Çanakkale’de bir Alay’ın tamamen şehit olması ve sadece komutanının kurtulması ne ilginçtir ki utanç verici bir olay olmasına rağmen bir kahramanlık destanı olarak sunulur. Bu ilginç olayı çıkıp derinlemesine analiz edecek bir yiğit bu güne kadar çıkmamıştır.
Çünkü düşünce insanlarına ve yazarlara karşı öylesine dehşetli bir terör estirilmiştir ki; kimse buna cesaret edememektedir. Yetmedi, bu konularla ilgili olarak yazı kaleme alırsanız 5816 Sayılı Kanun gereğince hapse atılırsınız. Herkese af çıksa bile size bu af uğramaz. Ayrıca devlet düşmanı ilan edilmeniz de muhtemeldir.
Resmi tarih yazarları ve geçimini hamasi nutuklar atarak sağlayan yazarlar için bu konularda fikir beyan etmemek çok önemlidir. Çünkü bu sayede para kazanıp milletin sırtından geçiniyorlar. İşin kötüsü tarihi olayları yazıp fikir yürüten kişilerin en büyük düşmanı da bu resmi tarih yazarlarıdır. Eleştiri düzeyinde kalan yazılara dahi tahammülleri yoktur. Muhakkak işi hakaret noktasına getirerek tarihi olaylar hakkında görüş beyan edenleri ahlaksızca susturmaya çalışırlar.
Balkan Savaşları, Birinci Dünya Harbi ve Milli Mücadele savaşları üzerinden 100 yıl geçti. Bu savaşları yaşayan insanların tamamı öldü. Başarılar birkaç kişiye, başarısızlıklar ise çoğunlukla askerlerimiz üzerine yıkıldı. Hâlbuki bunun tersi olması gerekmez miydi?
Genel bir kaidedir; galibiyetler orduya ve millete verilir, mağlubiyetler ise tedbirsizliği nedeniyle komutana ve yöneticiye fatura edilir. Çünkü başarıyı ne kadar çok kişi ile paylaşırsak küçülmez, aksine büyür. Keza mağlubiyeti de bir şahsa yüklediğimiz takdirde küçülür ve milletimiz üzerindeki olumsuz moral etkisi azalır.
Elbette bir gün gelecek çocuklarımız bizleri çok kötü bir şekilde eleştirecekler. Tarihi gerçekleri çarptırmakla suçlayacaklar. Bu nedenle acı gerçekleri yazacağız lakin hukuki sorunlara yol açmamak için tarihi olaylarda geçen şahısların ismini vermeyeceğiz. Merak edenler internet arama motorlarından girerek bu savaşların kahramanlarını kolayca öğrenebilirler.
Avusturyalı tarihçi Robin Prior, 19 Mayıs 1915 Taarruzundan bahsederek “Bütün Çanakkale savaşında Türklerin yaşadığı en büyük felaket oldu” ve taarruz neticesinde “30 veya 42 bin Türk askerinden 10 bini kaybedilmişti” demektedir. Bu zatın ne kadar doğru söylediğini yayınlanmış tarih belgelerine dayanarak araştırmaya çalışalım.
Zaten tarihin bir huyu vardır ki gerçekler bir gün mutlaka ortaya çıkar. Bu konu hakkında açıklanmayan belgeler de bulunabilir. Fakat iddialara cevap verme zarureti bulunmaktadır.
Genelkurmay’ın Çanakkale Tarihi (Cilt V, 3. Kitap) ve diğer kitaplarda olduğu üzere 19. Tümen Arıburnu cephesinde taarruza geçmiş ve yukarıda iddia edildiği gibi sonuç tam bir felaket olmuştur. Lakin kayıp sayısı çok daha az olarak gösterilmekte ve komutan hakkında isim verilmemektedir.
General Celil Erikan, bir kitabında bu tarihteki 19. Tümen mevcudu ile ilgili olarak 89 subay ve 10877 er bulunduğunu 57. Alay ile birlikte 27. ve 64. Arap Alaylarında bu komutanlığın emrine verildiğini ifade etmektedir.
Bu başarısız taarruz için resmi tarihçiler 1181 askerimizin şehit olduğu ifade etse de gerçek maalesef böyle değildir. Nigel Blundel isimli bir yazarın “Tarih Boyunca Dünyayı Sarsan Yanlışlar- Milliyet Yayınları) isimli kitabında “Çanakkale’nin en kanlı savaşı 18 Mayıs’ta Anzak Koyunda oldu” demektedir.
