Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki “imanı taşımak elinde kor ateşi taşımak” kadar zor bir dönem içindeyiz. Ahirzaman fitneleri ile dolu bu asrımızda insanın tek başına imanını muhafaza etmesi ve dindar birisi olarak yaşaması çok müşkülleşmiştir.
Bu zamanda insan ne kadar dindar da olsa dehşetli günahlar karşısında tek başına mücadele edemez. Şeytan, nefis, çevre, iş ortamı, arkadaş ortamı, akraba ortamı, televizyon, internet gibi her türlü araç insanları çoğunlukla İslam dışı bir yaşantıya çağırmaktadır. Bunların tümüyle birden mücadele ederek namazına devam edenlerin sayısı ne yazık ki ülkemizde yüzde 20’lere dahi varamamaktadır.
Namaz kıldığını söyleyen insanların bir kısmı sadece haftada bir kez Cuma namazını kılmakta kandil gecelerinde ibadet ederek sorumluluktan kurtulduğunu zannetmektedir. Halbuki kendini aldatmaktan başka bir şey yapmamaktadır.
Bir gün Cuma hutbesinde imam efendi cemaatler ve tarikatlar hakkında verdi veriştirdi. Öyle ağır sözler söyledi ki dayanamayıp namazdan sonra birkaç dakika görüşmek istediğimi söyledim. Kabul edince de “Hocam bu kadar namazsız insan var çevremizde. Bir de bu kadar sui zan ettiğiniz cemaatler ve tarikatlar olmasa idi halimiz nice olurdu?” diye soru sordum.
Ahir zaman fitneleri içinde çok dehşetli bir asırda yaşadığımızı bir iki örnekle anlattıktan sonra hocama niçin bu şekilde hutbe okuduğunu sordum. Bana derin bir iç çektikten sonra haklı olduğumu ifade ederek şunları söyledi. Biliyor musun ben filanca tarikattenim. Cemaatler ve tarikatlar olmasa şu andaki durumdan çok daha kötü bir duruma düşeriz diye beni teyit etti.
Evet, insanlar cemaat ortamlarına girince kendi gibi düşünen, maneviyata önem veren çok insanla muhatap olmaktadır. Bu insanların güzel ahlak ve faziletli hallerinden feyiz alarak büyük bir manevi güç alarak elde etmektedirler. Her taraftan koşup gelen günahlara karşı mücadelede bu sayede karşı durabilmektedir. Her gün beş vakit kılmakla yükümlü olduğumuz namazımızdaki istikrarı ancak bu şekilde sağlayabilmektedirler.
Haftanın belirli günlerinde katıldıkları ders ve sohbet ortamları o insanın manevi gücünü arttırarak adeta bataryalarını şarj etmesine sebep olmaktadır. Aksi takdirde günahlara karşı direnç gösterecek enerjiyi bulamamaktadır.
İnsanlar ne kadar dindar ve bilgili olsa dahi kendi çocuğuna dini eğitim vermekte zorlanmaktadır. “Mum dibine ışık vermez” atasözünde olduğu gibi çok değerli insanlar bazen çocuklarına verecekleri dini eğitimde aksülamelle karşılaşabilmektedir. Halbuki cemaatlerin sağladığı ortamlar ve başka çocuklarla beraber aldıkları eğitimi alması daha tesirli olmaktadır. Asr-ı saadet zamanından beri yani 1400 yıldır bu manevi eğitim vazifesini cemaatler ve tarikatler yapmakta ve bu Anadolu insanının Müslüman olmasını sağlamaktadır.
Akla bir başka soru gelebilir. Neden farklı farklı cemaatler, tarikatler var? Bir tane İslam olduğuna göre bir tane cemaat olsa olmaz mı?
Peygamberimiz (asm) bir hadisinde mealen," ümmetimin muhalefetinde yani ayrı ayrı olmasında rahmet vardır" demektedir. Çünkü her insanın fıtratı, yaşam tarzı farklıdır. Kimi ilmi meselelerle uğraşmaktan etkilenir, kimi oturup zikir çekmekle manevi duyguları yoğunlaşır, kimi kitap okuyarak kendini yetiştirir, kimi okumaktan sıkılır sohbet dinleyerek eksiklerini tamamlar.
İnsanların özellikleri farklı olduğu için onların manevi eğitimlerini ikmal edecek kurumlarında çeşitli olması lazımdır. Bunu ayrımcılık olarak görmek değil bir zenginlik olarak değerlendirmeliyiz. Mesela İstanbul’dan Ankara’ya gitmek için tek bir yol yerine; uçak, tren, otobüs veya otomobil gibi vasıtaların bulunması bir çeşit zenginlik kaynağıdır. Herkes kendisinin maddi durumuna ve hoşlandığı vasıtaya göre seyehat edebilmektedir.
