Türkiye’nin başına gelen darbe felaketlerinin en önemli kişilerinden bir tanesi daha öldü. 27 Nisan 2007’deki e-muhtırasının sahibi Yaşar Büyükanıt, 21 Kasım 2019 tarihinde yargılanmadan ve yaptıkları yanına kar kalarak aramızdan ayrıldı.
Ne yazık ki; çoğu zaman zalim izzetinde mazlum ise zilletinde ölüp gidiyor. Demek ki bir büyük mahkeme var. Allah, insanlara günahlarından tövbe etmesi için mehil verir, lakin asla ihmal etmez. Hele hele bu topluma apaçık düşmanlık etmiş şehitler yatağı vatanımızda darbe yaparak insanlarımıza kan kusturanlara elbette karşılığını verecektir.
Allah’a ve ahiret gününe iman ettiğimiz için sabrediyoruz. Çünkü zerre kadar iyilik ve kötülüğün kimsenin yanına kalmadığına ve ruz-i mahşerde yapılan zulümlerin hepsinden hesap sorulacağına iman etmişiz. Keşke ülkeyi idare eden Erdoğan da; bu darbecilere taziye sunacağına mahkemelerde “sen nasıl darbe muhtırası verirsin” diye hesap sorsaydı…
28 Şubat 1997 dönemini yaşamış ve acısını tatmış birisi olarak ne Büyükanıt’a ne de diğer darbecilere hakkımızı helal etmiyoruz. Haşirde kurulacak mahkemede yaptıkları zulüm ve haksızlıklardan dolayı hesap soracağız. Çünkü ülkemiz düşmanlarına karşı verdiğimiz silahları memleketimiz içine doğrultan çoluk çocuğumuzun rızkını Batılı gavurlara peşkeş çeken bu darbeci generallerle ciddi bir mahkememiz olacak.
Biz Türkler, tarihimizdeki en büyük lekelerden biri olan darbecilerle hala doğru dürüst hesaplaşamadık. Sadece 15 Temmuz 2016 FETÖ darbecilerinin yargılaması devam ediyor. 28 Şubat 1997 darbesinde müebbet hapis yiyen darbeci generaller, orduevlerinde korumaları ile beraber günlerini gün ediyorlar. Yaptıkları zulümlerden hiçbir pişmanlık duymadan rakılarını yudumlarken benim gibi bu dönemde mağdur edilen on binlerce asker, hala haklarını alabilmiş değildir.
Evet, Büyükanıt öldü lakin post-modern darbenin mimarlarına yönelik başlatılan soruşturmalarda “toplumu fişleme merkezi” olarak kullanılan Batı Çalışma Grubu'nun (BÇG) isim babaları ve dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir'in de aralarında bulunduğu bir çok general; hala “paşa paşa” yaşamaya devam ediyor.
12 Eylül 1980 Darbecisi Kenan Evren, eceli geldiği için ağır ceza aldıkları halde hapse girmeden ve hükmü infaz edilmeden öldü gitti. Darbeciler eskiden olduğu gibi yine bayram ettiler. Büyük bir fırsatı yargı infaz mensuplarının beceriksizliği ve “zaman aşımı” kuralı yüzünden kaçırmış olduk.
Şimdi de benzer bir süreci yaşıyoruz. Adalet Bakanı ve hükümet üyeleri; müebbet hüküm yemiş generalleri boş boş seyrediyor ve kılını dahi kıpırdatmıyorlar. İşte bu duyarsızlık yüzünden 12 Eylül yargılamasında kaçırdığımız fırsatı yine kaçırmış olduk.
Darbe davalarının diğer eleştirilecek yönü ise asker, yargıç, bürokrat, akademisyen, sivil toplum kuruluşları ve medya eliyle ortaklaşa yürütülen darbe sürecinde aktif şekilde yer alan sivillere ve MGK kararlarında imzası bulunanlardan dönemin genelkurmay başkanlarına hiç dokunulmamış olmasıdır. Büyükanıt’a da hesap sorulmadı. Paşa paşa yaşadı ve ölüp gitti.
Hiç olmaz ise dönemin Başbakan'ı Erbakan'a, küfreden emekli Tümgeneral Osman Özbek’i hapse tıkmak gerekirdi. Dönemin Erzurum Jandarma Bölge Komutanlığı yaptığı sırada katıldığı bir konferansta Başbakana küfür eden Özbek hakkında Refah Partisi şikayetçi olmuş ve dava açmıştı. Ancak askeri vesayetin hüküm sürdüğü bu dönemde yargılanan Özbek; “Başbakan'a küfür etmekten” dolayı akıllara durgunluk verecek bir şekilde suçsuz bulunmuştu.
