“Eşek olmaya gör, sırtına semer vuran çok olur” demiş atalarımız. Biz de tam bu söze masadak olmuş bir toplumuz. Her 8-10 yılda bir faşist darbeciler darbe yapar memleketin tepesine oturup “Yağma Hasan’ın böreği” misali fakir fukaranın malını gâvurlara peşkeş çekerler. Darbelerin gerçek sebebini görmeyip ABD’ye suçu yüklemek ise insanları gerçeklerden uzaklaştırmaktan başka bir şey değildir.
Gavur, elbette gavurluğunu yapacak. İslam dünyasını düşman olarak gören ve utanıp haya etmeden “Haçlı seferlerini” başlatacağını söyleyen ABD başkanı Bush gibi liderleri biliyoruz. Aynı pervasızlığı yapan Trump, boş durur mu? İslam dünyasını birbirine katıp Amerikan halkını Araplardan gelecek petrol paraları ile ihya edeceğini söyleyen bu iğrenç yaratıklardan dostluk beklemek budalalıktan başka bir şey değildir. Fırsatını buldukları ilk anda Türkiye’de darbe yapacaklarından hiç şüpheniz olmasın.
Bize düşen onlara bu fırsatı vermemektir. Öncelikle ev ödevlerimizi yapıp darbecilere karşı önlem almamız gerekiyor. Bunun için en başta ordudan başlamak gerekir. Evet, darbeci subayları yetiştiren Akademi ve Harp Okulları kapatıldı. Bu çok önemli bir gelişmedir. Fakat çok kısa bir zamanda “eski tas eski hamam” dercesine Feto’dan temizlenen Silahlı Kuvvetler, yeniden darbeci devrimci subaylara teslim edildi.
Hükümetin aklına “yahu bu faşist ve darbeci subayların başörtüsü ve namaz kıldıkları gerekçesi ile ordudan attığı askerleri göreve alalım” diye bir şey gelmiyor. Bırakın görev verilmeyi, sanki bir suç işlemişler gibi hala binlerce dindar insan haklarını alabilmiş değil. Ham yapıp yeriz diye ödleri kopuyor. Varsa yoksa “Atam sen kalk ben yatam nutukları” ve “sen olmasan biz olmazdık” gibi putçuluktan başka bir şey olmayan faşist masallar. Bunlardan dolayı yöneticiler ruz-i mahşerde hesap vereceklerini bilmiyor, besbelli. Ne yapalım; bu çıplak gerçekleri hatırlatma görevi yine bize düştü.
Et tekraru ahsen velev kane yüz seksen. Yine tekrar edelim. Yahu bu gittiğiniz yol çıkmaz sokak. Daha öncekilerde olduğu gibi yeniden tıkanıp kalacaksınız. Sizin ihmalinizi bu sefer 80 milyon vatandaş çekecek. Nedir bu Kamâl Atatürk güzellemeleri. Tarihten hiç mi ibret almadınız? Yahu önce bataklığı kurutmak lazım değil mi? İşte tekrar söylüyorum; bataklık, faşist ve darbeci askeri eğitimdir. Askeri okullarda özgürlük, hürriyet ve halkın seçimine saygı duymak değil, darbecilik, devrimcilik gibi çağdışı eğitim veriliyor. Bunu anlamak için zeki olmaya gerek var mı? Tarladan hiç eğitim almamış bir çiftçiyi çağırıp sorsan bu yalın gerçeği sana söyleyecektir.
İlk defa 15 Temmuzda halkımız meydanlara inip, iman gücüyle tanklara ve mermilere göğüslerini siper ederek Feto’cu Askeri Darbe Teşebbüsünü geri püskürtmüş ve Allah’ın izniyle faşistlere kul köle olmaktan kendini kurtarmıştır. Ülkemizi yeniden kesintisiz darbe sürecine sokacak gelişmelere karşı uyanık olmak gerekmiyor mu? 250 Şehidimizin kanı yerde kalıp hiçbir işe yaramayacak mı?
15 Temmuz 2016 gününü; tarihin kırılma anı olarak görmek ve artık iyice bıkkınlık veren bu kesintisiz darbe sürecinin bitmesini istiyoruz. Bunun için ABD ile kavga etmek kadar eğitim kurumlarında halkın iradesine saygı gösterilmesi gerektiği anlatılmalıdır. Bu yapıldığı takdirde zaten bir daha darbe yapamayacağını anlayan ABD, süt dökmüş kedi gibi kös kös oturup yaptığı fenalıklarla yüzleşme sürecine girecektir.
Ne yazık ki başta siyasetçiler olmak üzere kimse işin farkında değil. Ne medyada ne de akademisyenler arasında “darbenin gerçek nedenlerini” anlamak için ciddi hiçbir gayret yoktur. İşte bu yazıda darbenin asıl nedeninden bahsedeceğim ta ki akıllanıp yeniden bu hain darbelere maruz kalmayalım.
Evet, darbelerin asıl sebebi Kamalizm’dir. Zira meclis kürsüsüne çıkıp “İhtimaldir ki bazı kelleler kesilecektir” diyen bir liderin peşinden giden herkes darbeci olup çıkar. Çünkü halkın iradesine saygı söz konusu olmayıp “ben dedim oldu” mantığı, jakoben ve tepeden inmeci anlayış, bu sonucu doğurmaktadır.
