Yunus Suresi 62. Ayette Allah’ın dostları yani evliyalar için “Bilin ki; Allah’ın dostları için ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar” buyrulmaktadır. İşte saygı duyulması gerekirken devamlı surette aşağılanan ve hakaret edilen evliyalar ve tarikat erbabına bu haksızlık neden yapılıyor bunun üzerinde durmak istiyorum.
Tarikat ve tasavvuf; insanlığın erişebildiği ulvi ve yüksek bir makamlara verilen isimdir. Tarikatların gayesi, iman hakikatlerinin inkişaf etmesi ile Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın (a.s.m.) Miraç’ta gittiği yolun gölgesinde kalp ayağıyla bir yükseliştir.
Tekke ve zaviyelerin kapatılması ve uydurma nedenlerle birçok tarikat şeyhinin idam edilmesi yüzünden tarikatlar görünmez olmaktan çıkmış kendilerini gizlemek zorunda kalmışlardır. Bu nedenle meydanı boş bulan bir çok sahte şeyh ortaya çıkmış tarikatın zikir ve tefekkür gibi çok güzel usullerini suistimal ederek bambaşka bir yapıya dönüştürmüşlerdir.
Burada kusur tarikatlarda değil onu yasaklayıp yer altına itenlerdedir. Bu ayıp öylesine büyüktür ki ülkemiz dışında her yerde serbestçe tarikatlara ve tekkelere gidip gelme serbest iken; bu aziz vatanda yasaktır. Bir de utanmadan bu din ve vicdan özgürlüğüne aykırı durumu savunup “bu ülke şeyhler tarikatlar ülkesi değildir” diyerek nasıl bir yasakçı zihniyete sahip olduğunu gösterirler.
Tarikatlar ve tekkeler yasaklanmakla kalmamış çok nadide sanat eserleri ile dolu bu mekanlar adeta yağmalanmıştır. Balkan ülkelerine gittiğinizde Hıristiyanlar, tekkelere dokunmazken ülkemizde hoyratça ve acımasızca tekkeler yıkılıp; ahırlara dönüştürülmüştür.Necip Fazıl’ın dediği gibi “öz yurdunda garipsin,öz vatanında parya”
500 yıllık Ayasofya Camisini kapatıp puthaneye çeviren insanlar, tekkeleri kapatmış çok mu? Elbette kendilerine layık olanı yapacaklar. Cennet ucuz olmadığı gibi cehennem de lüzumsuz değildir elbette...
Peki, vatanımızda bu kadar hoyrat ve vahşi şekilde uygulanan din ve vicdan özgürlüğüne aykırı uygulamalar orta yerde dururken; ne diye durup dururken tarikatlara saldırırlar? Kendi akıllarına sığıştıramadıkları bazı adet ve uygulamaları suç gibi gösterip tarikat ehline ağza alınmayacak derecede kaba sözlerle hakaret edenlerde hiç utanma, ar ve edep yok mudur?
Cevabını vereyim. Bu din düşmanları Batılı ülkelere köle oldukları için kendimize ait ne varsa düşman kesilmişlerdir. Çoğunluğu Sabetaycı ve mason olan bu Batı uşakları; Müslüman görüntüsü ile dolaşırken Müslümanlara asla nefes aldırmama gayreti içindedirler.
Tarikatlar, iman hakikatlerini zikir ve tefekkürle ders verdikleri ve İslam’ın hakkaniyetine bir delil oldukları halde, neden din dışı gösteriliyor? Bunun da sebepleri vardır.
Bazı doğru yoldan sapmış ehli sünnetin dışında kalmış insanlar, kendileri mahrum kaldıkları o güzel nurlardan istifade edemediği gibi başkalarının mahrumiyetine sebep olmuşlar tarikatları inkar yoluna gitmişlerdir.
Bir kısım siyasetçiler ve kendilerine destek bulamadıkları zaman tarikat ehli içinde gördükleri bazı suistimalleri ve hataları bahane ederek, o büyük hazineyi kapatmaya çalışmışlardır. Tekkeleri kapattıkları ve tahrip ettikleri yetmiyormuş gibi kendi evinde bahçesinde yaptığı zikir ve tesbihe dahi engel olmaya çalışan kaba ve hoyrat inkılap yobazları vardır.
