250 Yıllık ABD tarihinde ilk defa Beyaz Saray bu denli büyük çatışmalara sahne oluyor.
Neler oluyor? Şöyle ki; Oy çoğunluğuna rağmen çeşitli delawarelerle katakullilerle Trump'ın seçimi kaybettiği ilan edildi.
Elbette Trump bu derin devlet operasyonunu ve küreselcilerin kahpeliklerine tahammül edemezdi. ABD nin bir çok kirli çamaşırını ele geçirip koz olarak kullanmak istedi. Muhtemelen ikibinden fazla ABD vatandaşının katledildiği 11 Eylül 2001 saldırısı ile ilgili ve sahte insanlı Ay yolculuğu belgelerini Beyaz Saray arşivinden çalarak karşı atağa geçti.
Fakat ABD'nin derin devleti boş durmadı tabii ki. ABD tarihinde ilk defa FBI ajanları eski bir ABD başkanı olan Trump'ın evine baskın düzenleyerek 250'den fazla dosya ve evrağa el koydu.
Devlet bu skandalı örtmek için bu dosyaların nükleer silahlarla ilgili olduğunu söyledi. Yersen tabii. Yalan söyleyip de kim ölmüş ki, ABD derin devleti ölsün. Bunlar yalan söylemenin doktorasını yapmış kimseler.
Bu skandalın perde arkasına bakmak istersek kirli çamaşırların en büyüğünü görebiliriz. Çünkü apaçık bir şekilde İkiz Kulelerde 2900 masum insan patlayıcılarla birlikte öldürülmüştür. Diğer sahte yolculuklar, darbe ve suikastlar bunun yanında solda sıfır kalır.
İşte bu yazıda bu büyük cinayetin aslini öğreneceğiz. Zira bu iddialara aradan 21 yıl geçmesine rağmen ciddi bir yanıt hala verilmemiştir.
21. Yüzyıla girdiğimiz bir anda bütün dünya büyük bir terör saldırısı ile sarsıldı. Çünkü New York’ta bulunan Dünya Ticaret Merkezi çökmüş 343 itfaiyeci ile birlikte 3 bine yakın insan öldürülmüştü.
Peki, böylesine büyük bir saldırı bir terörist örgütü tarafından gerçekleştirilebilir miydi? Hem intihar bombacısı hem amatör bir pilot yetiştirmek ve bunları organize etmek için milyarlarca dolarlık harcama yapmak gerekmez miydi?
Bu saldırı sonucunda daima ABD hükümetinin yapmış olduğu açıklamaları dinlemiştik. Çok az sayıda farklı ses duyulmuştu. İşte yirmi yıldan beri dile getirdiğim ve gerçek suçluların bulunması için gösterilen gayretler nihayet Afganistan saldırısının başarısızlıkla sona ermesinden sonra çok daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu hususta ABD tarafından yapılacak itirafları beklemeden çok basit olarak 11 Eylül saldırılarını tarihsel süreç ile birlikte analiz edelim:
Yıllar önceki Pearl Harbour baskınında olduğu gibi öncelikli hedefin ABD vatandaşları ve dünya kamuoyu olduğu ortaya çıkmıştır. Acilen yeni bir düşmana ve savaşa ihtiyaç vardı. Çünkü Sovyetler Birliğinin parçalanması ile birlikte soğuk savaş sona ermiş silah fabrikaları iflasın eşiğine gelmişti.
Fakat ABD kamuoyu aynı İkinci Dünya Savaşı esnasında olduğu gibi yine savaş istemiyordu. Zira Birinci Dünya savaşında çok sayıda asker kaybetmiş ve hiçbir kazanç elde edememişlerdi.
ABD kamuoyunu ikna etmek üzere 1941’deki Pearl Harbour Baskını benzeri bir tertip düzenlendi. Japonya ķışkirtilmış ve sonunda ABD’li savaş lobisi çok da başarılı olmuştu. Tam 60 yıl sonra sadece ABD kamuoyu değil bütün NATO ülkeleri yeni düşmanlarını bulmuş ve saldırı için de ikna edilmişlerdi.
Bu arada ABD Başkanı George W. Bush, ağzından baklayı çıkarmıştı. Yeni bir “Crusade” yani haçlı seferi düzenlediğini ve NATO’nun hiç işletilmeyen 5. Maddesini işleteceğini açıklamıştı. Batılı ülkeler ve Türkiye, büyük bir baskı ile karşılaştıkları için mecburen ABD’nin savaş çağrısına olumlu cevap vermek zorunda kaldılar.
Türkiye Batılı ülkeler ve NATO’dan biraz farklı hareket etmişti. Afganistan’a muharip asker göndermemiş sadece havaalanının güvenli bir şekilde işletilmesi için destekte bulunmuştu. Kitle imha silahları bahanesi ile Irak’a yapılan saldırıya ise katılmamıştı.
