Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini geliştirmeye yönelik çalışmaları dünya enerji politikalarını önemli ölçüde etkileyecektir. Bu konuda üst üste gerçekleştirilen anlaşmalar ve yapılacak toplantılar sadece enerji konusunda değil siyasi dengeleri de oldukça etkileyecek bir noktaya gelmiştir.
En son gelişmelerden bir tanesi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 23. Dünya Enerji Kongresi çerçevesinde gerçekleştirdiği İstanbul ziyareti sırasında imzalanan Türk Akımı doğalgaz boru hattı anlaşmasıydı. Bu anlaşma Mecliste onaylandı ve Başbakan Yıldırım’ın Rusya ziyareti öncesinde Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı. Putin, Türkiye’ye minnettarlığını bildirdi ve şimdi Rus Parlamentosu Duma’nın onayını bekliyor.
Türk-Rus ilişkilerindeki normalleşme süreci enerji alanındaki ilk neticesini verdi. Başta turizm olmak üzere birçok alanda olumlu gelişmeler de bekleniyor. Enerji hatlarının uzun vadeli projeler olmaları ve ülkeler arasında karşılıklı bağımlılık oluşturabilecek mahiyet taşımaları ve hatta güvenlik ve dış politika alanındaki ilişkilere de yön verebilecek itici güç görevi görmeleri, sadece ekonomik getirileri olan projeler şeklinde değerlendirilmelerinin ötesinde stratejik çerçevede yorumlanmalarını da gerekli kılmaktadır.
Almanya’nın son dönemde Türkiye ile olan ilişkilerde kriz meydana getirme gayretlerini bir de enerji konusunda yaşanan gelişmeleri dikkate alarak değerlendirmek gerekiyor. Meclis Başkan Vekili Bahçekapılı’ya karşı Alman polisinin yaptığı kötü muameleyi bu açıdan değerlendirmekte fayda vardır.
TANAP projesi ile birlikte düşünüldüğünde Türkiye’yi önemli bir enerji merkezi haline getirecek doğalgaz projeleri orta ve uzun vadede uluslararası ilişkileri çok büyük bir boyutta etkileyecektir. 1997 yılında “Petrole dayalı Stratejiler ve Uluslararası İlişkilerde3 Petrolün Rolü” başlıklı yüksek lisans tezi hazırlamıştım. Şimdi ise bu teze benzer olarak petrol yerine doğalgaz konusunu işlemek gerekiyor. Zira alternatif olarak geliştirilmeye çalışılan diğer enerji türleri ile açık ara fiyat farkı var ve en azından 20-30 sene daha doğalgazın rekabet üstünlüğü sürecektir. Kömür ve petrole oranla çok temiz bir enerji kaynağı olan doğalgaza yakın vadede hiçbir rakip görünmüyor. Bu nedenle doğalgaz konusu her geçen gün daha çok önem kazanmaktadır.
Türk Akımı projesi inşaatı devam eden TANAP’a göre çok daha büyük bir miktarı kapsamaktadır. Bu projenin ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve kısmi de olsa küresel enerji dengelere etkisi büyük olacaktır. Türk Akımı’nın Ankara-Moskova-Berlin hattındaki karar alıcılar haricinde başka birçok aktörün gündeminde olduğunu unutmamak gerekir.
Türkiye ile AB’nin enerji arz güvenliğini ve enerji tedarik yollarını doğrudan ilgilendirmesinin yanı sıra Türk Akımı’nın, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e enerji havzalarındaki yeni güzergâh arayışlarında Türkiye ve Rusya’ya kazandıracağı muhtemel avantajlar söz konusudur. Bölgedeki çıkar mücadelesini yeni boyutlara taşıyacağından şüphe duymamak gerekir. Almanya’nın bu konuda niçin çok duyarlı olduğunu anlamak için konunun uzmanı olmak gerekmemektedir.
