Mehdi-i ali Resul yani Peygamber Efendimizin (asm) neslinden gelecek ve İslam düşmanlarına karşı mücadele edecek zatı inkar edenler günümüzde çoğalmıştır. Sahih hadislerde yer aldığı halde Mehdi’yi inkâr etmekten çekinmeyen bu insanlara cevap verme lüzumu doğmuştur.
Cahil insanlara laf anlatmak elbette zordur. Bu nedenle bunların sayılarını çok görüp fazla ciddiye almaya gerek de yoktur. Bunun yerine gerçekleri öğrenmek hakikate pencere açmak için bazı önemli hususları zikretmek gerekiyor.
Öncelikle belirtelim ki Mehdi’yi inkar eden dinden çıkmaz sadece cahil bir Müslüman olarak kabul edilir. Çünkü ehli sünnete göre Mehdi inancı, imanın erkanlarından şartlarından değildir.
Mehdi inkarcılarının dayandıkları en önemli husus; Mehdi lafzının Kuran’da geçmediği iddiasıdır. Gören de diyecek ki; bu inkarcılar Kuran’ın bütününe vakıf ve her ne yazıyor ise bilip anlayacak kapasitede insanlar. Haşa! Kendi bilgisizliklerini dayanak noktası yaparak hadisleri inkar etmek; cehaletin ve ahmaklığın ileri noktasıdır. Bu cinsten zavallılara her daim rastlamak mümkündür.
Şu hususu bilmeleri gerekir ki; Kuran’da yaş ve kuru her şey mevcuttur. Kendi kısa aklına, kasır fehmine ve boş kalbine bakıp “Kuran’da geçmiyor” diyenler, acınması gereken insanlardır. Çünkü Kuran hazinelerini herkes anlayamaz. Zira daracık akılları Allah’ın kelamı olan ezeli ve ebedi bir hakikat kaynağı idrak edemez.
Mütevazi olan ve devamlı surette öğrenmeye çalışan bir insan, aklı yeterince anlamadığı zaman; “idrak-i meali bu akla gerekmez zira akıl bu kadar sıkleti çekmez” diyerek haddi tecavüz etmez.
“Leyselil insane illa ma’sa” yani “insana ancak çalıştığının karşılığı vardır” buyuran Rabbimiz, diğer ilimler ile birlikte Kuran ilminin de çalışıp çabalayarak öğrenilmesi gerektiğini emreder. Hazreti Muhammed (asm) ilim (hikmet) öğrenmenin kadın erkek bütün müminlere farz olduğunu bildirmiştir. Hikmet için önce Kuran’a sonra hadislere müracaat edilip anlamaya çalışmak gerekir. Bilmemek değil öğrenmemek ayıptır.
Kuran’da lafzen ifade edilmemiş olmakla birlikte hadis kitapların neredeyse tamamında “Mehdi-i Al-i resul” hakkında geniş bilgiler mevcuttur. Rafızinin teki, hadise yanlış mana verdi diye; hadis inkâr edilir mi?
Burada sadece en basit fikirli insanların dahi Mehdi hakikatini anlamasına yardımcı olacak önemli hususlara yer verilecektir. Elbette akıl ve kalbi yerine materyalizmle sarhoş olup maddeye tapan inançsızlara anlatacak bir söz yoktur. Onları kendi cehaletleri ile baş başa bırakarak kalbinde iman taşıyan mü’minleri esas alıp meseleyi izah etmeye çalışacağız.
Evet, Mehdi vardır ve Hazreti Muhammed (asm) söylemişse; hakikattir. “İn hüve illa vahyun yuha” yani “o ancak kendisine vahyedileni söyler (Necm Suresi-4) Düşmanlarının tasdikiyle dahi en küçük bir yalanına rastlanılmayan Muhammedül Emin’in (asm) sözlerini kabul etmeyenleri, ciddiye alamayız. Zira Allah’ın en son Peygamberini tanımayanı ve hadislerine itimat etmeyenlerin sözleri kaale alınmaz.
Hadis kitaplarında Mehdi’nin özelliklerinden bahsedilmekle birlikte her asırda gelen mehdiler ile ahir zamanda gelecek Büyük Mehdi’nin özellikleri çoğu defa birbirine karıştırılmaktadır. Eğer bu hususa bir parça dikkat edilse bu konudaki izah konusundaki karışıklıklar kolayca giderilecektir.
“Mehdi” hakikatinin anlaşılmasına çok önemli ve lüzumludur. Çünkü 1450 yıldır Ümmet-i Muhammedin (asm) en çok ettiği dua; namazlardaki salli ve barik dualarıdır ve bu dualarla yakından alakalıdır. Allah katında bu kadar çok okunan duanın karşılıksız kalması düşünülemez. Zira bu dualar günde en az on defa okunmaktadır. Elbette alnı secdeye gitmeyenler bundan habersizdir. Bu namazsız zavallılara acımak gerekir.
Ehli sünnete göre, Salli ve Barik duaları; bütün namazların son oturuşlarında Ettehiyyatü'den sonra, ikindi namazının sünneti ile Yatsının ilk sünnetinin birinci oturuşunda Ettehiyyatü'den sonra, dört rekatta bir selâm verilerek kılınan Teravih namazının ikinci rek'atın sonundaki oturuşta "Ettehiyyatü"den sonra ve cenaze namazında ikinci tekbirden sonra okunan çok önemli bir duadır.
Madem önemlidir o halde okunuşu ve mealini de vermek lüzumu vardır. “Allâhümme salli (diğerinde barik) alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte (barekte) alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidün mecîd”. Meali “Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in aline (nesline) rahmet eyle; şerefini yücelt (hayır ve bereket ver). İbrahim'e ve İbrahim'in aline rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin”.
