Devlet yöneticilerini çok fena halde yanıltıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüden defalarca faiz belasına dikkat çekip bunun kötülüklerini anlatırken özellikle Sabetaycı bürokratlar ne yapıp edip faiz belasını ülkemiz insanına musallat ediyor.
Faiz gibi çok feci ve İslam alemini derinden yaralayacak işleri ne ilginçtir ki dindar bir hükümete yaptırıyorlar. Kamu ve özel bankalarının ardından aslında kanunla faiz işlemi yapması yasak olan finans kurumları ile ilgili haberlerde açıkça faiz indirimi yapıldığını görüyoruz. Bu konuda utanmadan çeşitli reklamlar yapılmaktadır.
Finans kurumları yani katılım katılım bankalarının faiz uygulaması hem kanunen hem de ahlaken yasaktır. Onların işlemleri; alınacak gayrimenkulün kurum tarafından satın alınarak tüketiciye kiralanması veya taksitle satılması esasına dayanır. Bu sayede ortada para ve faiz değil kira masrafı veya ödeme planı çıkmakta ve bu sayede İslam’a göre haram kılınmış olan faizden uzak durulmaktadır.
Bu durumu öylesine hoyrat ve çirkin bir şekilde yapan kamu görevlileri var kine kadar ağır eleştiri yapılsa azdır. Hükümeti bu konuda ne yazık ki kimse eleştirmiyor. İnsanları resmen ateşin içine atmaktan zerre kadar rahatsızlık duymayan devlet yöneticilerine çok sık rastlıyoruz. Neredeyse İslami duyarlılıkları sıfıra indirgenmiş ekonomistler, Sabetay Yahudileri, hükümet tarafından bürokrasinin baş köşelerine oturtularak ekonomiye büyük bir darbe vurmuş oldular.
Durumun ne kadar kötü olduğunu kavramakta bir çok kişi ve kuruluş acizdir. Hadi bunların büyükçe bir kısmını “nasılsa din ile hiçbir alakası yok” diyerek göz ardı edelim. Fakat dini konularda son derece hassas olan ve kılı kırk yararcasına hükümler veren televizyon hocalarına ne demeli? Bunları konuşturmak için ağızlarına kerpeten sokup laf almak mı gerekiyor?
Bir Allah’ın kulu çıkıp da “yahu bu faiz yolu çıkmaz sokak” diyemeyecek mi? Anlı şanlı gazeteci ve akademisyenler; hükümetten bu kadar korkmak yerine hiç olmaz ise bu faiz konusunda bir küçük itiraz dahi edemeyecekler mi?
Kendime ayrılan köşelerden hükümetin olumlu gördüğüm icraatlarını daima yazıyor alkışlıyorum. Beş vakit namazımda duamı esirgemedim. Hükümetin olumlu icraatlarını öven sayısız makalem vardır. Lakin yanlış gördüğüm hususları dilim döndüğünce eeleştirdim ve doğru olması gereken yönde tavsiyelerde bulundum.
Bu eleştiriler sadece Ak Parti hükümetlerinde değil daha önceki hükümetlere karşı da aynı şekilde korkusuzca olmuştur. “Eğriye eğri doğruya doğru” düsturundan vaz geçmemeye çalıştım. Faiz gibi çok kötü bir icraatı eleştirerek doğru adımların atılmasına çalışıyorum. Almış olduğum ekonomi eğitiminin karşılığı belki bu suretle verilmiş olur. Buna ilmin zekatı da denilse yeridir.
Bazıları itiraz ederek “aslında faiz verilmiyor devlet konut satışlarını arttırmak için tersine cepten para vererek tüketiciyi korumaya çalışıyor” diyebilir. Zaten yazının amacı da bu yanlış algıyı önlemektir. Bu işi faizsiz yöntemlerle yapmak bu kadar zor mudur?
