Ehli Sünnet’e karşı yapılan saldırılar hiçbir dönemde olmadığı kadar artmıştır. İnanması güç ama üniversiteler ve ilahiyat fakülteleri bu saldırıların merkezi haline gelmiştir. Bu konuda alınması gereken acil tedbirler vardır. Zira Diyanet İşleri Başkanlığı Ehli Sünnete karşı yapılan saldırılara karşı cevap vermekte yetersiz kalmaktadır.
Bunun en son örneğini Marmara Üniversitesinde hocalık yapan bir kişide gördük. Açıkça Kuran’ın Allah’ın kelamı olmadığını söyleyebilecek kadar ileri gitmiştir. Marmara Üniversitesinde böylesine büyük bir cinayet işlenirken diğer üniversiteler farklı mıdır?
Benim gördüğüm kadarıyla çok daha kötüdür. Özellikle İstanbul Üniversitesi aşağıda yazacağım akım ve düşüncelerden aşırı derecede etkilenmiş ve ehli sünnet düşmanlığı ile meşhur saldırganların propagandasını yapan hocalarla doludur. Bu feci durum karşısında tedbir alınmak zorundayız. Aksi takdirde canımız ciğerimiz evlatlarımız eğitim alırken dahi kurda kuşa yem olmaktadır.
“İlahiyat fakültesi sayesinde dinini diyanetini öğrensin; bu materyalist asırda dinsizler hücum ettiğinde cevap verebilsin” diye üniversiteye gönderdiğimiz evlatlarımız eğer ilahiyat fakültesine kaydını yaptırmış ise Allah korusun bu ehli sünnet düşmanı hocalar tarafından ya “deist” ya da “dinsiz” olup karşımıza çıkmaktadır.
Peki, ülkemizdeki bu ehli sünnete düşman akımlar nelerdir? Bu konuda bir analiz yaparak Kuran ve İslam karşısında bazen dinsizlerden hatta komünistlerden daha çok hücüm eden bu zındıka cereyanlarına karşı uyanık ve dikkatli olmaya çalışalım:
Bunların belli başlı guruplarına baktığımızda karşımıza ilk çıkanlar Şii akımlardır.
Şii mezhebi veya diğer bir adıyla “Şia” yüzyıllardan beri ehli sünnete düşmanlık beslemiş Müslümanlar arasında nifak ateşinin çıkmasına yol açmıştır. Bunların büyük bir kısmında gördüğümüz gerçek; Hazreti Ali sevgisi değildir. Çünkü böyle olsa Hazreti Ali gibi bir cihan kahramanını ikiyüzlü davranmakla yani “takıyye” yapmakla suçlamazlardı.
Şia’nın asıl amacı Pers İmparatorluğunun inançları doğrultusunda yani Mecusiler gibi ateşe tapan bir medeniyetin Hazreti Ömer zamanında yıkılmasıdır. Irkçılık yüzünden İslam’a düşman olmuşlar bunu gizlemek için de; Hazreti Ali’ye olan sevgi ve bağlılıklarını ileri sürmüşlerdir.
Şiileştirme adı altında yapılan propaganda faaliyetleri sadece Türkiye’de değil; Müslümanların azınlıkta olduğu ülkelerde de yapılmaktadır. Ehli sünnetin hoşgörüsü ve kucaklayıcı tavırları nedeniyle yakın zamanda Türkiye de 1000’e yakın Şii camisi yapılmış ve Şii vatandaşlarımızın dinsizlerin eline düşmemesi için devlet tarafından her türlü destek sağlanmıştır.
Buna mukabil, bu mezhebin merkezi konumundaki İran’da yöneticiler, ehli sünnete iyi gözle bakmamaktadırlar. Onlarda takıyye yani yalan söylemek namaz gibi zorunludur. Hatta takıyye yapmayanların dinden çıkmış olacağına olan inanç nedeniyle Şia’nın etkisi ile yöneticileri çok acımasızdırlar.
