1980’li yıllarda Bahriye mektebinde her sınıfta 30 olmak üzere toplam 150 Libyalı öğrenci vardı. Bir yıl hazırlık sınıfında okurlar daha sonra bizimle birlikte Türkçe olarak dersleri takip ederlerdi.
Libyalı öğrencileri ve özellikle bazı arkadaşlarımı aradan 35 yıl geçmiş olsa bile hala unutamadım. Bu öğrencilerden Salim isimli bir arkadaşım vardı. Bir üst sınıftan bizim sınıfa kalmış bu öğrenci, beş vakit namazını açıktan kılar hiç kaçırmazdı. Kendisi ile samimi olmasak dahi selamlaşır, birbirimize dua ederdik. Zira Türk öğrenciler içinde ona benzeyen bir tek ben vardım.
Sınıf içinde bazı mübarek gün ve gecelerde namaz kılan öğrenciler olsa da kısa zamanda Feto’cular tarafından ikaz edilir devamlı surette namaz kılmasına mani olunurdu. Çünkü onlara göre açıktan namaz kılmak büyük bir hata idi. Fetoculara göre; komutanların gözünde “irtica” suçlamasına maruz kalınmak ve daha kötüsü askeri okuldan atılma tehlikesi vardı. Nice insanı işte böyle dinden uzaklaştırdılar. Allah hem bu Fetocuların hem de onların bu şekilde din yıkıcılığı yapmasına sebep olan faşist komutanların müstehakını versin…
Nice öğrenci arkadaşım namaza başlamış iken işte bu din düşmanı örgütün vesveseleri ile kısa zamanda bundan vazgeçmişti. Kendilerine göre mazeret bulabiliyorlardı. Faşist Darbeci Evren’in neredeyse her gün yaptığı irtica suçlamaları sayesinde namazı terk etmeyi akıllarınca doğru buluyorlardı. Belki de gizli olarak namaz kılanlar vardı fakat bunları göremiyordum. Yalnız kalmanın verdiği bir burukluğu uzun süre yaşamak zorunda kaldım.
Benim içinde namaz kılan birisinin bulunması çok önemliydi zira namaz kılan öğrenciler manevi destek veriyor tek başına kalmaktan kurtuluyordum.
Bahriye mektebinde Cuma namazı diye bir şey yoktu. Kara Harp Okulunda cami var iken Deniz Harp Okulunun tarihi eser niteliğinde olan çok güzel camisi yıkılmış yerine bir şey yapılmamıştı. Birkaç defa spor saatlerinde Heybeliada’da koşuya çıkınca kaçıp namaz kıldığımı bilirim. Bunun haricinde cami, cemaat nedir, tövbe! Hiç kimseye gösterilmezdi.
Türk öğrencilerinin ibadet konusundaki feci durumu böyle idi de Libyalı öğrenciler sanki çok mu iyiydi? Salim dışında sınıfımızdaki hiçbir öğrenci namaz kılmazdı. Nihayet 4. Sınıfa geldiğimizde beş Libyalı öğrenci ve bir Türk öğrenci de namaza başladı.
Fakat Libyalı öğrenciler Ramazan ayı girince bambaşka bir hale girerler; Allah’ın kulu olduklarını ve Allah’a karşı ibadet etmekle yükümlü olduklarını bildiklerini gösterirlerdi. Libyalı öğrencilerin tamamı oruç tutar hatta Ramazan ayı boyunca namazlarını kılmaya başlarlardı. Ramazan bitince yeniden eski hallerine döner sanki namaz ibadeti Ramazan ayına münhasırmış gibi tuhaf bir hale düşerlerdi
Sadece Ramazan ayı değil bütün bir ömür boyunca ibadet etmekle yükümlü olduğumuzu özellikle namaz gibi ibadetlerin boynumuzun borcu olduğunu ne Libyalı öğrenciler ne de halkımızın büyükçe bir kısmı biliyor. Belki de bildikleri halde bilmezliğe getiriyorlar. Namaz gibi insanın Rabbi ile temas kurması ve bütün canlıların önünde Allah’a muhatap olması gibi bir şeref ve makamın farkında değiller.