Türk Akımı Projenin arka planına bakacak olursak şu hususları görebiliriz. İlk defa Putin’in Aralık 2014’teki Ankara ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la beraber dünya kamuoyuna duyurdukları Türk Akımı teklifi, büyük ölçüde Avrupa Komisyonu’nun inşasına izin vermediği Güney Akım hattının yerine geçecek bir proje olarak tasarlanmıştı. AB’nin 2009 yılında kabul ettiği Üçüncü Enerji Paketi’ndeki kurallar bu anlamda Rus gazının Ukrayna üzerinden transitini azaltacak hatta sonlandıracak şekilde planlanmıştı.
Yeni doğalgaz rotalarının Avrupa pazarına erişiminde kısıtlamalar getirilmişti. Üçüncü Enerji Paketi’ndeki gazı satan ile boru hattı sahibinin ve dolayısıyla gazı taşıyanın aynı şirket olmasını yasaklayan ve böylelikle siyasi krizlerde enerjinin bir dış politika silahı olarak kullanılma riskini minimize etmeyi amaçlayan kurallarla AB, büyük ölçüde Rusya’yla enerji alanındaki ilişkilerini karşılıklı bağımlılık üzerine oturtmaya çalışmıştı.
Moskova’nın henüz 2008 yılında, Üçüncü Enerji Paketi kabul edilmezden önce, hattın üzerinden geçeceği Bulgaristan, Sırbistan vs. birçok ülkeyle hükümetler arası anlaşmaları imzalamasına rağmen Güney Akım’ın iptalindeki temel gerekçeyi Üçüncü Enerji Paketi’nde bahsi geçen bu kural oluşturmuştu.
2014 yılında ilan edilen Bulgaristan’dan Türkiye’ye kayan Türk Akımı projesi, güzergâh değişimiyle beraber, Moskova ile Berlin arasındaki müzakereleri etkilemiştir. Diğer yandan doğalgazın Türkiye-Yunanistan sınırında kurulacak bir merkez üzerinden Avrupa ülkelerine satışının öngörülmesiyle Avrupa, daha uzun bir süre Rus gazının müşterisi olacaktı.
AB ülkeleri projenin gerçekleştirilmesi noktasında gerek yeni altyapı inşasında gerekse de enerji tedarik yollarının çeşitlendirilmesi bağlamında sorumluluk almaya iten bu hamle ile Türkiye ve Rusya belirleyici pozisyon almıştı.
AB’nin enerji ithalatında kaynak ülke çeşitlenmesinden ziyade güzergâh yelpazesini genişletmeyi öngören Türk Akımı, Rusya için ise Avrupa gaz piyasasındaki mevcut konumunu uzun vadede koruma ve güçlendirme anlamına gelmektedir. Ukrayna üzerinden sevk edilen Rus gazının önemli bir kısmının Türk Akımı’na yönlendirilmesiyle Moskova, gelir artışından ziyade Avrupa enerji piyasasındaki belirleyici pozisyonunu muhafaza etmeyi amaçlamaktadır. Özellikle şu sıralarda transatlantik gaz ticaretinin de başlamasıyla beraber ABD’den sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) seçeneğinin de devreye girmesi bölgesel enerji denkleminde Rusya’nın daha etkili politikalar üretmesini zorunlu kılmaktadır.
Buradaki dikkate alınması gereken temel husus, Türk Akımı ile Avrupa ülkelerine satılacak gazın doğrudan AB sınırlarında teslimatının yapılacak olmasıdır. Bu durum, Üçüncü Enerji Paketi’nden kaynaklanan riskleri Rusya açısından minimize etmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda bu proje Rus doğalgaz devi Gazprom’un, gaz son müşteriye ulaştırılana kadar hem gazın satıcısı hem de taşıyıcısı olma şeklinde ifade edilebilecek geleneksel politikasından vazgeçme anlamına gelmektedir. Türk Akımı teklifi; AB’nin de projeye Güney Akım’daki gibi sert bir direnç göstermesinin önüne geçebileceğini düşündürmektedir.
