Yine bir gemimiz korsanlar tarafından saldırıya uğradı ve 15 Türk denizci fidye almak maksadıyla rehin alınarak kaçırıldı. Azerbaycan vatandaşı 2. Mühendis ise korsanlar tarafından şehit edildi. Yaralı olduğu için rehin alınmayan Baş Mühendis ve 4. Kaptan ve bir gemici ise gemide bırakıldı.
Batı Afrika açıklarında seyir yapan Mozart isimli Konteyner gemisinde yaşanan bu acı olaylar maalesef bir çok denizcinin başına gelebiliyor. Yıllarca denizde çalışmış ve halen Afrika’nın bir başka ucunda Kızıldeniz sahilinde bir gemide çalışan birisi olarak “denizcilerin baş belası” korsanlar hakkında bazı hatıralarımı paylaşmak ve çözüm önerilerinde bulunmak istiyorum.
Yıllar önce bir dökme yük gemisinde çalışırken Aden Körfezinde gözlerimin önünde Titan isimli bir Yunan gemisi korsanlar tarafından kaçırılmıştı. Öyle ki; kaptanın feryatlarını ve korsanlar tarafından saldırıya uğradığını telsizden işitmiştim. Titan gemisi hemen yanı başımızdaydı ve çaresi bir şekilde Somali korsanlarının saldırısı sonucunda kaçırılıyordu.
O yıllarda aden Körfezinde çok fazla sayıda korsan saldırısı oluyordu. Nitekim bu acı olaydan bir gün sonra bu sefer Ulusoy-1 isimli Türk gemisi saldırıya uğramıştı. Benim geminin telsizi iyi olduğu için bölgede bulunan Türk Savaş gemisi ile bu gemi arasında telsizle aracılık yapıyordum. Durum Ulusoy-1 için de oldukça kötüydü.
Bereket gemi boştu ve fribordu yani güverte ile deniz seviyesi arasındaki mesafe yüksekti. Bu nedenle korsanların güverteye ulaşması zorlaşmıştı. Zavallı gemi kaptanı elinde silah olarak kullandığı basınçlı deniz suyu ile otomatik silahları olan korsanlara karşı gelmeye çalışıyordu. Gemi mürettebatı silahlı korsanlardan çekindiği için gemi kaptanı bizzat baş üstü ve güverteden korsanlara bizzat su sıkarak gemiye çıkmalarını engellemek için uğraşıyordu.
Telsiz mesajlarını Türk savaş gemisine ilettikten sonra bir helikopter yardıma gelmiş ve korsanlar gemiden uzaklaşmıştı. Şimdi aynı yöne doğru biz yol alıyorduk ve gemimiz tam doluluk oranında tahıl yükü taşıyordu. Fribordumuz çok alçak olup korsanların tekneye çıkmaları oldukça kolaydı. Önlem olarak gemi etrafına dikenli tel bağlamış ve deniz suyu devrelerini açmıştık. Başımıza geleceklerden habersiz Aden Körfezinde seyrimize devam ediyorduk.
Önlem olarak diğer gemilerle temas kurmuş ve dört gemi ile beraber kendimizce bir konvoy meydana getirmiştik. Konvoyumuzda bir Türk bayraklı gemi daha vardı. Telsizden Türk savaş gemisi komutanına adeta yalvararak bize geçiş bitene kadar eşlik etmesini istemiştim. Sağ olsun TCG Giresun isimli muhrip bir müddet sonra konvoyumuza katılmıştı. Şimdi biraz daha güvendeydik.
Uykusuzluk ve stres nedeni ile çok perişan bir durumdaydım. O gece adeta bayılarak uyuyabildim. Fakat sabah saat 8 civarında telefonla 4. Kaptan beni uyandırdı. Acilen köprüüstüne gelmemi istiyordu. Köprüsütüne çıktığımda seyir vardiyası tutan 2. Kaptan pruvamızdaki geminin acilen iskeleye döndüğünü söyledi. Tam bu esnada korsanların sürat teknesi ile karşı karşıya kalmıştım. Tam yolla üstümüze geliyordu.
