Pazar günleri denizcilik yazıları yazacağız. Bu yazı ilk olacak inşallah. Makale gazetedeki sütun sınırlamasına gerek olmayacağı için bu tür yazılar bir parça uzun olacak bu nedenle okuyucularımdan affımı dilerim.
Bununla birlikte heyecanla okuyacağınızı tahmin ettiğim ilginç denizcilik olayları ile karşı karşıya kalacaksınız. Bu sayede dünyanın çok farklı coğrafyalarında ekmeğini denizden çıkaran insanları ve çeşitli liman şehirlerini daha yakından tanıyacağınızı düşünüyorum. Bazı yazılarda ise Müslüman devletlerde kıldığım Cuma namazlarını ve bu ülkelerin camilerinde görebildiğim farklı kültürleri ele almaya çalışacağım.
Deniz yaşamı genellikle zor olmakla birlikte insanın ufkunu genişletecek güzel yönleri de vardır. Sadece fırtına ve acı olaylar değil; çok çeşitli kültür ve inanca sahip insanlarla tanışmanın güzelliği de vardır. Belki de bu yüzden olsa gerek gemicilerin sohbetleri birçok insan için farklı ve ilginçtir. Bununla birlikte Pazar günü yayınlanacak bu yazılarda sıra dışı birçok denizcilik olayını da yakından takip etme fırsatı da bulacaksınız.
İşte bu günkü yazımız oldukça sıra dışı ve kimsenin başına gelmesini istemeyeceği zorlu bir deniz yolculuğu ile ilgili olacak. Zira sefer sonunda kaptanı olduğum gemi batmış ve oldukça zorlu bir süreç yaşamıştım. Uzatmadan 2010 yılında yaşadığım bu deniz macerasını anlatmaya başlayayım…
Kâtip Çelebi; şimdilerde kullanmadığımız bir deyimden bahseder ve “Başına Seydi Ali halleri geldi” sözünü bir büyük Türk denizcisinin maceraları ile anlatır. İşte Hint Okyanusunda bizzat benimde başımdan “Seydi Ali Halleri” geçmişti.
Denizciler, Hint Okyanusunda özellikle de “Yaz Musonları” başladığında çok dikkatli olmak zorundadır. Zira aylarca süren bu fırtınalar bitip tükenmez. İşte böyle bir fırtına sonucunda gemim ikiye bölünerek batmıştı. Allah’a şükürler olsun ki; kazadan sonra bütün personelim sağ olarak kurtulup yuvasına dönmüştü. Lakin bir gemi kaptanı için böyle bir olayın yıpratıcı etkisi çok büyüktür.
Zira Seydi Ali Reis’in hallerinin bir kısmını da yaşamıştım. Lakin bu büyük denizci ile kendimi kıyaslamam dahi abestir. Küçük benzerliğimiz aynı coğrafyada yaşadığımız zorluklardan ve bu deyimi bizzat yaşamaktan kaynaklanıyor. Gerçekten de yıpratıcı ve uzun bir süreçten sonra “Seydi Ali halleri” yaşayarak vatanıma dönmüştüm. Öncelikle Seydi Ali Reis’in maceralarına bir bakalım…
Seydi Ali Reis, Rodos Adasının fethinde bulunmuş, Barbaros Hayreddin ve Sinan Paşa ile birlikte Preveze Deniz Savaşı da dâhil olmak üzere Akdeniz’de çeşitli savaşlara katılmış büyük amiral ve kaptandır. Sultan Süleyman, Mısır kaptanlığını kendisine vererek, Piri Reis’ten arta kalan Osmanlı Donanmasını Basra’dan alıp Süveyş’e getirmesini emreder. 1552 Aralık ayında İstanbul’dan hareket eder ve uzun bir kara yolculuğu sonunda Basra’da bulunan Osmanlı Donanmasının başına geçer.
Donanmayı getirirken Umman Denizinde Portekizlilerle iki büyük deniz savaşında bulunur. O tarihlerde dünyanın en namdar denizcisi olan Portakallarla (Portekizlilere Osmanlılar böyle derdi) dişe diş savaşlar yaşamış ve düşmanın okyanusların zorlu şartları için inşa edilmiş bazı savaş gemilerini batırmıştı.
Düşmana oldukça büyük zararlar vermişse de Muson fırtınaları gemilerine düşmandan daha fazla zarar vermişti. Öyle ki Yaz Musonlarında meydana gelen şiddetli lodos fırtınaları yani güneybatı rüzgar ve dalgaları; Osmanlı savaş gemilerini Hindistan kıyılarına kadar sürüklemiştir.
Filonun çoğu gemisi fırtınada batsa da yine de elde kalan gemilerle sahile ulaşır. Fakat gelin görün ki gemiler öylesine yıpranmış ve hasar almıştır ki bu gemilerle deniz yolundan Süveyş’e gelmek artık mümkün değildir.
O tarihte Müslüman Hint Devletlerinin yöneticileri ile görüşmeler yaparak bir şekilde Osmanlı Devleti ile haberleşme imkânı sağlar. Devlet ise kendisine Hindistan’daki bu devletler ile diplomatik ilişki kurulması konusunda yetkiler verir.
