CHP genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Anayasa’da cumhurbaşkanlığı konusunda yapılacak değişikliklerle ilgili olarak “sen diktatör olursun kardeşim başka bir şey olamazsın” diyerek “diktatörlük” konusunda insafsızca ve vicdansızca açıklamalarda bulundu.
Demek ki Türkiye Cumhuriyeti tarihi ve uygulanan siyasal sistem iyi bilinmiyor. Bu konuyu izah etmek zarureti var zira sadece bir partinin genel başkanı değil öğretim görevlileri başta olmak üzere siyaset konusunda ne kadar yetkili kişi varsa çoğunluğu hep beraber çuvallıyor, hata yapıyor.
Aslında bu mesele tartışılmayacak kadar basittir. Diktatörlük konusundaki seviyemiz çok ileridir. Öyle ki Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’de uygulanan model birçok ülke tarafından örnek alınmış ve hayata geçirilmiştir. Lakin bunu yapan Avrupa ülkeleri bizdeki kadar açık ve pervasız değil üstü örtülü, politik bir şekilde hayata geçirmişlerdir.
Batılı otoriter yöneticiler; M. Kamal’ın meclis kürsüsünden pervasızca yaptığı konuşma gibi hiçbir zaman niyetlerini belli etmezler. Onlar sinsi ve gizli bir biçimde icraatlarını yaparlar. Hatırlatayım; M. Kamal saltanatın kaldırılması ile ilgili olarak Nutuk’ta şöyle söylüyordu:
“Önümdeki sıranın üstüne çıktım. Yüksek sesle şu beyanatta bulundum: Efendim, dedim; hâkimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşayla verilmez. Hâkimiyet, saltanat, kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. … Burada içtima edenler, Meclis ve herkes, meseleyi tabiî görürse fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde yine hakikat, usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal, bâzı kafalar kesilecektir!” (Nutuk – 1927. S. 422)
Nitekim İstiklal mahkemeleri vasıtası ile yönetime muhalefet eden birçok siyaset adamı, gazeteci, asker ve dindar insan idam edilmiş, sudan bahanelerle ortadan kaldırılmıştır. Sıranın kendisine geldiğini gören Rauf Orbay ve Mehmet Akif Ersoy gibi zatlar kapağı yurt dışına atıp canlarını kurtarmış en azından kodeste yatmaktan kurtulmuşlardır. Bunların sayısı çoktur hatta kendilerine “150’likler listesi” de denilse ve aşiret ağaları, şeyhleri, hocaları da hesaba katsak, binlerce insanımız yurt dışına kaçmak zorunda kalmışlardır.
Diktatörlerin en önemli özelliklerinden bir tanesi kendilerine has bir lakapları olmasıdır. Mesela eski Venedik ve Ceneviz yöneticilerine söylendiği gibi İtalyan Faşist Liderinin lakabı “Duçe” idi. Keza Adolf Hitler’in kullandığı Führer, “tek halk, tek imparatorluk ve tek lider” (Ein Volk, ein Reich, ein Führer) ilkesinin gerektirdiği şekilde kullanılmıştır.
Türkiye’de de “Tek Adam” denilen M. Kemal, ismini beğenmeyip “Kamal” adını kullanmıştır. Gerçi Türk halkı, onu Batılı emperyalistlerle mücadele eden “Paşa” ve “Gazi” ünvanı ile nitelendirmesine karşılık bunu da beğenmemiş hatta paşa, hoca, şeyh vs. bütün unvanları kaldırarak Kamal Atatürk ismini ölene kadar kullanmıştır. Yerine geçen İnönü ise geri kalmayarak “Milli Şef” adıyla anılmaktan çekinmemiştir.
Diktatörlerin bir kısmı ise askerlikteki rütbeleri ile anılmak isterler. General unvanı çok hoşlarına gider. Mesela “General Franco” ve “General Charles de Gaulle” gibi. Bunu sivil yönetimim başında olduğu zamanlarda dahi kullanmaktan çekinmezler. “İkinci adam” olarak tanınan İsmet İnönü, kendisine “İsmet Paşa” denilmesinden hiç rahatsız olmazdı. Keza 12 Eylül 1980 darbe lideri Kenan Evren de “Paşa” unvanını kullanmaktan çekinmemiştir.
Diktatör kelimesi Latince dictator; yani emir veren, dikte ettiren anlamında kullanılan bir sözcüktür. Mutlak ve sınırsız bir otoriteye sahip olan yöneticilere verilen bir isimdir. Böyle biri tarafından yönetilen ülkelere ise “diktatörlük” denilmektedir. Bu ifade, Antik Roma’da Senato tarafından acil durumlarda cumhuriyeti yönetmesi için atanan ve olağandışı görevler üstlenen kişiler için söylenmiştir. Günümüzde ise bu tanım daha çok muhalefeti kabul etmeyen ve onu bastıran, ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve yetkilerini acımasızca kullanan liderler içindir.
