Ayasofya’nın ibadete açılması sanki üzerimizdeki manevi zincirleri kırdı. İslam devletleri ve ordularımız bir çok yerde zafer üstüne zafer kazanmaya başladı. Bunlardan sadece bir tanesi Azerbaycan’ın Karabağ’daki zaferidir.
Bunun arkasından nice zafer İslam’ın parıldadığı güzel hikayeleri okuyacağız. Zira Rus ve Komünist baskısı sona ermiş özellikle İslam’ın Kafkasya toprakları üzerindeki karabulutlar dağılmaya başlamıştır. Allah’ın izni ile İslam’ın bahadır oğlu olan Türkler ve Kafkas halkları Avrupa ve Asya’ya yeniden hâkim olacaktır.
Bu müjdeli olayı sadece kılıç zoru ile elde etmedik. Silahlarımızın özellikle de Silahlı İnsansız Hava Araçlarının (SİHA) teknik alandaki üstünlükleri bütün dünyaya İslam’ın yeniden hakim olacağı müjdesini vermiştir.
İnşallah, Ermeniler ateşkes anlaşmasında verdikleri sözlere sadık kalarak yeni bir çatışma peşine düşmezler. Zira bundan en büyük zararı kendileri göreceklerdir. Eğer barışı kabul ederler ise hem Rus ve Batı boyunduruğundan kurtulacak hem de ekonomik olarak rahata kavuşacaklardır.
Çünkü yapılan ateşkes; bir “kazan-kazan” anlaşmasıdır. Ermenistan, Azerbaycan topraklarından çekilmek sureti ile sınırların açılması için öncelikli olan ilk adımı atmış oldu. Şu anda Karabağ’a ulaşım için açılan koridoru aynı şekilde Nahçıvan ile Azerbaycan arasında açmak zorundadır. Eğer anlaşmaya sadık kalarak bunu yapar ise Türkiye ile Ermenistan arasındaki buzlar eriyecek sınırlar açılacaktır. Hatta Karabağ’daki Ermeni asıllı insanlar, Azerbaycan vatandaşı olduğu için vizesiz olarak Türkiye’ye girip çıkabileceklerdir.
İşte Rusya’nın öncülüğünde imzalanan Ateşkes anlaşmasını bir de bu açıdan bakmak ve olayları bu şekilde okumak gereklidir. Bu sayede Sovyetler Birliği zamanından kalma komünist zorbalık ve İslam düşmanlığı da tarihe karışacaktır.
Komünistler sadece Kafkasya’da değil Avrupa, Asya ve özellikle de Türk coğrafyasında İslam’ın ortadan kaldırılması için çok çaba sarf etmişlerdir. Öyle ki bugün Müslüman toplulukların davranış kalıpları değişmiş alkollü içki içmek sıradan bir hale gelmiştir. Türkiye’nin öncülüğünde yapılacak güzel girişimler, Rusya ve Asya Müslümanlarının gelişip güçlenmesine sebep olacaktır.
Bu vesile ile Rusya ile ilgili birkaç hatıramı ve bazı gelişmeleri yazmak istiyorum:
Gemilerde çalışırken Rusya’da yaşamış Kafkas asıllı bir Çarkçıbaşımız vardı. Birkaç defa aynı soruyu sormuştu: “Bismillah ne demektir?”
Çünkü şunu görmüştü; Dini inançları ne kadar zayıf olsa bile bütün Türk denizcileri daima “Bismillah” diyerek demir atıp demir alıyordu. Bu durum; anneciğinin ona Sovyetlerin Rus mekteplerine gönderirken kulağına küpe olsun diye söylediği bir sözünü hatırlatıyordu. Annesi demişti ki: “Yatmadan önce muhakkak üç defa bismillah de…”
Çarkçıbaşımız da annesinin sözünü tutmuştu. Fakat Sovyetler Birliğinin eğitim sistemi komünist müfredatla olduğu için “dinsizlik” üzerine kurulmuştu. Allah’a imanın, yaşamda yeri yoktu. Bu nedenle kendisi her ne kadar Allah’a inandığını söylese de İslam dini hakkında almış olduğu eğitimden dolayı çok olumsuz düşüncelere sahipti.
Bismillah’ın manasının “Allah’ın ismi ile başlamak” olduğunu söyledikten sonra uzun uzun dini sohbetlerde bulunuyorduk. Zira Rusya’daki Müslümanlar ile ilgilenmek benim öncelikli ilgi alanımdan birisini oluşturmaktadır.
Bu konuda oldukça çok kitap okuyup belgesel izledim. Gittiğim Rus limanlarında İslamiyet’in durumu ile ilgili bir çok kişi ile konuştum. Bu yazıda da bir kısmını paylaşmak gerekiyor.
Özellikle Sovyet rejimi çöktükten sonra Rus halkı arasında intihar olayları çok yüksek seviyelere yükselmişti. Öyle ki 1990-2010 yılı arasında 800 bin Rusya vatandaşı intihar ederek hayatını kaybetmişti. Dünyada kişi başına intihar olayı en yüksek ülke Litvanya ve sonrasında da Rusya yer alıyordu.