Özellikle namaz gibi dinin direği olan ve beş vakit kılınması şükür vazifesini yerine getirmek için en iyi fırsattır. Allah’ın insanlara verdiği onca nimete, sağlık sıhhat ve afiyeti bir nevi şükran ifadesidir; namaz…
Libyalı öğrencilerin de bizim kadar sıkıntısı vardı. Bunu çok sonra ancak son sınıfta öğrenmiştim. Özellikle benimle konuşurken sağa sola bakıp kimse var mı! Diye kolaçan ediyorlardı. Güya ben onların gözünde dindar öğrencilerin lideriydim. Niye acaba? Meğer; namaz kılıyordum ya bundan daha büyük bir cesaret olamazmış.
İşte Kaddafi hükümeti, dindar öğrencilere asla göz açtırmıyordu. Sınıf arkadaşları içinde muhbir olarak niteledikleri çok öğrenci vardı. Bunlar aynı bizdeki gibi namaz kılan öğrencileri fişleyip öğrencilerin yöneticilerine bildiriyorlardı. Sonuç ise sonradan anladım ki, bizden daha feci oluyordu.
Bu durumu Harp Okulundan mezun olduktan tam 20 yıl sonra anlama fırsatı buldum. 28 Şubat döneminde bahriyeden atılmış ticaret gemilerinde çalışmaya başlamıştım. Yolumuz o dönemde sık sık Libya’ya düşüyordu. Bir gün evrakları imzalarken “Sen Vehbi değil misin?” diye; bir sualle karşılaştım. İngilizce konuşan liman yetkililerinden bir tanesi Türkçe konuşmaya başlamıştı.
Meğer bu zat; Libyalı arkadaşlarımdan Abdürrezzak imiş. Hemen oturup konuşmaya başladık. Gemi evraklarını ve imzaları unutmuştum. Bana müsait olursam diğer bir Libyalı arkadaşım olan Siyahi sınıf arkadaşımızı da getireceğini söyledi.
Ertesi günü iple çeker gibi bekledim. Gerçekten de iki sınıf arkadaşımla aradan yıllar geçtiği halde görüşme fırsatı bulmuştum. Bana sınıf arkadaşlarımızın fotoğraflarını gösterdiler. Önemli görevlere yükselmişlerdi.
Bir müddet sonra namaz kılan arkadaşlarımı sormaya başladım zira onların sayısı çok azdı. Önce Muhammed Salim’i sordum. Bana şok yaşadığım hususları anlattılar.
Salim; Libya’ya döner dönmez hapse atılmıştı. Biz teğmen rütbesi ile göreve başlarken aynı başarıyı gösterdiği halde ona hücreyi layık görmüşlerdi. Bu sefer sınıfımızın en saygıdeğer öğrencisi olan Muhammed Cuma’yı sordum. Maalesef aynı suçlama onun için de geçerliydi.
Yahu ne suç işlediler de daha ayağının tozu ile ülkesine gelir gelmez hapse attılar? Diye sorunca; “siyasiyye” deyip geçiyorlardı. Yanımda 3. Kaptan Birtan, vardı. Bana “Süvari Bey sizin bütün arkadaşlarınız terörist mi?” diye sordu. Birtan’a hiçbir şey söyleyemedim zira sözcükler ağzımdan çıkmıyor, düğümleniyordu. Büyük bir şok geçirmiştim. İşte o zaman Kaddafi denen zalim diktatörün nasıl bir din düşmanı olduğunu öğrenmiş oldum.
Diğer namaz kılan sınıf arkadaşlarım Mahmud, Ahmet ve diğer iki kişinin de aynı akıbete uğradığını öğrendim. İşte kanayan bir vicdan yarası daha. O tarihe kadar dindar insanlara karşı uygulanan zulmün sadece Türkiye’de olduğunu bilirdim. Meğer Libya’da çok daha fenası varmış. Bizleri askeri okuldan veya birliklerden atıp yüklü bir tazminat alıyorlar iş bulmamıza mani oluyorlardı. Fakat Libya’da bundan daha kötüsü yani işin ucunda kodes vardı.
