Materyalistin ölüme bakışı aşağıdaki gibi fecidir berbattı. Ruhunu karartır.
Her şeyi sadece madde itibarıyla ele alır. Bu bakışta insanın esası olan ruh yoktur. Böyle düşündükleri için rahmet ve merhametten mahrum kalırlar. Şöyle ki, derler:
Sen öldükten bir saat sonra ağlamalar azalır. Ailen eve gidip yakınlarının yeme içme işiyle ilgilenmeye başlar.
Bu sırada bedeninde organizmalar çalışmaya başlar.
İki saat sonra ise evini arayıp cenazeye katılamayanlar mazeret bildirirler.
Bu sırada evindeki taziyeye gelenler spor ve siyaset konuşmaya başlar.
Altı saat sonra birinci dereceden yakınların hariç diğer herkes evine dönüp, bir sonraki gününü planlamaya başlar. 24 Saat sonrasında
iç organların çözünmeye başlar. Bu sırada telefonuna önü bilmeyen kişilerin aramaları, reklam mesajları gelmeye devam etmektedir.
İki hafta sonra çocukların miras paylaşımı için bir avukatla görüşür ve tırnaklarınla dişlerin dökülmeye başlar.
3 Ay sonra ise eşin televizyonda bir komedi filmine güler ve senin bedenin sıvılaşmaya başlar.
Bir yıl sonra yıl dönümünde birisi: "Vay be, bu kadar oldu mu? Daha dün gibi." der ve vücudundaki asit kefenini eritir.
On yıl sonrasında bir arkadaşın eski bir fotoğrafta görüp hatırlar.
Bedeninden geriye kalan sadece kemiklerdir.
Materyalistlere göre bu dünyadaki varlığının tamamen unutulması, bu kadar kısa sürecektir.
Materyalistin ölüme bakışı işte böylesine acı veren bir düşüncedir.
Her şeye sadece böyle madde itibarıyla bakar ve maddeyi esas alır.
Hâlbuki durum başkadır. Biz de materyalistler gibi değil Allah’a iman eden bahtı açık insanlar gibi deriz, Şöyle ki:
İnsanın ruhu bakidir, ölmez. Ölen, sönen ve tükenen sadece bedendir, cesettir.
İnsanın cesedi aşağıdaki safhaları gerçekleştirir. Dünyada tespit edilenler bu şekildedir.
Fakat bir de maddi bakış acısıyla tespit edilemeyen gerçekler vardır.
İnsanın en değerli varlığı olan ruh, nasıl bir durumla karşılaşır?
İşte asıl düşünülmesi gereken budur.
Ruhumuz öldükten sonra ne ile karşılaşacak?
Bunun cevabı Kur'an, hadis ve tefsirlerde bulunmaktadır.
İşte ölüm anında yaşanacak olaylar bu kitaplarda şu şekilde gerçekleştirilecektir.
Ruh bedenden ayrılırken çok önemli bir aşamadan geçmektedir. Burada ruhumuz koruma altına alınır.
Azrail isimli büyük melek ile karşılaşacağız.
Zaman ve mekan kavramı başka bir şekle dönecek.
İnsanın cesedi ve bedenindeki ağrı, sızı ve hastalıklar bir anda sona erecek.
Materyalistlerin inandığı gibi sonsuz bir karanlık ve yalnızlığın olmadığı İşte bu anda anlaşılacak.
İnsanın bedeninde bulunan kısıtlamalar büyük ölçüde kalkacak. Yani gözümüzün önündeki perdeler kalkacak. Ruh ve duygularımızla bambaşka bir hayata adım atacağız.
Bu hayat aynı dünyaya gelirken yaratıldığımız gibi yeni bir hayatın başlangıcı olacak.
Ölüm de aynı doğarken yaşadığımız gibi yeniden yaratılış olayıdır. Ve yaratıcı olan tektir. Allah’tır. Allah’tan başka hiç bir şey yaratamaz ve hayatı veremez.
