Yirminci yüzyılın ortalarında fizik dünyasında yeni bir gelişme ortaya çıktı. Atomik veya atomaltı büyüklüklerdeki cisimlerin hareketleri ve özellikleri ile ilgilenen bu bilimin adına “Kuantum mekaniği” adı verildi.
Kuantum adı verilen bu yeni akım fizikten öte felsefî bir yaklaşım olarak kendisini göstermeye başlamıştır. Zira atom ve atomaltı parçacıklarını gözlemlemek oldukça zor bir durumdur. Teknolojinin gelmiş olduğu son aşamada dahi bırakın atom altı cisimlerin hareketini atomları dahi görmek mümkün değildir.
Gözle görmek mümkün olmayınca çeşitli ölçme teknikleri ile bazı varsayımlar ile çeşitli görüşler ileri sürülebilmektedir. Fakat bunu çok fazla abartmamak gereklidir. Zira bugüne kadar yapıla gelen çalışmalar tamamen farazi yani elle tutulur gözle görünür değil tahmini yaklaşımlar ileri sürmekten ibarettir.
Bugün fizik ve kimya derslerinde öğretilmeye çalışılan atom ve atomaltı parçacıkları ile ilgili şekiller tamamen bir öngörüden ibarettir. Hiçbir gerçek resim ve şekil yoktur, hayal dünyasına uygun bir şekilde çeşitli ölçümler sonucunda elde edilen bilgiler yansıtılmaya çalışılmaktadır.
Örneğin gökyüzüne ve gezegenlere bakıp “bunlar nasıl ki küre şeklindedir” ve “küçük küreler de büyük kürelerin etrafında geziyor” yaklaşımı ile “atom altı parçalar da küre şeklindedir” diye tamamen hayal gücüne dayalı bir sistem ortaya konulmuştur.
Gerçekten de en güçlü elektron mikroskopları dahi değil atomu atom moleküllerini dahi görüntülemekte çaresizdir. Zaten atomların titreşimi atomu görüntüleme fırsatı vermemektedir.
Her ne ise… Buraya kadar bilim adına yapılan çalışmaların mahiyetini basitçe ifade etmeye çalıştık. Sakın yanlış anlaşılmasın atom ve atomaltı parçacıklarının özelliklerini anlamak adına yapılan çalışmaları küçümsemek veya beğenmemek gibi bir durum söz konusu değildir. Abartılardan ve mübalağalardan kaçınılması için bu çok önemli gerçeği ifade etmek lüzumu doğmuştur. Burada söylemek istediğim temel husus yapılan çalışmaların tamamen teorik olduğunu ifade etmektir.
Peki, kuantum fiziği adı altında ortaya konulmaya çalışılan felsefe nedir? Bu yazıda asıl bu konu üzerinde durmaya çalışacağım. Kuantum adı altında ortaya konulan ve insanları bilim adına etkileyerek bazı akademisyenleri suçüstü yakalamak gerekiyor. Çünkü bu sözde bilim adamları Allah’a olan inançsızlıklarını ortaya koymaya çalışmaktadır.
Kuantum felsefesinin en önemli özelliği “belirsizlik ilkesi” adı altında her şeyin kendi kendine olduğu safsatası ile inançsızlığın ön plana çıkarma gayretidir. Çünkü geleneksel fizik anlayışında ve Newton’un fizik dünyasında; kâinatın umumunda mükemmel bir nizam olduğunu ileri sürülmektedir. Hiçbir tesadüfe tesadüf edilmemekte her varlık mükemmel bir şekilde hareket etmektedir.
Hiçbir şeyin kendi kendine olamayacağı, tesadüfen meydana gelme ihtimalinin yüzde “sıfır” olduğu ispatlanmış olduğu fizik bilimine yeni bir noktadan yaklaşmak zorunda kaldıkları için “kuantum fiziği” ismini verdikleri bir materyalizm felsefesine ihtiyaç duyulmuştur.
Burada da ellerine hiçbir şey geçemeyeceğini anladıkları için bilinmezlikten ve deney yapma imkânlarının sınırlı olmasından istifade ederek aklına gelen safsataları öne sürmek en kolay yol olarak seçilmiştir. Çünkü insan aklının alamayacağı kadar muhteşem işlerin ancak bir Yaratıcı eliyle mümkün olacağı ispatlandığı içindir ki materyalistler böyle bir arayışın içine düşmüşlerdir.