Bu yüzden Şiilerle dini konuları, bilhassa ihtilaflı meseleleri açık ve samimi bir şekilde konuşmak mümkün değildir. İran gibi Şiilerin yoğunlukta olduğu ülkelerde çok sayıda ehli sünnet Müslümanına çok büyük zorbalıklar yapılmaktadır. Şu hususun da altını çizmek gerekirse: İran da en az yirmi milyon Sünni Müslüman yaşamaktadır ve onlar din konusunda Hristiyanların uyguladığı eziyetlerden çok daha fazlasına maruz kalmaktadırlar.
Tahran da 500 bin Sünni yaşamasına rağmen onlara Cuma namazını kılacakları bir Sünni camii için dahi izin verilmemektedir. Şii makamlar, onların cami isteklerini mevcut Şii camilerinde yapın diyerek reddetmektedirler.
Ülkemizde yaşayan Alevi kardeşlerimizi bu ırkçı ve fanatik Şia tehlikesine karşı korumak istiyor isek; çok gayret göstermemiz icap ediyor. İslam’ın temel konularında yani tevhid, nübüvvet, haşir ve adalet konusunda ortak bir dil üretmeye çalışmamız; gereklidir. Aksi takdirde özellikle fıkıh konusunda ehli sünnete karşı tecavüz vaziyetini aldıklarında aynı Pakistan da olduğu gibi kutuplaşmalar ve çatışmalar olması tehlikesi vardır.
Ehli sünnete belki Şia kadar hatta daha fazla hücumu ise kendilerine Selefi adını veren “Vehhabiler” yapmaktadır. Bunlar kendilerine Vehhabi isminin verilmesini istemezler. Selefi Salihin olan büyük İslam cemaatinin ismini çalmaya kalkışarak “selefi” ismini kullanmaya çalışmaktadırlar. Aynı Şia gibi dünyanın her yerinde ehli sünnete karşı hücum ve düşmanlık içerisindedirler.
Vehhabilik propagandası bazı Arap ülkelerinde yapılmakta ve petrol zenginliğinden doğan serveti, maalesef Müslümanlar arasında nifak çıkarmak için kullanmaktadırlar. Osmanlı Devletinin yıkılmasında Araplar değil bu Vehhabi isyancılar rol almışlardır. Şimdi de Arab Baharı denilen özgürlük hareketlerinde karışıklığı fırsat bilerek Suriye, Libya, Tunus ve daha nice ülkede, evliya türbelerine bitişik camileri buldozerlerle yıkmışlardır. DAEŞ Terör örgütünün beslendiği ana akım işte bu Haricilerin günümüz modasına uyan kesimi olan Vehhabilerdir.
Vehhabiler ile Hariciler arasında bir çok ortak özellik bulunmaktadır. Maalesef birçok insan Haricilik propagandasını yaptığını bilmeden Selefi akımlara hizmet eder. Günümüzde ABD’nin en fazla yatırım yaptığı şiddet yanlısı guruplar çoğunlukla bunlar arasından seçilmiştir.
ABD bir taşla iki kuş vurmakta hem Müslümanlar arasında nifak çıkarmakta hem de Müslümanları “şiddet yanlısı” gibi gösterip İslam aleyhindeki propaganda faaliyetlerine hız vermektedirler.
Tarihselçi denilen ve son zamanlarda Kuran’a haşa! “Allah’ın kitabı ve sözü değildir” diyen iğrenç tutumlarını gördüğümüz diğer bir ehli sünnet düşmanı gurup ise başka bir akımdır. Bunlar Kuran’ın 300’den fazla ayetinin (muhkem, kesin hükümlü oldukları halde) bu zamanda geçerli olmadığını iddia ederler.
Aynı Şia’daki gibi takıyye yaparak ehli sünneti aldatmaya çalışırlar. İsrail, Siyonizm, Vatikan, Evangelistler, kapitalist ve derin güçler tarihselcileri desteklemekte ve bu sayede Müslümanlar arasında ayrılık ve çatışmalara gayret etmektedirler.
