Çalışma ilişkilerinde meydana gelecek değişiklikleri 2015 yılında yazmış olduğum “Kapitalizm Sonrası Dönem; Malikiyet ve Serbestiyet Devri” başlıklı doktora çalışmasında dile getirmiştim. Bu tez İstanbul Üniversitesinde oybirliği ile kabul edilmişti Nihayetinde 2017 yılında da bu çalışmayı kitap olarak yayınlamak nasip olmuştu.
Son beş yılda doktora tezim ile ilgili olarak onlarca seminer verdim. Çeşitli gazete ve dergilerde yüze yakın makale yayınladım. Ne yazık ki çok az geri dönüş oldu. Bediüzzaman Said Nursi’nin gelecek yüzyılla ilgili olarak ortaya koyduğu öngörüler, onun eserlerini okuyan kişiler arasında dahi yeteri kadar revaç bulmadı.
Yazdığım tez ve kitap üzerinde düşünmeye başladım. Acaba nerelerde hata yapmış olabilirim diye çok kafa yordum. Yetmedi birçok akademisyen arkadaşıma bu durumu söyleyerek yanlış yapmış olabileceğim noktalarda yardımcı olmalarını istedim.
Üzüntümü dile getirdiğimde sadece bir denizci arkadaşım (Mehmet Can Ural) çok güzel tespitlerde bulundu. “Senin vazifen çalışıp gayret etmektir” dedi. “Sen vazifeni yapmalısın, Allah’ın işine karışılmaz”.
Gerçekten de her şeyin bir vakti saati vardır. Çok güzel fikirler, söylendikten nice zaman sonra anlaşılmıştır. Dolayısı ile acelecilik yapmak hiç de doğru bir davranış değildir.
Son yaşadığımız Korona krizi beni de herkes gibi evine kapattı. Bu vesile ile ben de yaptığım çalışmalara göz atma fırsatı buldum. “Malikiyet ve Serbestiyet Devri” kitabımı baştan aşağıya okuyup inceledim. Yeni bir yöntemle okuyucuların nazarına sunmak gerektiğini düşündüm.
Bu maksatla bir iki şahsın tenkidi aklıma geldi. “Yeni Türkçe ile günümüz insanının anlayacağı ifadeler kullanmalısın” diyordu. İlk önce bunun doğru olmadığını zira bu öngörüde bulunan Bediüzzaman’ın kullandığı ismi değiştirmenin haksızlık olacağını düşünüyordum.
Fakat son zamanlarda bu konuda farklı düşünmeye başladım. Çünkü “lafız değişmekle mana değişmez” anlayışından hareketle “Malikiyet ve Serbestiyet” kelimelerinin günümüz Türkçesi ile kullanılabilecek karşılığı olan “Özel Mülkiyet ve Hürriyet” kelimeleri ile değiştirilmesinin uygun olacağını değerlendirmeye başladım.
Bu yönde düşünmemin bir sebebi de özellikle Bediüzzaman’ın eserlerinden haberdar olan arkadaşlarımın bu çalışmaya sahip çıkmaması olmuştur. O halde “başka insanlara da bu çalışmadan bahsetmek yararlı olacaktır” düşüncesi hâkim oldu.
İşte yarın öbür gün birisi çıkıp karşıma dikilip “sen Bediüzzaman Said Nursi’nin vermiş olduğu ismi değiştirerek tahrif ettin” demeye hakkı yoktur. Zaten maksadım Bediüzzaman’ın fikirlerinin geniş kitlelerce duyulmasıdır. Sırf böyle deseler bile maksadım yerine gelecek nazarları Bediüzzaman üzerine kaydırmış olacağım…
Kitabım çok kısa biz zamanda yayınlanmış olacak. İnternet ortamında kolaylıkla sipariş edilerek kargo ile evlere gelme imkânı da bulunacak. Bütün baskı ve dağıtım işleri profesyonel basımevleri tarafından karşılanıyor. Bize de yazar olarak eserin sadece içeriği üzerinde yoğunlaşma şansı veriyor. Allah bu konuda biz yazarlara yardımcı olan yayınevlerinden razı olsun.
Kitabın ismini seçerken şu hususlar yönlendirici oldu. Biraz da bundan bahsedeyim.
Öncelikle Korona virüsü salgınından sonra bütün dünyada köklü değişiklikler meydana geldi. Öyle zannediyorum ki tarihin kırılma zamanlarına “Sanayi Devrimi Sonrası Toplum“ denildiği gibi şimdi de “Korona Sonrası Dönem” denilecek.
