Allah, Türkiye’ye çok değerli yeraltı ve yerüstü zenginlikler vermiştir. Fakat bunları kullanmakta çok acemice hareket ettiğimiz için güçlü bir ekonomik kalkınmayı gerçekleştiremiyoruz.
Elbette her 8 ila 10 yılda bir ABD ve Batı devletlerinin kışkırtmaları sonucunda gerçekleştirilen askeri darbeler, ekonomimizin güçlenmesine engel olmaktadır.
Ecdadımız Osmanlı devleti gibi ekonomik olarak büyüyebilmek hatta dünyanın en güçlü devletlerinden birisi olmamız için her şey hazırdır. Fakat devletçi anlayış ve bunun sonucunda ortaya çıkan gelir dağılımının bozukluğu gelişmemizin önündeki en önemli engellerden bir tanesidir.
Devlet kaynaklarını “Yağma Hasan’ın böreği” şeklinde gören ve haksız kazanç elde eden insanların yol açtığı bu gayri ahlaki anlayış var olduğu sürece işimiz bir hayli güçtür. Fakat yapılan yanlışları düzeltmek ve başarılı olmamamız için hiçbir neden yoktur. Yeter ki; bu makalede bahsetmiş olduğum bazı temel ilkeleri iyice anlayıp hayata geçirelim. Allah’ın izni ile Osmanlı Devletinin ulaşmış olduğu zirveye bizlerde kolaylıkla ulaşabiliriz.
Endüstri ilişkileri, kayıtdışı ekonomi, mülkiyet sistemi ve kalkınma konusunda çok sayıda çalışmam var. Bunların bir kısmını kitaplaştırma imkânım da oldu. Umarım devlet büyüklerimiz bu çalışmalarımdan ve bu makaleden istifade ederek gerekli çalışmaları yaparlar.
Batı dünyasının ekonomik olarak gelişmesinde serbest piyasa düzeninin çok önemli bir rolü olmuştur. İslam dininin 14 asır önce hayata geçirdiği özel mülkiyet uygulamalarını hayata geçiren Batı Avrupa ve ABD gibi ülkeler, acımasızca uyguladıkları sömürgecilik sayesinde dünyanın en büyük ekonomilerini meydana getirmişlerdir. Örneğin bir ABD cep telefonu şirketinin tek başına meydana getirdiği iş hacmi; ülkemizin gayrisafi milli hâsılasını geçebilmiştir.
Bu meseleyi bir çok makalemde işleyip geniş izahlar yaptığım için bu makalede daha fazla üzerinde durmayacağım. Lakin ekonomik gelişme için çıkmaza girdiğimiz en önemli konunun “devletçilik” anlayışı olduğunun bir daha altını çizmek istiyorum.
Allah’ın bu İslam kahramanı milletimize sunduğu petrol kadar değerli bir maden olan bor üzerinde durmak gerekiyor. Bu konuda değerli Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. İlker Çandır beyefendiye bazı sorular sordum. Bor madeni hakkında bilmediğim bir çok hususu öğrendim. Bu hususları makale sınırları içine sığdırmak güç olsa da elimden geldiği kadar özetleyerek arz etmek istiyorum.
Bor minerali, denizde de bulunabilmektedir. Fakat maden yatağı şeklinde bulunduğu yerlerin başında Batı Anadolu toprakları yer almaktadır. Bor Arama ve etüt çalışmaları sonucunda ülkemizde yeni maden yatakları bulunmuştur. 550 Metre kalınlığinda çok net cevher sahalarına sahip durumdayız. Bu devasa ölçülerde bir bir kalınlık olup dünyada bulunan en önemli yataklardır.
Sadece bir maden yatağının dahi büyüklüğünü anlayabilmek için ABD’nin bütün keşfedilmiş rezervlerinden daha büyük olduğunu söylemek yeterli olacaktır. 2003 Yılında yapılan bir sunumda 600 senelik dünya bor ihtiyacını tek başıyla karşılayabilen bir ülke olduğumuz ifade edilmiştir. Güncellenen yeni bilgiler ve rezervler sonucunda dünyadaki “ticari bor” miktarının %90’ından daha fazlasına sahip olduğumuz gerçeğini bilmek gerekiyor.
Bor’un maden yatağı olarak bulunması dünya üzerinde nadir görülen bir durumdur. Örneğin Bolivya-Şili civarındaki And dağlarında da bor çıkar. Fakat burada uzun dereler içinde su ile çamur yapılarak binlerce metre uzaklıktan deniz seviyesine getirilmektedir. Çamurun içinde %11’lik bor cevheri (B2O3) elde edilerek; fabrika veya gemiler içinde üretilmektedir. Bu ülkelerin bizimle ekonomik olarak yarış içine girmeleri imkânsızdır. Allah’ın maden yatağı şeklinde istifademize sunduğu bu nimeti unutmamamız gerekiyor.
