Türk Silahlı Kuvvetleri halen 12 ülkede ülkemiz menfaatleri için görev yapmaktadır. Şimdi Meclisten geçen teskere kararı ile Libya’da da vatanımız için gitmektedir. Eğer Doğu Akdeniz’deki mavi vatanı elimizde tutmak istiyor isek Libya’da münhasır ekonomik bölge anlaşması imzaladığımız Ulusal Mutabakat Hükümetine (UMH) yardım etmek zorunda kalmış bulunuyoruz.
Elbette askerimizin ayağına taş değsin istemeyiz. Lakin silahlı kuvvetler gerektiğinde canını vatan için seve seve feda edecek soylu bir meslektir. Ülkemiz için savaşırken hayatını veren askerler şehitlik mertebesine yükselir ki böyle bir vatan evladı insanlığın en yüksek makamlarından birine yükselmiş olacaktır.
Osmanlı devletinin duraklama ve gerileme devrinde yeniçeriler sık sık kazan kaldırır “askeri seferleri istemezük” diyerek isyan ederlerdi. İstanbul’da “keyif ve zevkü safa içinde yaşamak varken nereden çıktı bu sefer” diyerek koca Osmanlıyı perişan etmişlerdir.
Cumhuriyet döneminde de darbeci askerler her 8-10 yıl arasında isyan ederek halkın seçtiği yöneticileri alaşağı edip liderlerini Cumhurbaşkanlığı makamına getirmeyi alışkanlık edinmişlerdir. Öyle ki işi garantiye almak için zırhlı birlikleri İstanbul ve Ankara gibi şehir merkezlerine konuşlandırarak tereyağından kıl çeker gibi darbe yapmaktan bir türlü vazgeçmemişlerdir.
Darbeciler en sonunda 15 Temmuz 2016 tarihinde halkımızdan öyle bir tokat yemişlerdir ki bir daha darbe yapmaya ve halkın seçtiği yöneticilere isyan etmeye mecalleri kalmamıştır. Lakin bu uğurda 250 şehit ve binlerce yaralı vererek ağır bir zayiata neden olmuşlardır.
Şimdi ay yıldızlı bayrağımızı başka bir ay yıldızlı bayrağı olan Libya’da dalgalandıracaklar. UMH birliklerine destek olarak isyancı General Hafter birliklerine dünyayı dar etmek için yola çıkmaya hazırlanıyorlar.
CHP’nin başını çektiği muhalefet partileri ise buna karşı çıkıyor. Sanki ordumuz yerine diplomat ve belediye temizlik işçilerimizi göndermemiz gerektiği anlamına gelen sözler sarf ederek asker göndermemizi istemiyorlar. Bu dangalaklara şu hususu hatırlatmak gerekiyor:
“Asker vatan uğruna gerektiğinde ölmek dahi olsa mücadele etmek için vardır” Yıllarca verilen eğitim işte bugün içindir. Orduyu elli yıl beslersin fakat günü gelince o gün ucunda ölüm olsa bile savaşması icap eder.. Buna Meclisimiz karar vermektedir. Hiçbir Müslüman Türk askeri, ucunda gazilik veya şehitlik olan bir görevden asla kaçmaz.
Fakat Ermeni, Rum ve Yahudi dönmeleri böyle görevlerden hoşlanmazlar. Onlar üniformayı giyip balolarda içki içip dans etmeyi isterler. Ordumuzun her an harbe hazır olması gerektiğini bildikleri halde kırk dereden su getirmek gibi ucuz bahanelerle askeri harekatlara karşı çıkarlar. İsyancı Yeniçeri askerlerine yakışan fakat asla Müslüman Türk askerine yakışmayan bu çirkin davranışı yapanlara ne kadar hakaret edilse azdır.
Kahraman silahlı kuvvetlerimize Cenabı Allah’tan muvaffakiyetler diliyor burnu bile kanamadan vatana dönmeleri için dua ediyoruz. Bu vesile ile sık sık sorulan Libya’da ne arıyoruz? Sorusuna cevap vermeye çalışalım…
Öncelikle Libya'daki çatışmaların iç savaş olarak görülmesi ve Hafter karşıtı UMH ‘nin radikal İslamcı olarak nitelenmesinin doğru olmadığından başlamak gerekiyor. Libya’nın son 10 yıllık tarihine bakar isek doğru cevapları bulabiliriz.