Recep Tayyip Erdoğan için söylenen “diktatör” ifadesi tek kelime ile vicdansızlıktır. Defalarca seçimler kazanan ve halkın sevgisini kazanan bir insan için bu tarifi yapmak büyük haksızlıktır. Sadece ülkemizde değil yurtdışında da çok büyük ilgi ve takdir toplayan Erdoğan, hâlihazırda Müslüman toplumların gözbebeği olmuştur.
Diktatörlük konusunda en son konuşması gereken kişi CHP Genel Başkanıdır. Çünkü bu parti Osmanlı Devletinden kalma çok partili hayatı ve farklı düşüncelere karşı duyulan saygıyı yok etmiştir. İkinci Grubun tasfiyesi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılması ve Serbest Cumhuriyet Fırkasının kapatılmasında CHP liderleri çok büyük pay sahibidir.
1920'de toplanan Birinci Meclis’te nispeten özgür bir tartışma ortamı vardı ve korunuyordu. Hatta 1922'de birbirine muhalif iki grup Birinci Grup, İkinci Grup meydana gelmişti. Fakat Nisan 1923'te yapılan İkinci Meclis seçimlerine sadece Birinci Grup üyeleri arasından M. Kamal’ın oluşturduğu tek listenin katılmasına izin verildi. Seçime katılmayı deneyen bağımsız adaylar çeşitli baskılarla çekilmeye zorlandılar. Sonuçta resmi aday listesi dışında zorlayarak iki veya üç bağımsız aday Meclise girebildi.
1923'te Halk Fırkasının kurulmasından sonra, 1927, 1931, 1935, 1939 ve 1943 genel seçimlerine sadece CHP listesi katılmıştır. CHP'nin 1927 Tüzüğü uyarınca aday listelerini; partinin "değişmez genel başkanı" sıfatıyla Cumhurbaşkanı M. Kamal, 1938'den sonra ise "Milli Şef İsmet İnönü” belirlemiştir. Bu çok büyük geriye gidiş ve hürriyetin yok edilmesi olayıdır.
1930 yılında Batı dünyasının diktatörlük benzetmesi yüzünden bir muhalif parti yani Serbest fırka kurma denemesi yapıldıysa da, bu partinin belediye seçimlerini kazanması ve yapılacak olan genel seçimleri kazanma imkânının belirmesi üzerine, kuruluşundan 3 ay sonra kapatılmıştır.
CHP liderlerinin siyasi hayatımıza olumsuz etkileri bu kadarı ile kalsa iyiydi. Zira o kadar acımasız ve insafsızca müdahaleler yapılmıştır ki dünyanın hiçbir yerinde bunun örneğine rastlanmamıştır. Örnek çoktur hangisini söylemeli, bilmem ki…
1924 Anayasası; Osmanlı’nın kanunu esasinin devamıdır. Bu Kurucu Anayasanın 2. maddesi "Türk Devletinin dini İslam'dır" maddesidir. Lakin bu madde 1928 yılında kaldırılmıştır. Daha sonra 5 Şubat 1937’de aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleri olan “Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılâpçılık” Anayasanın 2. maddesine dâhil edilerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel nitelikleri olarak belirtilmiştir. Mevcut Kenan Evren Anayasasında 4. Madde olarak yer alan ve “değiştirilemez hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez” ucubesi işte şimdi kırmızıçizgiler olarak önümüze konulmaktadır. Buna hangi aklı başında anayasa hukukçusu bunu kabul edebilir ki?
Her gün televizyon kanallarında ahkâm kesen faşistliği demokrasi diye yutturmaya çalışan torna tezgâhı ürünü dinozor asker, siyasetçi ve bürokratlara ne demeli peki? En iyisi bunları kaale almamak. Zaten halkımızın çoğunluğunu meydana getiren nispeten özgür ortamlarda yetişmiş genç ve orta yaşlı insanlar da ciddiye almıyor. Onlar bu şekilde konuşmaktan utanmıyorsa başka söz söylenmez ki…
Fakat inanılması güç bir şekilde CHP Başkanı, Cumhurbaşkanına “diktatör bozuntusu” diyecek kadar ileri gidip insanların huzurunda konuşabiliyor. Bu ne biçim siyasetçiliktir, hiç mi bir tane aklı başında adam ikaz edip susturmaz, anlamak mümkün değildir.
Bu konuda saatlerce konuşsam, sayfalarca yazı yazsam belli ki yetmez. Okuyucuların ferasetine havale ediyorum. Son sözüm Allah ıslah etsindir, vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)