Bu yazının aslı 2016 yılı mart ayında yazılmış ve yayınlanmıştır. Fakat gelin görün ki başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere bütün istihbarat elemanları uyumuş uyutulmuştur. İşin kötüsü bunların hiç birine hesap sorulmuyor. Bir devlet yetkilisi çıkıp da yahu Allah razı olsun bu “FETÖ örgütünü ne güzel deşifre etmişsin” demekten dahi aciz durumda.
Peki, şehit olan 250 vatandaşımızın ve binlerce yaralı vatandaşımızın hesabını sormayalım mı? Bu istihbaratçı geçinen eşek sıpası memurlar ne halt ediyordu? Diye gündeme getirmeyelim mi?
Şu 16 Nisan Referandumu hele bir geçsin ondan sonra ciddi bir kavga olacak gibi görünüyor. Şimdilik referandumdan “evet” çıkması için gayret ediyorum. Bu nazik durum bittikten sonrası ise tufan olacaktır. Elbette ölmez sağ kalırsak. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere devletin birçok kurumu ile ilgili olarak ciddi bir biçimde görevlerini layığı veçhile yapmadıkları için yazı ve makalelerim ile hesap soracağım.
İşin daha kötüsü ise şudur; hala askeri vesayetin devamından yana olanlar “Atam sen kalk ben yatam” muhabbetinden geri durmuyorlar. Biz 250 canı boşuna vermedik. Bu darbeci zihniyetle mücadele etmeyip “aynı tas aynı hamam” şeklinde resmi tarih yalanları ile milletin karşısına geçmek, artık yeter.
Bu batı hayranı devletin parası ile geçinen medya maymunlarını dinlediğiniz artık yeter. Zira bunlar bıkmadan usanmadan faşist askeri yönetimler hakkında “güzelleme” yapmaktan bıkmadılar. Varsa yoksa tek partinin faşist idaresi hakkında utanmadan övgüler diziyorlar. Yağcılık ve dalkavuklukta kim ne kadar beceri gösteriyor ise en yüksek makamlara füze hızı ile yükseltilip layık olmadıkları şekilde milletin parasını yiyor. Bunlara son vermek için hesap sorma vakti geldi de geçiyor.
İşte aşağıda “Yeni Darbe Planı” başlığı ile yazdığım ve herkesin uyuduğu, görmek istemediği makalem şudur: İsteyenler http://m.haberplatosu.com/yazarlar/dr-vehbi-kara/yeni-darbe-plani/237/ linkinden yazıya ulaşabilirler…
Yeni Darbe Planı
Bilinmesi gereken çok önemli bir darbe planı var. Her ne kadar bu darbe başarısız kalmaya mahkûm olsa da ülkemize ve İslam âlemine vereceği zarar pek büyüktür. Bu yüzden dikkatli olmak ve gerekli tedbirleri almak zorundayız aksi takdirde bir daha kolay kolay belimizi doğrultamayız.
Bu darbe planı da öncekiler gibi Amerikan ve Siyonist kökenlidir. Darbelerin asıl amacı da ülkenin geriye gitmesi ve Müslümanların ayakları üstünde doğrulmasına fırsat vermemektir.
Şimdi kullandıkları yeni darbeci ise Fetullah Gülen’dir. ABD, Fetullah’ın karakaşlarını sevdikleri için değil, güçlü ve büyük bir Türkiye’yi istemediği için darbeleri desteklemektedirler. Bunu bir parça izah etmeye çalışacağım ki işin vahameti anlaşılıp gerekli önlemler alınabilsin.
Güzel vatanımızın ayağa kalkmasını insanların barış ve huzur içinde yaşamasını istemeyen içte ve dışta birçok düşmanımızın her daim kullandığı çok fena bir âdeti vardır. Ülke ne zaman beli üstüne doğrulsa güzel gelişmeler meydana gelse hemen askeri darbe yaparlar. 15-20 yıl ülkemiz geri gider tekrar gayrete geliriz yaralarımızı sarmaya başladığımız bir anda yeniden bir başka darbe olur.
