkence gördüğü bizzat kızı tarafından açıklanmıştır. Samet Kuşçu’nun ihbarını dikkate almayan Demokrat Parti Hükümeti’nin Başbakanı ve iki bakanı ise darbe mahkemesinde yargılanarak idam edilmiştir. İşte devlet yönetmek ve güçlü bir lider olmak böyle bir iştir. Gerekli önlemleri alamazsan darbe yapıp adamı asarlar.
Şimdi Anayasa Mahkemesi apaçık “vatana hıyanet suçunu” işlemiş Can Dündar’ı serbest bıraktı. Darbe yapan ve yenisini planlamış olan Fetullah Terör Örgütü ile açıktan işbirliği yapan ve gazeteci kimliği arkasına saklanan Dündar’ın siciline bir bakalım ne haltlar yemiş görmekte yarar var. Yoksa balık hafızalı insanlar bazı gerçekleri görmekten uzaktır:
1. Can Dündar 17 Aralık 2013 darbesini biliyor ve şunları söylüyordu. “Amerikan rüzgarı bu, belli mi olur, gün gelir esintiyi Pennsylvania’dan yana döndürür. Ankara’daki ampulleri söndürür” Demek ki ABD destekli bir darbeden Dündar’ın haberi vardı ve önce bazı bakanları “yolsuzluk” adı altında tutuklayıp sonrasında da Erdoğan’ın kapısına dayanacaklarını umut ediyordu.
2. Bilal Erdoğan adı üzerinden yapılan 25 Aralık 2013 operasyonundan bir gün önce de şunları söylüyordu “Piyonlar devrildi sıra Şah’lara geliyor” diyerek darbe planlarında nasıl aktif bir rol üstlendiğini kendi kendisini deşifre ederek göstermiş.
3. Hatay’da üç tır FETÖ örgütünün organizasyonu ile 19 Ocak 2014 tarihinde durduruldu. MİT Mensuplarına silah çekildi ve “Türkiye, teröre yardım ediyor yaygarası” çıkarıldı. “Başbakan Erdoğan’ı Lahey’de yargılatacağız” sloganları ile yeni bir darbenin taşları döşenmeye başlandı. Tırları durduran kişiler hakkında “askeri casusluk” davası açılmış ve gizlilik kararı alınmıştı. Buna rağmen devletin kanunlarını takmayan Cumhuriyet Gazetesi seçimler bir hafta kala bu tırları tekrar haber yaptı. Üstelik boy boy resimlerle gazetesine manşet atmış “MİT’in IŞID’a bomba ve eleman taşıdığını belgeledik” diyerek kendisini masum göstermeye çalışmıştı. Batılı devletler böyle adamları hemen kodese atıp dut yemiş bülbüle döndürürlerdi. Lakin Dündar kahraman ilan edildi. Çünkü FETÖ ve darbe destekçisi güruh işbirliği içerisindeydi.
Şimdi halkımızın aklı ile alay edip Dündar’ı “masum gazeteci” kimliğine sokmak isteyen darbecilerin planlarına bir göz atmak gerekiyor. Eğer fotoğrafa yukarıdan bakılırsa her şey ayan beyan ortaya çıkıyor. Bizde öyle bakmaya çalışalım.
Öncelikle FETÖ’nün darbe planını görelim. Bunun için 30 hatta 40 yıldır emek veriliyor. Bu maksatla öncelikle askeri okullara öğrenciler sokuldu. Özel hazırlanmış kurslarda bazen sorular da temin edilerek binlerce öğrenci askeri okula alındı. Bu öğrencilerin namaz kılması oruç tutması yasaktı. İçki içmeleri ve dindarlar aleyhinde konuşmaları isteniyordu.
Fetullah’ın arka bahçelerinde yani dershanelerde yetişen fakat asker olmak istemeyen gençler polis okullarına oraya da gitmek istemezler ise hukuk fakültelerine yönlendirildi. Amaç darbe yapıldığında devletin kontrol mekanizmasını elde tutmaktı. Bu sayede “tereyağından kıl çeker” gibi darbe yapmayı düşündüler.
Bu arada ordunun kaymak tabakasını yetiştiren askeri akademi soruları çalındı ve bu elemanlar “kurmay subay” olarak ordu saflarında görev yapmaya başladılar. Kurallara uymayanlar derhal darbe heyetince kovuluyorlardı. Örneğin eşleri başörtülü olan veya içki içmeyen subaylara kesinlikle tahammül edilemezdi. Hatta bunlardan bir kısmı benim sınf arkadaşımdı ve içki içmekten alkolik olmuştu.
Bu darbe yapacak subayların önünü açmak için benim gibi dindar olan bütün subay ve astsubayları ordudan attılar. Kendileri gibi faşist olan generallere göre eşleri başörtülü olan subaylara itimat edilemezdi. Bunlar darbe yapılınca halktan taraf olabilirlerdi. Behemehâl ordudan atılmalıydı. Bu yüzden on binlerce asker gözünün yaşına bakılmadan ordudan atıldı. Numunelik olarak bir iki tane Fetullahçıyı da ordudan atmışlardı. Zaten onlar emir dinlemiyor namaz falan kılıp eşlerinin başlarını açmıyordu. Temizlenmesi gerekiyordu.