Dünyada kusursuz ve her ciheti hayırlı olan meslek ve meşrep çok az bulunur. İllaki bazı kusurlar ve kötüye kullanmalar olacaktır. Çünkü ehil olmayanlar bir işe girseler, elbette suiistimal ederler.
Fakat Cenâb-ı Hak, âhirette yapılan fiillerin muhasebesinde adaletini; iyilik ve kötülüklerin ölçüleri ile gösterecektir. Hasenat yani iyilikler ağır gelse mükâfatlandırır, kabul eder; seyyiat yani kötülükler çok gelse cezalandırır, reddeder. Hasenat ve seyyiâtın muvazenesi kemiyete bakmaz, keyfiyete bakar. Bazı olur, bir tek iyilik bin kötülüğe üstün gelir kişiyi affettirir.
Madem İlâhi adalet böyle hükmeder ve hakikat dahi bunu hak görür o halde tarikatların iyiliklerine bakmalıdır. Eğer suistimallerine göre iyilikleri fazla ise aleyhinde olmak yanlıştır. Örnek olarak ülkemizde namaz kılan insanlara bir bakalım. Dinin direği olan ve her beş vakitte kılınması lazım olan namazı en çok kılıp dikkat edenler tarikata mensup insanlardır.
Tarikat, yani Sünnet-i Seniyye dairesinde tarikatin iyilikleri, kötülüklerine üstün gelmesinin en büyük delili; din düşmanlarının ağır hücumu esnasında dahi dinini ve imanını terk etmemeleridir. Dam edilirken dahi kelime-i şehadetle sonsuz aleme uçup gitmişlerdir.
Tarikata mensup olan bir zat; bilim ve fenlerle meşgul olmuş insanlardan daha çok imanını muhafaza etmektedir. Büyük günahlara girse dahi dinden çıkmaz günahkar bir Müslüman olarak kalır. Kolaylıkla zındıkaya sokulmaz. Halbuki tarikatta hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir âlim zat da olsa, şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi zordur.
Önemli bir hususu da yeri gelmişken ifade etmek gerekir. İslâm dairesinden haricine çıkmış bir kısım meşreplerin haksız olarak tarikat namını almış olmaları gerçek tarikat ehlini suçlamada delil olamaz. Yakın zamanda fuhşiyatı teşvik eden bir ahlaksız kişi televizyonda ve medyada şeyh veya tarikat yöneticisi gibi görünmesi yüzünden tarikatlara çamur atmak vicdansızlıktır.
Tarikatın dinî, uhrevî ve ruhanî çok mühim ve ulvî neticelerinden sarf-ı nazar etsek dahi sadece İslâm alemi içindeki kudsî bir rabıta olan uhuvvet ve kardeşliğin gelişmesinde büyük rolü olmuştur. Anadoluya göçlerle gelen milyonlarca insan tarikatlar sayesinde İslam’a ısınmış ve Müslüman olmuşlardır. Beyazıd-ı Bestami, Mevlana Celalettin-i Rumi ve Yunus Emre gibi tarikat büyükleri binlerce Rum’un Müslüman olmasına vesile olmuştur.
Hıristiyanların İslam’ı ortadan kaldırmak üzere tertip ettikleri haçlı seferlerine karşı en önemli kalelerden bir tanesi tarikatlar ve tekkeler olmuştur.
Eğer halifeliğin merkezi olan İstanbul, beş yüz elli sene bütün Hıristiyan aleminin saldırısı karşısında muhafaza olmuş ise İstanbul’da belki beş yüz yerde fışkıran tevhit nuru olan o büyük camilerin arkalarındaki tekkelerde “Allah, Allah” diyenlerin kuvvet-i imaniyeleri ve marifet-i İlâhiyeden gelen bir muhabbet-i ruhaniye ile cûş u huruşlarıdır.
Kısaca tarikatın güzelliklerinden bir parça bahsedelim ki İslami gruplara, tarikat ve cemaatlere düşman olanların sesi kesilsin tekrar edepsizlik yapmasınlar.
Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur'un çok yerlerinde, Tarikat ve Tasavvufu izah edip müdafaa etmiştir. Hiçbir zaman, Tarikat ve Tasavvufun aleyhinde söz söylememiştir. Tarikat ve Tasavvufun kendisini ve özünü değil, sonradan içine girmiş bazı arıza ve hataları tenkit etmiştir.
