MHP Bursa Milletvekili Mustafa Hidayet Vahapoğlu, 30 Haziran 2022 tarihinde Meclis’te yapmış olduğu konuşmada çok önemli bir soruna el attı. Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının özlük hakları ile ilgili olarak hazırlanan yasa teklifinin Meclis Başkanlığına sunulduğunu ve bir an önce Genel Kurul gündemine alınması gerektiğini söyledi.
28 Şubat 1997 sürecinde darbeci general ve amiraller başörtüsünü bahane ederek önce ordumuzda sonrasında ise tüm kamu kurumlarında büyük bir tasfiye operasyonuna girişmişlerdir. Yasa dışı bir örgüt olan ve Silahlı Kuvvetlerimizde eşi başörtülü, namazını kılan, milliyetçi ve muhafazakar askerlerin fişlenerek ordudan atılmasını sağlayan Batı Çalışma Gurubu (BÇG), 10 binden fazla askerin emekli edilmesini sağlamıştır.
15 Temmuz 2016 Darbe teşebbüsünün gerçekleşmesi için FETÖ mensubu subayların önünü açmak gayesini de taşıyan bu BÇG örgütü, hızını alamamış kamu kurumlarında görevli bütün başörtülü hanımların memurluktan atılması için de büyük çaba göstermiştir.
İşte makalemizde bu konuya el atarak Vahapoğlu’nun gündeme getirdiği yasa teklifinin ne anlama geldiğini ve ne derece önemli olduğunu ifade etmeye çalışacağız. Çünkü 28 Şubat sürecinde orduda yapılan kıyım; Ak Parti hükümetinin ilk 10 yıllık döneminde de devam etmiştir. Sırf eşi başörtülü diye hakkında hiçbir yargı kararı bulunmayan çoğu üstün başarı sahibi askerler, 2010 yılına kadar acımasızca ordudan atılmaya devam etmiştir.
Bir dönem gelmiş Ak partili bazı siyasetçiler şunu dahi söyleyebilmişlerdir. “Ordudan başörtüsü nedeni ile atılan asker kalmadı”. Evet, kalmadı çünkü darbeci generaller hepsini ordudan atıp FETÖ mensubu askerleri orduya yerleştirdiler. “Özrü kabahatinden büyük” diye bir söz vardır. İşte aynen bu duruma uymaktadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan; o dönemde Başbakan olarak görev yapıyordu. Şımarmış ve küstah bir şekilde hareket eden hatta kameralar karşısında küfürlü konuşan generallere karşı ordudan ilişik kesme belgelerine sadece “şerh düşmekle” yetinmişti. Yargı kararları olmadan işinden gücünden uzaklaştırılmayı doğru bulmamakla birlikte imza atmaktan çekinmiyordu. O tarihte Cumhurbaşkanı olan Gül’de aynı tavrı göstermişti.
Hak mücadelesine girişen emekli askerler, büyük bir emek sonucunda 28 Şubat’ın darbeci general ve amirallerinin yaptıkları eylemleri yargıya taşımış ve nihayet rütbelerinin sökülerek müebbet hapis cezası ile hapse atılmalarına muvaffak olmuştu.
Uzun uğraşı ve gayretler sonucunda ordudan haksız yere emekli edilerek işsiz bırakılan ve kamu kurumlarında hatta özel ticari şirketlerde dahi çalışmalarına müsaade edilmeyen askerler, kurmuş oldukları sivil toplum örgütleri vasıtasıyla çeşitli haklar elde etmeye muvaffak olmuşlardır. Bunlardan ilki; 2010 referandumunda Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarının yargı denetimine açılması olmuştur.
2011 yılında 6191 sayılı kanun ile hiç bir tazminat alınmaması karşılığında YAŞ kararı ile emekli edilen 1200 civarındaki askere özlük haklarının bir kısmı verilmiştir. Bu yasa kapsamında 1980 yılından sonra ordudan atılan aşırı sol görüşe mensup komünist subaylar da ilave edilmiştir. Nitekim CHP Edirne Milletvekili Rasim Çakır, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında ordudan atıldığını ve yaşadığı haksızlıkların kendisini siyaset yapmaya zorladığını ifade etmiş ve partisi ile beraber kanunu desteklemiştir.
Ak Parti hükümeti, kurmuş olduğu komisyonlar vasıtası ile YAŞ kararı ile ordudan ayrılan askerlerin dosyalarını inceletmiş ve içinde benim de bulunduğum askerlere emeklilik haklarını getirmiştir. Fakat sayısı 3000’i geçen kararname ile ordudan atılan re’sen emekli askerlere hiçbir hak verilmemiştir. İşin daha kötüsü kendileri tarafından “şerh düşülerek” emekli edilen askerlerin büyük çoğunluğu re’sen emekli askerler arasında yer almaktadır.