Türk Akımı’nda temel parametreler şu şekildedir. Taşınması planlanan gaz miktarında yaşanan değişiklik; Rusya’nın AB’yle yeni gaz müzakerelerine daha gerçekçi bir düzlemde bakmaya başladığının göstergesidir. İlk ileri sürüldüğünde Türk Akımı’ndan Güney Akım’daki gibi yıllık 63 milyar metreküp gaz taşınması ve her birinden 15,75 milyar metreküp gaz sevkiyatı olacak şekilde projenin 4 hattan oluşması ve 1 hat üzerinden doğrudan Türkiye’ye diğer 3 hattan da Avrupa piyasasına gaz aktarımı teklif edilmişti. Ancak sonrasında özellikle 2015 yılı içerisinde Gazprom’un Baltık Denizi üzerinden Almanya’ya inşa etmeyi tasarladığı ve yine Avrupa piyasasını hedef aldığı yeni doğalgaz boru hattı projesi Kuzey Akım-2’de mesafe kat etmesiyle Türk Akımı’nın taşıyacağı gaz miktarı ve boru hattı sayısı yarıya indirildi.
Her ne kadar AB ile Rusya arasında henüz somut bir anlaşmaya varılamasa da Kuzey Akım-2’den taşınacak gaz miktarının 55 milyar metreküp olarak öngörülmesi Rusya’nın Türk Akımı’ndan AB’ye teklif edeceği gaz miktarı opsiyonunu gözden geçirmesine neden olmuştur. Rusya halihazırda Ukrayna’ya sattığı yıllık 6-7 milyar metreküp gaz haricinde Ukrayna üzerinden Türkiye de dahil olmak üzere Avrupa ülkelerine toplamda 60-65 milyar metreküp civarında gaz ihraç etmektedir.
Önceki yıllarda faaliyete geçen Kuzey Akım-1 doğalgaz boru hattının yanı sıra Rusya için Güney Akım, Türk Akımı ve Kuzey Akım-2 projelerinin hepsinin asıl çıkış nedeni artık iyice ortaya çıkmıştır. Ukrayna üzerinden Avrupa piyasalarına gerçekleştirilen transit gaz sevkiyat riskinin minimize edilmesi amaçlanmaktadır.
Moskova’nın yeni hedefinde yer alan 31,5 milyar metreküp hacimli 2 hatlı Türk Akımı ve gerçekleşirse Kuzey Akım-2 ile birlikte doğalgaz üzerinde söz sahibi olacağı rahatlıkla söylenebilir. Kaldı ki yine 55 milyar metreküp hacimli Kuzey Akım-1 hattı da tam kapasite çalıştığı takdirde Avrupa’nın azalan doğalgaz üretimine karşılık durağana yakın seyreden tüketim oranlarında Rusya’ya daha fazla alan açılacağı bir gerçektir.
Eurostat verilerine göre hâlihazırda AB’nin gaz ithalatında yüzde 40’lık bir orana sahip olan Rusya, Birlik üyelerine sattığı gazın yüzde 39’unu Ukrayna, yüzde 31’ini Kuzey Akım-1, yüzde 29’unu da Belarus üzerinden ihraç ediyor. Türk Akımı ve Kuzey Akım-2 projelerinin gerçekleştirilmesiyle ise Rusya bir yandan sıklıkla siyasi krizler yaşadığı Ukrayna’yı bypass etme imkânına kavuşacaktır. Diğer yandan Rusya yeni transit ülkeler vasıtası ile Avrupa pazarına doğrudan erişim olanaklarını artırmış olacaktır.
Türkiye açısından projenin anlamı büyüktür. İki hatta indirilen Türk Akımı projesinde Türkiye’nin kısa vadede enerji arz güvenliğini perçinleme ve gaz fiyatlarında indirim gibi somut bazı kazanımlarının olduğu bir gerçektir. Bununla birlikte ileride bölgede şekillenebilecek enerji haritasında Ankara’nın daha fazla söz sahibi olabilmesi için Moskova’yla müzakerelerini belli bir çerçevede yürütmesi ve bölgesel enerji merkezi olma hedefinin önündeki riskleri minimize edici bir strateji geliştirmesi gereklidir. İşte Başbakan Yıldırım’ın Rusya ziyaretini bu açıdan değerlendirmekte yarar bulunmaktadır.