Tenkit ettiği hususlar, Tarikat ve Tasavvuf erbabının bazı aşırılık ve hatalarıdır. Bu hususları Telvihat-ı Tisa adlı risalesinde, sekiz varta (tehlike) şeklinde özetlemiştir. Birinci kısımda (telvihte) şöyle der:
"Tasavvuf, tarîkat, velayet, seyr ü sülûk namları altında şirin, nuranî, neş'eli, ruhanî bir hakikat-ı kudsiye vardır ki; o hakikat-ı kudsiyeyi ilân eden, ders veren, tavsif eden binler cild kitab ehl-i zevk ve keşfin muhakkikleri yazmışlar, o hakikatı ümmete ve bize söylemişler… Biz, o muhit denizinden birkaç katre hükmünde birkaç reşhalarını şu zamanın bazı ilcaatına binaen göstereceğiz.
Sual: Tarîkat nedir?
Elcevap: Tarîkatın gaye-i maksadı, mârifet ve inkişaf-ı hakaik-i îmaniye olarak, Mi'raç-ı Ahmedî'nin (asm) gölgesinde ve sayesi altında kalb ayağıyla bir seyr ü sülûk-u ruhanî neticesinde, zevkî, halî ve bir derece şuhudî hakaik-i îmaniye ve Kur'aniyeye mazhariyet; "tarîkat", "tasavvuf" namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemâl-i beşerîdir”.
Evet, insan yaratılmış her şeyin küçük bir numunesi olduğundan, insanın kalbi de binlerce âlemin adeta manevi bir haritasıdır. İnsanın kafasındaki dimağı, hadsiz telsiz telgraf ve telefonların santral denilen merkezi gibi, kâinatın bir nevi merkez-i manevîsi olduğunu gösteren hadsiz fenler ve beşeri ilimler vardır. İnsanın mahiyetindeki kalbi dahi, kâinatın mazharı, medarı, çekirdeği olduğunu; hadd ve hesaba gelmeyen ehl-i velayetin yazdıkları milyonlarla nuranî kitaplar göstermektedirler.
İşte mâdem kalb ve dimağ-ı insanî bu merkezdedir; çekirdek haletinde büyük bir ağacın cihazlarını içine alır ve ebedî, uhrevî, haşmetli bir makinenin âletleri ve çarkları içinde bulunur. Elbette ve her halde o kalbin yaratıcısı olan Allah, o kalbi işlettirmesini ve bilkuvve tavırdan bilfiil vaziyetine çıkarmasını ve inkişafını ve hareketini irade etmiş ki, öyle yapmış. Mâdem irade etmiş, elbette o kalb dahi akıl gibi işleyecektir. Ve kalbi işlettirmek için en büyük vasıta, velayet mertebelerinde İlahi zikir ile tarîkat yolunda iman hakikatlerine yönelmek olacaktır.
Bediüzzaman’ın "zaman tarikat zamanı değildir" demesinden, tarikatı inkâr ya da tahkir ettiği anlaşılmamalıdır. Zira Tarikat, sağlam, iman sahibi ve farzları ifa eden ehli takva Müslümanların velayet derecesine çıkmasını temin eden bir yoldur. Bu yüzden Tarikatın en mühim şahı ve piri olan İmam Rabbani Hazretleri, "imanı tahkiki olmayan ve farzlarda kusuru olanlar tarikat seyahatinde gidemezler" diye hüküm vermiştir. Demek tarikatın başlangıcı olan; sağlam iman ve farzların ifası olmasa, tarikatta gitmek doğru ve esaslı olmuyor. Günümüzde dinsizlik alıp başını gittiğinden imanlı insanların sayısı azalmış tarikat yolu ikinci üçüncü dereceye düşmüştür. İşte Bediüzzaman’ın sözünü bu manada ele alıp değerlendirmeliyiz.
Günümüzdeki insanların çoğunluğu, tahkiki iman sahibi değildir. Örneğin ülkemizde farz namazları kılanların sayısı %20 civarındadır. Böyle bir toplumsal yapıda öncelikli görev sağlam bir imanı vermek ve akabinde diğer farz ve sünnetleri ifa etmesini temin etmektir. Yoksa Allah’ın varlığından şüphe duyan adamlara, tarikat dersi vermek pek fayda vermez. Bu toplumsal gerçeği iyi okuduğumuz zaman "zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır" diye biz de hüküm verebiliriz.
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)