Hazine ve Maliye Bakanlığına atanan Nureddin Nebati’ye yeni görevinde başarılar diliyorum. Yapmış olduğu devir teslim töreninde “En önemli önceliğimiz yüksek faiz değil, yatırım ve istihdamdır” diyen bakanımızı birçok çevre desteklemektedir. Elbette bu konuda aynı düşüncede olmakla birlikte yıllardan beri dile getirdiğim bazı önemli tavsiyelerim de olacaktır.
Bu tavsiyelerimin başında 1975 yılından beri ülkemizde başarı ile uygulanmakta olan “faizsiz bankacılık” sisteminin kamu kurumlarında daha etkin bir şekilde yer alması gelmektedir. Zira faiz ve tefecilik dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar ülkemizde yaygın ve güçlüdür.
Her şeyden önce kamu bürokratları ve akademisyenlerin düşünmesi gereken bir husus var. Negatif faiz adı verilen Japonya, İsviçre, Danimarka ve İsveç gibi ülkelerde uygulanan bir olgu vardır. Dünyanın gelişmiş ekonomilerinde ve ABD’de ise faiz “0” ve “0.25” gibi neredeyse yok denecek kadardır.
Bu konuda faiz ve tefecilik bataklığına batmış bazı bürokrat ve akademisyenlerimizi ikna etmek çok zordur. Aslında bugüne kadar faizden başka bir sistemi görmeyen ve göremeyen kişilere iktisat kaidelerinden bahsetmek çok da yararlı bir şey değildir. Fakat makale sınırlarını bir parça aşmış olsa da bunu yapmaya çalışacağım.
Zira faizci ve tefeci insanların zekaları ve beyin havsalası bunu idrak etmekten ve anlamaktan acizdir. Fakat yine de herkesin anlayabileceği bir dilde izah etmeye çalışacağız. Lakin bundan önce yaşadığımız döviz krizi ile ilgili olarak birkaç hususu arz etmek istiyorum.
ABD başkanı Biden, seçilmeden önce Türkiye’nin içişlerine müdahale ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı iktidardan indireceğini ve bunu darbe ile yapmayacağını söylemişti. Bu skandal sözlerin çirkinliği bir yana şu anda tam da söylemiş olduğu gibi bir askeri darbe yapmadan döviz kurlarını aşırı derecede yükselterek hükümetimize darbe vurmaya ve yıkmaya çalışmaktadır.
Son bir ay içinde dolar kurunda yaşanan yüzde 50’ye varan yükselmenin başka bir izahı yoktur. Faizin indirildiği için bu durumun meydana geldiğini iddia edenler ya iktisat ilminden anlamıyorlar ya da düpedüz yalan söylüyorlar. Çünkü doların bu kadar artmasına neden olacak deprem, afet ve savaş gibi hiçbir olay yaşamadık.
Eğer kovid salgını nedeni ile çok fazla para bastığımız iddia edilirse şunu söylemek mümkündür. Bu salgın son bir ay içinde ortaya çıkmadı. Keza son bir ay içinde değil; yıllardan beri Merkez Bankası para basmaya devam ediyor. Demek ki döviz kurlarındaki artış çok açık olarak görülüyor ki ABD ve Batı işbirlikçisi ülkeler tarafından meydana getirilmektedir.
Şimdi biraz da ezber bozacak hususlara değinelim. Döviz artışı kısa vadede ülkemize zarar vermiş olsa da orta ve uzun vadede ekonomimizin daha da güçlenmesi sonucunu doğuracaktır. Zira ihracatımız artmaktadır. Çok daha rekabetçi döviz kurusayesinde Türk firmaları, Avrupa ve Çin gibi pazarlarına karşı üstünlük sağlayabilmektedir.
İhracatın artması ile birlikte ülkemiz dünyada gayrisafi milli hasılasını en fazla büyütebilen bir ülke olarak 2021 yılına imza atmaktadır. Bu duruma bir de tedarik zincirindeki kırılmaları ilave edecek olursak; Türkiye’nin aynı Çin gibi dünyanın üretim üssü olma durumu söz konusu olmaktadır.
Ayrıca döviz kurlarının yükselmesi ithalatın çok pahalı olmasına yol açtığı için yerli malı üretimi hızla artmaktadır. Bütün bu gelişmelerin yakın bir gelecekte Türkiye ekonomisine çok büyük katkı sunacağı kesindir.