Kremlin yönetimiyle İstanbul’da gerçekleştirilen müzakerelerde üzerinde mutabakata varılan hususların başında Türkiye’nin Rusya’dan ithal ettiği gazın bir kısmının güzergâhını değiştirerek enerji arz güvenliğini artırması yer almaktadır. Hâlihazırda ithal ettiği toplam gazın yüzde 55’ini (yaklaşık 27 milyar metreküp) Rusya’dan karşılayan Türkiye, bu gazın büyük kısmını Karadeniz altından geçen 16 milyar metreküp taşıma kapasiteli Mavi Akım’dan, geri kalan kısmını ise 14 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip Ukrayna-Moldova-Romanya-Bulgaristan üzerinden Batı Hattı’ndan almaktadır. Yeni proje ile birlikte Rusya'dan alınan gazın fiyatında düşüş beklentisi bulunmaktadır.
Türk Akımı’nın inşası ile Batı Hattı’ndan Türkiye’ye sevk edilen gazın akışı sonlandırılıp, bu hattan alınan aynı miktardaki gaz Türk Akımı’nın ilk hattı üzerinden Türkiye pazarına doğrudan ulaştırılacaktır. Böylelikle Türkiye, Rusya’dan aldığı gazın tamamını doğrudan Rusya’dan ve Karadeniz üzerinden alacak aracı devlet bulunmayacaktır.
Bu durum, transit ülkeler ile Moskova kaynaklı siyasi riskleri minimize etme imkânlarını azaltmamaktadır. Çünkü enerji konusunda Rusya’ya büyük ölçüde bağımlılık söz konusudur. Nükleer enerji konusunda dahi Rusya’nın Akkuyu projesi öne çıkmakta olup bu durum her iki ülkeyi birbirine muhtaç hale getirmektedir.
Türkiye’nin enerji arz güvenliğini olumlu olarak etkileyecek başka projelere ağırlık vermesi kaçınılmaz bir husus olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Mısır ve İsrail ile iyi ilişkiler kurulması gerekli olmuştur. Doğu Akdeniz Doğalgaz Havzalarının Rusya’yla ikili ilişkilerde ciddi bir kriz yaşandığı takdirde söz konusu olacağını unutmamak gereklidir.
Türk Akımı’nın inşası neticesinde transit ücretlerinin ortadan kalkması nedeniyle de Türkiye’nin Rusya’dan aldığı gazın fiyatında orta vadede kısmi bir düşüş yaşanabilecektir. Gaz fiyatlarında indirim konusunda halihazırda Moskova’yla yürütülen müzakerelerin bir sonuca ulaşmasının yanı sıra transit ücretlerinin sona ermesiyle Türkiye’nin enerji giderlerinde önemli bir azalma yaşanması mümkündür.
Ancak şu hususu da vurgulamak gerekir ki gaz fiyatlarının petrol fiyatlarına endekslenmiş olması ve petrol fiyatlarının düşük seyretmesi nedeniyle Gazprom’un birkaç yıl öncesine göre indirim oranlarında özellikle şu sıralarda “cömert” bir tavır sergilemesi kolay görünmemektedir. Ayrıca Batı Hattı’ndan alınan gazın büyük kısmının özel şirketlerce gerçekleştirilmesi ve bu şirketlerin Moskova’yla müzakerelerini zaten farklı platformlarda ve düzeyde yürütmeleri Botaş’ın Gazprom’dan alacağı indirim oranına da yansıyacaktır ki her halükarda indirim müzakerelerinin beklendiği gibi hızlıca çözümlenebileceğini söylemek en azından şu aşamada biraz zordur.
Bölgesel ve küresel yansımalarına bakacak olursak Türk Akımı’nın ikinci hattının inşası ile Türk-Rus ilişkilerinin ötesinde Türkiye’nin değerlendirebildiği takdirde bölgesel enerji merkezi olma hedefiyle örtüşmekte olduğu görülecektir. Moskova’nın Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e enerjide elde etmeye çalıştığı kritik konumla yakından ilintili bir tabloya dikkatlice bakmak gerekiyor. İkinci hattan gelecek gazın Türkiye-Yunanistan sınırından Avrupa piyasasına naklinin, Rus gazının Avrupa’daki belirleyici konumu üzerinde ilk defa Türkiye’ye de alan açıp hem Moskova’yla hem de Berlin’le enerji pazarlıklarında Ankara’nın elini kuvvetlendirici bir alet olacağı açıktır. Bu sayede enerji kozunu yeterince etkin kullanmak mümkündür.