Bor madenini işleten dünyanın en önemli kuruluşu İngiliz Kraliyet ailesine ait bir Kanada firması olup ismi RioTinto’dur. Endüstriyel tuzlarda dünyanın bu en büyük firması ile yarışıyoruz. Bu firma Türkiye’de de değişik isimlerde faaliyetini sürdürmektedir. US Borax firması ise ABD menşeli bir firma olup bu boraks konusunda Türkiye’den daha etkin ve güçlü bir şekilde üretim yapmaktadır.
Dünyadaki kıymetli mineral borsaları Londra’dadır. Bu nedenle bor ve türevi maddelerin fiyatı bu ülkelerde belirlenmektedir. Bu nedenle ticari olarak değerlendirilmesi için bor borsasının Türkiye’de kurulması gerekiyor. Bu konuda hükümetin yapması gereken çok sayıda ev ödevi var. Şu ana kadar yapılan çalışmaların yetersiz kaldığını söylemekte yarar görüyorum.
Bor madeni ve türevleri arasında fiyat olarak büyük farklar bulunmaktadır. Mesela bir kg penta hidrobor yaklaşık 1800 dolar civarındadır. Fakat roket ve füze sanayinde kullanılan bor türevleri borakstan elde edilmektedir. Sodyumlu ticari bor adını da verebileceğimiz boraks madeninden elde edilebilen bor türevinin 100 gramı ise binlerce dolar etmektedir. İşin ilginç tarafı ise boraks dünyada sadece kamuya ait Eti Maden şirketinin Eskişehir Kırka ilçesinde çıkarılıp üretilmektedir.
1960’larda ABD Hava ve Deniz Kuvvetlerince ortaklaşa yürütülen ve geliştirilen yakıtlar, yaklaşık aynı tarihlerde üretilen XB-70 Valkyrie bombardıman uçağı ve SR-71 Blackbird süpersonik casus uçaklarında kullanılmıştır. Pentaboran ve Etilboran olarak isimlendirilen Bor katkılı yakıtlar kullanılarak uçakların hem hızları hem de uçuş mesafeleri arttırılmıştır.
1980’li yıllarda ise bu sefer radarda görülmeyen F-117 “Stealth Fighter” bombardıman uçağı ile Tomahawk füzelerinde de Bor katkılı yakıtlar kullanılmıştır ve halen de geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Sovyetler Birliği zamanında Sputnik I ve II projeleri çerçevesinde yakıt üretiminde kullanılan Bor’un Türkiye kaynaklı olduğunun anlaşılması üzerine, gözler Türk Borlarına çevrilmiş, SSCB’nin Avrupa üzerinden Türk Borlarını almasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Türkiye’den ihraç edilen Bor cevherlerini taşıyan gemiler ve yükleri, Çanakkale Boğazı’nı geçip uluslararası sulara girer girmez ABD donanması tarafından durdurulup, kontrol edilmeye başlanmıştır.
1958-1961 yılları aralığındaki süreçte ABD ve NATO tarafından Bor, “Stratejik Maden” olarak değerlendirilerek pazarlanması kontrol altına alınmış, “COCOM” olarak bilinen tedbirler kapsamında Sosyalist Blok’a Bor ihracatı yasaklanmıştır.
Avrupa Uzay Ajansı da (ESA) Bor ve Bor’lu yakıtlar üzerine çalışma yapan bir başka kurumdur. ESA geliştirdiği üç tip Borlu yakıtı Avrupa Patent Ofisi’ne tescil ettirerek patentini almıştır. Günümüzde Arianne roketlerinde de Bor içeren yakıtlar kullanılmaktadır. Bu roketler Türksat uydularını da uzaya taşımışlardır.
Uçak ve havacılık endüstrisinde de Bor kullanımı giderek artmaktadır. Aerodinamikteki gelişmeler, yüksek hızlı kanat uygulamaları, yüksek sıcaklığa dayanıklı gövde, düşük ağırlık, yüksek kapasite ve benzeri uygulamalar üzerinde yürütülen tasarım ve geliştirme çalışmaları kompozit malzeme kullanımını oldukça yaygınlaştırmıştır.
Havacılık endüstrisinde üretilen araçlarda kullanılan malzemenin büyük bir bölümünü Bor’lu kompozit malzemeler oluşturmaktadır. Plastiklerde Bor’lu lifler, Alüminyum ve Titanyum'un 6 katı kadar sertlik ve yoğunluk oranına sahiptir. Yüksek sıcaklığa dayanıklılığı, esnekliği, hafifliği, güç ve üretim kolaylığı ile birleştirmektedir. Bu özellikleri sebebiyle jet motorlarının kompresör bıçaklarında, uçakların kanatçıklarında ve dümenlerinde kullanılmaktadır.
