Suriye’deki savaş altıncı yılına girdi ve sivil katliamı hala devam ediyor. Esed denilen zalim, Rusya ve İran’ı yanına alarak Suriye’nin her yerinde taş taş üstünde bırakmadı. Çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden öldürmeye devam ediyorlar.
Batı dünyası ve ABD ise kimyasal silahları, kırmızı çizgi ilan ettiği halde bu suçu işleyen rejimi affetti. Sözünde durmayan, omurgasız, ilkesiz ve vahşi yönünü bir kez daha gösterdi. Suriye’deki acımasız katliamı bahane göstererek PKK’yı örgütledi ve 1000 Km’ye yakın Türkiye sınırını bu terör örgütüne peşkeş çekti. Hala utanmadan en gelişmiş silahları bu örgüte vermekten çekinmiyor. Batı dünyası ve ABD, Türkiye’yi bölüp parçalamak için bu dehşetli terör örgütünü desteklemekten bir an dahi geri durmuyor.
Diğer taraftan DAEŞ örgütü masum sivilleri öldürmeye devam ediyor. Esed rejiminin yaptığı zulümleri göstermemek için “işte bakın ben daha caniyim, böyle kelle keserek vahşiliğimi görün” propagandası ile İslam adına cinayetlerini sürdürmekten Şeytanca bir zevk alıyor.
Zavallı Suriye halkı bu acımasız caniler yüzünden evini barkını terk edip yollara düştü. 3 Milyon insana kucak açan Türkiye olmasa idi daha da perişan olacaktı. Elde avuçta kalan ne varsa tam 6 yıldır bütün güçleri ile Rusya, İran, ABD ve Batılı Koalisyon ülkeleri, DAEŞ, PKK, Esed Rejim güçlerine karşı savaşıyor. Bu süre içerisinde sadece Fırat Kalkanı harekatı sayesinde bir parça nefes alma imkanı buldular. Bu yazı yazıldığı saatlerde Ordumuz ve Özgür Suriye Mücahitleri, El-Bab ve Bza’a kentlerini ele geçirmek üzereydi. Rabbim muvaffakiyet nasip etsin.
Kısa zamanda bu şehirlerin ele geçirileceğinden şüphem yok. Lakin bu gidişat böyle devam ederse Suriye savaşı; hem ülkemiz hem de Müslüman halklar açısından ciddi tehdit olmaya devam edecek. Buna ne ülke ekonomisi dayanır ne de verilecek şehit ve gazi. Bu yüzden savaşı, acımasız ve hileli savaş kurallarına göre oynamak şarttır.
Evet, Karacaoğlan’ın dediği gibi Osmanlının dünya devi olduğu dönemde değiliz. Höt! dediğimizde altına kaçıran düşmanlar yok. Öyle göstere göstere düşman üzerine yürümek devri geçti. Harp sanatının inceliklerini şanlı ecdadımız gibi bilmek ve uygulamak gerekiyor. Ne demişti Karacaoğlan, hatırlayalım:
Hazır ol vaktinde Nemçe kralı
Yer götürmez asker ile geliyor
Patriklerin inmiş tahttan diyorlar
Bir halife kalmış o da geliyor
Yetmiş bin var siyah postal giyecek
Seksen bin var Allah Allah diyecek
Doksan bin var tatlı cana kıyacak
Yüz bini de Tatar Han’dan geliyor
İşte “Yiğit 40 yıl yaşar fırsat bir düşer” demiş atalarımız. Kuveyt’in işgali ile “Misak-ı Milli” sınırlarımıza erişme fırsatını iki defa harcadık. Bir tanesi çok onur kırıcı idi. Bu yüzden 15 Yıl boyunca taşıdığım asker üniformasından utanmıştım. Çünkü Genel Kurmay Başkanı Torumtay, görevinden istifa ederek Irak Harekâtına mani olmuştu. Hâlbuki bir ülke belki 50 yıl asker besler işte o bir tek gün içindir. O gün geldiğinde ucunda şehadet dahi olsa bundan kaçılmaz. Şanlı ecdadımız bu konuda dünyanın en güzel örneğini sunmuştur.