2011 Yılında Kaddafi’nin öldürülmesinden sonra ortaya çıkan karışıklıklar 2015 yılının Aralık ayında BM öncülüğünde yapılan görüşmeler ile durma noktasına gelmişti. Libya’da farklı grup ve aşiretler anlaşmaya varmışlardı. Trablus’taki eski yönetim bu anlaşmaya uygun olarak varlığına son vermiş ve yeni kurulan, uluslararası meşruiyeti bulunan bu hükümete tabi olmuştur. General Hafter güdümünde doğudaki ayrılıkçı yönetim ise, anlaşmayı imzalamış olmasına rağmen uygulamaktan kaçınmıştır.
Uzlaşı sonrası kurulan bugünkü BM’nin tanıdığı meşru Trablus Yönetimi yani UMH Başkanı Sarrac, anlaşmadan önce karşı taraftaydı. O tarihte Hafter'in yanında ve denetiminde Tobruk'da faaliyet gösteren Meclisin bir üyesi idi. BM uyum anlaşmasıyla Hafter karşıtı Trablus güçleri, Hafter parlamentosunda aktif olarak çalışan bir vekile iktidarı devrederek iyi niyetlerini göstermişlerdi. Fakat dış müdahaleler sonucunda General Hafter, halkın yönetimini kabul etmeyerek anlaşmaya ihanet etmişti.
Kaddafi devrildikten sonra Libya halkı da diğer Arap ülkeleri gibi hürriyeti esas alan bir rejim kurmaya çalışıyordu. Nitekim, 2011 yılında yapılan ilk serbest seçimler yapılmıştı. Radikal guruplar beklenen başarıyı gösterememiş sonuçta koalisyon hükümeti kurulmuştu.
Koalisyon idaresinin yetersizlikleri, silahlı gurupların faaliyetleri ve dış müdahaleler sonucu işler kısa sürede çığırından çıkmış; hükümet ve meşru makamlar güç ve itibar kaybetmeye başlamıştı. Özellikle radikal guruplar Bingazi’de, eski rejimin uzantıları ile siyasi rakiplerini suikastlarla yok etmeye yönelmişlerdi. Ayrıca Bingazi’de ABD Büyükelçisi öldürülmüştü.
General Hafter, radikal gurupların bu yıkıcı silahlı eylemlerine karşı duyulan nefret ve endişe sayesinde 2014 yılı Şubat ayında Libya'yı toparlamak ve teröristlerden temizlemek iddiasıyla Bingazi'de devlete el koyduğunu ilan etmişti. Bu durum resmen bir askeri darbeydi.
Kaddafi döneminde etkili, itibarlı ve çıkar sahibi olan darbeci subay ve elitler, ülkedeki çatışma ve güvensizlik ortamından bıkan halkın desteğini de almıştı. İlave olarak Libya devrimini kendilerinin yaptığını düşünen ancak savaş sonrası iktidar kurumlarının Bingazi'den Trablus'a taşınmasıyla burukluk yaşayan doğu bölgesindeki kabileler de Hafter’e destek vermekteydi. Fakat işin garip tarafı darbeciler Kaddafi'nin eski ekibi ile koalisyon kurarak birlikte hareket ediyorlardı.
2014 Yazında Libya’da ikinci genel seçimler yapılmış katılım %15 ila 18 arası gibi çok düşük oranda kalmıştı. Seçilen milletvekillerinin bir kısmı Trablus’a giderken diğer bir bölümü Hafter'in kontrolündeki Tobruk'a gitmişlerdir. Böylece Libya'da iki meclisli iki yönetim ortaya çıkmıştı.
Bu durum Aralık 2015'deki BM Ulusal Uyum Hükümeti anlaşmasına kadar devam etmiş sonunda uluslararası kamuoyu ve aktörler, Libya'nın meşru yönetimi olarak Trablus’taki hükümeti kabul etmişlerdir.
Hafter ise bunu kabul etmediği gibi dış güçlerin yardımına başvurarak darbeci yapıyı muhafaza etmeye başlamıştır. En önemli dış desteği, Mısır'da 2013 yılında bir darbeyle iktidara gelen ve dikta rejimi kuran General Sisi’den almıştır. Hafter'in Sisi'yi örnek aldığı ve aynı rejimi Libya'da kurmak istediği bugün çok iyi bilinen bir gerçektir.
General Sisi ve General Hafter'in darbe ve askeri güç kullanma yöntemleri, birbirinin aynısıdır. Bu koalisyona daha sonra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Suudi Arabistan’da katılmıştır. Çünkü yönetimin halka geçmesinden büyük bir rahatsızlık duymaktaydılar. Kendileri gibi petrol zengini bir Arap ülkesinde kurulacak hürriyet rejiminin başarılı olmasını istemiyorlardı.