Ruhumuz yeni hayatında çok çeşitli melek ve ruhaniyetle baş başa kalacak. Her biri ile çeşitli sorgu, sual ve diyaloğu olacak.
Eğer Allah’a imanı varsa o kişinin ruhuna ne mutlu...
İlk sual olan "Rabbin kimdir?" sorusuna verilecek cevap; kıyamete kadar geçecek sürenin en önemli anı olacaktır.
Allah’a inanan insanların ruhları geleceğinden emin olduğumuz hatta materyalistlerin dahi inkâr edemediği kıyamete kadar bu sualin cevabına göre şekillenecek.
Allah’a inanan insanlar bu sefer ikinci bir suale cevap verecekler. O da namazdır. Namazını kılan insanların ruhu bu zaman diliminde huzur içinde kalacak. İnandığı halde namaz kılmayanların durumu ise oldukça tehlikeli ve sıkıntılı bir sürece girecektir.
Kabir hayatı denilen bu hayat diliminde insanın cesedi çürüyüp un ufak olsa da ruhu diridir ve kıyamete kadar dünyadan pek farklı bir âlemde hayat sürecektir.
Nihayet kıyamet adı verilen dehşetli bir zaman yaşanacak. Allah’a imanı olan ve olmayan insanların da ruhları, kıyamet anını yaşayacak. İmanlı insanlar hayranlıkla imansız insanlar ise dehşet içinde kıyamet anını yaşayacak ve yaşayacağız.
Kıyamet sonrasındaki süreci ancak dini ilimlerde ileri derecede ilim sahibi olanlar bilmektedir.
Bizim Kur'an ve hadis tefsirlerinden bildiğimiz ise İsrafil Aleyhisselam'ın Sur'a üflemesi ile asıl ve gerçek hayat olan ahiret hayatının yaratılması sürecidir.
Bu anda ruhlar cesetlerine yeniden kavuşacak dünyadakine kısmen benzeyen fakat çok daha başka bir hayata adım atılacak.
Kur'an ve hadislerde bu hayatın özellikleri detaylı bir şekilde açıklanmış ve ifade edilmiştir.
Haşir meydanında ruhlar cesetleri ile beraber birleşecek ve toplanacak.
Allah’a iman edenler Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselam’ın sancağı altında bulunacaklar.
Allah’a inanmayıp iman etmemiş olanlar ise çok büyük bir dehşet içinde kalacaklar.
Allah’a ve Resulüne iman edenlere ne mutlu!
Rabbim cümlemizi bu insanların zümresine ilhak etsin.
Haşır meydanında bütün insanlar Allah’ın rahmet ve merhametine ne kadar muhtaç olduğunu hissedecekler.
Allah’ın merhameti, izni ve Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselam’ın şefaati, inanan insanların en güçlü dayanağı olacaktır.
Ve buradan kafilelerle sırat köprüsü denilen insan düşüncesinin kavramakta güçlük çekeceği bir geçit ve yola gidecekler.
İşte böyle bir anda da namaz kılan insanlar büyük bir nimete daha kavuşacaktır.
Burak isimli bir binek Allah’ın lütfu ve imanlı insanlara Nur ve ışık olacak.
Sırat yolculuğu çoğu insan için bir felaket olacak. Bu geçitten geçmek için en önemli ihtiyaç imandır. Allah’a inancı olmayan insanlar sırat köprüsünde bulunan görevliler tarafından cehennem adı verilen dehşetli bir kuyuya çekilecektir.
Ne kötü bir dönüş yeridir cehennem.
Allah cümlemizi bu korkunç ve dehşetli cehennemden muhafaza etsin...
Yolculuğun sırat köprüsünden sonraki adımı ise Allah’a inancı olan insanlar için çok güzeldir.
Sonsuzluk ülkesi olan cennette ebedi olarak kalacaklardır.