Türk Akımı’nda ikinci hattın kara kısmının işletiminde anlaşmada yer aldığı şekilde Türk-Rus ortak şirketinin eşit paylarda söz sahibi olması kritik önemi haizdir. Bu durum, Üçüncü Enerji Paketi’nin ortaya çıkarabileceği engelleri ortadan kaldırabileceği gibi Türkiye’nin enerji arz güvenliğine de katkı sağlayabilecektir. Bunun yanı sıra Türkiye’nin, Trakya bölgesinde yeni inşa edeceği yeraltı doğalgaz depolama tesislerinin sağlayacağı avantajla Rus gazının “al ya da öde” formülüyle satılması şeklinde değil de depolanması yoluyla re-export hakkını elde etmeye çalışması da yerinde olacaktır.
Rus gazına ilaveten ileriki süreçte bölgeye sevk edilebilecek Azerbaycan, Irak, İsrail, Kıbrıs gazıyla Yunanistan sınırına yakın bir noktada spot alımların ve kısa vadeli gaz anlaşmalarının da yapıldığı bir çeşit enerji borsasının oluşturulması Ankara’nın bölgesel enerji denkleminde daha güçlü bir şekilde masada yer almasını sağlayacaktır. Bu tarz bir stratejinin izlenmesi sonucunda ise Rusya’dan alınan gazın yanı sıra Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’den Avrupa piyasasına geniş bir coğrafyadaki enerji pazarında gaz fiyatlarının belirlenmesinde de Türkiye’nin kritik bir konuma yükseleceği rahatlıkla söylenebilir.
Türkiye’nin bütün bu hedeflerinin gerçekleşmesinin de önemli ölçüde Rusya arasındaki görüşmelere bağlıdır. Gaz vanalarının kontrolünde Ankara’ya kısmi de olsa kaptırılacak bir rolün Moskova’yı rahatsız etmemesi düşünülemez. Bu yüzden Kremlin, Türk Akımı müzakerelerinde gelinen aşama itibariyle öncelikle AB’nin tutumunu netleştirmesini beklemektedir. Ankara’yla anlaşmayı imzalamasına rağmen inşaata hemen değil de 2018’de başlama taahhüdünde bulunması bu noktada düşünmeye değer bir konudur.
AB’nin enerji alım hatlarında Türkiye’ye bağımlı kalmayı istemeyeceği kanaatinde olan Kremlin yönetimi, nihai aşamada Almanya’nın Üçüncü Enerji Paketi tartışmalarında Moskova’yla bir çeşit “orta yol” bulunması konusunda işbirliğine gidebileceği seçeneğini de tamamen ihtimal dışı bırakmış değildir. Böylelikle de aslında bir başka açıdan yine Avrupa gaz pazarına hitap eden, Türkiye’nin Azerbaycan’la gerçekleştirmeye çalıştığı TANAP projesinin de hızının alınması Rusya açısından mümkün hale gelebilecektir. TANAP ve Türk Akımı’nın birbirine yakın pazarları hedeflemeleri bu anlamda Ankara’ya bölgedeki bütün enerji tedarikçileri ve tüketicileriyle hassas bir ilişki biçimi geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır.
Rusya’nın Türk Akımı üzerinden Güneydoğu Avrupa ülkelerine sattığı gazın miktarında da artış yaşanması ihtimali bulunmaktadır. Moskova hâlihazırda Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Bosna Hersek ve Makedonya’ya toplamda yıllık 7,2 milyar metreküp gaz satmaktadır. Bu miktar, bu ülkelere Türk Akımı’nın ikinci hattıyla ihraç edilmesi planlanan 15,75 milyar metreküp gazın yarısından da aza tekabül ediyor. Bu durum ise her halükarda Rusya’nın Türk Akımı’yla bölgedeki İtalya, Avusturya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya gibi ülkelere de gaz tedarikinde artış hedeflediğini göstermektedir.