Bir kere devletimiz bunu yaparken yani milyarlarca lirayı halkımızın konut ihtiyacı için sübvanse ederken “niçin haramzade bankaları zengin ediyor” sorusu üzerinde durmak istiyorum. Hadi diyelim ki kamu bankaları bu faiz batağına batmış durumda; iyi de faizsiz çalışma mecburiyetinde olan finans kurumlarını hangi akılla bu çirkin faiz sömürü çarkının içine çekmeye çalışıyor? Yanlış olsa da kamuoyunu bilgilendirirken sanki finans kurumları faiz veriyormuş gibi reklam yapılır mı? Bu ne büyük saygısızlık ve küstahlıktır. Ne kadar vicdansızca aldatma ve karalama kampanyasıdır.
Yeri gelmişken “günümüzde faizsiz ekonomi olur mu?” sorusuna da cevap vereyim. Evet bal gibi olur. Bugün zaten dünya ekonomisinin önemli bir bölümü faizsiz işlemler ile gerçekleştiriliyor. Lakin Siyonist ve kapitalist yağmacılar; bu durumdan fevkalade rahatsızdır. Anlatmaya çalıştığım gibi insanları aldatarak insanları faiz bataklığında boğuyorlar. İşte “sen çalış ben yiyeyim” mantığını burada çok rahat görebilirsiniz.
Bir ekonomi hocamız “faizsiz ekonomi olur mu?” diye hem benim gibilere hem de İslam dinine saldırgan bir tutum içinde bulunuyordu. Halbuki, diğer konularda İslam dinine karşı çok güzel değerlendirmelerde bulunurdu.
Bir gün finans kurumlarının yöneticilerinden değerli bir akademisyeni seminer vermek üzere davet etti. Seminer esnasında çok ciddi ve detaylı sorular soruldu. Konuşmacı, bütün sorulara ikna edici bir şekilde cevap vererek “faizsiz ekonomi olur” sorusunu çok güzel bir şekilde izah etti. Bu seminerden sonra ise o ekonomi hocamız kendi önyargılarını itiraf ederek faizsiz ekonominin pek ala mümkün olabileceğini bütün dinleyicilere kibirsizce anlattı. İşte ilim adamı böyle olur. Bilmediğini öğrendiğinde üzülmez bilakis sevinç duyar.
Faizin ne büyük bir bela ve ticaret hayatını felce uğratan acımasız bir sömürü çarkı olduğunu çok değerli İslam alimleri hem tefsir kitaplarında hem de fıkıh eserlerinde çok güzel bir şekilde anlatmaktadırlar. Bunu öğrenmemek çok büyük bir ayıptır. Evet faiz ve Kuran’daki karşılığı ile “riba”; İslâm’a mutlak zararı olan büyük ve yaygın bir hastalıktır.
Çünkü ribâ atâlet verir, insanın çalışma şevkini kırar. Faizin kapıları, hem de onun modern kapları olan bankalar, insanlığın düşmüş olduğu sefaletin en önemli sebebidir. Gelir dağılımını bozarak zenginleri daha zengin ve fakirleri de daha fakir eder.
Ülkemizde yıllarca süren faiz sömürüsü sayesinde Batı ülkelerin oyuncağı haline geldiğimizi 70 sente muhtaç günleri yaşadığımızı benim yaşımdakiler çok iyi bilir. Üç kuruş kredi vermek için başbakanlarımızın gavurların önünde nasıl ezilip büzüldüğünü yaşayarak bu günlere geldik.
Hükümet israfı ve savurganlığı belirli bir ölçüde önleyerek faizi çok düşük seviyelere getirebildi. Fakat ne yazık ki ABD’nin döviz spekülasyonları sonucunda yeniden dünyanın faiz bataklığı içindeki ülkelerinden biri haline geldik.
Bunu önlemek için faizsiz konut kampanyalarına öncelik vermek gerekiyor. Bu ise yaygın ve eskiden beri uygulanan yöntemdir. Bunun güzel örnekleri dünya üzerinde de vardır. Hem insanları konut sahibi yapmak mümkün hem de faiz belasına girmeden bazı özel şirketlerin yaptığı gibi kampanyalar yapmak hiç de zor değildir. Yeter ki dini hassasiyetlerimizi korumayı bilelim.