Umarım iktisatçılarımız, yıllardan beri ABD’nin Çin’in yerel parası olan Yuan’ın değerinin arttırılması için ne derece baskı yaptığını ve buna mukabil Çin’in kendi parasının değerini düşük tutmaya çalışmasının sebebini bir parça idrak edebilmişlerdir. İşte bu sebeple döviz fiyatlarındaki anormal yükseliş nedeni ile panik olmaya gerek yoktur.
Yıllardan beri yüksek faiz nedeni ile ülkemize giren sıcak para sahibi yatırımcılar ve elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan yattığı yerden milyonlar kazanan tefecilerin panik olup hükümete saldırıya geçmesini anlayabiliyoruz. Burada anlaşılmaz olan husus ise hala Merkez Bankası başkanının faizleri düşürme konusundaki çekingen ve korkak tutumudur.
Hemen Merkez bankası yöneticilerine şunu soralım: Yıllardan beri yattığı yerden zengin olan faiz lobisi ile birlikte ortak hareket etmekten bıkmadınız mı? Devlet bankalarından aldıkları düşük faizli kredilerle tefecilik yaparak zengin olan haramzadelere ”artık yeter” deme vakti gelmedi mi?
Yeni bakanımız Nebati, akademisyenlik yapmış ve ekonominin içinde bulunmuş bir kişidir. O halde yapmış olduğum tavsiyeleri ciddiye alacak nitelikte bir kişi olması gerekir. Bu nedenle yıllardan beri dile getirilen ve faizin bir tuzak olduğunu söyleyen iktisatçılara kulak vermesi boynuna bir borçtur.
Dünyada faizin sıfırlandığı bir dönemin içinde bulunuyoruz. Öncelikle negatif faiz ve sıfır faizle ekonomilerini yürüten ülkeler örnek alınmalı yüksek faizlerle ülkemize giren sıcak paranın “zehirli bir para” olduğunu iyi anlamız gerekiyor.
Sıcak paraile sermaye sahipleri, döviz krizleri sayesinde yıllardan beri vurgun üstüne vurgun vurmaktadır. Halkımızın canından dişinden artırdığı paraları cebine atıp sonrasında defolup gitmektedirler. Geriye iflas etmiş binlerce iş yeri ve ağır faiz borçları altında hayatı zehir olmuş yatırımcılar kalmaktadır. Öncelikle hükümetimiz ve yeni bakan bu çirkin gidişe dur demek zorundadır.
Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur. Tam 45 yıldan beri yürürlükte olan faizsiz bankacılık tam bu noktada ekonomimize ilaç olacak nitelikleri barındırmaktadır. Faiz ve tefecilik yerine ortaklığı öne süren, risksiz kazanç olan faiz yerine kar ve zarara ortaklık şeklinde dinimizin emrettiği helal kazanca yol açan faizsiz sistemin özellikleri bir çok iktisatçı tarafından dile getirilmektedir.
Bunlardan ders çıkarmak ekonomi yöneticilerinin boynuna bir borçtur. Batının para babaları olan Yahudileri çok dinlediniz. Şimdi sıra İslam ahlakı ile donanmış ekonomistlere gelmiştir. Onları dinleyelim. Bakın neler söylüyorlar:
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, kamu katılım bankalarının katılım finansına dahil olduğunu hatırlatarak, katılım bankacılığının genel bankacılık sektöründeki payını giderek artırdığını ve sistemdeki varlığını daha kuvvetli hissettirdiğini söylemektedir.
Katılım bankacılığı, faizle işlem yapılmasının Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre suç olduğu bir sistemdir. Fakat bizzat devlet içindeki bazı bürokratlar faizsiz sistemi hileli yollar ile delmeye çalışmaktadır. Örneğin “sukuk” adı verilen devlet kiralama senetleri apaçık bir faizdir.
Katılım bankacılığında kiralama senetlerinin kanunlarımıza göre suç olduğunu bildikleri için “makyajlı faiz” olan “sukuk fonları” devreye sokulmakta ve çirkin bir skandala imza atılmaktadır. Maksat faizden çekinen ve bu nedenle katılım bankacılığına yönelen vatandaşlarımızı tuzağa düşürmektir.
Bir başka çirkin uygulama ise resmen Diyanet İşleri Başkanlığında görevli bürokratlardan gelmektedir. Bunlar enflasyon kadar faizin caiz olacağına dair fetvalar vererek dinimizin apaçık hükümlerine karşı gelmektedirler. Unutmamak gerekir ki; Kur’an ayetlerinde riba yani faizin az veya çok olması önemli değildir. Her ikisi de haram olarak kabul edilmiştir.