Bende iskele alabanda ile dönüşe başladım. Konvoyumuzda savaş gemisi olduğunu gören korsan teknesi bize saldırmaktan vaz geçmiş ve rotasını değiştirmeden sancak tarafımızdan geçerek bizden uzaklaşmaya başlamıştı. Fakat bu sefer ava giderken avlanmış Türk savaş gemisi korsanları tekneden alarak etkisiz hale getirmişti.
Konvoy gemileri ile yeniden rotamıza dönmüştük ki; bu sefer balıkçı gemisi görünümündeki korsanların ana gemisi pruvamızda duruyordu. Bir müddet sonra bölgede bulunan ABD helikopteri çok yakınımızdaki bu gemiye ateş açmış ve gemiyi batacak şekilde vurmaya çalışıyordu. Kısa bir zaman sonra korsanların sürat teknelerini taşıdıkları balıkçı gemisi gözlerimizin önünde batmıştı.
Bu olaydan kısa bir zaman sonra Türk savaş gemisi konvoydan ayrılacağını söyledi. Kendisine yıllarca muhriplerde çalıştığımı ve hala tehlikeli bölgeden çıkmadığımızı söyleyerek bize refakat etmesi için rica ettim. Beni donanmadan tanıdığını ve bir Polonya savaş gemisinin konvoya katılacağını söyleyerek yanımızdan uzaklaştı ve tekrar savaş gemisi olmadan yolumuza devam etmeye devam ettik. Maalesef bahsedilen Polonya gemisini hiç görmemiştik bile…
Bu sıkıntılı seyir bitmiş Pakistan’a sağ salim ulaşmıştık. Fakat bu sefer dönüş yolculuğumuz vardı ve yine korsan bölgesinden geçecektik. Fakat işimi şansa bırakmamış Afrika sahillerinden oldukça açık bir bölgeden geçecek şekilde rotamı çizmiştim. Seyir süresi daha uzun olmasına rağmen Madagaskar adasının doğusundan yolumuza devam etmiştik. İyi de yapmışız zira Komor Adaları açıklarında bir açık deniz balıkçı gemisi ve bir yat korsanlar tarafından fidye alınmak üzere kaçırılmıştı.
Yolumuzu uzatmamıza rağmen Arjantin’e zamanında varmayı başarmış ve yeni seferimize devam etmiştik. Aradan iki yıl geçtikten sonra bu sefer Yasin-C isimli bir gemiye kaptan olarak gönderilmiştim. Bu geminin de kaderi korsanlarla kesişmiş ve başına büyük felaketler gelmişti. Gemiye Çin’de tersanede katılmış ve denizcilerin yaşadıkları tatsız olayları bizzat olayı yaşayan gemicilerden dinlemiştim.
Yasin-C isimli gemi korsanların saldırısına uğramış ve işgal edilmişti. Korsanlar bu sefer roketlerle saldırmış köprüüstü ve çarkçıbaşı kamarasını vurarak gemide yangın çıkarmışlardı. Bu esnada gemi üstüne çıkmayı başaran korsanları başka bir sürpriz bekliyordu.
Gemi kaptanı personeli “citadel” denilen yani geminin iç kalesi anlamına gelen yeke dairesine götürmüş ve kaportasını içeriden kilitlemişti. Korsanlar gemiyi yağmalamaya başlamışlar fakat kimseyi bulamamışlardı. Bu esnada gemide yangın büyümeye başlamıştı. Citadel’de nefes alamayan gemiciler burada durumun daha kötü olduğunu görmüşler ve korsanlara teslim olmaya karar vermişlerdi. Aksi takdirde küçücük bir yerde havasızlıktan ve dumandan öleceklerdi.
