Tunus’ta başlayan Mısır, Suriye, Yemen ve Libya’da devam eden halk hareketleri en sıkı diktatörlükleri dahi zorlamış “Arap baharı” adı verilen hareketler, İslam ülkelerinde hürriyet rüzgarlarının esmesine yol açmıştır. Acımasızca kendi halkının sömürülmesine göz yuman ve halkına her türlü zulmü reva gören diktatörlerin sonu görünmüştür.
Bunlar ya ülke dışına kaçmış ya da Suriye Libya ve Yemen örneğinde olduğu gibi silahsız insanların üzerine savaş açarak direnmeye devam etmişlerdir. Mısır da faşist bir darbe ile halkın seçtiği yönetici Mursi, tutuklanarak hapse atılmıştır. Yetmedi, binlerce insanın üzerine ateş açılarak masum insanlar şehit edilmiştir.
Batılı ülkelerin Arap ülkelerindeki özgürlük hareketlerine karşı takındıkları tavır tam bir “turnusol kağıdı” örneğidir. “Asit mi baz mı” oldukları çok net olarak anlaşılmıştır. Yani gerçekten “özgürlükleri mi destekliyorlar yoksa faşist diktatörlerin yanında mı” oldukları, net bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Demokrasi, hürriyet ve serbestiyet konusunda nutuk atan Avrupa ülkeleri, hiç utanmadan darbeci diktatörleri desteklemiş maddi ve manevi olarak gereken her türlü desteği sunmuştur. Elbette bu durum Batı hayranı Avrupa meftunu bir kısım insanın gözünü açmıştır. Lakin gelişmelerden ciddi rahatsızlık duyan bir kısım insanlar, paniğe kapılarak türlü türlü hezeyanları yeniden piyasaya sürmeye başlamıştır.
Fakat “mızrak çuvala sığmaz”. Bu kadar yalanı nasıl gizleyip aksini sunacaksın? Faşistliğin dik alası sayılacak bir çok eylem ve söz ortada dururken bunu savunmak akıllı insanın işi midir? Asıl merak edilen husus ise diktatörleri savunmak mecburiyeti hala var mıdır?
Merd-i Kıpti şecaat arz ederken sirkatini söylermiş. Üstelik bunları övünç ve gururla ifade etmekten rahatsız olmazlar. Tehdit ve baskı yöntemlerini söyleyip yayınlamaktan çekinmemişlerdir.
Elimden geldiğince 26 yıldır bu hususları yazıp çizmeye çalışıyorum. Fakat ciddi bir “görmemezlikten gelme” durumu da söz konusudur. İşin kötüsü bu ibretli ve bir hayli yüz kızartıcı tutum, hürriyetperver diye düşündüğümüz siyasetçiler tarafından da benimsenip içselleştirilebilmektedir.
Şükürler olsun ki şimdiye kadar hiçbir medya kuruluşunda bu faşist ilke ve davranışları dile getirip iç yüzlerini ortaya koymaktan çekinmedim. Daima bize yutturulan yalanları deşifre ettim. Bu can bu tende durdukça son nefesime kadar da bunları anlatmaktan korkmayacağım.
Bir hatıramı söyleyerek içimi dökeyim. Yıllar önce denizde çalışırken kaptanı olduğum gemi Hint Okyanusunda batmıştı. Şükürler olsun personelimin hepsi sağ salim kurtuldu lakin korkudan bazı gemicilerin çok panik olduğunu görmüştüm. Can korkusu tabii normaldir, kimseyi bu yüzden kınamam. Fakat benim gemiyi kaybetmekten dolayı düştüğüm üzüntü ölüm korkusundan çok daha fazla etkiliydi. Gemimin batışı göz önüme geldikçe hala ürperir derin bir acı yaşarım. Lakin ölümden öyle pek de korkmadığımı da fark ettim. Bir büyük zatın dediği gibi düşünüyordum “ölümüm denizden olsun, neticede geniş bir kabirdir”…
Bu nedenle beni bu çok haklı yazılarımdan dolayı ikaz edenlere fazla itibar etmiyorum. Özellikle de M. Kamal ile ilgili konularda açık sözlü olmamın yanlışlığından bahsedenlere “hala mı bu kadar çok korkuyorsunuz” der, hak ve hakikatin anlaşılması için gayret ederim. Genellikle “bunları söylemenin zamanı değil” diyenler de olur. O zaman kendilerine şunu sorarım “bunun zamanı geçmedi mi” diye. Maalesef kanaatimce zaman çoktan gelmiş de geçmiştir…
16 Nisan’da önemli bir referandum yapılacak. Yönetimde çift başlılığı ortaya çıkaran adeta devleti kilitleyerek çalışmasını önleyen “askeri vesayet” maddeleri tek tek ayıklanıp referandum ile düzenlenmeye çalışılıyor. Elbette hürriyetin önemini idrak eden her vatandaş gibi buna destek olarak anayasa değişikliklerini savunmak boynuma borçtur.