Radarlarda görünmezliği sağlamak amacıyla geliştirilen uçaklarda da bor türevleri kullanılmaktadır. B-2 Spirit, F-117 Stealth Fighter, F-22 Raptor ve F-35 Joint Strike Fighter uçakları ile F-15 Eagle, F-14 Tomcat, B-1 Lancer, B-52 Stratofortress, U-2 Dragon Lady ve SR-71 Blackbird savaş uçakları, Tomahawk füzeleri, Blackhawk serisi helikopterler ve Fransız Mirage uçakları ile Airbus ve Boeing yolcu uçaklarında da yapı elemanları ağırlıklı olarak Bor katkılı kompozit malzemelerden yapılmaktadır.
Bor bileşiklerinin kullanılması, Titanyum'la karşılaştırıldığında F-14, F-15 ve B-1 uçaklarının ağırlığını 91 kg azaltmaktadır. Uzay mekiklerinde ise 137 kg'a kadar ağırlık tasarrufu sağlanabilmektedir. Öte yandan, Rusya’da geliştirdiği uçaklar ve uzay araçlarında Bor içeren materyalden yüksek oranda yararlanmaktadır.
Yarı mamül bor ürünleri, dünya pazarını elde tutan ünlü markalara 60 yıldır satılmaktadır. Bu firmaların taleplerine uygun olarak boyutları küçültülüp gramajları özel formüllerle şekillendirilmektedir. Örneğin deterjan ve yeni çıkan bulaşık temizleme markası Boron ürünlerini Tekirdağ’da bir temizlik firması üretmektedir.
Bu örneklerden de görüldüğü üzere mevcut bor madenlerimizin tamamında üretip hafriyat taşıma işlemlerini taşeron müteahhit firmalar yapmaktadır. Keza bor madeninin çıkarılması taşınması, kırılıp-boyutlandırılması, değişik çaplarda öğütülmesi tamamen özel şirketler aracılığıyla ve özel sektörün taleplerine uygun olarak yapılmaktadır.
Mevcut bor madenlerimizin %98 i yurtdışına ham olarak değil yarı-mamul istenen kimyasal olarak verilmektedir. Çok az bir miktarı ise ham olarak yerli cam sanayi, üniversitelere verilmektedir. Bunun içine Eskişehir-Kırka daki Bor ARGE laboratuarlarında geliştirme amaçlı kullanılan borlar dâhildir.
İşte kritik olan süreç bu noktadadır. Önemli olan husus “ham üründen nasıl uç ürene çıkarız?” sorusuna verilecek cevaptır. Bor ürünlerinin markalaştırarak nasıl ekonomiye kazandırılması ise ancak özel sektörün dinamizmi ile gerçekleştirilebilir.
Eğer stratejik öneme sahip bor madeni ile ilgili bazı tedbirler alınması gerekiyorsa ABD örneğinden yararlanarak ülkemize uygun yöntemleri geliştirebiliriz. Günümüzde ABD de silah ve cephaneler özel sektör eliyle üretilir. Fakat iş satış sürecine gelince eğer ulusal güvenlik sorunu var ise Senato ve Başkan devreye girerek kısıtlamalar uygulayabilmektedir.
Kısaca söylemek gerekirse bor maden sahalarının da diğer madenlerde olduğu gibi özel sektör eliyle işletmesinin ülkemize daha çok gelir getirecektir. Çünkü devlet herhangi bir ticari malın üretiminde veya işletmesinde bulunmamalıdır. Bunu özel şirketler çok daha verimli bir şekilde yapar. Devlet sadece özel şirketlerin isteksiz olduğu yerlerde devreye girip üretim ve işletme yapmalıdır.
Devletin üretim yaparak halkın zengin olması mümkün değildir. Ekonomisi güçlü ve zengin bir devlet ve halkın olabilmesi için özel şirketlere kazanç sağlamasının yolu açılmalıdır. Özel şirketler ne kadar zengin ve güçlü olursa devlette almış olduğu gelir vergilerinin büyüklüğü oranında zengin ve güçlü olacaktır.
Dünyada neredeyse hiç örneği kalmamış olan merkezi planlama yani komünizm sistemi ile üretim artık iflas etmiştir. Komünist Çin bile artık özel sektöre gösterdiği kolaylıklar sayesinde büyüyerek güçlenmiştir.
Çin’i göz önümüze getirerek ibret almak zorundayız. Artık günümüzün en büyük kapitalist ülkelerinden biri Çin’dir. Şimdi kalkıp hala devletçi sistemi savunan kişileri kendilerini ciddi bir şekilde sorulamaya davet ediyorum. Keza Eti Maden şirketinin özelleştirilerek özel sektöre devredilmesini ve buradan sağlanacak gelir ve vergilerle ülkemizdeki gelir dağılımını düzeltecek tedbirlerin alınmasını yararlı görüyorum, vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)