İletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte medyanın gücü oldukça artmıştır. Medya araçlarını kullanmasını çok iyi bilen özellikle Batılı ülkeler akla hayale gelmeyen propagandaları insanlara gerçek olarak sunmakta ve işin kötüsü büyük ölçüde başarılı olmaktadırlar.
Eğer medya araçları propagandanın gücü için yeterli olmayınca bu sefer ilkel çağlarda olduğu gibi silahlı güçlere müracaat edilmektedir. Propagandanın tesirli olmadığı toplumlar ise acımasızca ezilmekte ve ikna edilene kadar burunları sürtülmektedir.
Bir zamanlar dünyanın süper gücü olan Sovyetler Birliği çok gelişmiş propaganda araçları sayesinde komünizmin dünyaya yayılmasında çok başarılı olmuştur. Eğer propaganda etkisi yetersiz kalırsa bu sefer hiç çekinmeden Kızıl Ordu’yu kullanarak karşı çıkan toplumları silindir gibi ezmiştir.
Polonya, Çekoslavakya ve Macaristan’da özgürlük isteyen halkları tanklarla acımasızca ezen Sovyet Rejimi çoğu kez Batı dünyası ile kirli işbirliğine girerek sessiz kalmasına yol açmıştır. Nükleer silahların caydırıcılığı da işin başka bir yönüdür.
Ne var ki; insanlar kandırıldıklarını anlayınca tepkileri çok sert ve güçlü olmuştur. Nitekim demir yumruk politikası ile 70 yıla yakın bir zaman Doğu Avrupa’da ayakta kalan Komünist Blok; bir yıldan az bir sürede dağılmış ve yok olmuştur. 1990 Yılında TCG Gayret isimli savaş gemisi ile Sovyetler Birliği’nin Sivastopol limanını ziyaret ettiğimizde bu akıllara durgunluk veren dağılma sürecine bizzat şahit olmuştum.
Bu nedenle diğer bir süper güç olan ABD’nin de propaganda yeteneğini yitirdiği anda benzer bir süreç içine girip kısa zamanda dağılacağını bekliyorum. Belki Sovyetler birliği gibi 15 parçaya bölünmeyecektir. Lakin başka toplumlara yaptığı katliamın benzeri şekilde acımasızca kendi insanlarının ölümüne yol açması bu kan ve para imparatorluğunun parçalanmasına yol açacağı kesindir.
Afganistan, Irak ve daha bir çok ülkede gerçekleştirdiği Müslüman kıyımından başka Vietnam Savaşı sırasında pırasa gibi Vietnamlıyı kesen bu ülke; insanlık tarihinin bir yüz karası olmuştur. Yasaklanmış silahlarla çoğu sivil bir milyonlarca insanı öldüren ABD’nin bu kadar kirli geçmişini örtecek hiçbir propaganda aracı bulunmamaktadır.
ABD’nin kirli tarihine kısa bir göz gezdirdiğimizde bu propaganda imparatorluğunun gerçek yüzünü öğrenmek mümkün olacaktır. İlk olarak Pearl Harbour Baskınından başlayalım.
İkinci Dünya Savaşı Avrupa’yı kasıp kavururken Nazi Almanyasına karşı ABD halkının hiçbir tepkisi olmuyordu. “Hiçbir işe yaramadığını gördüğümüz Birinci Dünya Savaşına katılarak yüz binlerce insanımızı kaybettik” diyerek Avrupa’daki savaşa sessiz kalmışlardı.
Tabii ki bu durumdan silah tüccarları ve memnun değildi. Bir an önce ABD’nin savaşa girerek silah üretimini arttırmayı ve para kazanmayı düşünüyorlardı. Hiç umulmadık bir noktada ABD’yi savaşa sürüklediler. Pasifik Okyanusunda Japonya’ya ekonomik ablukaya alarak savaşa adeta itmişlerdi. Çok başarılı geçen bir propaganda süreci sonucunda ABD halkı savaşa ikna edilmişti.
ABD, Japonların Pearl Harbour Limanına baskın yapacağını biliyordu. Nitekim limanda bulunan dört uçak gemisini alelacele tatbikat adı altında sefere çıkardılar. Geriye çoğu eski ve modern bir deniz savaşında başarılı olması mümkün olmayan zırhlılar kalmıştı. Japon baskınında bu gemilerin bir kısmı batırılmış ve savaş dışı kalmıştı.
Daha sonraki birkaç ay içinde savaşın seyrini değiştirecek uçak gemileri ayakta kalmıştı ya! Baskında ölen binlerce deniz askerinin ölmesini kimse umursamıyordu. Zira propaganda başarılı olmuş ve ABD halkı savaşa koşa koşa gitmeye başlamıştı.
ABD’nin en büyük yalan propagandası ise “İnsanlı Ay Yolculuğu” olmuştur. Böyle büyük bir sahtekarlığa neden başvurulduğunu anlamak için ABD’nin o yıllardaki ekonomik ve sosyal durumuna bakmak gereklidir.
Vietnam’da karşı karşıya kalınan büyük bir yenilgi vardı ve işin kötüsü ABD ekonomisi büyük bir yıkım yaşıyordu. Daha beteri ise “Vietnam Sendromu” adı verilen büyük bir psikolojik hastalık süratle yayılıyordu. Vietnam’da savaşan ABD askerleri acımasız bir şekilde katliam yaptıkları için olsa gerek evlerine döndüklerinde; bir türlü başlarını yastığa koyamıyorlardı. Binlerce asker intihar etmiş ABD toplumu derin bir bunalım ve psikolojik çöküş içine girmişti.