Atomlardan galaksilere kadar tesadüfe yer verilmeyen kâinatta, insanların bilgisinin oldukça sınırlı olduğu noktalarda olmadık tezler ileri sürmek, inançsızlıklarını ortaya koymak arayışın içine girmek kendilerince mantıklı görülmüştür. Nasıl ki makro evrende karadelikler gibi gözlem yapmanın nerdeyse imkânsız olduğu yerlerde teoriler ortaya koyarak bilim üretiyor; aynı şekilde bu sefer de mikro evrende hayali ürünler ortaya koymaya çalışmak bir çıkış yolu olarak görülmüştür.
İnsanlar, kâinatta cereyan eden kanunlara, kurallara bir isim vererek güya her şeyi anladıklarını zannediyorlar. Hâlbuki bilimde keşfedilen her şey “meğerse daha ne kadar çok şeyi bilmiyormuşuz” cevabını verdiği halde, sadece isim takarak meseleyi çözdüğünü iddia etmek ne kadar ahmakça bir şeydir.
Sanki isim koyunca her şey anlaşıldı ve basitleşti! “Kuantum fiziği” dedikten sonra bütün bilinmezler keşfedildi! İşte bu anlamsız düşünce yüzünden birçok insan materyalizmin tuzağına düşmekten kurtulamamaktadır.
“Elektrik” demekle, “yerçekimi” adını vermekle kanunlar anlaşılmıyor. Sadece Cenâb-ı Allah’ın kâinatta kurmuş olduğu düzenin küçük bir noktasını idrak etmiş oluyoruz. Normal olan sonuç; Rabbimizin kudretinin ne derece büyük ve ilminin sonsuz denecek kadar geniş olduğunu anlamak olması gerektiği halde; bu akılları gözüne inmiş zavallı materyalistler her şeyi kendi kendine olmuş zannediyor. Bir kısmı sebeplere veya tabiata (hâşâ) yaratıcılık isnat ederek dalâlet bataklığına düşüyor.
Onların bu acınacak hallerini görünce “Zarara kendi rızası ile girenin lehinde bakılmaz” sözü akla geliyor. Çünkü Allah’ın vermiş olduğu akıl ve kalp gözü ile kâinata baktığımızda Rabbimizin “varlığı ve birliği” hemen ortaya çıkıyor. Çok zeki olmaya gerek yoktur. Normal bir insan kendisine verilen duyguları yerli yerinde kullandığı takdirde Allah’ı inkâr edemez.
Şimdi kalkmış kuantum başlığı ile birlikte “kaos etkisi” adı altında bir sürü akıl almaz iddialar ortaya atılmaktadır. Şöyle diyorlar: “Düzen, düzensizliği meydana getirir. Düzensizliğin içinde de bir düzen vardır. Düzen, düzensizlikten doğar. Yeni düzende uzlaşma ve bağlılık, değişimin ardından çok kısa süreli olarak kendini gösterir. Ulaşılan yeni düzen, kendiliğinden örgütlenen bir süreç vasıtası ile kestirilemez bir yöne doğru gelişir”. İşte böylesine tuhaf ve anlamsız hatta insanı utandıracak sözler ortaya konuluyor.
Ne diyeyim Allah; akıl, fikir ve iman versin. İnsanoğlu Yaratıcısını unutmak ve dalâlete sapmak için neler uyduruyor bir bakar mısınız? Herşey kendiliğinden örgütleniyormuş, iyi mi!
Kaos ve kelebek etkisi teorisinin babası Edward N. Lorenz’in ölümü dolayısıyla bir yazar bunları söylüyor. Yeri gelmişken “kelebek etkisi” denilen husustan bahsedelim.
Eski bir Çin atasözünden yapılan bir uyarlama ile “Çin’de bir kelebeğin kanat çırpışı Kansas’ta ertesi günün hava durumunu etkiler” diyen Lorenz, aslında bir maddenin her şey ile alâkalı olduğunu, birbirinden bağımsız hareket edemeyeceğini, Rabbimizin izni olmadan yaprağın bile kımıldamayacağı ayetini kendince tefsir etmektedir.