Bu dönemde askerlerin ve komutanların durumu fevkalade kötü idi. darbeci ve Feto’cu komutanlar, askeriyenin canına okumuş her türlü manevi değerin içine kibrit suyu dökmüştü. Ordumuzun manevi temellerini sarsmak için namaz kılan, oruç tutan, içki içmeyen ve eşi başörtülü olan askerleri acımasızca ordudan atıyordu. Feto’cular ise mevcut durumu fırsata çevirip nerede namaz kılan ve dahi dinine bağlı asker var ise İslamiyet’ten uzaklaştırıp, namaz kılmaktan alıkoyup aldatarak, örgütüne dâhil etmeye çalışıyordu. Bu yüzden benim gibi direnen ve dini konularda taviz vermeyen 10 binden fazla askeri ordudan attılar. O günleri kitaplaştırıp Vehbi Horasanlı adı ile “Bahriye’de 15 Yıl” isimli kitabımla neşrettim. İsteyen alıp okuyabilir o günlerdeki hali pür melalimizi görebilir.
İşte bu dönemlerden geçip önümüze altın tepsi ile gelen fırsatları kaçırdık. Şimdi bunun ceremesini çekiyoruz. O halde bu Amerikan darbecisi ve Feto’cu askerlerin dolmuşuna binip dolduruşuna gelmeden hareket etme mecburiyetimiz var. Artık uyanma vaktidir. Bu zamanda bir askerimiz hatta bir kurşun dahi çok pahalıdır. Bunu mümkün olan en az zayiatla yapmak zorunluluktur. Bu nedenle “ateşkes” anlaşması ile önümüze çıkan fırsatlardan yararlanıp bu çok canımızı yakmış Suriye Savaşına bir son vermemiz gerekiyor. İşte şimdi savaşların kurallarını iyi bilmek ve uygulamak zorundayız.
Savaşların en büyük kuralı ise şudur: Resulullah (asm), "Savaş bir hiledir" buyurur (Müslim, Cihad, 17; Tirmizi, Cihad, 5). Bu hadisi bazıları savaşta her türlü yalan, iftira ve zulüm gibi şeylerin mübah olduğu şeklinde anlamaya çalışmıştır. Asla ve kat’a! bu doğru değildir. Zira tarihte sabit olan odur ki, Resulullah, asla yalana tevessül etmemiştir. Bir Müslüman her ne suretle olsun zulüm yapamaz. Zerre kadar bir günahın dahi karşılığını göreceğini bilir.
Bununla birlikte düşmanı aldatabilecek harp oyunları uygulanmıştır. Daha az kayıp vermek ve düşmanın direncini çabuk kırmak için böylesi gereklidir. Başka yere sefer düzenliyormuş havası verip, asıl hedefine birden yönelmesi, Mekke'nin fethi öncesi, gece on bin yerde ateş yaktırması gibi durumlar buna örnek olarak verilebilir.
Yine, ecdadımızın; savaşlarda uyguladığı, bozguna uğramış gibi yapıp, düşmanı çember içine almak, soba borularını top gibi kale mazgallarına dizmek vs, bu hallerin hepsi "savaş bir hiledir" sözünün örnekleridir. Savaşta hile yapmayı bu anlamda değerlendirmek gerekir.
Savaşlarda galip gelmenin en sağlam yolu, imanlı asker yetiştirmektir. “Ölürsem şehit kalırsam gazi” anlayışı ile nice zaferler kazanmış bir ordumuz var. "Nice az topluluklar, nice çok topluluklara Allah'ın izniyle galip gelmiştir." (Bakara, 2/249) ayetini bihakkın yerine getiren şanlı ecdadımızdan gereken dersleri almak zorundayız.
İşte şimdi Suriye Savaşında gelinen noktada bir değerlendirme yaparak canımızı çok yakan bu savaşı nasıl bitireceğimizin yollarını bulmaya çalışalım. Öncelikle akla gelen şu tespitleri yapalım savaş meydanının fotoğrafını çekelim:
1. Esed rejimi bu kadar zulüm ve katliam yaptıktan sonra yönetimde devam etmesi mümkün değildir. Şimdiye kadar yaptığı katliamlar ve Ateşkes anlaşmasını hiçe sayarak İdlip’te ve dahi bir çok cephede halka bombalar yağdırması affedilemez.
2. Ateşkes anlaşmasını destekleyen Türkiye, El-Bab kurtarıldıktan sonra yeni bir strateji uygulayarak savaşın bir an önce bitmesine gayret göstermelidir. Burada yapılması gereken ve ülkemizi ciddi olarak tehdit eden PKK ‘yı makul bir zaman içerisinde alt etmek zorunluluğu vardır. Suriye Savaşı biter bitmez mevcut durumda PKK’nın sınır tecavüzlerine başlayarak ülkemizi bölmeye çalışacağı, muhtemel bir durum gibi görerek hareket etme mecburiyeti vardır.
