Türkiye faşist darbeci askerlerin kıskacından bir türlü kurtulamıyor. Nitekim 30 Ağustos 2024 törenleri esnasında askeri disiplin kurallarını hiçe sayarak kalkışma içine giren Kara Harp Okulu mezunu 80-90 teğmen Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine düştüğü derin problemleri göz önüne getirmiştir.
Bereket versin 800 civarındaki teğmenin ancak yüzde 10 kısmı bu itaatsizlik ve disiplinsizlik olayına karışmış bölük komutanları başta olarak darbeci faşist komutanların oyununa gelmeyerek disiplinsizlik gösterisine katılmamıştır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Savunma Bakanı ve Komuta heyeti daha önce Tuzla Piyade Okulu ve Kara Kuvvetleri Komutanlığinda meydana gelen disiplinsizlik olaylarına seyirci kaldığı için gerekli önlemleri alarak açıkça suç işleyen subaylara ceza vermekten aciz olduklarını ispatlamışlardir.
Kaldı ki bu disiplinsizlik olaylarının baş sorumlusu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve komuta heyetidir. Zira daha önce dünyanın en disiplinsiz ordularında görülen kalkışma hareketlerine ses çıkarmamış suç işleyen teğmen ve subayları görmezlikten gelmişlerdir.
İşin daha vahimi şudur: Erdoğan ve Ak Partili siyasetçilerin acizlikleri dışında neredeyse bütün siyasi partiler bu askeri kalkışma ve disiplin suçlarını alkişlamaktadir.
Sivil Toplum Örgütleri ve medya çoğunlukla askeri suçlara ortak olmaya çaba göstermekte yazı ve konuşmaları ile faşizmi açıkça desteklemektedirler.
İşte bu yazı beceriksiz siyasetçilere ve medya mensuplarına bir ders niteliği taşımakta yüz yıl önce yaşanmış bir olayı hatırlatarak gerici ve ahlaksız faşistlere haddini bildirmeye çalışmaktadır.
1960, 1971, 1980, 1997 ve 2016 Askeri darbe ve kalkışmaları, deniz subaylarını da çok etkilemiştir. Daha önce özgürlük ve hürriyet kavramlarını benimsemiş olan bahriyeliler, darbe yıllarındaki faşist yönetimin de etkisi ile askeri vesayetin payandası olmuştur.
Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında yaşanan bir gemi seyahati o günün şartlarını ve yönetim anlayışını ortaya koymakla birlikte bahriye zabitlerinin askerlik kavramını ne kadar doğru bir şekilde benimsediğini de göstermektedir.
M. Celalettin Orhan, “Bir Bahriyelinin Anıları” isimli kitabında başta CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Kamâl Atatürk'le birlikte seyahat ettiği yakın arkadaşları Hamdullah Suphi Tanrıöver, Kel Ali, Sâlih Bozok ile birlikte Hamidiye Kruvazöründe geçen hatıralarını anlattığı kitabında insanı düşündürecek ilginç hususları dile getirmiştir.
Deniz Harp Okulunda Amiral Karl Dönitz’in hatıralarını okuturken bir de Celalettin Orhan’ın hatıralarına da göz gezdirmek gereklidir. Maalesef ne Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa ne de Müslüman Amiral Zheng He’den deniz subaylarının haberi yoktur. Zira faşist askeri eğitim hala genç bahriyeli öğrencilere zorla dayatılmaktadır.
Özellikle bazı CHP genel Başkanları ile ilgili efsanelerin ne kadar hayal ürünü, içi boş ve çürük olduğunu işte bu yolculuk ile ilgili hatıralardan değerlendirmeye çalışabiliriz.
Makalenin burasında Osmanlı Devletinde özellikle Bahriye zabitlerinin iyi bir eğitim aldıklarını ve çağdaşlarına göre oldukça cesur ve bilgili olduğunu söyleyebiliriz. Hatta günümüzde aydın olarak geçinen bir çok insandan en az yüz yıl ileride olduğu anlaşılacaktır.
Bahriye Okulu Mezunu Necip Fazıl Kısakürek ve bahse konu kitaptaki hatıralar bunu ispatlamaktadır.
Hamidiye’de henüz Mülazım (Teğmen) olan M. Celalettin Orhan, diğer gemi zabitleri ile birlikte aynı zamanda Bahriye mektebi öğretmeni de olan Hamdullah Suphi’den (Tanrıöver) görüşme talep ederler.