Sonuç olarak Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya uzanan coğrafyada Avrupa pazarını hedefleyecek şekilde ortaya çıkabilecek yeni boru hatları güzergâhlarına karşı Türk Akımı’yla Rusya’nın bir anlamda kısmi de olsa “ön alma” stratejisi izlediği apaçık görülmektedir. ABD’nin LNG ihracatı ise fiyatının yüksekliği dolayısıyla henüz Rusya’nın Avrupa gaz pazarındaki konumuna tehdit olarak değerlendirilmez. İlerleyen süreçte teknolojik imkânların gelişmesi ve fiyatların düşmesiyle rekabeti kızıştırabilecek başka etkenleri de görebileceğiz.
Moskova’nın bütün bu stratejisinin başarısını ise büyük oranda AB’nin bütüncül enerji politikasını Rusya karşısında ne oranda sürdürebileceği ve özellikle Ortadoğu kaynaklı güvenlik risklerinin ne yöne çevrileceği belirleyecektir. AB’nin geliştireceği politikanın Kuzey Akım-2’de gözlendiği üzere Almanya’nın menfaatlerinden ayrışması veya Roma ile Viyana’dakinden farklılık gösterme olasılığı arttıkça; Moskova’nın sahada elinin güçlendiğini bilmek gerekiyor. Polonya, Slovakya ve Baltık ülkelerinin Rus gazı için mevcut Ukrayna transit güzergâhının korunması noktasında AB içerisinde Rusya’ya karşı gösterdikleri direncin bu anlamda ilerleyen süreçte Birliğin ağırlık merkezinin yer aldığı Berlin üzerinde ne ölçüde tesirli olacağı ciddi bir soru işaretidir.
Bölgesel enerji dengeleri açısından terazinin diğer kefesinde önemli bir risk olarak da yine Ukrayna’nın transit gelirlerinden mahrum kalacak olması sonucunda bu ülke ekonomisinin daha derin bir istikrarsızlıkla karşılaşma tehlikesi bulunmaktadır. Rus gazının Avrupa pazarına sevkiyatından Kiev, yıllık 2 milyar dolar civarında gelir elde ediyor ki bu rakam 80 milyar dolarlık Ukrayna ekonomisi için oldukça yüksektir.
Kiev’in Moskova’dan aldığı transit gelirlerinin kesilmesi bu anlamda Brüksel’in pek de arzu etmediği bir durumdur. Ancak her halükarda bu meselenin çözümü Kiev-Moskova ilişkilerinin yanı sıra Rusya ile AB arasındaki pazarlıklarla şekillenecektir. Önümüzdeki dönemde Türk Akımı ve Kuzey Akım-2 müzakerelerinde Brüksel’le bir anlaşmaya varılamadığı takdirde Moskova’nın 2019 sonunda biten Ukrayna transit sevkiyatının bu tarih sonrasında da devamı noktasında Kiev’le yeniden masaya oturabileceği gerçeği tamamen yabana atılmamalıdır.
Ankara-Moskova hattındaki ilişkilerde normalleşme sürecinin önemli bir sonucu olarak Türk Akımı projesinde atılan son imzalarla hem Türkiye hem de başka birçok aktör için bölgesel enerji denkleminde kritik ve yeni bir aşamaya geçilmiştir. Her aktör gibi Türkiye için de mühim avantajlarıyla beraber riskleri de içerisinde barındıran bu sürecin oyun kurucuları arasında yer alabilmek ise Rusya’yla ikili münasebetlerde sürdürülen hassas diyaloğun bölgesel enerji merkezi olma hedefleriyle uyumlulaştırılmasına bağlı durmaktadır. Enerjinin ülkeler arasında uzun vadeli karşılıklı stratejik bağımlılık ilişkisi de doğurabileceğini de unutmamak gerekiyor.
Bölgesel ve küresel ittifaklar ile dostların sayısı arttırılmalı düşmanların sayısı ise azaltılmalıdır. Bu gelişmeler sonrasında müjde vermek açısından Türkiye’nin içerisinde bulunduğu geniş coğrafyada söylenebilecek en güzel sözlerden bir tanesi Bediüzzaman’a aittir. Der ki; “şu istikbal inkılabatı içinde en gür sedâ İslam’ın sedâsı olacaktır”, vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)