Gemiyle gittiğim bazı ülkelerde gördüğüm en ciddi hastalıklardan bir tanesi hile ve yalancılıktır. Özellikle İran ve Çin gibi ülkelerde yaşadığım sahtekârlıkların haddi hesabı yoktur.
Benim gibi bu ülkelere giden her kaptan zor duruma düşmemek ve ceza ödememek için akla hayale gelmedik tedbirler almak zorundadır. Zira haksız yere para kazanmak için bekleyen ve o ülkenin yasalarındaki boşlukları çok iyi bilen insanlar hazırda beklemektedir.
En son gittiğim bir ülkede de benzer olayları yaşadım. Hiç çekinmeden yalan yere yemin eden insanlarla karşılaştım. Fakat bu tarz sahtekârlıklar ile o kadar çok karşılaşmıştım ki son zamanlarda yalancı ve yapmacık tavırlardan hiç etkilenmemeye alıştığımı gördüm.
Maalesef ülkemizin özellikle iş dünyasındaki en büyük sıkıntı da dürüstlük ilkelerinin ayaklar altına alınmasıdır. Bazı işadamı geçinen insanlar o kadar kolay ve rahat bir şekilde yalan söyleyebilmektedirler ki; buna şaşırmamak elde değildir.
Bu acı durum yüzünden ticaretteki bereket kalkmış gelirler düşmüştür. Çünkü ticaretin en önemli ayağı güvendir. Güven ortadan kalktı mı bundan sonra kimse ile iş yapamazsınız. Çünkü insanları sadece bir kere aldatabilirsiniz. Hâlbuki dürüst olup az bile kazansanız verdiğiniz güven sayesinde uzun yıllar boyunca ticaretinizi yapar vurgun vurarak elde edilecek paradan kat kat fazlasını elde edebilirsiniz.
Doğruluk sadece ticaret hayatında gerekli bir davranış şekli değildir. Bir Müslüman olarak hayatımızın her safhasında bunu yaşamak zorunluluğu vardır. Zira bu konuda ayet ve hadisler çok açıktır.
Bir ayet meali: “Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur” (Maide Suresi 119)
Bir hadis: “Allah’a verdiğiniz sözde durun. Zira Allah sadıklarla beraberdir. Yalandan da uzak durun. Zira yalanla iman bir arada bulunmaz”.
İşte Muhammed-ül Emin Aleyhissalâtü Vesselâm’ı a’lâ-yı illiyyîne (en yüksek makama) çıkaran sıdktır ve doğruluktur. Sahabeler ise sıdk ve doğruluk için, can, mal, peder ve vâlidelerini hatta kavim ve kabîlelerini feda etmişlerdir.
Bundan 110 yıl önce zamanın kötü gidişinden şikayet eden insanlar Bediüzzaman Said Nursi’ye bundan kurtulabilmek için çeşitli sorular sorarlar. Derler ki “Her şeyden evvel bize lâzım olan nedir?”
Bediüzzaman’ın cevabı çok kısa ve yalındır: “Doğruluk” der. Bu cevap yeterli gelmemiş olacak ki başka daha bir şey yok mu anlamında bir soru daha sorarlar. Yine çok açık ve net bir cevap verir. “Yalan söylememek”.
Bu cevaplar cemiyetimizin içine düştüğü durumu çok açık bir şekilde göstermektedir. Doğruluk ve yalan söylememek gerektiğinin önemini yeterince kavrayamamışlık vardır. Üçüncü kez aynı soruyu sorarak sonrasında başka bir şey olup olmadığını tekrar cevaplamasını isterler.
Cevap olarak “Sıdk, sadakat, ihlas, sebat, tesanüt” cevabını alırlar. Sıdk zaten doğruluk demektir. Üçüncü defa bunu vurgulayarak bunun ne derece önemli olduğunu ders vermeye çalışır. Arkasından da şunları söyler:
“Eğer biz, doğru İslâmiyet’i ve İslâmiyet’e lâyık doğruluğu ve istikameti göstersek” diye başlayarak bundan sonra diğer dinlerin bağlılarından guruplar halinde İslam’a dâhil olacaklarını beyan eder. Çünkü toplum hayatının esası; sıdk ve doğruluktur. Doğruluğu içimizde ihya edip onunla manevî hastalıklarımızı tedavi etmek zorunda olduğumuzu ifade eder.
Bütün bu gerçekleri bilen insanlar en menfaatli ve faydalı olan davranışın hilesizlik olduğunu bilirler. Evet insanın her söylediği doğru olmalıdır. Fakat her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir. Çünkü farkından olmadan çevresindekilere zarar verebilir. Bunun yerine sükût etse yani sussa çok daha isabetli hareket etmiş olur. Fakat insan ve özellikle bir Müslüman asla yalana tenezzül etmemelidir.