3. El- Bab alındıktan sonra Membiç’e yöneleceğimiz daha önce kararlılıkla ifade edilmiş ABD ve Rusya nazlansa da PKK’yı buradan çıkaracağımız kabul edilmişti. İşte bu kararlı tutum devam ettirilmek zorundadır. Menbiç kurtarılırken bu arada PKK’nın yığınak yaptığı ve Özgür Suriye ordusunu arkadan vurarak Halep kentinin düşmesine sebep olan Afrin ele geçirilmelidir. Bunu yaparken DAEŞ unsurları ile savaşmayı bir müddetliğine bırakma zorunluluğu vardır.
4. DAEŞ ile PKK-Esed yönetimi arasında kıyasıya bir çatışma devam etmektedir. Deyr-i Zor, Tadmur (Palmira) ve Suriye çöllerinde devam eden savaşta Rejim güçlerini kayba uğratan DAEŞ’e bu dönemde daha az vurulmalıdır. Esed rejimi bertaraf edildikten sonra DAEŞ’e sıra gelecektir.
5. ABD’nin çok güçlü bir şekilde yığınak yaptığı ve Rakka’ya doğru ilerleyen PKK güçleri ile DAEŞ arasındaki savaş kızıştırılmalı ve öncelikle PKK’nın darbe yemesi sağlanmalıdır.
6. Esed rejim güçleri ile beraber Suriye içlerine harekât yapan İran kuvvetlerine fırsat verilmelidir. Bunlarla DAEŞ arasında savaş aynı şekilde kızıştırılarak her iki tarafında birbirini zayıf düşürmesi sağlanmalıdır.
7. Ateşkesi oyuncağa çeviren ve her fırsatta sınırlarını genişlettiren Esed kuvvetlerine, ilk fırsatta karşılık vermeden Suriye içlerine doğru yayılmasını sağlamak gereklidir. Zaten savaşacak asker bulamayan ve İran sayesinde ayakta durmaya çalışan rejimin bu kadar geniş bir sahayı elde tutması mümkün değildir. Eninde sonunda bir fiskeyle yıkılacak seviyeye gelene kadar tuzağa çekilmelidir.
8. Rusya ile ilişkilerde dikkatli bir diplomasi ile ateşkesi bozan tarafın Suriye rejimi olduğu, mücahitlerin buna artık dayanamadığı, ihlallerin sürmesi ile birlikte ateşkesin bozulacağı hissettirilmelidir.
9. Özgür Suriye ordusunun tek çatı altında birleştirilerek El –Kaide unsurlarından tamamen temizlenmesi önem kazanmıştır. Her ne suretle olursa olsun ateşkesi bozan tarafın mücahitler olmadığı gösterilmelidir. Bu esnada sadece savunma savaşları yapılmalıdır.
İşte akla gelen bu ilk tedbirler alınırsa 6 yıldır devam eden ve hem kanımızı hem canımızı emen, ekonomiyi olumsuz yönde etkileyen bu savaştan alnımızın akı ile kurtulmak mümkündür. Belki çok çabuk sonuç alınamayabilir. Sonuçta İslam düşmanları ile yapılan mücadele uzun solukludur ve dikkatli olunması şarttır. Ülkemizi ve mücahitleri zor duruma düşüren diğer başka hamlelerden de çekinilmemelidir.
Bu stratejilerin bir kısmı hile üzerine kurulmuş olup savaşta uygulamak caizdir. Terör örgütleri birbiri ile savaşırken bunların arasını düzeltmeye veya bir tarafın galip gelmesine yarayacak şekilde mantıksız bir harekâta girişmemek gerekir. Sonuna kadar sabredip güçten düşen terör örgütlerini bir fiske ile yere sermek komutanların ve stratejilerin temel yaklaşımı olmalıdır. Zira Karacaoğlan’ın dediği gibi “Yer götürmez asker ile geliyor” diyerek ciğerpare askerlerimizi ateşe atamayız. Varsın birbirlerini yesinler, vesselam…
Vehbi KARA
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ahmet SAĞLAM
Karı–Koca İlişkisi
Halil MERT
Suriye, ırak, iran, lübnan… s. Arabistan, pakistan, israil… Ne olmalı?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Bir Nesil Neden Daha Az Düşünüyor?
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Hamdi TEMEL
Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor
Adnan ÖZ
Bu kadro ile bu kadar!
Seyfettin BUDAK
Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi?
Mehmet BOZKURT
Üzgünüm Ey Milletim!
Fatih ORUÇ
Amerikaʼnın Kızılderili Soykırımı
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Erol AYDIN
Köyden Kente Sosyolojik Dönüşüm
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Songül KARAMAN
Bir Yağmur
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)