Bu konuda iktisatçıların bilmesi gereken önemli bir husus şudur. Enflasyon geçmiş zaman ile ilgilidir ve mallar üzerindeki fiyat değişikliklerine verilen addır. Faiz ise gelecekle ilgilidir ve verilen paraya karşı istenilen haksız bir kazanç yoludur. Sapla samanı birbirine karıştırmamak gerekir. Enflasyon kadar faiz caizdir diyenler; çirkin bir cerbeze ve hilekârlık yapmaktadırlar.
Diğer hususlara gelecek olursak atılan olumlu adımların başında Merkez bankası bünyesinde kurulan “Katılım Bankacılığı Müdürlüğü’nden” bahsetmek gerekiyor. Bu sayede katılım finansının kurumsal altyapısının geliştirilmesiyle “faizsiz sistem” güçlenecek ve Türkiye'nin küresel finans merkezlerinden biri haline gelebilecektir.
Hâlihazırda Katılım bankacılığının ilgili sektör içerisindeki payı çok düşüktür. Hükümetin destek ve gayreti ile uzun süredir yüzde 5 civarında iken son dönemde bu oranın yüzde 7'yi geçmiştir.
Ekonomi yönetiminde karar alıcıların daha sağlam, reel sektöre dayanan ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlayan faizsiz bankacılık sektörü ile ilgili planlarında kısa vadede pazar payını arttırmaya çalışmaları şarttır.
Geleneksel bankacılık sektöründen faizsiz sistemi getirmesi ile ayrışan katılım bankaları diğer bankalar gibi Merkez Bankası ile de çok sıkı ilişkileri bulunmaktadır. Türkiye'nin faizsiz finansın dünyadaki merkezlerinden biri olması için Merkez Bankasının konuya odaklanarak klasik banka işlemleri esnasında yaşanan sorunlara çözümler getirmesi gereklidir.
İstanbul Finans Merkezi Projesi bu noktada çok önemlidir. Faizsiz bankacılık ile atılacak doğru adımlar ve oluşturulacak sağlam kurumsal yapı ile İstanbul'un sadece bir finans merkezi değil aynı zamanda faizsiz finansın da merkezi olması mümkündür.
Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikalar Üyesi ve İstanbul Üniversitesi İslam İktisadı ve Finansı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Servet Bayındır’ın faizsiz sistem ile ilgili önerileri de çok önemlidir. Kovid süresince 20 sent maliyetle 100 dolar üreten ABD ve aynı maliyetle 500 Avro üreten Avrupa'daki bazı ülkelerin para basarak dünya ekonomisini etkilediğini söylemektedir.
Gerçekten de rakamlar inanılmaz derecede büyümüştür. Örneğin Amerika’nın piyasadaki parası bir buçuk trilyon dolar iken şu anda sekiz trilyonu aşmış durumdadır. Bu durumu bir çeşit şeker hastalığına benzetiyorum. Zira önce tatlı gibi görünen fakat alışıldığında dozu artarak devam eden diyabet hastalığının sonucu; ölümcül olabilmektedir.
Para basarak ABD ekonomisi yıkımın eşiğine gelmiştir. Çünkü üretim yerine tüketimi önceleyen bu ekonomik sistem; Çin’e üretim olarak bağımlı hale gelmiştir. 500 Milyar dolardan fazla ticari açık veren ABD devamlı para basarak kısa vadede ekonomisini ayakta tutabilmektedir.
Fakat orta ve uzun vadede pazarlarını başka ülkelere kaptırmış ABD’nin bu ülkenin ekonomik bir yıkımdan kurtulmasına imkan kalmamıştır. Evet rezerv para olan dolar bir müddet daha şeker hastalığı gibi ülkeyi ayakta tutabilir fakat çözüm bulunamaz ise sonucu finansal bir kriz olacaktır.
Bu konuda gelecek tepkilere göre yazmaya devam edeceğim inşallah. Özellikle doktora tezimin konusu içine giren ortaklık temelli sermaye piyasalarından bahsetmek de isterim. Zira faiz ve tefecilik sistemine alternatif olan kar ve zarara ortaklık faaliyetleri, gelecek yıllarda çok fazla konuşulacak gibi görünmektedir, vesselam…
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)