Çünkü günümüzde doğruluk ve yalan ortasındaki mesafe azala azala, omuz-omuza gelmiştir. Bir dükkânda, ikisi beraber satılmağa başladığı gibi, toplum ahlâkı bozulmuştur. Siyaset ve çeşitli gayelerle yapılan propagandalar çok revaçtadır. Yalan söylemenin ne derece çirkin olduğu anlaşılamamaktadır.
Halbuki doğruluğun parlak güzelliği görünmemeye başladığı Asrı Saadet yani Peygamber Efendimiz (asm) ve Sahabeler döneminde adalet, sıdk, ulviyet ve hakkaniyet o derece yüksek seviyeye çıkmıştır ki; bir daha buna benzer bir dönem yaşanmayacaktır. Bu nedenle hiçbir alim ve büyük zat; Sahabeler seviyesine kadar çıkamaz. Onların manevi kuvvetlerine, metanetlerine, takvalarına yetişemez.
Evet, yol ikidir: Ya sükût edip susmak gerekir çünkü söylenilen her sözün doğru olması lâzımdır. Veya doğruluktur, sıdktır. Çünkü İslamiyet’in esası, sıdktır. İmanın en önemli özelliği doğruluktur. Bütün olgunluğa ve güzelliğe sevk edici dürüstlüktür. Yüksek ahlakın hayatı, sıdktır. Terakkiyatın mihveri sıdktır. Âlem-i İslâm’ın nizamı, sıdktır. Ashab-ı Kiram’ı bütün insanlara diğer insanlara üstün gelmesini sağlayan onların doğruluklarıdır. İşte Muhammed-i Hâşimî Aleyhissalâtü Vesselâm’ı insanlık mertebelerinin en yükseğine çıkaran, sıdktır.
Yazımda bir istikamet şehidi ve doğruluğun sembolü olmuş meslektaşım Binbaşı Asım Bey’den de bahsetmek isterim. 34 Sene askerlik görevini yapmış bu zat; dindarlara yapılan baskının çok ağır olduğu bir dönemde yaşamıştır. Şöyle bir durumla karşılaşmıştır:
1934 ve 1935 senelerinde emniyet çok sıkı tedbirler alıp Bediüzzaman ve talebelerini yakından takip ediyordu. Bir gün Binbaşı Âsım Bey’in Burdur’daki evinde Nasuhizade Mehmed Balkır, Sadık Ermiş Hoca, Berber Mehmed Güler gibi kişiler dini kitaplar okuyup sohbet ederken polisler eve baskına gelirler.
Âsım Bey, komisere, abdest alındığını ifade ederek, biraz beklemelerini söyler. Bu arada misafirlerin yanındaki dini kitaplarla birlikte arka kapıdan sessizce çıkıp gitmelerini sağlar. Fakat buna rağmen, aramalarda polisler bazı kitapları yine de bulurlar. Bu olaydan sonra Binbaşı Âsım Bey tutuklanıp Isparta’ya götürülür.
Âsım Bey 1935 Nisan ayında Isparta’da sorgu hâkimliğinde ifade verirken, yalan söylememek ve hayatı boyunca doğruluktan şaşmadığı için arkadaşlarına zarar gelmesinden endişe ederek: “Yâ Rab, canımı al!” der ve oracıkta vefat eder.
İfadesini alan hâkim Hikmet Bey de olay karşısında şaşırıp kalır. Binbaşı Asım Bey’in cenazesine ancak beş-altı kişi katılır ve Isparta’nın Alâeddin Mezarlığı’na defnedilir. İşte bu olay o tarihlerde dindar insanlara ne derece baskı kurulduğunun apaçık bir göstergesidir.
8 Mayıs 1935 tarihli Tan Gazetesi, haberi manşetinden “Bir mürteci ifade verirken öldü!” diye vermiştir. Gazete ilk sayfada Nur Talebelerinin tutuklanmalarının boyutunu “Bursa’da, Isparta’da yeni tevkifler yapıldı, 30 mevkuf var!” şeklinde verip Binbaşı Âsım Bey’in vefatını da “Bir binbaşı mütekaidi suçlu ifadesi alınırken birdenbire düştü öldü” şeklinde duyurmuştur.
Evet, “istikamet şehidi” olan Binbaşı Âsım Bey, “Kırk yıldır ellerimi kara ve kirli işlere bulaştırmadım, Cenâb-ı Hakk’a çok şükür” diyebilen bir insandı. Hayatını da yalan söylemeden namuslu ve istikametli bir şekilde böylece noktalamıştı.
Bediüzzaman bu konuda şöyle demiştir: “Binbaşı merhum Âsım Bey isticvap edildi; eğer doğru dese, Üstadına zarar gelir ve eğer yalan dese, kırk senelik namuskârâne ve müstakimane askerliğinin haysiyetine çok ağır gelir diye düşünüp, ‘Yâ Rab, canımı al!’ diyerek, on dakikada teslim-i ruh eyledi. İstikamet şehidi oldu. Ve dünyada hiçbir kanunun hata diyemeyeceği bir muavenet-i hayriyeye ve tasdike hata tevehhüm edenlerin çirkin hatalarına kurban oldu”. Vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)