Faizin İslam alemine zararı pek büyüktür. Müslüman ülkeleri faiz kıskacına alarak yıllarca sömürdüler ve halen de buna devam ediyorlar. Bu kapitalist vahşiler pek yüzsüzdür. İnsanları iliklerine kadar soyup sonra karşısına geçip utanmadan “bak ben sana yardım ediyorum” diyecek kadar hayasızdırlar. Zira harbi bir gâvur hürmetsiz, hem de ismetsizdir.
Sadece Müslüman ülkelerde değil bütün insanlığın büyük bir hastalığıdır faiz. Eğer insanca yaşamak arzusu ve sömürülmeden çalışmak isteniyor ise komünistlerin yaptığı gibi faizi yasaklamak gereklidir.
Şunu unutmayalım ki Hıristiyanlık ve Musevilik dininde de aynı İslamiyet’te olduğu gibi faiz yasaklanıp lanetlenmiştir. Beşer özgürce hayatta kalmak istiyor ise muhakkak bu türlü türlü yöntemlerle insanları sömürülmeye uygun hale getiren faizi ortadan kaldırmalıdır.
Zenginler ile fakirler arasındaki uçurumun derinleşmesinin sebeplerinden en önemlisinin faiz olduğu açıktır. Evet, zenginler ile halk arasındaki sıla-i rahm yani yakınlık duygusu kopmuştur. Aşağıdan yukarıya ihtilal sadaları ve yukarıdan aşağıya intikam kin ve haset yayılmaktadır. İşte insanlık bu düşmanlığı ortadan kaldırmak istiyor ise zekat kurumuna sarılmalı ve faizi yasaklamalıdır.
Kuran’ın adaleti âleme der ki: “Riba yasaktır”. İşte bu emri dinlemeyen insanlık Birinci ve İkinci dünya savaşları ile öylesine bir tokat yedi ki kıyamete kadar asla yaşanan acıları unutulmayacaktır. Milyonlarca insan ekonomik çıkar, para ve menfaatler uğruna insanlık dışı katliamlarla acı bir şekilde can verdi.
Ne yazık ki insanlık hala uslanmamış faiz ve sömürü düzeninden asla vazgeçmemiştir. ABD Başkanı Trump gibi devlet yöneticileri çirkin yüzlerini göstererek sanki hakkı varmış gibi dünyayı sömürmeye devam etmeye çalışmaktadır.
Evet insanlık alemi kıyamet kopmaz ise elbette nasıl ki esirliği parçaladı aynı şekilde ücretli sömürü sitemini ve faizi de parçalayacaktır. Çünkü devletler, milletlerin hafif muharebesi, sosyal tabakaların şiddetli savaşına dönüşmektedir. Zira beşer, eski çağlarda esirliği istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ücretli olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalayacaktır.
Bütün devrim ve isyanların iki kaynağı vardır. Bir tanesi zenginlerin zekat gibi önemli bir sosyal hizmeti sağlamaması diğeri ise faiz ile fakir insanları sömürmesidir. Öyle ki dünyadaki bir çok rezalet ve kötü davranışların temelinde hep şu sözleri işitmekteyiz:
“Ben tok olsam, başkalar, acından ölse neme lâzım.” Ve “Rahatım için zahmet çek. Sen çalış ben yiyeyim.” İşte birinci kötü sözü kesecek hem de kökünü kazıyacak önemli reçete zekat ve sadaka gibi sosyal yardımlardır.
İkinci sözün sonunu getirecek iş ise faizin yasaklanmasıdır. Eğer insanlık huzur içinde yaşamak istiyor ise İslam’ın bu iki önemli emrine itaat etmelidir, vesselam…
Vehbi KARA
Öztürk Samuk
Devlet Bazen Ölü Taklidi Yapar
Hamdi TEMEL
Kaynatılan Su Mikroplastiklerden Kurtulabilir mi!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Recep YAZGAN
Gerçekten tuhaf değil mi!
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Seyfettin BUDAK
İnsanlık Görünmez Bir Bilinç Savaşının İçinde mi?
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)