Gelin görün ki hükümetin en önemli bakanlıklarından birini işgal eden Adalet Bakanı Bekir Bozdağ çıkıp “Atatürk yaşasaydı referandumda evet derdi” diyerek yapılan onca emeğe ve gayrete adeta hıyanet ediyor. Hani Adalet Bakanı olmasa “susmak maslahat icabıdır” denilebilir. Lakin baskı yöntemlerini acımasızca tatbik eden “tek adam” anlayışını savunan birisi, adalet ve hukuk işleri bakanı olursa; susmanın imkanı yoktur.
Peki, Bekir Bozdağ yanlış yaptı diye üzerinde durmayalım. Olur ki, her hükümette böyle “ağzından çıkanı kulaklarının duymadığı” sorumluluk duygusu gelişmemiş bakanlar olabilir. İyi hoş da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ne demeli?
M. Kamal’ın yönetimini savunmak defalarca “Cumhuriyetin kurucusu” olarak sunmak ve bu haliyle tek adam yönetimini göklere çıkarmanın anlamı var mıdır? Hürriyetçi birisi olarak bunları söylemek mecburiyetinde misin? Sussan da bu günahı işlemesen, ne kaybedersin?
Bu sözleri duyunca hamiyet duygularım bana çok acı veriyor. Tahammülünde aciz kalıyorum. Yahu Araplar canları pahasına hürriyet için başlarına bomba yiyip oluk oluk kan döker iken; o eski acımasız tek parti rejimini savunmanın anlamı var mı?
Bakın M. Kamal, Nutuk isimli eserinde yazdığı gibi halifeliğin kaldırılması ile ilgili madde oylanırken kürsüye çıkarak “bu durum bir emri vakidir” ve “ihtimaldir ki bazı kelleler kesilecektir” diyerek kanun geçmediği takdirde apaçık şiddet göstereceğini söylemekten çekinmemiştir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında bu ve benzer tehditlerden korkmayan, bilakis pervasızca haykıran özgürlük için çalışan kahraman ecdat, bizim rehberimizdir. Trabzon Mebusu ve Bahriye zabiti olan Ali Şükrü Efendi başta olmak üzere, devletin en değerli mebusları ve aydınları haince şehit edilmiştir. Halit Paşa gibi kahraman generaller dahi bu cinayetlerden kurtulamamış diğerleri ise evlerine kapanıp susturulmuşlardır.
Bu acı olaylar artık inkar edilmiyor. Sadece “o günkü şartlar bunu gerektiriyordu” denilerek bu cinayetleri masum göstermeye çalışıyorlar. İyi de bu cinayetleri işleyen veya azmettirenler yıllar önce öldü. Şimdi mezarda dehşetli azap çekiyorlar. Bunlardan korkmanın veya zulümlerine ortak olmanın anlamı var mı?
21. Yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına gelmişken apaçık “kelleler kesilecektir” diye milletvekillerini tehdit eden insanları savunmak bu siyasetçileri utandırmıyor mu?
Mısır da apaçık halkın üzerine ateş açıldı ve buna rağmen Rabia meydanında toplanan insanlar, diktatör Sisi’ye karşı mücadelelerine bir müddet daha devam ettiler. Tamam, sonuçta susmak zorunda kaldılar. Diktatör Sisi binlerce insanı öldürerek bir müddet daha iktidarda kaldı. Fakat burnumuzun dibinde Suriye halkı, Diktatör Esed rejimine karşı göğüslerini siper ederek mücadele ediyor. Bundan ibret almak gerekmez mi? “Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam” diyen bu insanlardan biraz örnek almamız gerekmez mi?
Bu noktada Arap baharı denilen rüzgarın bir esintisi ülkemizde esmeyecek mi? “Kelleler kesilecektir” diyen yöneticilere karşı konuşmaya cesaret edemeyecek miyiz? Hem kime yaranmaya çalışıyoruz ki? Avrupalılara mı? Cumhuriyetin ilk yıllarındaki “tek adamları” övdüğünüz zaman bunlar size destek mi veriyorlar?
Bu yazıdan vatanını seven insanlar lütfen rahatsız olmasın. En azından bunları söyleyecek bir iki tane yazarın bulunması “farz-ı kifaye” nevindendir. Başkalarının üzerindeki sorumluluğu kaldırır. Bunları söyleyip yazmalı ki her anımızı görüp kaydeden Rabbimiz, dünyada dahi bu korkaklığımızdan bizlere azap vermesin. Zalimlerin zulmünü söylemek Kuran’da bir emirdir. Sen yapamıyor isen o halde bunu yapanları kınayıp yerme bari…
Kısaca ülkemizi demir yumrukla yöneten M. Kamal gibi yöneticileri bu kadar övmeye gerek yoktur. Hiç olmaz ise dindar yöneticilerimiz bunu yapmasın. Eğer gerçekten de hürriyet ve serbestliği yok etmiş kişileri seviyorlar ise o halde bizi aldatmasınlar. Biz de hürriyet ve serbestiyet kelimesinden gerçekten ne anladıklarını bilmiş olalım, vesselam…
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)