Bu cereyan daha ziyade namazsız, oruçsuz, fıkıhsız, şeriatsız, kısaca ibadetsiz bir İslam istemektedir. Arkalarına aldıkları ABD ve bazı Batılı ülkeler ile adeta yeni bir din peşinde çaba sarf etmektedirler. Fakat aklı başında doğru dürüst birkaç Müslüman’ı ise bulamamaktadırlar. Bununla birlikte en azından çıkardıkları fitne ve bölücü yaklaşımlara karşı tedbirli olmalı ve evlatlarımızı bu akımdan da korumamız gereklidir.
İslam tarihinde ortaya çıkmış kısaca “Mezhepsizler” adını verdiğimiz bir başka ehli sünnet düşmanı gurup daha vardır. Bunlar fıkıh mezheplerini kabul etmezler. Halbuki fıkıh mezhepleri dini emir ve esaslarda birdirler. Yani Hanefi, Şafi, Hanbeli ve Maliki mezhebine göre Allah’ın varlığı, birliği, peygamberlik, kutsal kitaplar ve ahiret inancında farklılık yoktur. Fark sadece abdest ve namaz kılarken bazı küçük ayrıntılardadır. Hiç birisinde namaz kılmanın veya oruç tutmanın farz olduğu konusunda bir şüphe olmaz. Keza sünnet konusunda da çok küçük ayrıntılar dışında tamamen birlik beraberlik içindedirler.
Lakin tarih boyunca olagelmiş Şii, Vehhabi, Mutezile, Harici, Mürcie ve kaderi inkar eden fırkaları birleştirerek güya yetmiş üç mezhebin Kur an etrafında birleştirdiklerini söyleyerek bambaşka bir mezhep çıkarmışlardır. Peygamber Efendimizin (asm) “Fırkayı Naciye benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir” sahih hadisini inkar edenler işte tam da bunlar olup suçüstü yakalanmışlardır.
Bu mezhepsizler adını vereceğimiz ehli sünnet düşmanı gurupların içinde sünneti bütünüyle inkâr edenler olduğu gibi, İslam ın bu ikinci kaynağı olan hadis-i şerifleri hafife alanlar hatta kabul etmeyenler de vardır. İşte İlahiyat fakülteleri bunlarla dolu olup devletimiz ve Diyanet İşleri Başkanlığı bunlara alabildiğine fırsat vererek ehli sünnete yapılan saldırılarına göz yummaktadır.
Bir başka ehli sünnet düşmanı gurup ise feministlerdir. Son yıllarda özellikle iktidar partileri içine yerleşen “papatyalar” veya “pembe cami kadınları” adını alan “feminist” guruplar; AB fonlarından büyük yardımlar alarak aile yapımızı katletmeye çalışmaktadır. İstanbul Sözleşmesi adı verilen eşcinselliği meşrulaştırmak için yapılmış iğrenç sözleşme bunların alçakça yapılmış icraatlarından sadece bir tanesidir.
Bu feminist guruplar hadlerini bilmeden sahih hadislerin; AB ve Batı medeniyeti normlarına uygun olması için çalışmaktadırlar. Hadis kitaplarının ayıklanmasını ve kendi keyiflerine göre yorumlanmasını isteyen bu guruplar ile ne yazık ki kimse doğru dürüst mücadele edememektedir. Yavrularımızı, kızlarımızı bu çirkin feministlerin hücumundan kurtarmak bu zamanda çok önemlidir.
Ehl-i sünnet Müslümanlığı ile Feminist ideolojinin bağdaşması ve uyuşması mümkün değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı kadroları ne yazık ki bunlarla doldurulmuştur. Öyle bir noktaya gelmişlerdir ki; bir Ramazan gecesi Ankara Hacı Bayram Camii ne teravih namazı kılmak için gelen erkekleri sokmayacak kadar ileri gidebilmişlerdir.