12 Eylül darbecileri ve faşist generaller işi o kadar ileri götürmüşlerdi ki halkın seçtiği Cumhurbaşkanı ve Başbakanlara; Milli Güvenlik Kurulu ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ) gibi toplantılarda küfür dahi edebiliyorlardı. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür yani insanlar çabuk unuturlar; yapılan disiplinsizlikleri tekrar etmekte yarar vardır. İşte Büyükanıt ve o dönemde komuta kademesindeki generallerin halini anlatmak gerekiyor.
TSK’daki en büyük disiplinsizlik şüphesiz Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay’ın Irak harekatına karşı yaptığı disiplinsizliktir. TSK’nın görev tanımında yazılan en önemli vazife “ordunun her an harbe hazır bulunmasıdır”. Bu açık hükme aykırı olarak; ordumuzun baş komutanı olan halkın seçtiği yöneticilerin vermiş olduğu harekat emri, yerine getirilmemişti.
Cumhurbaşkanı Özal’ın Aralık 1990 tarihinde vermiş olduğu müttefik ülkelerle birlikte Irak’a girme emri, darbeci generaller tarafından çeşitli atraksiyonlarla engellenmişti. Savaş tarihinde belki de ilk defa bir komutan ve yardımcıları; askeri harekattan kaçıyordu. Ne tarafından bakarsanız tam bir rezalet durum yaşanıyordu.
Milletimizin dişinden arttırdığı paralarla alınan silahlar yurt dışına çevrilmesi ve ülke menfaatleri için kullanılması gerekirken maalesef bu silahlar halkımıza çevriliyordu. ABD’nin güdümündeki faşist darbeciler; yaptıkları askeri darbelerde bu silahları kullanarak hem halkımızı eziyor hem de düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürüyorlardı.
Düşünebiliyor musunuz zırhlı birlikler İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerin göbeğinde yer alıyor kimse “yahu sınır bölgelerinde olması gereken tanklar, şehrin ortasında ne arıyor?” diye soru bile soramıyordu.
Torumtay’ın disiplinsizliği ve savaştan kaçması dalga dalga bütün askeri teşkilatlara yayıldı. Deniz Kuvvetleri de disiplinsizliğin ayyuka çıktığı bir yerdi. Kuvvet Komutanı Güven Erkaya, Başbakanlık Konutunda verilen yemekte “burada rakı yok mu?” diyecek kadar küstahlaşmıştı.
Daha sonra TSK’da başımıza gelen rezaletlerin özellikle de 28 Şubat 1997’deki iğrençliklerin haddi hesabı yoktu. Aynı dönemde Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral Çetin Saner, İçişleri Bakanına hakaret edebilmişti. Bir kadın olan Meral Akşener, yine bir kadın olan Başbakan Tansu Çiller’e bu seviyesizliği şikayet etmişti. Çiller, Cumhurbaşkanı Demirel’e durumu iletmesine rağmen sonuç alamamıştı. Zira darbecilerle işbirliği yapan Demirel, bu iğrenç olayı sümenaltı etmiş yargıdan ve cezalandırmadan kaçırmıştı.
Zaten o Demirel değil miydi ki; “Başörtülüler Suudi Arabistan’a gitsin” ve “Kuran ayetleri değiştirilmeli” diyecek kadar cesur ve küstahlaşabilmekteydi. Halbuki bu ikiyüzlü siyasetçi o yıllarca dini siyasete alet ederek milletten oy istemişti. İşte koltuğa oturunca da böyle davranarak gerçek yüzünü gösteriyordu.
Türk tarihinde Genç Osman vakasından beri böylesine iğrenç olaylar yaşanmamıştı. İşte bunları yazıyorum ki bir daha böylesine acı ve utanç verici olaylarla karşı karşıya kalmayalım.
Orgeneral Yaşar Büyükanıt bu darbecilerden aldığı sicille Genelkurmay Başkanı olmuştu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en unutulmaz olayları da onun döneminde oldu. Genelkurmay başkanının verdiği muhtıra, 11.Cumhurbaşkanı seçimleri sırasında yayınlanmıştı.
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından AK Parti'nın adayı olarak gösterilen Abdullah Gül, TBMM'de yapılan seçime 368 milletvekilinin katıldığı ilk turda 357 oy almıştı. Seçimin olduğu günün gece yarısında Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde saat 23.17'de e-bildiri yayınlandı. Laiklik vurgusu yapılan bildiride dönemin Hükümeti açıkça hedef alındı.
Bildiride, "Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur" denildi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, ilerleyen yıllarda söz konusu bildiriyi kendisinin bizzat hazırladığını söylemekten çekinmemişti.
E-muhtıra da denilen bildiri üzerine Başbakan Erdoğan başkanlığında gece acilen yapılan toplantıdan "dik duruş" kararı çıkmış Hükümet sözcüsü, ertesi gün Hükümetin hazırladığı karşı bildiriyle kamuoyunun önünde Genelkurmay Başkanı'na "memur" olduğunu hatırlatmıştı.