Fakat ne ilginçtir güverteye çıktıklarında korsanların gemiyi terk ettiklerini görmüşlerdi. Derhal denizsuyu ile yangını söndürmeye çalışmışlar ve uzun uğraşılardan sonra yangını tamamen söndürmeyi başarmışlardı. Fakat ortada ne köprüstü ne de yaşanacak bir yaşam yeri kalmıştı. Bu arada ana makine çalışıyordu.
Derhal ana makineyi çalıştırarak ve gemi dümenine yeke dairesinden kumanda ederek sefere devam etmeye başlamışlardı. Bir gün sonra Kenya sahillerine ulaşmışlardı. Gemi limana ulaştığında armatör ve liman devleti adeta hortlak görmüş gibi gözlerine inanamamışlardı. Çünkü onlar en son korsan saldırısı alarmını almış ve elektronik cihazlar yangın nedeni ile görev yapamadıkları için korsanların gemiyi kaçırmış olduklarını düşünmüşlerdi.
Gemi yükünü tahliye ettikten sonra römorkör eşliğinde Çin’de tersaneye girmişti. İşte ben de bu gemiyi yeniden inşa etmek üzere tersaneye girmiş ve uzun çalışmalardan sonra seyir testlerini geçerek sefere çıkarmıştım.
İşte şimdi Mozart isimli konteyner gemisinin başına gelenleri görünce ister istemez bu hatıralar yeniden canlandı. Bu olayları “Altı Ayda Altı kıta” başlıklı bir kitabımda daha geniş bir şekilde yazdım. İsteyenler Kiyapyurdu Doğrudan Yayıncılık-KDY’den internet aracılığı ile satın alabilirler.
Yazı uzun olmakla birlikte son olarak “Korsanlara karşı nasıl önlem alınmalıdır?” sorusuna cevap vereyim. Bugün Aden körfezinde silahlı korumalar alınmaya başladıktan sonra korsanlık faaliyetleri neredeyse tamamen kesilmiştir. Demek ki silahlı korumalar büyük oranda korsanlara karşı caydırıcı olabiliyor.
Fakat Batı Afrika sahillerinde böyle bir koruyucu şirket ve silahlı eleman olmadığı için korsanlar Mozart gibi bir çok gemiyi fidye almak için kaçırabiliyorlar. Öncelikle bu bölgelerde benzer yapıları meydana getirmek gerekiyor. Ücret karşılığında aynı Aden Körfezinde olduğu gibi korumalar gemiye alınıp tehlikeli bölge geçildikten sonra uygun limana bırakılabilirler.
Eğer şimdilik bu kurum ve şirketler yok ise tehlikeli sularda seyir yapacak ticaret gemilerine silahlı gemiciler alınabilir. Özellikle asker kökenli denizcilerin silah kullanma konusundaki tecrübelerinden dolayı istifade edilebilir. Elbette bunun için ilave eğitim ve ücret tahakkuk ettirilmelidir. Aksi takdirde zaten gemideki görevlerinden dolayı oldukça yıpranan denizcilere bir de “korsanlarla silahlı çatışmaya gir” demek çok insafsızca bir davranış olacaktır.
Bir çok denizciye bu konuyu sormuştum. Neredeyse tamamı şunu söylemişti:
“Süvari Bey, ben üç kuruş para kazanmak için zor şartlarda gemide çalışıyorum. Buna ilave olarak bir de silahlı çatışmaya giremem. Eğer çok istiyorsan sen silah sık!”
İşte çözüm ararken gemicilerin bu tavırlarını da düşünmek gerekir. Bana göre de gemicileri ilave ücret ödemeden korsanlarla silahlı çatışmaya sokmak hem vicdansızlık hem de etik değildir. Bu iş için yetiştirilmiş uzmanlar ve şirketler varken gemicilere üstesinden zorlukla kalkabileceği böylesine ağır bir görev yüklemek doğru değildir.
Fakat gönüllü olarak belirli bir ücret karşılığında bu işi yapak isteyenlere yardımcı olmak gerekir diye düşünüyorum. Lakin silahlı çatışma profesyonel kişilerin işidir bunu asla unutmamak gerekir, vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)