Subay salonunda gerçekleşen bu toplantılara daha sonra CHP Genel Başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanının milletvekili olan arkadaşları da katılır.
Gemi zabitleri üç tarafı denizlere açılan ülkemizin güçlü bir donanmaya ihtiyacı olduğunu söylerler. Zira donanma bu dönemde çok ihmal edilmiştir. Fakat Milletvekilleri tam da o günün adamlarıdır. CHP’nin faşist parti politikalarına bağlıdırlar. Farklı seslere ve düşüncelere karşı kulaklarını tıkamışlardır.
CHP Milletvekilleri donanma zabitlerinin şahıslara olan bağlılıklarını test etmek için şu soruyu sorarlar:
“Bahriye demek Rauf (Orbay) demek midir?“
Soruya cevap vermesi için kitabın yazarı olan Mülazım Celalettin Orhan’a söz verirler. O da cevap vermeden önce soru ile karşılık verir:
“Kara ordusu demek Cumhurbaşkanı demek midir?” cevaben milletvekilleri “Yoksa bundan şüphe mi duyuyorsunuz” diyerek şahsa olan bağlılıklarını ifade edince; okkalı bir cevap alırlar. Orhan aynen şunları söyler:
“Şüphe etmiyor bilakis reddediyorum. Kara ordusundaki subay arkadaşlarımı böyle sakim (düşük, aşağılık) bir düşünceden tenzih ederim. Silahlı kuvvetler yalnız ve yalnız devletin emrindedir. Hiç birimiz şahısların emrinde olmayacak kadar karakter sahibiyiz”
Bu sözünün sonunda şu örneği de verir:
“Ordu sadece memleketin olup, hükümetin emrindedir. Hatta o kadar ki; meclis şimdi Cumhurreisini iskat edip tevkifini hükümete ve hükümette kumandanlığımıza emir etse, ben şahsen alacağım emri hiç düşünmeden yerine getiririm”
Tam bu sözü söylediği esnada üst güvertede Cumhurbaşkanı’nın gezindiği ve durduğunu fark ederler. Zira konuşulanları dikkatle dinlediği anlaşılmaktadır. Nitekim akşam yemeğinde neşesi kaçmış bir Cumhurreisi vardır. Yemeğe ve içki sofrasına kitabın yazarı Celalettin Orhan Teğmeni çağırır ve içki ısmarlar.
Bahriye zabiti nöbette olduğunu ve söyler içki içmez. İzin isteyip nöbeti devredince kadar müsaade ister. Daha sonra gelerek sofraya oturur ve Cumhurbaşkanı’nın şu sorusu ile karşılaşır: “Söyleyin bakalım, bugün mebus arkadaşlarla neler konuştunuz? Hani şu beni tevkif edeceğiniz vesaire hakkında…”
Bunun üzerine Orhan; büyük bir özgüvenle konuşulanları aktarır. Bu cevap karşısında Cumhurbaşkanı şu şekilde konuşmak zorunda kalır:
“Ordunun bir teğmeni kadar olgunlaşamamış olunmasının hayretleri içerisindeyim. Elbette Ordu şahısların peşlerinde olacak kadar küçülemez. Ne Bahriye Rauf ve ne de Kara ordumuz Cumhurreisi değildir ve hiçbir zaman da olmamalıdır, asla olmamalıdır, beyler” diyerek tebrik eder ve diğer gemi zabitleri ile de tanışmak istediğini söyler.
Bu sözün aslında zevahiri kurtarmak maksadı ile söylendiğini ancak belirli bir zaman geçince öğreniyoruz. Zira Cumhurbaşkanı bahse konu bahriye zabiti Orhan’ı sonraki meslek hayatında oldukça zor duruma düşürmüştür. Nihayetinde Orhan Donanmadan ayrılarak benimde içinde bulunduğum şartlara benzer şekilde ticaret gemilerinde çalışmak zorunda kalmıştır.
Hikayenin bu kısmını kitaba havale edip yakın tarih ile ilgili efsanelerin birçoğunun çöpe atılmasını gerektirecek çok sayıda bilginin bulunduğunu aktarmakla yetinelim.
Cumhurbaşkanı, gemi gezisinden sonra anı defterine:
“Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devletinin, Donanması da mühim ve büyük olmalıdır” der ve gemiden ayrılır. Ne yazık ki böyle yazmasına rağmen Genelkurmay başkanı Fevzi Çakmak, dünya siyasetinden ve denizcilikten anlamayan bir kişidir. Donanmanın önemli olduğunu idrak edememiştir.