Hükümet, Genelkurmay Başkanı'nın resmi olarak Başbakan'a bağlı olduğunu, görevleri itibarıyla Başbakan'a karşı sorumlu olduğunu hatırlatmıştı. Sonuçta da büyük bir halk desteği almıştı. Genelkurmay Başkanlığı, bildiriye karşı sessiz kalırken, dönemin komutanları kamuoyunda yükselen tepki sonrası, bildiriyi savunamaz duruma geldiler.
Tarihe “e-muhtıra” olarak geçen 27 Nisan bildirisi nihayetinde Genelkurmay'ın sitesinden de kaldırıldı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı ilk turunun gecesinde yayımlanan ve 4 yıl boyunca sitede tutulan muhtıra, 30 Ağustos 2011'de veritabanından silindi.
27 Nisan 2007'deki e-muhtıra konusunda medyanın bir bölümü çok kötü sınav verdi. Muhtıraya konu olan Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri ve Kur'an kurslarıyla ilgili servis edilen haberler; Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Posta gibi gazetelerde yer aldı. Muhtıranın hemen ertesinde yapılan Cumhuriyet Mitingleri, darbecileri ele veren bir turnusol kağıdı gibiydi. Gazetelerin attığı manşetler; tek elden çıkmış gibi darbe sever faşistleri ortaya çıkarıyordu.
Bu sorunu halka giden Erdoğan çözmüştü. Fakat darbecilerle mücadele öyle hiç de kolay olmamıştı. Önce 22 Temmuz 2007'de yapılan genel seçimlerde ise AK Parti yüzde 47'lik bir çoğunlukla yine tek başına iktidar olmuştu. O günlerde akla ziyan işler devletin en yetkili kurumları başındaki askeri vesayet temsilcileri tarafından yapılmaktaydı.
2000 yılında seçilen 10. cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi 16 Mayıs 2007'de dolmuştu. Anayasa'nın 102. maddesine göre cumhurbaşkanı seçilebilmek için, ilk iki turda nitelikli çoğunluk (367 oy), sonraki iki turda ise salt çoğunluk (276 oy) aranıyordu. Ancak eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 26 Aralık 2006'da Cumhuriyet'te yayımlanan yazısında, anayasada belirtilen 367'nin sadece karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğunu ortaya attı.
Kutlu Doğum Haftası nedeniyle yapılan etkinlikleri irticai faaliyet olarak gösteren bildiri; ülke gündemine bomba gibi düşerken özellikle ana muhalefet partisi CHP ile bir kısım medya bunun iktidara karşı muhtıra olduğunu ve hükümetin dikkate alması gerektiğini savunmuşlardı.
Fakat, daha önce muhtırayla hükümet düşürüp, demokrasiyi sekteye uğratan asker ve darbe destekçileri bu sefer sert kayaya çarpmıştı. Siyasi tarihimize "27 Nisan e-muhtırası" olarak geçen bildiri ve ardından oluşturulan medya destekli siyasi baskıya boyun eğmeyen iktidar karşılarına çıkmıştı. Derhal seçime gidilmiş ve sonrasında yapılan anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı seçimi, bizzat halkın onayına sunulmuştu.
Halkımız seçimlerle gereken cevabı vererek darbe girişimini boşa çıkarırken 27 Nisan e-bildirisi yayımlandığında CHP'lilerle birlikte Ertuğrul Özkök, Oktay Ekşi, Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan, Onur Öymen gibi isimler e- bildirisine açıkça destek vermişlerdi. Bu özgürlük ve hürriyeti halkımıza çok gören darbeci yazarları asla unutmamak gerekiyor.
En nihayetinde bu girişimleri 15 Temmuz 2016 tarihinde göğsümüzü tanklara siper ederek önleyebildik. Fakat 251 şehidimize mal oldu. Hiçbirisini bu darbeci generallere değişmem. Büyükanıt’a niçin hakkımızı helal etmediğimizi umarım anlatabilmişimdir, vesselam…
Vehbi KARA
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ahmet SAĞLAM
Karı–Koca İlişkisi
Halil MERT
Suriye, ırak, iran, lübnan… s. Arabistan, pakistan, israil… Ne olmalı?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Bir Nesil Neden Daha Az Düşünüyor?
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Hamdi TEMEL
Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor
Adnan ÖZ
Bu kadro ile bu kadar!
Seyfettin BUDAK
Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi?
Mehmet BOZKURT
Üzgünüm Ey Milletim!
Fatih ORUÇ
Amerikaʼnın Kızılderili Soykırımı
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Erol AYDIN
Köyden Kente Sosyolojik Dönüşüm
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Songül KARAMAN
Bir Yağmur
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)