Zaten Hafter’e ilk dış askeri desteği organize ve finanse eden BAE'dir. Bu amaçla muazzam bir fon oluşturmuştur Dünya piyasasından her türlü silahı alıp göndermektedir. Hafter güçlerinin Nisan 2019’da Tajura'da uğradığı bozgunda ele geçen ABD’ye ait silah, bomba ve güdümlü mermiler, ilk anda şaşkınlığa yol açmıştır. Son teknoloji ürünü ABD silahlarını, BAE'nin, ABD'den başka amaç göstererek temin ettiği bu şekilde ortaya çıkmıştır.
Ayrıca BAE'nin Çin'den de gelişmiş silahlı ve silahsız hava araçları alıp Libya'ya aktardığı ve “Wagner” adı verilen özel paralı askerleri finanse ettiği ortaya çıkmıştır. BAE savaş uçakları, hala Trablus’u ve diğer yerleşim yerlerini bombalamaya devam etmektedir.
Hafter'in ABD bağlantısı da dikkat çekicidir. Kaddafi'nin üst düzey komutanı olarak 1987 Çad savaşında yenilmesi ve yüzlerce askeriyle birlikte esir düşmesi sonucunda Kaddafi'den korkarak ülkesine dönememiş ABD'ye sığınmıştır. ABD'de 20 yıl sürgün kalmış ancak Kaddafi'ye karşı ayaklanma başladıktan sonra 2011 yılında Libya'ya dönerek Kaddafi'ye karşı savaşa katılmıştır.
Hafter’in aradığı desteği veren diğer bir ülke ise Fransa’dır. İlginçtir devrimin başında Bingazi'ye yönelik Kaddafi’nin tank saldırısını Fransız savaş uçakları durdurmuştu. Fakat daha sonra Türkiye'nin nüfuzunun artmasından rahatsız olarak saf değiştirmiş Hafter’i desteklemeye başlamıştır. Son zamanlarda Fransa, silah sevkiyatından başka Libya'daki bazı çatışmalarda Hafter'e hava desteği vererek UMH mevzilerini bombalamıştır. Halen Hafter saflarında danışmanlık yapan askeri personeli mevcuttur.
2019 yılı Nisan ayında BM Genel Sekreterinin barış çabaları için Trablus’ta bulunduğu sırada, Hafter’in Trablus'a saldırı başlatması dünya kamuoyunda çok çirkin görülmüştü. Bu maksatla Hafter’in BM Güvenlik Konseyi ve AB Başkanlık Konseyinde kınanmasını ABD ve Fransa engellemiştir.
ABD ve Fransa’nın ikiyüzlülüğü Hafter’in son Trablus saldırısını başladığında iyice gün yüzüne çıkmıştır. ABD Başkanı Trump, Hafter’i telefonla arayarak, kınamak yerine teröre karşı işbirliği yani onama mesajı vermekten çekinmemiştir.
Hafter'in, kara gücü zayıflığını gidermek üzere, Sudan ve Rusya'dan paralı asker getirme yoluna gittiği de görülmektedir. Bu kapsamda, Sudan'dan Darfur'da iç savaşta aşırılıklarıyla tanınan özel kuvvetlerden 3000 asker ile Rusya'dan içlerinde keskin nişancıların bulunduğu çok sayıda Wagner adı verilen özel savaşçı kiraladığı ortaya çıkmıştır.
Hafter'in Trablus tarafıyla görüşmelerinde samimi olmadığı, esas amacının Libya'yı tek başına diktayla yönetmek olduğu bugün çok açık bir şekilde görülmektedir. Uluslararası baskı karşısında, 2015 Aralık ayında Ulusal Uyum Hükümeti anlaşmasını kabul etmiş, ancak uygulamamıştır. 2017 yılında Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un öncülüğünde Temmuz 2017'de Paris’te Saraç’la görüşmesinde ateşkesi ve seçimlere gidilmesini kabul etmiş, bilahare seçim öncesinde silahlı birliklerini Trablus'a alınması şartını ileri sürmüştür. Seçimlerde kendisinin seçilememesi durumunda geçerli saymayacağını açıkça ortaya koymuştur.
Hafter son olarak Şubat 2019'da Abu Dabi'de BM öncülüğünde Saraç’la görüşmesinde yine ateşkesi ve seçimleri kabul etmiş, bu amaçla Almanya'da bir konferans yapılması planlanırken ve BM Genel Sekreteri konuyu Trablus'ta yerinde ele almaktayken kente saldırı başlatmıştır. Bu tavırların anlaşılmıştır ki; Trablus’ta bulunan UMH ile görüşmelerde samimi değildir. İktidara ve ülkeye tamamen kendisinin sahip olması için her türlü gurupla işbirliği yapmaktan çekinmediği açıktır.