Uzay yarışında ise Sovyetler Birliği öne geçmiş ilk insanlı uzay uçuşunu Yuri Gagarin ile gerçekleştirmişlerdi. Bu kötü gidişata bir son vermek gerekiyordu. Bu maksatla mükemmel işleyen bir senaryoyu devreye soktular. Elbette sanal gerçeklik konusunda çok başarılı olan Hollywood teknolojileri devreye sokulmuştu.
Ay yolculuğu için uzay çalışmaları yapılırken bir taraftan “51. Bölge” adı verilen kimsenin girişine müsaade edilmeyen platformlarda çekimler yapılıyordu. Bir defasında çekim kazası meydana gelmiş Astronot Neil Amstrong uzay aracından inerken spot ışıkları yerlerinden düşerek kazaya neden olmuştu. Basına sızdırılan bu görüntüler internette yayınlanmış olup dileyen seyredebilir. Nitekim NASA bu görüntüleri inkar etmemiş bunun bir “simülasyon” çalışması olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştır.
İnsanlı Ay yolculuğu; bugün dahi yapılması çok zor bir uzay macerasıdır. Zira NASA en erken 2024 yılında böyle bir uçuşun yapılabileceğini söylemek zorunda kalmıştır. Fakat “1969 yılında böylesine zor bir yolculuğu nasıl başardınız?” sorularına cevap vermekte zorlanmaktadır.
Gerçekten de “yalanlarla istediğin yere kadar gidebilirsin fakat geri dönemezsin” sözünde olduğu gibi ABD’nin propaganda taktikleri artık ikna edici olmaktan çıkmıştır. Bu durumu çok kısa birkaç madde ile anlatmak mümkündür.
Öncelikle Sovyetlerin başaramadığı Ay yolculuğunun en zor kısmı yani Van Allen kuşağı dışındaki güneş radyasyonunu giderecek uzay elbisesi ve aracı hala dahi icat edilememiştir. ABD’li astronotların dünyanın manyetik alanının dışına çıkıp korunmasız bir ortamda günlerce sürecek bir yolculuğa kalkışması çok zordur. Buna kalkışmak ciddi bir cesareti gerektirmektedir.
İnsanlı Ay yolculuklarında defalarca yapıldığı iddia edilen Apollo aracının birbirinden ayrılması, kenetlenmesi, atmosfer bulunmayan bir ortama inmesi ve kalkış yapması ve nihayetinde atmosferin olmadığı bir yüzeyde ABD bayrağının dalgalanması bu yolculuğun gerçek olmadığının başka delilleridir. Bu konuda yazmış olduğum makalelerde detaylı bilgiler mevcut olup dileyenler arşiv yazılarından okuyabilir.
ABD propagandasının en başarılı olduğu konulardan bir diğeri ise “İkiz Kuleler” saldırısıdır. Bu olaya şu açıdan da yaklaşabilirsiniz:
İki uçağın çarptığı gökdelenlerin muntazam bir şekilde dikine olarak çökertilmesi; muhteşem bir mühendislik başarısıdır. Zira patlayıcılar çok özenle yerleştirilmiş ve mükemmel bir zamanlama ile kuleler yan yatmadan dikine olarak indirilmiştir.
Fakat herhangi bir uçağın çarpmadığı üçüncü gökdelenin yıkılması sorusuna ikna edici bir cevap hala verilememiştir. Olan zavallı ABD itfaiye erlerine olmuş binden fazla görevli “binayı terk edin” emri verilmediği için resmen cinayete kurban gitmişlerdir.
11 Eylül İkiz Kuleler saldırısı ile istenen amaca ulaşılmış ABD askerleri önce Afganistan sonrasında ise Irak’a girerek çoğu sivil milyonlarca insanı katletmiştir. Bu sayede ABD silah fabrikaları kapanmaktan kurtulmuş ABD ordusunun yenilenen silah ihtiyacını karşılayarak büyük paralar kazanmışlardır. Ortadoğu petrollerinin yeni patronu olmak diğer kazancı olmuştur.
Son olarak “Korona Salgını” ile ilgili birkaç söz söylemek isterim. Elbette bu olay insanlık tarihine çok farklı boyutlarda tartışılacak ve daha çok söz söylenecektir. Elimizde gerçek bilgiler yerine propaganda maksadı ile sunulmuş datalar vardır. Bu nedenle gerçek verilerin ortaya çıkarılıp analiz edilmesi ile ciddi bir salgın olup olmadığı söylenebilecektir.
Her şey bir tarafa, medyanın etkisi ve propaganda taktiklerinin ne derece kullanışlı olduğu bu salgın sayesinde test edilmiştir. Bütün dünyada büyük bir salgın paniği yaşanmış milyonlarca insan işini kaybederek salgının yol açtığı hastalık felaketinden kat kat fazlasını aileleri ile beraber yaşamak zorunda kalmıştır.
İlaç fabrikaları en çok gelir getiren kurumlar arasında silah fabrikalarının yerini alma konusunda en iddialı sektör olduğunu ispatlamıştır. Dünyayı daha güçlü bir şekilde yönetmek isteyen küresel aktörler; çok yeni teknolojileri piyasaya sürerek geri besleme raporlarını analiz etmeye başlamışlardır.
Bu konuyu daha fazla tartışmak isterim fakat makale olarak yeri burası değildir. İsteyenlere KDY Yayınlarında neşredilmiş olan “Korona Sonrası Dönem Özel Mülkiyet ve Hürriyet Devri” isimli kitabımı tavsiye ederim. Yarının dünyası için ileri sürmüş olduğum bir çok öngörüyü okumak ve düşünmek imkânı vardır, vesselam…
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)