Bu durum Rus yöneticileri rahatsız etmiş ve dindar insanlar üzerindeki baskının hafifletilmesinin yararlı olacağı düşüncesini getirmişti. Sonrasında komünizm esaretinden kurtulan Müslümanlar, yaşadıkları her yerde cami inşa ederek inançlarının gereklerini yerine getirmeye başladılar.
Bu arada bazı Rus aydınlarının sonradan Müslüman olduğunu ve İslam hakkındaki son derece olumlu düşüncelerine kamuoyunda yer verildiğine şahit olmuştuk. İşte bunlardan sadece bir tanesi olan Viaçeslav Polosin’in hayatı çok dikkat çekicidir. Zira daha sonra Ali ismini alan Polosin, konum itibarı ile Rusya’nın çok önemli bir yöneticisi olup o tarihlerde Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanı ne ise aynı görevi yürüten kişi idi.
Moskova Devlet Üniversitesi Felsefe Fakültesi, Zagorsk Dini Mektebi ve Dışişleri Bakanlığı Diplomatik Akademisi mezunu olan Polosin, Rusya Ortodoks Patrikliğinin Kamu Dernekleri ve Dini Örgütleri İlişkiler Komitesi Başkanlığı, Yüksek Sovyet Vicdan Özgürlüğü Komitesi Başkanlığı, Rusya Temsilciler Meclisi yani DUMA Milletvekili ve Başpiskopos görevleri vardı. Fakat Polosin’i nedense Türkiye’de hala kimse tanımaz.
Polosin, İslam’ı seçmesi sonrası kaleme aldığı "Allah’a Uzanan Gerçek Yol" adlı eserinde Rusya’nın ve bütün Avrasya’nın geçmiş ve geleceğini “İslami bakış açısıyla birleşme” yani “ittihat” kavramı ile izah ediyordu.
Kamuoyuna açıkça Müslüman olduğunu deklere eden Polosin: "Kamuoyu huzurunda şahitlik ederim ki; ben kitabî dinlerin Hazreti İbrahim'den başlamak üzere tüm peygamberlerinin yüce geleneği olan hakiki imanın takipçisi olarak, tek doğru dine şahitlik ettim. Artık Ortodoks Kilisesi'nin ne papazı ne de müridiyim. Sosyal hayatımı da inançlarım doğrultusunda şekillendirmeye karar verdim” demişti.
Kendisi; 1983–85’li yıllarda Orta Asya’ya dinî hizmet amacıyla gönderilmiş ve ilk defa orada Müslümanlarla ve İslam’la tanışmıştı. 1991 yılında Pravoslav hizmetinden ve kilisedeki vazifesinden ayrılmıştı. Kilise ayinlerine yönelik inancını oluşturacak açıklamalar arayıp bulmak için, eski Hıristiyan kaynakları, kilise, ibadet ve Dinler tarihini derinden öğrenmeye koyulmuştu. Din ve öncelikle kaynaklarını derinlemesine öğrendikten sonra Roma-Bizans ibadetlerinin doğruluğuna yönelik çok ciddi şüpheleri oluşmuştu.
Çünkü Putperestlikten gelme ayinler haddinden fazlaydı. 1995 Tarihinde kesin olarak anlamıştı ki; bundan sonra -hatta kilise vazifesi dışında bile- Hıristiyan ibadetlerinde katılamazdı. Zira Sminariya’da öğretilen, tanrının oğlu-insan öğretisi hala basit ve makul olan “tevhid” ilkesini anlamasına engel oluyordu.
O sırada hakikî İslam inancını bilmiyordu. Kuran’ın Kraçkovski tarafından tercümesi ise İlahi Kitabın anlaşılmasında kendisine akıcılık kazandırmıştı. O zaman İman Valriya Porohovanın tercümesinden mukaddes Kuran’ı okuma fırsatını bulmuştu.
Bu sayede Kuran’ın tefsiriyle, İsa Peygamber (asm) hakkındaki açıklamalarıyla ve İslam ilmihaliyle tanışmış oldu. İslam’ı kabul etme hususunda hiç bir şek-şüphesi kalmamıştı. Kudretli ve Merhametli olan Allah imanını güçlendirmiş sabit kılmış ve kendi hayat arkadaşı ile birlikte hak yol olan “tevhide” döndüğünü ilan etmesine sebep olmuştu.
Her insan Dünya’ya geldiğinde Allah’ın kulu ve İslamiyet fıtratı ile doğar. Ancak terbiye sonrası Yahudi, Hıristiyan, ya da putperest olmaktadır. Kendisi ise İslam’a, hak yoluna özgür iradesi ile katıldığını söyleyerek bu düşünceyi tersine çeviriyordu.