Bingazi ve Tobruk’ta yaşayan Osmanlı’dan kalma Türklere karşı nefret dili kullanması ve etnik temizliğe başvurması ülkemiz açısından kabul edilemez bir durumdur. Yağma, öldürme ve tehditler sonucu Türk asıllı bir çok insan bölgeyi terk etmiştir. Bu yolla Bingazi'den göç ettirilenlerin sayısının 100 bine vardığı söylenmektedir. Hafter, bu siyasetini açıkça Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına karşı söylemiş bazı denizcileri tutuklama yoluna gitmiştir.
Türkiye'ye bağlı meşru UMH’nin ve sivil halkın dışarıdan yönlendirilen Hafter emrindeki askeri saldırı ve hava bombardımanına karşı korunması zorunluluk haline gelmiştir. Türkiye’ye bağlı meşru bir yönetim ağır saldırılarla yok edilme tehdidi altındadır ve Türkiye’den medet ummaktadır.
Trablus yönetiminin ana gücünü oluşturan Misrata devrimcilerinin ellerinde az sayıda Kaddafi döneminden kalma ağır silah ve tank bulunmaktadır. Ancak hava güçleri ve dış destekleri yoktur. Kayda değer dış desteği sadece Türkiye ve Katar vermektedir.
Türkiye ne yazık ki uzun süre kendinden yana olanlar ile karşı olanları bir tutmuş ve UMH’ne dişe dokunur bir yardım yapmamıştır. UMH, THY uçuşlarının tehdit edilmesi karşısında Türkiye’den hava savunma sistemleri istemiş ancak bu destek sağlanamamıştır. Nihayet 2019 Nisan ayında Trablus'a yönelik son Hafter saldırısının başlamasıyla tutumumuz değişmiş verilen Kirpi isimli zırhlı araçlar sayesinde Hafter saldırıları püskürtülebilmiştir.
Son tahlilde Trablus’taki hükümet, BM gözetiminde, her iki tarafın uzlaşması ve katılımıyla kurulmuş bir ulusal uyum idaresidir ve Libya'nın uluslararası tanınırlığı olan meşru yönetimi olup darbecilerin silahlı saldırısına uğramıştır. Hafter saldırgan ve UMH mağdur durumdadır.
BM Şartına göre saldırıya uğrayana savunma yardımında bulunmak meşrudur. Uluslararası Adalet Divani 1986 Nikaragua Kararıyla, meşru bir devlet yönetiminin silahlı saldırıya uğradığını ilanla askeri yardım istemesi halinde, müşterek savunmanın gerekli ve geçerli olduğunu teyit etmiştir. Bu durum simdi Libya örneğinde gerçekleştirilmektedir.
Hafter güçleri, karşı tarafın hava gücü ve savunma sistemi olmamasından istifadeyle, sürekli kentleri bombalamaktadır. Şehirlerin bombalanması ve sivillerin ayrımsız hedef alınması bir savaş suçudur. Uluslararası toplumun ve diğer ülkelerin sivilleri koruma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Türkiye’ye karşı düşmanca tavrı kesinleşen saldırgan Hafter'in dengelenmesi şarttır. Bölgesel güçlerin Libya'yı ele geçirmesinin önlenmesi için Trablus’taki meşru yönetime savunma yardımı yapmak zorunluluk haline gelmiştir. Ayrıca Trablus’taki sivil halkın korunması için askeri destek gereklidir.
Trablus Hükümeti tarafında yeterli savaşçı vardır fakat silahları yoktur. Savunma malzemesi ve eğitimine ihtiyaç bulunmaktadır. Mevcut durum Kıbrıs’taki 1974 Barış Harekâtına çok benzemektedir. Eğer Türkiye, Libya’da gerekli askeri desteği sağlayamaz ise Doğu Akdeniz ve mavi vatan suları elimizden çıkacaktır. Yetmedi Akdeniz’deki gücümüz ve itibarımız aşındığı gibi güvenilirliğimiz de tehlikeye düşecektir, vesselam…
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Adnan ÖZ
Şimdi Sıra Trabzonspor Maçında!
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Fatih ORUÇ
Amerika’nın Hiroşima ve Nagasaki Katliamları
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Önder GÜZELARSLAN
Gaziantep’te Bir Dulkadiroğlu Eseri: Alaüddevle Camisi
Seyfettin BUDAK
Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi?
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)