Faşistlerin suçüstü yakalanmasına sebep olan 15 Temmuz Cuntası darbe bildirisi “Yurtta Sulh Konseyi ve Atatürkçü düşüncenin bekası” vurgusu ile kendini ele vermiştir. Şimdi ise dünün Kamalist darbecileri, hükümetin utangaç politikacıları sayesinde kendilerini aklamaya çalışıyorlar. Faşistleri anlarım lakin hükümetin bu politikacılarını anlamak mümkün değildir.
Balyoz davasında olduğu gibi apaçık darbe konulu plan semineri fütursuzca yapılan konuşmalara rağmen FETÖ’nün davayı murdar etmesi sonucunda eylemler beraatla sonuçlanmıştır. Şimdi sıra Kamalist darbe yapılanmasını masum gösterme çabalarına gelmiştir. 28 Şubat 1997 darbesi hala karara bağlanmış değildir. İşin bir de Yargıtay safhasını düşünün. Bu gidişle davanın yıllarca süreceği ve darbecilerden hesap sorulamayacağı açıktır. Ne de olsa davalar bitmeden yeni bir darbe daha olup faşist darbeci generaller paçayı kurtaracaktır. Oysa Türkiye’de Osmanlının son yüzyılından bu yana yaklaşık 100 yıldır kesintisiz açık veya gizli askeri vesayet düzeni bir türlü sona erdirilememiştir. Çünkü bu anlayış ve kafa yapısı ile darbeciler durdurulamaz.
Bütün bu darbelerin diğer bir gerekçesi din düşmanlığı ve Batılı sekiler yaşam tarzının dayatılmasıdır. İcracıları ve taşeronları ise Kamalist askerlerdir. Balyoz davasından yargılanan, hüküm giyen daha sonra paralel yapı ile mücadele sürecinde serbest bırakılıp, tutuksuz yargılamaları devam eden subayların bugün kahraman gibi bu darbecilerin yerlerine atanmaları endişe vericidir. Zira bunların hepsi suçlu olmasa dahi önemli bir kısmı geçmişte tıpkı şu anda FETÖ’cülerin yaptığı gibi Kamalizm adına askeri darbe teşebbüsünde bulunmaktan çekinmemişlerdir.
Ülkemizin geleceği açısından önemli günleri yaşadığımız bu dönemde unutulmaması gereken husus şudur: Devlet içindeki iktidar mücadelesinde, faşist güç odaklarından sadece bir tanesinin giriştiği darbe başarısız olmuştur. Bu da FETÖ’dür fakat diğerleri hala ayakta ve güçlerini korumaktadır.
Hiç kimse faşistlerin Avrupa kamuoyunu arkalarına alarak halkın tanklara meydan okumasını görmemezlikten gelmemelidir. “Anayasal düzen ancak asker eliyle tesis edilebilir” ve “halk sürece ancak itaat ederek dâhil olabilir” diyerek hezeyanlarını ortaya koyanlara karşı sesimizi daha gür çıkarmanın zamanı gelmiş de geçmiştir.
Askeri müdahaleler başarılı olduğu oranda ordunun devleti yönetme gücü artmış bu sayede orduyu özerkleştirmişlerdir. Adeta devlet içinde devlet kurulmuştur. Burada özerkleşme; devlet yapısı içinde ve siyasal iktidar karşısında ordunun iç ve dış siyaset konularında doğrudan rol oynamasını ifade etmektedir.
Bütün darbeler iç ve özellikle de dış sosyal ve siyasal aktörlerin müdahil olduğu güç ilişkileri içerisinde belirlenmiştir. Her bir askeri müdahale bu güç ilişkileri karşısında konum alışa göre bu toplumsal ve siyasal aktörler üzerinde güçlendirici veya zayıflatıcı etkiler meydana getirmiştir. Özellikle Fevzi Çakmak yönetimindeki silahlı kuvvetler, muhalif güç odaklarını tasfiye etmesiyle birlikte asker-sivil ilişkileri tek parti rejimindeki formuna bürünmüştür. Tek parti ideolojisini kendine ilke edinen ordu yönetimi artık milletinin değil “M. Kamal’ın ordusu” olmuştur.
Kamalizm’in yılmaz bekçiliğini yapan bu askerler, canları sıkıldıkça toplumun ana damarına bu azınlık adına müdahale edip hizaya sokmaya devam etmişlerdir. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat bunlar arasında en baskın ve belirleyici olanlarıdır. 12 Eylül sonrası Türkiye’de artık kökleşmiş bir “Sürekli Darbe Rejimi” hâkim olmuştur. Meşru iktidar yanında bir de gölge iktidar söz konusu olmuş bazen çeşitli kaza ve vakıalarla bu görünmeyen iktidarın ipuçları yakalanmış olsa dahi kimse arkasını araştırmaya cesaret edememiştir. Artık halkımızın 15 Temmuz’daki onurlu başkaldırışı sayesinde bu gidişe son vermeli ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Hükümete düşen görev ise tekrar geriye gidişi önlemek faşist unsurlardan devleti ve orduyu temizlemektir, vesselam…
Vehbi KARA
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)