Bu gidişat Cumhuriyet kurulalı beri değil Osmanlı’nın yükselme devrine kadar gider. Yavuz Sultan Selim Han’dan bu yana “istemezük” diyen bir vahşi grup, ordunun itaatini kırıp isyan etmiştir. Bu kadar eski olan darbecilik hastalığı bazen içeriden haber verilerek ortaya çıkarılmıştır. Lakin şimdi vereceğim örnekte olduğu gibi yeterince değerlendirilememiştir.
Askerler nasıl olsa elimde silah var karşı gelenleri alt ederim mantığı ile hareket ederler. Ancak tecrübeli ve güçlü liderler bunu anlayıp gerekli tedbirleri alarak yılanın başını küçükken ezebilirse darbeler ve isyanlar önlenmiş olur.
İşte Cumhuriyet döneminde odunun darbe yapmaya hazırlandığını bir subay haber verir fakat Başbakan Menderes olayı ciddiye almaz. Daha doğrusu Ethem Menderes denilen bakanının ihanetine uğrar. Bir liderin yapmaması gereken çok büyük bir hatadır bu. Sonunda bu hatasının bedelini canı ile ödemiştir.
Kuleli Askeri Lisesi’ni birincilikle bitiren ve 1949 yılında Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olan Samet Kuşçu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde istihbarat subayı olarak görev yapmış ve tarihte “9 Subay Olayı” adı ile geçmiştir. NATO’ya giden ilk subaylardan olan Kuşçu, Milli Savunma Bakanlığı’nın İstanbul Temsil Bürosu Başkanlığı’nı yürütürken 9 subay olayı patlak vermişti.
O dönemde yarbay olan, sonradan tümgeneralliğe yükselecek Faruk Güventürk’ün önderlik ettiği, Menderes hükümetini yıkmayı planlayan bir cunta hareketi kurulmuştu. Cuntanın içindeki isimlerden biri olduğu belirtilen Kuşçu, bilinmeyen bir nedenle darbe planlarını hükümete bildirdi. Dokuz subay Askeri Mahkeme’ye çıktı, sekizi beraat etti. Yalnızca Samet Kuşçu “orduyu isyana teşvik” ve “asılsız ihbarda bulunmak” suçuyla mahkûm oldu ve ordudan ihraç edildi.
Kuşçu’nun ‘darbe yapacaklar’ dediği 8 subay ise 27 Mayıs darbesini yapan Milli Birlik Komitesi’nde yer aldı. Ne hazindir ki; 1958 ve 59 yıllarını hapiste geçiren Samet Kuşçu’nun hapiste tırnakları sökülerek işkence gördüğü bizzat kızı tarafından açıklanmıştır. Samet Kuşçu’nun ihbarını dikkate almayan Demokrat Parti Hükümeti’nin Başbakanı ve iki bakanı ise darbe mahkemesinde yargılanarak idam edilmiştir. İşte devlet yönetmek ve güçlü bir lider olmak böyle bir iştir. Gerekli önlemleri alamazsan darbe yapıp adamı asarlar.
Güncel bir olay olan Anayasa Mahkemesi kararını bu yeni darbe planı çerçevesinde ele almak gerekir. Zira AYM apaçık “vatana hıyanet suçunu” işlemiş olan Can Dündar’ı serbest bırakarak bu yeni darbe sürecinde kendi üzerine düşen görevi yapmıştır.