Cennet ve hayatının güzelliğini anlamak şu dar akıl ve duygularımız için mümkün değildir.
Merhum Ziya Paşa’nın dediği gibi "İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez, Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez" ...
Sonsuzluk ülkesinin en güzel anı ise "Rüyet i Cemalullah" ismi verilen Allah’a kavuşma anıdır.
Öyle büyük ve güzel bir andır ki, hadise göre bin yıllık cennet hayatı dahi bu anın güzelliğini ifade etmeye yetmez.
Ayette "Nice yüzler o gün ışıldar, parlar; Rabbine nâzır (O’nun cemâline bakmaktadır)." (KıyametSuresi, 75/22)
Bu anın güzelliğini bir parça düşünmek için bir hadiste şöyle denilmiştir.
Buhâri ve Müslim’in meşhur hadislerinde yer alan, Ebu Said ve Ebu Hüreyre’den rivayet edilen sahih bir hadiste şöyle buyrulur: Ashaptan bazı kimseler:
“Ey Allah’ın Resulü! Biz kıyamet günü Rabbimizi görecek miyiz?” diye sordular. Resulullah (sav.):
“Sizler, bulutsuz bir günde güneş ve ayı görmekten rahatsız olur musunuz?” diye sordu. Onların hayır demeleri üzerine Allah Resulü (sav.) şöyle buyurdular:
“İşte siz Rabbinizi böylece göreceksiniz.”
Peygamber Efendimiz (sav.) başka bir hadis-i şeriflerinde de şöyle buyururlar:
"Cennetlikler cennete girince Allah Teala Hazretleri: 'Bir şey daha istiyorsanız söyleyin, onu da ilaveten vereyim!' buyurur. Cennetlikler:
'Sen bizim yüzlerimizi ak etmedin mi? Sen bizi cennete koymadın mı? Sen bizi cehennemden kurtarmadın mı (daha ne isteyeceğiz?)' derler. Derken perde açılır. Onlara, yüce Rablerine bakmaktan daha sevimli bir şey verilmemiştir.”
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler isimli eserinde rü’yetullah meselesini şöyle ifade etmektedir:
"Rü'yet-i cemalullah meyvesini kendi aldığı gibi, o meyvenin her mü'mine dahi mümkün olduğunu, cin ve inse hediye getirmiştir ki, o meyve, ne derece leziz ve hoş ve güzel bir meyve olduğunu bununla kıyas edebilirsin. Yani: Her kalb sahibi bir insan; zîcemal, zîkemal, zîihsan bir zâtı sever. Ve o sevmek dahi, cemal ve kemal ve ihsanın derecatına nisbeten tezayüd eder, perestiş derecesine gelir, canını feda eder derecede muhabbet bağlar. Yalnız bir defa görmesine, dünyasını feda etmek derecesine çıkar. Halbuki bütün mevcudattaki cemal ve kemal ve ihsan, onun cemal ve kemal ve ihsanına nisbeten; küçük birkaç lemaatın, güneşe nisbeti gibi de olmaz. Demek nihayetsiz bir muhabbete lâyık ve nihayetsiz rü'yete ve nihayetsiz bir iştiyaka elyak bir Zât-ı Zülcelali Velkemal'in saadet-i ebediyede rü'yetine muvaffak olması, ne kadar saadet-aver ve medar-ı sürur ve hoş ve güzel bir meyve olduğunu insan isen anlarsın"
Bediüzzaman, bu hakikati kitaplarinda şöyle ifade eder, der kı:
“Ey büyüklüğünün nihayeti olmayan Allah’ım! Sen öyle bir Zât-ı Zülcelâlsin ki, azametini tavsîf etmekte akıllar âciz, ceberûtunun künhüne erişmekte fikirler çaresiz kalır.”
“Allah’ın vasıflarının sonunu getirmekten diller tutulur. O’nu gereği gibi tanımaktan akıllar aciz kalır.”
Vesselam...
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)