11Eylül saldırısı ile ilgili olarak neredeyse hiçbir ülke; ABD’nin gerçek maksadını sorgulamamıştı. Hâlbuki 11 Eylül olayları Amerikan hükümeti ve gizli servisleri tarafından uygulanan bir “sahte bayrak” operasyonu idi. Asıl maksat Ortadoğu ve Afganistan’a karşı girişilecek işgal faaliyetlerini meşrulaştırmak, ülke ve dünya kamuoyunun desteğini almaktı.
11 Eylül saldırısında dört uçağın kullanıldığı iddia edilse de fotoğraf ve videolarda sadece bir uçağın görüntüleri yer alıyordu. Senaryo çok güzel bir şekilde işlemiş önce bir fotoğrafı dahi olmayan uçak veya güdümlü mermi İkiz Kulelere çarpmıştı. Hâlbuki yerel saatle 08 46’da yapılan bu saldırı ile ilgili olarak güvenlik kameralarında muhakkak surette bir görüntü olmalıydı. Nedense aradan tam 20 yıl geçtiği halde bütün dünya kamuoyu bunun bir fotoğrafını dahi görememiş ve hala gösterilmemişti.
Sonuçta haydut devlet gibi davranan ABD’den herkes çok korkuyordu. Her ne söylerse inandıklarını deklere edip desteklerini sunmuşlardı. Bu çirkin süreç bir parça azalsa da hala devam etmektedir.
İlk saldırıdan tam 16 dakika sonra bütün kameralar canlı olarak İkiz Kulelere odaklaşmışken American Airlines şirketine ait bir uçağın Güney Kule’ye çarptığı akıllara yerleştirilmişti. Sadece Hollywood filmlerinde yer alan bir sahne; bu sefer bütün dünyadaki insanların gözlerine sokulmuştu. Elbette bütün dünya büyük bir şok yaşadığı gibi büyük bir dehşete kapılmıştı.
Artık senaryonun zor bölümü başarı ile gösterime sokulmuş şimdi görece olarak daha kolay olan ikinci sahneye sıra gelmişti. Fakat bu sahneler nedense doğru dürüst hiç sorgulanmadı. Basına verilen görüntülerde üçüncü ve dördüncü saldırılar ile ilgili olarak net bir sahne de yoktu.
ABD yerel zamanıyla tam 10 03’te Washington DCde bulunan savunma bakanlığı binasına üçüncü bir uçak ve buradan tam 240 kilometre kuzey batıda yani Pensilvanya Shanksville kırsalında dördüncü bir uçağın düştüğü açıklandı. Fakat olay yerine yakın bölgelerde yaşayanlardan böylesine büyük bir uçak enkazlarına rastlandığına dair açıklama yoktu. İşin ilginç tarafı güvenlik kamerası görüntülerine ABD devleti el koymuş yayınlanmasına dahi müsaade etmiyordu. ABD hükümetinin açıklamalarından başka bir bilgi ne hikmetse gazetecilere ulaşmamıştı. Hükümete göre ise olaylar şöyle gelişmişti:
“11 Eylül 2001 Salı günü ABD’de dört yolcu uçağının ikisi New York’taki Dünya Ticaret Merkezi gökdelenlerine, bir diğeri Washington D.C.'de Pentagon’a çarptı. Sonuncu uçak ise yolcular ve uçağı kaçıranlar arasındaki mücadeleden sonra Pensilvanya kırsalında düştü”.
Şimdi sıra üçüncü sahneye gelmişti ve bu sefer en zor ve etkili görüntüler canlı olarak yayınlanacaktı. İkiz kulelerden Güneydeki gökdelen çarpmadan 56 dakika sonra dikine olarak yıkılmaya başladı. Kuzey Kule ise 1 saat 42 dakika sonra aynı şekilde yıkılmıştı.
Maksat hâsıl olmuş bütün dünya canlı yayında yaklaşık 3 bin kişinin öldüğünü görmüştü. Plan ve senaryolar başarı ile uygulanmış ve derhal savaş tamtamları başlamıştı. 3 Bin ABD vatandaşına karşılık olarak yaklaşık 2 milyon Müslüman Afganistan ve Ortadoğu’da öldürüldü. Kimse kısasa kısas uygulayan ABD’den bu vahşetin hesabını soramadı ve hala da sormuyor. Sadece Afganistan’da Taliban örgütü, ABD’ye karşı elde edilen zaferle birlikte adaletin yerine geldiğini söylemektedir.
İkiz Kule saldırısı olarak tarihe geçen bu olaylarla ilgili olarak neredeyse her Eylül ayında bir makale kaleme alarak; bu olayların haydut devlet olarak ABD tarafından tezgâhlandığını ifade ettim. Bu derece büyük bir eylemin hiçbir terörist örgüt tarafından gerçekleştirilemeyeceğini ve ABD ve dünya kamuoyunun dahi hükümetin açıklamalarından tatmin olmadığını dile getirdim.
Zaten saldırılar ile ilgili olarak ABD hükümetinin açıklamalarının somut bilgiler içermediği tek taraflı iddialar olduğu çok açıktır. Çünkü açıklamaların çok büyük çelişkilerle dolu olduğuna dair sayısız iddia ve gerçek vardır. Elbette bu hususlar bir şekilde ortaya çıkacaktır. Çünkü gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkma huyu vardır.