Darbe yapan ve yenisini planlamış olan Fetullah Terör Örgütü ile açıktan işbirliği yapan ve gazeteci kimliği arkasına saklanan Dündar’ın siciline bakıldığı zaman bazı gerçekler daha iyi anlaşılmış olacaktır. Yoksa balık hafızalı insanlara bazı gerçekleri anlatmak gerçekten zordur:
Can Dündar 17 Aralık 2013 darbesini biliyor ve şunları söylüyordu. “Amerikan rüzgârı bu, belli mi olur, gün gelir esintiyi Pennsylvania’dan yana döndürür. Ankara’daki ampulleri söndürür” Demek ki ABD destekli bir darbeden Dündar’ın haberi vardı ve o tarihte bazı bakanların “yolsuzluk” adı altında tutuklayıp sonrasında da Erdoğan’ın kapısına dayanacaklarını umut ediyordu.
Bilal Erdoğan adı üzerinden yapılan 25 Aralık 2013 operasyonundan bir gün önce de şunları söylüyordu “Piyonlar devrildi sıra Şah’lara geliyor” diyerek darbe planlarında nasıl aktif bir rol üstlendiğini kendi kendisini deşifre ederek göstermişti.
Hatay’da üç tır FETÖ örgütünün organizasyonu ile 19 Ocak 2014 tarihinde durdurulmuştu. MİT Mensuplarına silah çekilmiş “Türkiye, teröre yardım ediyor yaygarası” çıkarılmıştı. “Başbakan Erdoğan’ı Lahey’de yargılatacağız” sloganları ile yeni bir darbenin taşları döşenmeye başlandı. Tırları durduran kişiler hakkında “askeri casusluk” davası açılmış ve gizlilik kararı alınmıştı. Buna rağmen devletin kanunlarını takmayan Can Dündar yönetimindeki Cumhuriyet Gazetesi seçimler bir hafta kala bu tırları tekrar haber yaptı.
Daha sonra bu sefer boy boy resimlerle Cumhuriyet’e manşet atmış “MİT’in IŞID’a bomba ve eleman taşıdığını belgeledik” diyerek vatana ihanet suçunu yüzsüzce ve alenen işlemişti. Bunu ABD’de veya bir Avrupa ülkesinde birisi yapsa çoktan öldürülürdü. Lakin burası Türkiye, darbeler ülkesi. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar askeri darbe ve siyasi cinayet işlenmemiştir.
Bu kadar açık ve aleni yapılan suçlara karşı Dündar kahraman ilan edildi. Çünkü FETÖ ve darbe destekçisi güruh bütün darbecilerle işbirliği içerisindeydi. CHP başta olmak üzere bazı partiler yine darbecilerle sinsi işbirliğine devam ettiler ve halen de darbe için çaba gösteriyorlar. Zira demokratik yollarla iktidara gelmeyi beceremediler ve karamsarlık içinde sadece darbe yolunun başarıya ulaşacağını düşündüler.
Şimdi halkımızın aklı ile alay edip Dündar’ı “masum gazeteci” kimliğine sokmak isteyen darbecilerin planlarına yeniden bir göz atmak gerekiyor. Aslında detaylarda boğulmayıp fotoğrafa yukarıdan bakılırsa her şey ayan beyan ortaya çıkıyor. Bizde öyle bakmaya çalışalım.
Öncelikle FETÖ’nün darbe planını görelim. Bunun için 30 hatta 40 yıldır emek veriliyor. Bu maksatla öncelikle askeri okullara öğrenciler sokuldu. Özel hazırlanmış kurslarda bazen sorular da temin edilerek binlerce öğrenci askeri okula alındı. Bu öğrencilerin namaz kılması oruç tutması yasaktı. İçki içmeleri ve dindarlar aleyhinde konuşmaları isteniyordu.
Fetullah’ın arka bahçelerinde yani dershanelerde yetişen fakat asker olmak istemeyen gençler polis okullarına oraya da gitmek istemezler ise hukuk fakültelerine yönlendirildi. Amaç darbe yapıldığında devletin kontrol mekanizmasını elde tutmaktı. Bu sayede “tereyağından kıl çeker” gibi darbe yapmayı düşündüler.