Bunun üzerine Hindistan’ın devlet yöneticilerine ait mektup ve hediyelerini alarak karadan İstanbul’a doğru yola çıkar. Fakat yolda başına gelmedik iş kalmaz. Bölgede isyan eden bazı topluluklar ile savaşlara dahi katılır. Defalarca tehlikeli durumlara düşerek denizcileri ile birlikte ölümün eşiğinden döner. Fakat Allah’ın izni ile dört yıl sonra İstanbul’a dönmeye muvaffak olur.
Onlarca gemiden meydana gelen donanmasını kaybettiği halde Piri Reis’in aksine Padişah’tan iltifat görür. Malumunuz Piri Reis, Muscat Sultanlığını yağmaladığı gerekçesi ile idam edilmiştir.
Seydi Ali Reis, başından geçen olayları kitap haline getirir. Bu kitabın dilden dile dolaşmasıyla insanın başından geçen türlü türlü musibetlerden dolayı uzun yıllar boyunca “Seydi Ali halleri” deyimi kullanılmaya başlar.
İşte Seydi Ali Reis’in başına geldiği gibi bende gemimi kaybetmiş kara yolu ile değil de hava yolu ile ülkeme dönmüştüm. Olayları anlattığım zaman bana çok acı vermiş olsa da işte bu zorlu sefere de bir parça değinmeye çalışayım.
Bundan 12 yıl önce Hindistan’daki bir limandan 24 bin ton demir cevheri yüklemiş Pakistan’a doğru yol alıyorduk. Yaz Musonları oldukça etkiliydi. Hindistan’ın güneyini geçtikten sonra karayel rotasına doğru yol almaya başladık. Gemimiz oldukça eski bir gemiydi. Tersane bakım süresi gelmişti ve bir an önce tekne onarımına girmesi gerekiyordu.
Gemimizi tam yüke yakın bir tonajda yüklemiştik. Ambarlarımız kapasitelerine uygun bir şekilde yüklenmiş olsa da şiddetli fırtına gemiyi çok yıpratıyordu. Yolun yarısını aşmıştık fakat gemi yaşam yerinin hemen ön tarafından teknenin yırtılmaya başladığını hissetmiştim. Kontrol edince geminin su almaya başladığını gördüm. Bu şekilde yola devam etmemiz imkânsızdı. Geminin sahipleri ile uydu telefonundan irtibata geçerek gemiyi terk etme kararını vermiştim.
Bereket bulunduğumuz mevkii, Hindistan sahillerine yakındı. Gemi filikalarını ve can sallarının tamamını denize indirdim. Gemicileri filikaya bindirdikten sonra indirme vincini bizzat ben kullandım. Hamd olsun bütün personeli emniyetli bir şekilde tahliye etmeye muvaffak olmuştum. Şimdi sıra bana gelmişti ve gemimiz yavaş yavaş su alıp batarken ikinci filikayı sancak taraftan güverteye yanaştırdım ve deniz seviyesi ile aynı yükseklikte olan filikaya atlayarak gemiyi terk ettim.
Gemiden ayrılırken tekne saçları yırtıldığı için ambarlar deniz suyu ile doluyordu. Çok geçmeden yaşam yerinin hemen ön tarafından aynı Titanic faciasına benzer şekilde gemi ikiye ayrılmıştı. Gözlerimin önünde gemimiz iki parça halinde Hint okyanusu sularına gömülüyordu.
Yardım taleplerimiz kısa zamanda karşılık bulmuş ve Hindistan’ın sahil güvenlik botları filikalarımızı emniyete alarak sahile çıkmamıza yardımcı olmuştu. Bir gemici filikaya binerken ayağı kırılmıştı ve onun haricinde yaralımız yoktu.
Hindistan denizcilik otoritesi ve gemi sigortası çok çabuk bir süre içinde devreye girmişti. Öncelikle kazazedeleri bir otele yerleştirdiler. Kısa bir süre sonra ise mahkeme başlayacaktı ve gemi ile beraber yük sahibi de geminin batmasından dolayı meydana gelen zararı tazmin etmeye çalışıyordu.
Yaklaşık üç ay süren bir mahkeme safahatından sonra gemimizin sigortacısı olan şirket, gemi ve yük sahibine sigorta yaparken belirlenen yükümlülükleri ödemişti. Çoğu yabancı ülke vatandaşı gemi personeli de maaşlarını almış ve kısa bir müddet sonra evlerine dönmüştü. Nihayet benim de vatanıma dönme iznim çıkmıştı.
Öyle bir sonuçla karşılaşmıştık ki gemi sahibi yaşı nedeniyle hurdaya çıkma süresi gelen gemiden kurtulduğu için bu işten karlı çıkmıştı. Gemideki yükün sahibi de parasını almıştı. Ben de evime dönüyordum lakin yaşadığım olayların etkisi uzun süre devam edecekti.
Bu nedenle uzun süre gemilerde çalışmaya ara vermiştim. Fakat sonuçta bir ailem ve okula giden çocuklarım vardı. Birkaç ay sonra yeniden gemilerde çalışmaya başlamak zorunda kalacaktım.
Yeni seferlerde ve ilginç hatıralarda buluşmak dileğiyle, vesselam…
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)