Müslüman olduğunu açıkladıktan sonra başına gelebilecek tehlikeler hakkında ne düşündüğü sorulduğunda Polosin şöyle demişti: "Hepimiz faniyiz, eninde sonunda bu dünyadan ayrılacağız. İnsanoğlunun vehimlerine itaat etmektense, hakikate teslim olmuş olarak gitmek daha iyidir!"
Polosin, halen "İslâm Hakkında Bütün Bilgiler" isimli günlük gazetenin editörlüğünü yürütmektedir. "Monoteist (Tek Tanrılı) Felsefeye Giriş" kitabı, Mukayeseli Dinler Tarihi dersi için yardımcı ders kitabı olarak kabul edilmiştir.
Şu anda öncelikli olarak Müslümanların, Rus Ortodoks Kilisesi tarafından engellenmemesi için çaba sarf etmektedir. İçki ve uyuşturucu ile mücadele konusunda ortak çalışmalar yürütmesinin yanı sıra, aile değerlerini koruma hususunda da müşterek bir projeler hazırlamaktadır.
Suriye’de Rus uçağının düşürülmesinden sonra artan Türkiye düşmanlığı, kendisini zorlamış olsa da şimdilerde yeniden kurulan iyi ilişkiler sayesinde bir parça rahatlamış durumdadır. Fakat kendisini hala ciddi manada tanımıyor maalesef tanımak dahi istemiyoruz.
Hâlbuki İslam dini Rusya’da ve Avrupa’da hızla yayılmaktadır. İnşa edilen camiler yetmemekte yenilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu gelişmelerden çok ilginç olan bir tanesine Rusya Müslümanlarını ilgilendirdiği için bu makale içinde yer vermeye çalışayım.
Anton Pech, Rus asıllı bir Alman’dır. Hamburg da eşi ve bir oğluyla birlikte yaşamını sürdürürken günün birinde Hazreti İbrahim’in Hayatını ve Bediüzzaman’ın Risale-i Nur eserlerini okuma fırsatı bulur. Çok etkilenir Hatta Müslüman olmaya karar verir. Adını İbrahim olarak oğlunun ismini de İsmail olarak değiştirir. Eşine de İslam’ı teklif eder fakat karşılığını göremez. Bu arada ilk olarak Almanca tercümesini okuduğu Risale i Nur eserlerinin aslı olan Türkçeyi öğrenmeye çalışır. Zira orijinal metninden öğrenmenin çok daha esaslı olacağını fark etmiştir.
İbrahim Pech, hemen Türkçe ve Osmanlıca öğrenir. O günden sonra Kuran tesfirlerini hep aslından okumaya ve günlük hayatta da bu dili kullanmaya özen gösterir. Fakat bir sorunu vardır. Komünist rejimde dinsiz bir ömür süren 60 yaşlarındaki annesinin ölmeden önce muhakkak Müslüman olmasını istemektedir. Annesi ise bunu istememektedir. Zira isim takıntısı vardır. Fakat İbrahim, davasından vazgeçmeden annesine İslam’ı anlatmaya devam eder.
Sonunda annesi İslam’ı bir şartla kabul edeceğini söyler. Şartı ilginçtir. O da oğlu ve torunu gibi adını değiştirmek istemiyor olmasıdır. Oğlu bu duruma çok sevinir, bunun şart olmadığını söyler ve sonrasında annesi; Nuna adıyla birlikte artık Müslüman olmuştur.
Annesine Risale-i Nur eserlerinin Rusça tercümelerini veren İbrahim; zaman zaman da ona okur ve izah etmeye çalışır. Ayrıca ilmihal ve Kuran öğreterek namaz tesbihatına alıştırır.
İhtida etmiş yani Müslüman olmuş birçok insan gibi İbrahim de Türkiye’ye ve Peygamberler Şehri Urfa'ya gelir. Burada ismini aldığı Hazreti İbrahim’in diyarını görmek ister. Rehber, Halil İbrahim Aleyhisselemın dergâhını gezdirirken annesiyle birlikte sığındığı mağaraya geldiklerinde şunu söyler: "İşte burası da annesiyle sığındığı mağara olup annesinin adı Nuna’dır".
İbrahim, kulaklarına inanamaz. Sevinç gözyaşlarıyla annesini arar. İsminde ısrar eden yaşlı kadının şaşkınlığı ve sevinci o kadar büyük olur ki, şükür secdelerinden başını alamaz.
Nuna Teyze’yi Rus aksanı ile Kuran okurken dinleme fırsatım oldu. Her gün yeni bir sure ezberlemeye ve İslamı yaşamaya çalışmaktadır. Günlük dualara ve Kur'an hatimine dâhil olmuştur. Namazlarını daima evvel vaktinde kılmakta ve tesbihatını asla aksatmamaktadır.
Allah bütün Rus Müslümanlarından ve emsallerinden razı olsun ve sayılarını arttırsın. Bizlere de iman ile yaşayıp ölmeyi nasip etsin, vesselam…
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)