Kaddafi, birkaç yıl önce Libya’da meydana gelen olaylardan dolayı öldürüldü. Niye yalan söyleyeyim bu zalim için hiç acımadım. Şimdi yapmış olduğu zulümlerin cezasını çekiyor. Kabir ve sakar cezası cehennemden önce görülecek çok fena bir yerdir. Rabbim cümlemizi muhafaza etsin…
Ramazan ayında dua etmek, huşu ile ibadet etmek gerekirken böyle acı olayları dile getirmek hiç hoş değil. Lakin yaşanmış bu acıları dile getirerek sanki bir rahatlama duyuyorum. Zalimin zulmünü haykırmak bana tarifinden aciz kaldığım büyük bir haz veriyor. Bu nedenle unutulmasını istemediğim ve önemli dersler çıkarılabilecek bu ibretli hatıraları anlatmayı borç biliyorum.
Hazır konu açılmış iken Libyalı sınıf arkadaşlarımla yaşadığım güzel bir hatıramı da paylaşayım. Ne zaman birisine eğlenceli bir hikaye anlatmak istesem bunu anlatırım:
Libyalı sınıf arkadaşlarımdan Muhammed Mahmud, son sınıfta namaz kılmaya başlamıştı. Bu arkadaşım, benden kendisini sabah namazına kaldırmamı istemişti. Ben de memnuniyetle kabul etmiştim. Zira sadece Ramazan ayında değil artık devamlı olarak namazını kılacaktı.
Fakat bu iş bir hayli sıkıntıya yol açmıştı. Zira Mahmut, bir türlü derin uykusundan uyanmak istemiyordu. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım bir türlü uyanmıyordu. Hatta koğuştaki bütün öğrenciler uyanıyor, bizimki bir türlü uyanmıyordu. Bu işin böyle devam etmeyeceğini zira bir türlü uyanmadığını söyleyince, benden tekrar uyandırmamı rica etti.
Bende “günah benden gitti diyerek” sabahleyin yine uyandırmaya gittim. Fakat “çare yok” Mahmud, bir türlü uyanmıyordu. Burnunu sıkıyor, göz kapaklarını kaldırıyorum hatta tokat atıyorum, nafile. Adam bir türlü uyanmıyor.
Neyse güç bela bir iki defa uyandı. Fakat ben bu işi daha fazla yapamayacağımı söyledim. Çünkü diğer öğrenciler bu uyandırma faslından bayağı rahatsız olduklarını söylediler. Mahmud, bu sefer başka bir yol denememi ve “su” yardımı ile uyandırmamı söyledi. “Suyun kaldırma kuvvetinin” aynı zamanda bu işe yarayacağına aklım ermemişti ama “deneyelim” dedim ve sabah namazı için tekrar uyandırmaya gittim.
Abdest aldıktan sonra avucuma su dolduruyor yatakhaneye gidinceye kadar elimde kalan suyu taşımaya çalışıyordum. O sabah inanılmaz bir şey oldu. Bizim bir türlü uyanmayan Mahmud, yanaklarına bir iki damla su damlayınca birden uyanıverdi. Ben bu işe önce inanmadım, ertesi gün bakalım ne olacak diye merakla bekledim. Fakat tokatla, yumrukla uyanmayan Mahmut bir-iki damla su ile çok kolay bir şekilde uyanıyordu. Bana namaza kaldırdığım için teşekkür ediyordu…
Tıpta böyle bir şeyin yeri var mıdır? Bilmiyorum ama suyun kaldırma kuvvetinin bu kadar etkili olduğunu da böylece öğrenmiş oldum. Uykusu ağır olanlara bir de bunu tavsiye ediyorum. Tecrübe ile sabittir, en derin uykuda olanları bile kolayca uyandırmaya yetiyor, vesselam…
Vehbi KARA
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)