Ak Parti yetkililerine “re’sen emekli edilen bu askerlere neden özlük haklarını vermediniz?” sorusu yöneltildiğinde “onlar yargıya başvurma haklarına sahiptiler” cevabı verilmiştir. Hâlbuki askeri yargı, bütün müracaatları geri çeviriyor ve re’sen emekli askerlerin hiçbir yargı işlemine tabi olmadan ordudan atılması kararlarını adalete uygun görerek, cevaplandırıyordu. Nitekim adalet ilkesinden ayrılmış ve bağımsız yargılama yeteneğine sahip olmayan bütün bu askeri idare mahkemeleri, 15 Temmuz 2016 darbesinden sonra kapatılmıştır.
Askeri mahkemelerin kapatılma sebeplerinden bir tanesi de askeri yargı mensuplarının önemli bir kısmının FETÖ örgütü mensubu olduğunun belirlenmesidir. Bundan yedi yıl öncesine kadar ABD tarafından hala beslenip korunmakta olan FETÖ örgütü ve elebaşı Fetullah Gülen, silahlı kuvvetlerimize ciddi şekilde zarar vermiştir. Askeri yargı da bundan nasibini almıştır. ABD sadece FETÖ örgütünü değil silahlı kuvvetler içindeki darbe yanlısı askerleri de desteklemiştir. Namaz kılan, ibadetlerini yerine getirmeye çalışan askerler fişlenip baskı altında tutularak bir kısmı yukarıda değindiğimiz şekilde, diğer kısmı ile kendi istekleri ile emekli edilmeye zorlanmıştır. Bu sayede darbe yapmaya elverişli askerlerin önü açılarak terfi ettirilmiş ve 15 Temmuz gerçekleştirilmiştir.
28 Şubat sürecinde öylesine acımasız bir kıyım gerçekleştirilmiştir ki; 15 Temmuz 2016 darbesinde görevde olan yaklaşık 350 general ve amiralden 175 tanesinin FETÖ örgütü ile bağlantılı ve iltisaklı olduğu tespit edilmiştir. Alt rütbedeki subayları ise saymıyorum. Bu derece büyük bir operasyon darbe için gerekliydi. Ordu içinden ters yönde gelecek bir duruş istenmiyordu.
İşte yaraların sarılması açısından MHP Milletvekili Vahapoğlu’nun dile getirdiği hususlar bu açıdan çok önemlidir. Vahapoğlu, mağdur edilen askerlerin haklarına kavuşması için şu hususların altını çizmiştir:
“Üniformalı meslekler dünyanın her yerinde insan psikolojisini zorlayan hatta bazen normal dışı karar ve tepkilere sebebiyet verebilecek ilişkiler içeren mesleklerdir. Bu nedenle, seyrek olsa bile istek dışı veya meslek standartlarına uymayan tepkili davranışların yaşanabildiği şartlar söz konusu olabilmektedir. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetlerinden re’sen emekli edilen bir grup meslek mensubu bulunmaktadır. Kuvvet Komutanlıklarında bulunan dosyaları incelenmek suretiyle üste müessir fiil, kamu malına kasten zarar vermek ya da yüz kızartıcı suç nedeniyle ilişiği kesilenler hariç diğerlerinin itibarlarının iade edilerek haksız yere töhmet altında kalmalarının önlenmesi yararlı olacaktır” demiştir. Bu maksatla hazırlanan yasa teklifleri, Meclis Başkanlığına sunulmuştur.
Ak Parti’nin hazırlanan bu yasalara katkı sunması ve kanunlaşması için çaba göstermesi gereklidir. Zira bu husus vicdani bir sorumluluktur. Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “re’sen emekli edilen askerlerin” haklarının verileceğine dair sözleri vardır. Defalarca Meclis’e gelen fakat silahlı kuvvetlerde yuvalanmış bazı darbeci generallerin diretmesi sonucunda bir türlü Meclis gündemine gelemeyen bu yasa teklifleri, adaletin tesisi açısından çok önemlidir.
Her şeyden önce 28 Şubat 1997 general ve amirallerinin suç işledikleri yargı kararları ile tescil edilmiştir. Her ne kadar bunların sivil bağlantıları ile ilgili hiçbir şey yapılmış olmasa bile zarara uğrayan mağdur kişilere haklarının verilmesi bir hukuki zorunluluktur. Zira yasa dışı yöntemlerle Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçiren darbeci askerler hiçbir kanuni yetkiye dayanmadan 10 bin askeri ordudan uzaklaştırmıştır. “İrtica” suçu işlediğini delillendirmek için kullandıkları en önemli argüman “başörtüsüdür”. Öylesine çirkin ve iğrenç uygulamalar yapılmıştır ki; yazımızı çok uzatmamak ve okuyucularımın sinirini bozmamak için bunlardan bahsetmiyorum.