Bu dönemde donanma için tek bir çivi dahi çakılmamış dünyanın en büyük gelişmeleri denizcilikte yaşanırken şapka gibi kanunlarla kelle kesmekle uğraşılmıştır.
Bu dönemde ülkemiz üç tarafı denizlere açılan ve dört tarafı düşmanlarla çevrelenmiş sözünden hareketle savunma pozisyonu almıştır. Halbuki ülkemiz üç taraftan denizlere açılıp dünya ile komşu olmaktadır. Bu anlayış hala donanmamıza yerleştirilememiştir. Sebebi ise denizcilikten anlamayan fakat rakı sofralarında beyni uyuşmuş askerler yüzündendir. Generallerin 27 Nisan’da hükümete verdikleri muhtıranın benzerini yapmaya çalışan 104 amirale bu gözle bakmak gerekiyor.
Bu dönemde Yavuz zırhlısını dahi savaşa hazır hale getirmekte zorlanmış bir bahriyemiz vardır. Yavuz-Havuz davaları sonucunda donanmamız atıl bir vaziyete getirilir. Bu nedenle başta Ege denizi ve Kıbrıs olmak üzere yüzyıllarca vatan toprağı olarak kalmış adalarımız başkalarının eline geçmiştir.
Nedense bu konuda amiraller tek kelime konuşmaz. Vatan topraklarında egemenlik haklarımızı pekiştirmek istediğimizde ülke menfaatleri yerine Batı’nın uşaklığını yapmaktan hiç utanmazlar. Ölümüne Batı menfaatlerini korumaya çalışıp Lozan ve Montrö’de kısıtlanmış haklarımızı geri alma mücadelesinde ülkemize büyük zarar vermektedirler.
Artık Türkiye dünyanın en önemli silah araç gereçlerini hatta uçak gemisi üretir hale geldi. Dünyanın en modern denizaltı ve savaş gemilerini üreten tersanelere sahibiz. Elbette bunlar durup dururken olmadı. Hükümetimiz sadece donanma konusunda değil milli savunma sanayinin gelişmesinde büyük rol oynadı. SİHA’larımız düşman çatlatacak seviyeye ulaşmıştır.
Yapılan icraatlar dostlara güven ve moral düşmanlara ise korku ve moral bozukluğu vermektedir. Fakat bir konuda büyük bir ihmal vardır. O husus da şudur:
“Şahıslara bağlı olmak ve özellikle silahlı kuvvetlerin ideolojik yaklaşımlardan korunması” konusunda ilerleme sağladığımız söylenemez.
İşte kiliclarini çekerek askeri hiyerarşi ve yemini reddederek şekilde kalkışma içine giren 70-80 teğmenin yaptığı tam da basit bir darbe provasıdir.
Feto örgütünün kullandığı söylemlerle birebir aynı konuşma dilini kullanan bu tegmenlere askeri ceza kanunu hükümleri ivedilikle uygulanmak zorundadır.
Bu ordu şahısların değil bu milletin ordusudur. Faşizm ve ideolojik kavgaların içine girmiş bir zabıta kadrosundan bu vatana hiçbir hayır gelmez.
Neredeyse 100 yıl önce Celalettin Orhan’ın milletvekillerine verdiği dersten çok az kimse nasibini almıştır. Hala tek parti hükümetleri cilalanıp parlatılarak genç dimağlara anlatılmaktadır. Özellikle askeri okullar faşist eğitim anlayışından uzaklaştırılamamıştır.
Bilakis yakın tarih efsanelerine yenileri katılarak insanı putlaştırmanın yeni versiyonları piyasaya sürülmektedir. İktidara ulaşmayı askeriyeyi ele geçirip darbe yapmakta gören darbeci ve Fetocu zihniyet; hala boş durmamaktadır. Darbe yapmak için her fırsatı değerlendirmeye çalışan bu odaklar 15 Temmuz’da yemiş oldukları tokadın acısını çıkarmak için her türlü şer odakları ve ABD ile işbirliklerini sürdürmektedirler.
Fakat bu tegmenler ve işbirlikçisi darbeciler bilsin ki; artık halkımız akıllandı ve artık eskiden olduğu gibi “gelene ağam gidene paşam” demekten vaz geçmiştir. Bir darbe kalkışması olduğunda Feto’culara yapıldığı gibi donuna kadar soyulup hapse tıkılmaz. Halkımız bu darbeci ve faşist kalkışmacılari cehennemin dibine gönderilecektir, vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)