Şimdi sıra darbeye gelmişti. Fakat acele ettiler. 17-25 Aralık 2013 Operasyonlarını Siyonist güçler ve ABD istemişti ve beklemek istemiyordu. Fetullah, acele olmasına rağmen “okey” kararını verdi. Çünkü biliyordu ki darbe başarısız dahi olsa sayısı yüzü aşkın general ve amiral emri altındaydı. Bir o kadar yüksek rütbeli subayı kontrol edebilirdi.
17-25 Aralık Operasyonları başarısız kalınca “B Planını” devreye soktular. Fakat bu sefer işi daha fazla ciddiye alıyorlardı. Birçok gazeteyi, solcular, Kürtçüleri herkesi emir altına aldılar. Hatta Fetullah’a karşı yıllarca karşı durmuş bir dindar gazeteyi de operasyon çekerek ele geçirdiler. Bu gazetenin başyazarına payeler vererek tv ve gazetelerde kendilerince yücelttiler. Yetmedi darbe ile her zaman işbirliği yapmış CHP içinde de operasyon yapıp zayıf bir kişiliği olan genel başkanlarının zafiyetlerinden istifade ederek bu partiyi büyük ölçüde ele geçirdiler.
PKK’yı ellerinde bulundurduğu medya organları ile teşvik ederek terör olaylarında başarılı olması için gayret gösterdiler. Bu sayede darbe kılıfı da hazırdı.
Şimdi önlerinde sadece AK Parti teşkilatı vardı. Burada başarılı olmak için biraz daha zamana ihtiyaçları vardı. Eski Cumhurbaşkanı Gül’in zafiyetlerinden istifade ederek hem onu hem de bazı partinin ileri gelenlerini ele geçirmeye çalıştılar. Bunda ne derece başarılı oldular bilmiyorum. Lakin Arınç’ın hükümete düşmanlığı aleniyete çıkmış tv kanalında boy göstermesi ve darbecilerin hoşuna gidecek açıklamalarda bulunması oldukça başarılı olduklarını gösteriyor.
Evet, Dündar’ın serbest bırakılması bu noktadan ele alındığında basit bir olay olmayıp Fetullahçı darbenin bir adımıdır. Eğer Menderes’in Samet Kuşçu olayından ders çıkaramaması gibi bir zafiyet gösterilirse Rabbim başımıza gelecek felaketlerden hepimizi korusun. İnşallah Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu gerekli dersleri çıkararak olması muhtemel “Kamikaze Fetullahçı Darbeyi” önlerler. Bu işin şakası olmaz, vesselam…
Adnan İPEKDAL
Eziklerin Efendisi Efendilerin Eziği
Nihat Güç
Kur’an’dan Birkaç Mesaj
Bülent ERTEKİN
Ellerinizi aktarcı milletinin üzerinden çekiniz!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Büyük Dedem Kado
Seyfettin BUDAK
“Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…”
Adnan ÖZ
Kazanabileceğimiz maçları kazanamamak alışkanlık oldu!
Halil MERT
Papa Daveti, Fener Patrikhanesi…
Eyüphan KAYA
Kadim Diyanet Reisimiz Ali Erbaş hocadan kamuoyuna
Recep YAZGAN
Papa bizi birleştirdi, gitti!
Vehbi KARA
En Güzel Yazılar Hangisi?
Hamdi TEMEL
Metamfetamin Ölümleri
Erol AYDIN
Bir Damla Kan, Bin Bir Endişe
Ahmet SAĞLAM
Sevindik, Sevinemedik
Ahmet Eren KURT
Gölgenin Derinliğine Doğru İnen Merdivenler
Gülay ÇETKİN
Okula Gelen Gizemli Kişi
Songül KARAMAN
Zikrin Beyindeki Gücü
Özlem Gürbüz
Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi
Mehmet BOZKURT
Öğretmenler Günü- 2025
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Fatih ORUÇ
ENFLASYON neden düşmüyor!
Fatma Saçak Akbulut
Bataklıktan Doğan Saflık: Lotus’un Sessiz Öğretisi; Lotus
Aydın BENLİ
Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart!
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Teknoloji Kullanımı: Fırsatlar Ve Tehditler
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Ahmet AYDIN
Bilir misin?
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Ahmet DÜZGÜN
Putlarımız ve Perestlerimiz
Cevahir AYDIN
Yanlış Anladınız
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Mesut BALYEMEZ
SOSYAL MEDYA KEVAŞELERİ
Bilal Dursun YILMAZ
Her Şey Dâhil Vicdan
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Ravza ZEYBEK
Bulanlar Arayanlardır
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Aydan KURT
Farkında mısınız?
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Emine AYDEMİR
Ateşle oynayan evliya Ateşbaz veli hazretleri
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
Abdullah BİR
Fitne, Kaos, Suriye ve Suriyeliler’e Daire İki Kelam...
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Önder GÜZELARSLAN
İsraf Bir İnsanlık Suçudur!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)