Kuantum teorisinin en çok itiraz alan yönü şudur: ”Bir sistem aynı anda birkaç farklı durumda bulunabilir”. Max Born ve Broglie isimli bilim adamları 1926 yılında “dalgaların fiziksel bir dalga olmadığını, bir ihtimal dalgası olarak yorumlanması gerektiğini” söylediler. Böylece ”Parçacıkların durumu tabiî bir belirsizlik taşımaktadır” iddiası ile Max Born 1954 yılında Nobel ödülünü alıyor.
Bu “belirsizlik ilkesi” denilen şeyi, aklı başında olan bir insan kabul edemez. Zira “Düzensizlikte düzen vardır, düzensizlik veya kaos da bir düzendir” demek birbiri ile zıt kavramların aynı anlamda kullanılması demektir ki, en başta deli gömleği giymekten başka bir şey değildir. Bir şey “Hem sıcaktır hem de soğuktur” gibi bir önerme ortaya çıkar ki bunu kabul etmek imkânsızdır.
Kuantumcuların bir kedi örneği vardır. Schrödinger’in kedisi adı verilen bir deneyde “bir kedinin aynı anda hem ölü, hem de diri olduğu” bir durumdan bahsediliyor. “Üst üste gelme olgusu” adı verilen bu iddiaya göre belirsizlik, karmaşa, düzensizlik almış başını gidiyor.
Elbette birçok bilim adamı bu görüşlere itiraz etmekte ve bu görüşe katılmadığını açıkça söylemektedir. Zira kâinatta insanın kirli eli dokunmadıkça bir nezafet, bir düzen, bir temizlik ve intizam hemen göze çarpmaktadır. Başıbozukluğu ve karmaşayı gösteren en küçük bir delil yoktur.
Aslında kuantumcu bilim adamların kaos, karmaşa, belirsizlik ve düzensizlik dedikleri şeyler, ölçüm âletlerinin yetersizliklerinden dolayı yapmış oldukları deneylerden istedikleri sonucu çıkaramadıklarının bir itirafıdır.
Mesele basitçe şudur: Bir iddia ortaya atıyorsun, sonra bunu deneylerle ispatlayamayınca “Efendim işte belirsizlik, kaos vardır” diyorsun. Buna gülmemek elde değildir. Kuantumcuların kedi örneğine karşı Kastamonulu bir vatandaşın yola astığı tabelâ ile cevap verilebilir;
Bencileyin, yolda çok kaza olduğunu görmüş, bir yazı asarak gelen geçeni ikaz etmek istemiş. Lâkin konuştuğu gibi yazmış:
“Daş düşebülü… Ayı çıkabülü… Herşey olabülü…”
İşte bu kuantum fizikçileri aynen böyledir. Belirsizlik ve karmaşa icat edip “her şey olabülü…” diyorlar. Zaten Allah’a inanmayan felsefenin yolu bu değil midir? Her şeyi Allah’ın kudret eline vermek yerine “kendi kendilerine olmuş” veya “sebepler yapmış” diyerek bataklığa saplanıp durmaktan vazgeçmiyorlar.
Felsefecilerin Allah’a inanan bir kısmı ise; sebepleri kanun ve kurallar içine sokamayınca, o noktada keser ve “İşte Allah bunu yaratmıştır” der. Fakat bu durum tehlikelidir. Zira silsile ve sebepler ortaya çıkınca kolayca imanını kaybedebilir. Bu ne kadar imanlı bir bakış açısıdır, düşünmeye değer. Zira birisi kuantumcular gibi bir iddia ortaya atınca “Hah! bak bunun sebebi de buymuş” diyerek yeniden dalâlet yollarına sapma tehlikesi vardır.
İmam-ı Gazali, İbni Sina ve Farabi gibi büyük felsefe âlimlerini bazı noktalarda küçük görmüş, onlara basit bir mü’min kadar dahi değer vermemiştir. Zira felsefenin Kur’ân’ı dinlemeyen dalaletli yolu, felâketten ve perişanlıktan başka bir şey değildir.
Rabbimden bütün mü’minlerin imanla yaşamasını, öylece ölmesini, aynı şekilde haşirde diriltmesini niyaz ediyorum, vesselam…
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)