Burada kafa karıştırmaması için şu düzeltmeyi yapmak gerekiyor. Çünkü Türk taarruzdan önce top atışı 18 Mayıs akşamı başlamış asıl taarruz ise 19 Mayıs sabahı gerçekleşmiştir. Kısaca bu savaşın tarihi olarak 18-10 Mayıs taarruzu da denilebilir.
Blundel, kitabında savaşın bazı detaylarından da bahsetmekteydi. Şöyle yazmıştır: “Yeni yeni birlikler getiren Türkler, şimdi ayakta duran 12000 Avusturyalı ve Yeni Zelandalının üç katı güce sahiptiler. Saat 1700’da o güne kadar görülen en büyük baraj atışı başladı. Askerler siperlere ve boy çukurlarına büzülmüş beklerken topçu ateşi gecenin geç saatlerine kadar sürdü. Sabah saat 3’te birliklerin saldırıya hazır olmaları emredildi… Ardından Türkler siperlerinden çıkıp Anzakların üzerlerine yürüdüler… Türk komutanları saldırıya son verdiklerinde çoğunluğu Anzak siperlerine birkaç adım kala yaşamını yitirmiş 10 bin kayıp vermiş bulunuyorlardı”.
Bu durum “Alman Subaylarının Hatıraları Göre Çanakkale’de … …” isimli kitapta da geçmektedir. 18-19 Mayıs 1915 taarruzu sonucunda 9 bin asker kaybı yaşandığı ve ordumuzun taarruz gücünün kırıldığı ifade edilmektedir. (Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C. 3, S. 11 )
Bazı okuyucular Çanakkale’de İngilizleri yendiğimiz halde 250 bin şehit ve yaralı kaybının çok büyük olduğunu düşünebilirler. İşte bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi bu başarısız taarruzlar nedeni ile olsa gerektir.
Bu kayıpların önemi daha sonra ortaya çıkacaktır. İngiliz ve Fransızlar sömürgelerinden getirdikleri askerlerle savaş cephelerini kuvvetlendirirken Osmanlı devleti asker bulmakta sorun yaşamıştır. Daha kötüsü İngilizlere daha fazla kayıp verdirilememiş olması savaşın sona erdirilmesini engellemiştir.
Çanakkale Savaşında verilen ağır kayıplar askerlerimizin saldırı gücünü kırmış sonraki taarruzların yapılamaması sonucunu getirmiştir. Halbuki savunma savaşında olduğu gibi taarruz da da çok dikkatli olmak komutanlığın en önemli görevlerinden bir tanesidir.
Bu ciddi yönetim beceriksizliğine mukabil İngilizler öylesine başarılı bir şekilde geri çekilmişlerdir ki; çok az esir ve kayıpla siperleri boşaltmayı başarmışlardır. Ancak bir yıl sonrasında Irak’taki Kut savaşında 20 bin esir vererek oldukça sıkıntılı bir sürece girmişlerdir. Zira basına yansıtılmayan ve tarihe “İspanyol Gribi” olarak geçen hastalık; İngilizlerde büyük kayıplara yol açmıştı.
Nihayet General Allenby, 1918’de hastalık nedeniyle savaş sona erecek iken Filistin’de saldırıya geçmiş Dördüncü, Yedinci ve Sekizinci Ordu’yu mağlup ederek Adana önlerine kadar gelmişti. Burada da 250 bin civarında şehit-esir-kayıp verdik. Zaten İngiliz taarruzundan 3 hafta sonra Mondros Mütarekesi imzalanarak savaştan mağlup olarak ayrılmıştık.
Osmanlı Ordusunda durum bu derece vahimdi. Zira Sabetaist kökenli generaller birbirlerini koruyup kolluyor, istemedikleri Türk komutanları ise suçlayarak saf dışı ediyorlardı. Zaten Balkan savaşlarında yaşadığımız facianın en önemli sebebi; ordu içindeki bu generallerin kendi geleceklerini kurtarmak adına askerlerimizi heba etmeleri olduğu çok açıktır.
Elbette yapılan fenalıkların failleri ruz-i mahşerde ortaya dökülecek ve hesabı acı bir şekilde görülecektir. Bizim burada yapmaya çalıştığımız husus “dünyada iken dahi müsebbipleri” tespit etmektir, vesselam…
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)