Bu arada ordunun kaymak tabakasını yetiştiren askeri akademi soruları çalındı ve bu elemanlar “kurmay subay” olarak ordu saflarında görev yapmaya başladılar. Kurallara uymayanlar derhal darbe heyetince kovuluyorlardı. Örneğin eşleri başörtülü olan veya içki içmeyen subaylara kesinlikle tahammül edilemezdi. Hatta bunlardan bir kısmı benim sınıf arkadaşımdı ve içki içmekten alkolik olmuştu.
Bu darbe yapacak subayların önünü açmak için benim gibi dindar olan bütün subay ve astsubayları ordudan attılar. Zira kendileri gibi faşist olan generallerin mantığına göre dindar olan subaylara itimat edilemezdi. Bunlar darbe yapılınca halktan taraf olabilirlerdi. Behemehâl ordudan atılmalıydı. Bu yüzden on binlerce asker gözünün yaşına bakılmadan eşi başörtülüdür diye ordudan atıldı.
Bahane ise çok aptalcaydı. “Gözün üstünde kaşın var” deyimi gibi eşinin üstünde başörtüsü var denilerek on binlerce insana zulmettiler. Numunelik olarak bir iki tane Fetullahçıyı da ordudan atmışlardı. Zaten onlar emir dinlemiyor namaz falan kılıp eşlerinin başlarını açmıyordu. Temizlenmesi gerekiyordu.
Şimdi sıra darbeye gelmişti. Fakat acele ettiler. 17-25 Aralık 2013 Operasyonlarını Siyonist güçler ve ABD istemişti ve beklemek istemiyordu. Fetullah, acele olmasına rağmen “okey” kararını verdi. Çünkü biliyordu ki darbe başarısız dahi olsa sayısı yüzü aşkın general ve amiral emri altındaydı. Bir o kadar yüksek rütbeli subayı kontrol edebilirdi.
17-25 Aralık Operasyonları başarısız kalınca “B Planını” devreye soktular. Fakat bu sefer işi daha fazla ciddiye alıyorlardı. Birçok gazeteyi, solcular, Kürtçüleri herkesi emir altına aldılar. Hatta Fetullah’a karşı yıllarca karşı durmuş bir dindar gazeteyi de operasyon çekerek ele geçirdiler. Bu gazetenin başyazarına payeler vererek tv ve gazetelerde kendilerince yücelttiler. Yetmedi darbe ile her zaman işbirliği yapmış CHP içinde de operasyon yapıp zayıf bir kişiliği olan genel başkanlarının zafiyetlerinden istifade ederek bu partiyi büyük ölçüde ele geçirdiler.
PKK’yı ellerinde bulundurduğu medya organları ile teşvik ederek terör olaylarında başarılı olması için gayret gösterdiler. Bu sayede darbe kılıfı da hazırdı.
Şimdi önlerinde sadece AK Parti teşkilatı vardı. Burada başarılı olmak için biraz daha zamana ihtiyaçları vardı. Eski Cumhurbaşkanı Gül’in zafiyetlerinden istifade ederek hem onu hem de bazı partinin ileri gelenlerini ele geçirmeye çalıştılar. Bunda ne derece başarılı oldular bilmiyorum. Lakin Arınç’ın hükümete düşmanlığı aleniyete çıkmış tv kanalında boy göstermesi ve defalarca darbecilerin hoşuna gidecek açıklamalarda bulunması bu konuda oldukça başarılı olduklarını göstermektedir.
Evet, Dündar’ın serbest bırakılması bu noktadan ele alındığında basit bir olay olmayıp Fetullahçı darbenin bir adımıdır. Eğer Menderes’in Samet Kuşçu olayından ders çıkaramaması gibi bir zafiyet gösterilirse Rabbim başımıza gelecek felaketlerden hepimizi korusun. İnşallah Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu gerekli dersleri çıkararak olması muhtemel “Fetullahçı Darbeyi” önlerler. Bu işin şakası olmaz, vesselam…
Vehbi KARA
Aydan KURT
İstifa Ettim
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
Özlem Gürbüz
Yuvayı Ayakta Tutan Denge
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)