Korona virüsü denilen salgın hastalık (Pandemi) esnasında ve sonrasında büyük bir ekonomik kriz bekleniyor. Elbette ciddi işsizlik ve sosyal problemler de baş gösterecektir. Yeni devletler, bu hastalıkla mücadele ederken göstermiş olduğu başarılar ile tarih sahnesine geçeceklerdir.
Çalışma ilişkilerinde hatta eğitimde dahi büyük değişiklikler olacağa benzemektedir. Örneğin eğitim okullarda değil artık evlerde veriliyor. Birçok şirket çalışanların işlerini evden yapmasını istiyor. Otomasyon ve uzaktan çalışma neredeyse dünyanın bütün ülkelerinde sokağa çıkmanın kısıtlanması ile birlikte zorunlu olarak uygulanmaya başladı.
Bu yeni dönemde davranış kalıplarının değişmesi de beklenebilir. Nasıl ki sanayi devrimi sonrasında kadınların işyerlerinde çalışması uygun görülmemiş ve üretim bantlarında daima erkekler yer almıştı. Kadınların yuvalarından çıkması hoş karşılanmıyordu. Fakat Birinci ve İkinci Dünya savaşı esnasında erkeklerin hep birden cephelere gönderilmesi bu davranış kalıbının değişmesine yol açmıştı.
Öyle ki fabrika ve işyerlerinde bu sefer kadınlardan başka kimse çalışmaz olmuştu. Savaş bitip erkekler askerden terhis olunca bu sefer kadınların çalışma hayatına girmesine karşı çıkmadılar. Büyük sosyal sorunlara ve değişimlere neden olsa da bugün kadınlar işyerlerinin neredeyse yarısını doldurur hale gelmiştir.
Çalışma ilişkileri öyle bir değişim göstermeye başladı ki daha önce “asla evde çalışamazsın” kalıbı yıkılmak üzeredir. Elbette Korona salgınından sonra çalışma ilişkileri de eskisi gibi olmayacak. Esnek çalışma şekli devlet dairelerinde dahi yaygın olarak kullanılmaya başlayacaktır.
Makineleşme, otomasyon ve bilgisayar teknolojisinin gelişmesi üretim biçimini nasıl değiştirdi ise tüketici kalıplarını da aynı hızda değişime zorlayacaktır. Artık satılacak malların yığıldığı alışveriş merkezleri ve dükkânların yerine, internet üzerinden satışlar ivme kazanarak yapılmaya başlanacak. Nitekim evlere kapandığımız için böyle olmadı mı?
Peki, o muazzam alışveriş merkezleri ve son yüzyılın tüketim mabetleri ne olacak. Bunlar kapanacak mı?
Kapanacağını zannetmiyorum. Lakin buralarda satış yapılmayıp sadece numuneler sergilenecek. “Sen satın al biz evinize getirip çalıştırarak teslim edeceğiz” denilen farklı bir alışveriş merkezleri ve işyerleri ile karşılaşacağız.
Bundan başka daha nice davranış kalıbının süratle değiştiğini görmemiz mümkün olacaktır. Akla hayale gelmeyen yeni meslek dalları ve eğlence şekillerini görebiliriz.
Kitabımıza dönecek olursak; geleceğin dünyasını şekillendiren en önemli hususun özel mülkiyet ve hürriyetler etrafında şekilleneceğini öngörüyoruz. Son birkaç yüzyılda gelişen ve güçlenen “ücretli” sistem sona erecektir. İnsanlar başkalarının yanında ücretli olarak çalışmak yerine; kendi işlerinin sahibi olacağı yeni bir çalışma ilişkisi ön plana çıkarılmaktadır.
İnsanlık tarihinde beş aşamalı bir sosyal değişim ve çalışma ilişkisi meydana gelmiştir. Bunlar Marx’a göre ilkel komünal dönem, kölelik devri, feodal dönem, kapitalizm ve sosyalizm (komünizm) devirleridir. Said Nursi, bu dönemleri benzer bir şekilde ele almakla birlikte kapitalizm ve komünizm dönemlerini tek bir devirde ele alarak “ücretli dönem” ismini vermiştir.
Bediüzzaman, ücretli sistemin dahi bir gün mutlaka sona ereceğini zira insanların esir olmak istemeyeceği gibi ücretli olmak da istemeyeceğini dile getirir. Bunun yerine serbest piyasa ekonomisi ve hürriyetin önem kazandığı özel mülkiyet sisteminin yerleşeceğini ifade etmiştir.