Re’sen emekli edilen askerlerin haklarını almaları için zorunlu olarak Ak parti hükümetinin bu yasa tasarısını ele almasını gerektiren ikinci husus ise şudur:
Kamu Denetçiliği Kurumu, sivil toplum örgütleri ve bazı şahısların girişimleri sonucu 28 Şubat sürecinde ordudan re’sen emekli edilen askerlerin dosyalarını incelemiş ve karara varmıştır. YAŞ kararı ile ayrılan askerlere tazminat verilmesi gerektiği kararı da bulunmakla birlikte asıl olan kanayan bir yara haline gelen re’sen emekli askerlerin haklarının verilmesi ve orduya dönmelerine müsaade edilmesi istenmiştir.
YAŞ kararları ile ayrılan askerlere tazminat verilmesi şu anda gündemimizde değildir. Çünkü neredeyse bu askerlerin iki katı kadar sayıya ulaşmış “re’sen emekli” askerler, haklarında bir mahkeme kararı olmamasına rağmen devletten tek kuruş dahi alamamışlardır. Üstelik kendilerini haksız yere ordudan atan general ve amiraller hapse atılmış iken dahi mağdur durumdadırlar.
Sivil toplum örgütleri bu konuda ciddi bir şekilde mücadele vermektedirler. Fakat Ak Parti hükümeti ve siyasi yetkilileri, bu konu ile bir türlü ilgilenmemektedir. Hâlbuki hükümetten bir lütuf veya bir ayrımcılık istenmemektedir. Devlet tarafından gasp edilen hakların verilmesini ve mağduriyetlerin giderilmesini istemek; tabelasında “Adalet” ismi ve kavramı bulunan bir parti için ayıp değildir.
Mağdur edilen askerlerin silahlı kuvvetlere dönmesi teknik olarak çok zordur. Zaten bununla uğraşmıyoruz. Çünkü aradan 25 yıl geçmiş hatta bu askerlerden bir kısmı Allah’ın rahmetine kavuşmuştur. Burada yapılacak işlem çok basit olup şudur:
28 Şubat sürecinde re’sen emekli edilen askerlerin dosyaları ilgili komutanlıklardan istenecektir. Askerliğe uygun olmayan davranışlardan ve yüz kızartıcı suçlardan emekli edilmiş insanlara özlük haklarının verilmesi gibi bir talep söz konusu değildir. Bu dosyalar incelendikten sonra herhangi bir suça bulaşmamış sırf eşi başörtülü veya namazını kılmak gibi suçlardan(!) emekli edilen askerlere özlük hakları yani emeklilik maaşları verilecektir. 6191 sayılı kanun ile YAŞ mağdurlarına verilen özlük haklarını bu insanlar için de istemek kadar doğal bir durum olamaz.
Seçim dönemleri siyasetçilerin halkın ayağına gittiği ve keyiflerini sorduğu bir zamandır. Bu nedenle Ak Parti hükümetinin ve parti organlarının tam 25 yıldır akan bu yaraya çözüm bulması şarttır. Bu konuda MHP, kanun teklifi sunarak destek olmaktadır. Başka partilerinde bu haksız gasp ve zulüm nedeni ile yasa tasarısına destek olacağı kesindir.
Ortaya çıkacak olan para yani devletin ödeyeceği maddi miktar da çok değildir. Fakat manevi kazanç çok önemlidir. Devlete, ordumuza aşkla şevkle hizmet etmiş fakat eşi başörtülü diye ordudan atılmış insanlara verilecek üç beş milyonun manevi getirisi epeyce fazladır. Akıllıca davranmak Erdoğan başta olmak üzere siyasetçilerin önemli bir sorumluluğu ve bir görevidir.
Yazımın sonunda şöyle bir olumsuz bakış açısı getirip siyasetçileri gerçekçi düşünmeye davet edeyim:
Diyelim ki; re’sen emekli askerlere özlük hakları verilmedi. Tarihe bu durum nasıl geçecektir? Ordudaki generallerden çekindiği için korkup basit bir kanunu geçiremeyen siyasetçilere iyi gözle bakılabilir mi?
Önceki hükümetler ve iktidar olduğu dönemde eşi başörtülü diye ordudan atılan askerlerin haklarını vermeyen, ısrarla karşı çıkan siyasetçilerden bunun hesabı sorulmayacak mıdır?
Hadi! dünyada iken hesap sorulmadı diyelim. Peki, ruzi mahşerde zerre kadar bir hakkın ziyan edilmeyeceği o dehşetli günde ne cevap verilecektir? “Darbeci generaller istememişti” diyerek kendini kurtaracağını zannetmek; akıllıca mıdır?
Kıssadan hisse olarak şunu söyleyelim ki; bu dünya geçici bir hayattır. Asıl hayat sonsuz olan ahiret hayatıdır. Burada yapılan işlere göre ebedi alemde ya mükafat ya da ceza göreceğiz. O halde kul hakkı ile Rabbimizin huzuruna çıkmaktan korkmalı ve buna göre hareket etmeliyiz, vesselam…
Seyfettin BUDAK
İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur?
Adnan ÖZ
Kupada iki de iki yaptık!
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Halil MERT
İki Farklı Kader, İki Farklı Devlet Aklı
Fatih ORUÇ
Abd-Cıa ve Darbeler
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)