Konu hakkında internet bilgilerinden sayfalar dolusu gerçek ve somut bilgiyi öğrenmek mümkündür. Eylemin sahibi olarak gösterilen Usame bin Ladin’in yakalandığı halde mahkemede yargılanmadan ve dünya kamuoyuna bilgi verilmeden denize atılması; muz cumhuriyetlerinde dahi rastlanmayan bir durumdur. Fakat ABD bunu övünerek açıklamıştır.
Saldırıların gerçekte ABD devleti tarafından insansız hava araçları teknolojisi ile gerçekleştirildiği bugün çok rahatlıkla söylenebilmektedir. Ayrıca hükümet tarafından yapılan açıklamaların ne derece gerçeklere aykırı olduğu da belli olmuştur.
Şimdi bu hususlardan sadece 10 tanesini sorarak herkesi düşünmeye ve ABD propagandasına kapılmamaya davet edelim:
İkiz Kuleler neden bu kadar çabuk yıkılmıştır. Birkaç katta çıkan yangın devam ederken bir saatlik bir süre içinde niçin koca gökdelenler kendi içine doğru çökmüştür?
İkiz Kuleler kontrollü patlamalarla mı yıkılmıştır? Çünkü gökdelenlerin yaklaşık 10 saniyede yıkılması, yangınların kısa sürmesi, çöküşten kısa süre önce patlamaları duyanların olması, çöküşün başladığı katlardan çok altlardaki bazı pencerelerde şiddetli enkaz püskürmeleri görülmüştür.
Amatör bir pilot, ticari bir uçağı çok zor bir manevrayla dünyanın en güçlü ordusunun komuta merkezine nasıl çarpabilir? Üstelik bunu olası bir uçak kaçırma uyarısından 78 dakika sonra nasıl başarmıştır? Dünyanın en önemli hava gücü ve istihbarat teşkilatı bu olaylar devam ederken neden seyirci kalmıştır?
Sadece bir Boeing 757’nin çapma görüntüleri vardır. Niçin diğer üç yolcu uçağı ile ilgili güvenlik kamerası görüntüsü yoktur? Diğer üç uçak ile ilgili olarak yayınlanan tek görüntüde ise uçak değil bir Tomahawk füzesinin çarptığı anlaşılıyor. Uçak enkazlarının en azından fotoğraflarının yayınlanması gerekmez mi?
Pensilvanya'nın Shanksville bölgesindeki enkaz alanı neden o kadar küçüktü ve uçağın enkaz parçaları görülmedi? Uçakta bir patlama olsa parçaları çok geniş bir alana yayılırdı. Yoksa gerçekten böyle bir uçak vardı ve füze ile vurulmuş muydu?
Bugüne dek hiçbir çelik kafesli gökdelen yangın yüzünden yıkılmamışken, uçağın çarpmadığı 7 numaralı gökdelen aynı ikiz kuleler gibi nasıl bu kadar çabuk ve simetrik bir şekilde yıkılabilir? Acil durumlar teşkilatları, CIA ve istihbarat servislerinin bulunduğu bu 7 numaralı gökdelenin patlayıcı ve yanıcı maddeler kullanılarak kontrollü bir şekilde yıkıldığına dair sorulara niçin ikna edici bir cevap verilmiyor?
Bir TV söyleşisinde, binanın sahibi olan Larry Silverstein'ın "Çekin" sözleri yayınlanmıştır. Sillverstein, itfaiyecileri geri çekmekten söz ettiği halde niçin 343 itfaiyeci erin ölümüne göz yumulmuştur? Bu itfaiyeci erlerin aileleri dava açmışlar mıdır?
2,25 Saniyede serbest düşüşe geçen binanın çöküş hızı çok basit bir soruyu akla getiriyor. Bu kadar hızlı ve simetrik bir çöküşe ancak patlayıcıların yol açacağı hakkında niçin devlet yetkilileri açıklama yapmıyor? Bilim adamları sadece 7 numaralı binada değil İkiz Kuleler'in içinde de tonlarca alüminyum-demir oksit karışımının ve başka patlayıcıların bulunduğunu söylemektedir.
Resmi söyleme güvenmeyen bazı bilim adamlarının, olay yerinden aldıkları dört ayrı toz örneğini incelediklerini ve ısıtıldığında şiddetli patlamaya yol açan alaşımlar bulduklarını öne sürdükleri halde neden ABD hükümeti ikna edici bir açıklama yapmıyor?
Dünya Ticaret Merkezi kulelerine çarpan uçaktaki eylemcilerden birinin pasaportu uçağın kuleye çarpmasından sonra aşağıya fırlamış ve bölgedeki bir polis tarafından bulunmuştur. Eylemcilerin havaalanına gelirken kullandıkları ve havaalanının otoparkına bıraktıkları araçta uçak kullanım kılavuzu bulunması teröristlerim kimliğinin belirlenmesinde yeterli olabilir mi? Bu durum çok gülünç değil mi?
Vesselam…
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)