Gerçektende insanlık tarihi incelendiğinde ücretli sistemin yaygınlaşması ile birlikte toprak ağalığı yani feodalizm ortadan kalkmıştır. Fakat bu sefer de toprağa bağlı köleliğin yerine emeğin metalaştırılması süreciyle karşı karşıya kalınmıştır. İşte ücrete bağlı bu sistemin diğer bir adına da “modern kölelik” denilmektedir.
Kapitalist sistem, ücretli emek ilişkisinin ve özel mülkiyet hakkının sürekliliğinin ve genişlemesini güvence altına almıştır. Bununla birlikte insan emeğinin sömürülmesi ve özgürlüklerinin kayıtlar altına alınmasına engel olamamıştır. Bu nedenle kapitalist sistemin anlaşılması ve değerlendirilebilmesi için ücret sistemlerini gözden geçirmek önemlidir.
Michel Husson, “Çalışma Hakkı Ya da Evrensel Gelir” başlıklı çalışmasında ücretliliğin köleliğinden sadece yarı zamanlı kurtulmanın mümkün olmadığını dile getirmiştir. Yani günde iki saat dahi olsa bir başkasına ücretli olarak çalışmasının sömürülmek olduğunu ifade etmektedir. “Bu şekildeki bir çalışmaya mecbur olmak, zamanın geri kalanında köleleşmektir” demektedir.
Said Nursi’nin eserlerinden ilham alarak ücretli sitemin aslında “modern kölelik” olduğunu yapmış olduğum çalışmalarda dile getirmiştim. Bunun yerine insanların kendi işlerine sahip olacağı eğer bu mümkün değil ise hiç olmaz ise ortaklık ilişkisi ile kısmen dahi olsa işine malik olacağı bir dönemin yaklaşmakta olduğunu ifade etmeye çalıştım.
Husson ile birlikte bir çok ekonomist “kapitalizm sonrası dönemi” hayal bile edememektedir. Hatta Fukuyama “Tarihin Sonu ve Son İnsan” isimli eserinde komünizmin yıkılması ile birlikte kapitalizmin zaferini erken bir zamanda ilan ederek çok fazla abartmıştı.
Öyle ki; insanlık aleminin çok büyük bir çoğunluğunun gelir adaletsizliğinden yakındığı, sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerinden mahrum kaldığı bir dönemi, insanlığın son dönemi olarak ilan etmenin büyük bir talihsizlik olduğu çoğu yazar tarafından dile getirilmiştir.
İnsanlara kan ve gözyaşından başka bir şey göstermeyen komünist sisteme geri dönülemeyeceğine göre elbette bambaşka ekonomik ve sosyal yaşam biçiminin geleceği; akla uygun gelmektedir.
Zaten komünizm ve sosyalizm aynı kapitalist sistem gibi ücretlilik esası üzerine kurulmuş bir çalışma ilişkisini öngörmektedir. Bunun yerine insanların kendi işlerine sahip olduğu bir ekonomik sitsem çok daha cazip ve akılcı olacaktır.
İşte korona virüsü ile birlikte işyerlerinin topluca terk edilerek çalışmaların evden yapıldığı yeni bir dönemin ucu görünmeye başlamıştır. Daha önce otomasyon ve robot teknolojisi ile birlikte işçilere çok az gereksinim duyan bunun yerine bilgisayar programcılığının önem kazandığı bir zaman aralığını zaten yaşamıştık.
Evlere kapanarak ortaya çıkan bu yeni çalışma biçimi ile birlikte yeni bir dönemi öngörebilme imkânına sahip olduk. Şimdi sırada büyük kapital sahiplerinin çeşitli spekülatif oyunlarla veya sömürü çarkları sayesinde elde ettiği büyük firmaların gerileme sürecine gelmiştir.
Artık ekonomide dev şirketler yerine küçük ve orta ölçekli firmalar daha fazla yer edinebilecektir. Hatta çok az sayıda kişinin sahip olduğu küçük ölçekli firmaların sayıca artacağı bir dönemi öngörebiliriz.
İşte öyle bir zamana yaklaşıyoruz ki çalışma ilişkilerinden tutun da sosyal ve siyasi yaşama kadar birçok değişikliğin gerçekleşmesi imkânsız değil sadece zaman meselesi olmuştur. Bu konuda geleceği öngörmek adına Korona Sonrası dönem; Özel Mülkiyet ve Hürriyet Devri” çalışmasının yeni fikir ve ufuklara yelken açacağını umuyorum, vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)