Yapılan organizasyon ile otobüs ve minibüslerle taşıdıkları kadınları camiye doldurmuşlardır. Bu konuda Almanya’nın Sesi adlı medya gurubu “Pembe Camiler”başlıklı yazımdan dolayı benimle ropörtaj bile yapmıştı. Güya ben camilere kadınların girmemesi gerektiğini söylemişim.
Kadın gazeteciye Süleymaniye Camisinde röportaj verdim. Hadi bak bakalım kadınlara cami yasak mı diye bizzat caminin avlusundan gösterdim. Mahcup ve üzgün olduğunu söyledi. Bu konuda mesele şudur: Cuma namazı hür erkeklere farzdır. Kadınlara değildir. Erkekler ne yazık ki bazı büyük şehirlerde cami yokluğundan dolayı neredeyse üst üste Cuma namazı kılmaktadır. Şimdi böylesine yer darlığı olan bir yerde kadınların “bizde Cuma namazı kılacağız” demesi ne derece edepli, duyarlı ve saygılı bir davranıştır?
Her neyse… Ehli sünnet düşmanı çok sayıda gurup saldırılarını yoğunlaştırmış iken maalesef Müslümanlar birlik ve beraberlik içinde güç birliği yaparak bunlara karşı gelememektedirler. Ehli sünnet vel cemaat, kavga etmeyi bırakıp kendisine saldıran bu dehşetli düşmanlara karşı ortak hareket etmek zorundadır, vesselam…
Adnan İPEKDAL
Eziklerin Efendisi Efendilerin Eziği
Nihat Güç
Kur’an’dan Birkaç Mesaj
Bülent ERTEKİN
Ellerinizi aktarcı milletinin üzerinden çekiniz!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Büyük Dedem Kado
Seyfettin BUDAK
“Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…”
Adnan ÖZ
Kazanabileceğimiz maçları kazanamamak alışkanlık oldu!
Halil MERT
Papa Daveti, Fener Patrikhanesi…
Eyüphan KAYA
Kadim Diyanet Reisimiz Ali Erbaş hocadan kamuoyuna
Recep YAZGAN
Papa bizi birleştirdi, gitti!
Vehbi KARA
En Güzel Yazılar Hangisi?
Hamdi TEMEL
Metamfetamin Ölümleri
Erol AYDIN
Bir Damla Kan, Bin Bir Endişe
Ahmet SAĞLAM
Sevindik, Sevinemedik
Ahmet Eren KURT
Gölgenin Derinliğine Doğru İnen Merdivenler
Gülay ÇETKİN
Okula Gelen Gizemli Kişi
Songül KARAMAN
Zikrin Beyindeki Gücü
Özlem Gürbüz
Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi
Mehmet BOZKURT
Öğretmenler Günü- 2025
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Fatih ORUÇ
ENFLASYON neden düşmüyor!
Fatma Saçak Akbulut
Bataklıktan Doğan Saflık: Lotus’un Sessiz Öğretisi; Lotus
Aydın BENLİ
Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart!
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Teknoloji Kullanımı: Fırsatlar Ve Tehditler
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Ahmet AYDIN
Bilir misin?
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Ahmet DÜZGÜN
Putlarımız ve Perestlerimiz
Cevahir AYDIN
Yanlış Anladınız
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Mesut BALYEMEZ
SOSYAL MEDYA KEVAŞELERİ
Bilal Dursun YILMAZ
Her Şey Dâhil Vicdan
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Ravza ZEYBEK
Bulanlar Arayanlardır
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Aydan KURT
Farkında mısınız?
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Emine AYDEMİR
Ateşle oynayan evliya Ateşbaz veli hazretleri
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
Abdullah BİR
Fitne, Kaos, Suriye ve Suriyeliler’e Daire İki Kelam...
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Önder GÜZELARSLAN
İsraf Bir İnsanlık Suçudur!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)