İşte aynı bu yolculuğa benzer şekilde, Risale-i Nur yoluyla gidenler ilmi olarak kendini yetiştirir, Kadiri tarikatında gidenler toplu olarak cehri (sesli) zikir çekerek kemale ilerler, Nakşibendi tarikatı sessiz zikir çekerek yol alır, Süleymancılar Kuran okumayı güzel öğretir, İsmailağa tarikatı sünnetlere bağlılıkları ile güzel örnek olur. Bu saydıklarımız gibi Ehl-i Sünnet Vel Cemaat dairesinde olan birçok grup Allah rızası için hizmet eder. Kim hangisini kendine uygun görürse onu seçer ve o yoldan İslam’ı yaşamaya gayret eder. Gidiş yolları farklı olsa da hepsinin varış noktası birdir.
Peki, Cemaatleri eleştirenler kimlerdir ve ne için bunu yaparlar? Onlar sizin anlattığınız gibi bu meseleyi anlatmıyor, diyenlere şunları söyleyebiliriz:
Hayatında caminin içini görmemiş, İslam’dan bihaber, okey masasından kalkmayan, beş yaşındaki çocukların dahi tuttuğu orucu tutmayan, Allah'ın emrettiği her şeyden uzak durup Allah'ın yasakladığı her şeyi pervasızca ve utanmadan yapan bir kısım insanlar, bu soruları sormaktadırlar. Zira yaşlandıkça ölüm yaklaştıkça içlerini bir korku kaplar. Vicdanları titremeye, rahatları bozulmaya, endişeleri depreşmeye başlıyor.
Geçmişine baktıkları zaman Allah rızası için hiçbir şey yapmamış. Ama haram olan o kadar çok şeye bulaşmış ki kendisini umutsuz hissediyor. Halbuki, tövbe etse kurtulacak ama ümidini kaybetmiş insanlar kendi fena hallerini herkese yaymak istemektedirler. Onların bu hallerine elbette acımak gerekir.
Rabbimizin merhametine sığınmaktan aciz bu insanlara bağırıp hakaret etmektense kavli leyyinle yani yumuşak bir üslup ile hak ve hakikatleri anlatmamız gerekiyor. La taknetü ayetini sık sık hatırlatmamız gereklidir. Malumunuz Zümer Suresi 53. ayette mealen; “De ki: “ey nefisleri aleyhine (günah işlemekle ömürlerini) isrâf eden kullarım! (günahlara bulaştık diye) Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin! Şübhesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu, Gafûr (çok bağışlayan), Rahîm (kullarına çok merhamet eden) ancak O’dur.
Bu ayeti de bilmeyenler çoğu zaman içindeki vicdan azabını susturmak için dünyadaki bütün Müslümanları kötülemeye başlar. Şunun şu kusuru var bunun şöyle fenalığı var, diyerek kendini temize çıkarmaya çalışır. Adeta "benim ibadetlerim yok, çok da günahım var ama diğer Müslümanların da falan kusuru var" diyerek kendi vicdanını rahatlatmaya çalışır.
Elbette bu tür kişiler kendine bir de rehber ve dayanak da bulmaya çalışırlar. Ne yazık ki Yaşar Nuri Öztürk gibi deist bir İlahiyat profesörüne veya başka zındıklara rast gelmeleri zor değildir. Kendisini İslam düşmanlığına adamış şarlatanları, ya da onun gibi selefi denen sünnet düşmanlarını, Şia işbirlikçilerini ve İran ajanları gibi ehl-i sünnet düşmanlarını bulup onların ağzı ile konuşmaya başlarlar.
Bu zavallıların en çok kullandıkları sözlerden bir tanesi "Kuran varken başka kitaplara ne gerek var" sözüdür. Hatta öyle ileri giderler ki 1400 yıllık İslam tarihindeki en büyük alimleri, evliyaları, mezhep imamlarını dahi karalamaya kalkarlar. Tüm dünyanın takdir ettiği Mevlana hazretlerine bile iftira atarlar hızlarını alamaz Peygamberimize dahi dil uzatmaya kalkışırlar.
Kurandan başka kitap okumayın derler ama her birinin basılmış satışa sunulmuş birçok kitabı vardır. Bu durum dahi kendilerinin ne derece sakil ve gülünç duruma düştüklerinin delilidir. Böyle insanları gördükçe lanet okuma yerine “Allah ıslah etsin” diyerek. Çünkü ahiret çok yakındır. Zaman çok hızlı akıyor. Allah'ın hiç bir emrini yerine getirmeyip tüm işi gücü Müslümanlara hakaret ederek zulmedenler zalimliklerinin karşılığını çok ağır bir şekilde görecekler. Bunlara acımamak elde mi?
O halde sizde bir kişinin dahi imanını kurtarmak için gayret edin. Sakın hakaret edip perdeyi yırtmayın. Umulur ki ıslah olup İslam’ın güzel ahlakı ile şereflenir ve sonsuz bir cehennem azabından kurtulmuş olurlar, vesselam…
Vehbi Kara
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)