Müminler beş vakitte ve belirttiğimiz diğer namazlarda bu duaları okuyarak Hz. İbrahim'in ali (evladı) gibi Hz Muhammed (asm)'ın da nesline yani seyitlere salat ve bereket duası ederler. Bu kadar çok sıklıkla edilen ve namaz gibi makbul zamanlarda yapılan dua, elbette karşılıksız kalmaz.
O seyyidler, Hz. İbrahim’in soyundan gelenler gibi bir vaziyet almıştır. Bütün hayırlı işlerin başında seyyidleri görüyoruz. Bütün zaman ve asırların önemli hadiselerine o nurânî zatlar kumandanlık etmişlerdir. Tarih buna şahittir hatta öylesine çokturlar ki; o kumandanların toplamı muazzam bir ordu teşkil edebilir. Evet, bugün tarih-i âlemde hiçbir nesil, şecere ile senetlerle, anane ile birbirine bağlı, en yüksek şeref ve asil neseple mümtaz hiçbir nesil yoktur ki; Âl-i Beyt’ten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyetli bulunsun.
Eski zamandan beri bütün Müslüman topluluklarının başında bu seyyidler vardır. Olgunluk timsali şerefli reisler; yine bu seyyidlerdendir. Günümüz de dahi sayıları tam olarak bilinmese bile milyonları geçen bir mübarek nesildir. Uyanmış, kalpleri imanlı, yürekleri peygamber sevgisi ile dolu, cihan-değer şerefli intisaplarıyla başları dimdiktir!
Böyle büyük bir cemaatin içindeki mukaddes kuvveti silkeleyip uyandıracak azîm hadiseler de vücuda gelebilir. Elbette o büyük kuvvet içindeki yüksek hamiyet feveran edecek ve Mehdî-i Âl-i Resul’ün temsil ettiği manevi şahsiyet Müslümanların başına geçip, ümmeti yeniden hak yola iletecektir. Böyle olmak ve böyle olmasını, bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, âdetullahtan ve rahmet-i İlâhiyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız.
Bizi terbiye eden Rabbimiz, Al-i Muhammed’in (asm) neslinden bazı zatları gönderir ve insanlara rehberlik yaptırır. Aynı zamanda bu dualar, Müslümanların en kötü durumda dahi ümit içinde olmak gerektiğini hatırlatmaktadır. “La taknetü min rahmetillah” yani “Benim rahmetimden ümidinizi kesmeyin” ayeti, en kötü zamanda dahi ümitsizliğe düşmemek gerektiğini emretmektedir.
“İnnema el üsri yüsra - her zorlukta bir kolaylık bulunur” buyuran Rabbimiz, her türlü zorluk karşısında bir çıkış yolu yaratır. Eğer bunu yaratmamışsa bilmemiz gereken; sonsuz rahmetin tecelli edeceği Cennette karşılığını vermeyi murat etmiştir.
Ümitsiz kalmak ve Allah’a dua etmemek, mü’mine yakışmaz. “Ben kulumun güzel zannı üzerineyim” diye buyuran Rabbimize her daim el açmalı ve her talebimizi ona yaparak muvaffakiyeti O’ndan beklemeliyiz.
Büyük Mehdi’nin zuhuru ile ilgili olarak şu hususların da bilinmesi gereklidir: Kıyametin çıkmasına yakın Büyük Deccal ve İslam Deccalı (Süfyan) zuhur edecektir. Bu dualarda geçen "Allahümme Salli ala Muhammedin...(barik ala Muhammedin)" dualarının elbette Allah katında makbul olacağına ve olduğuna delil şudur ki; Mehdi-i Ali Resul, işte böylesine dehşetli bir vakitte zuhur edecek; Deccal ve Süfyanın yaptığı tahribata engel olacak, tamir edecektir.
Fakat Mehdi’nin en önemli özelliğinden bir tanesi kendisini gizlemesi olacaktır. Çünkü Mehdi'nin üç vazifesi vardır ki bunlar: iman-hayat-şeriattır. Bunlardan en önemlisi ise imandır. İmanın zayıfladığı bir zamanda zuhur edecek ve küfrün belini kıracaktır.
İnsanlar mehdi’nin hayat ve şeriat konusundaki vazifesine odaklanmakta ve asıl önemli işi olan imanı tahkim etme konusunu unutmaktadır. Elbette dünya siyaseti ile boğulmuş insanlar bu en önemli hususu bırakıp dünya nizamına yön vermeyi esas aldıklarından Mehdi konusunu istismar aracı olarak görüp kullanmak isteyeceklerdir. İşte Mehdi’nin kendisini gizlemesinin sırrını burada aramak gereklidir.
İstismarcıların kafasına sokacağımız en önemli husus şudur. “Kim kendisini Mehdi olarak ilan ediyorsa biliniz ki; o yalancıdır”. O halde siyasetçilerin mehdi kavramından korkup ürkmesine ve telaş etmesine de gerek kalmamaktadır.
Son olarak şu hususu belirtmek gerekir ki; her Müslümanın kendi tanıdığı bir alim zatı veya irşat eden bir kişiyi, Mehdi bilmesinde; imani olarak bir mesuliyet yoktur. En fazla aşırı sevgi denilebilir ki; bunu da suç sayamayız.
İnsanın sevgi ve muhabbetinde bazen sınırlar aşılabilmektedir. Buna karşılık “niçin bu zatı hatta Mehdi diyecek kadar seviyorsun?” diye sorgulamak din ve vicdan özgürlüğüne aykırıdır ve kişilik haklarına saygısızlıktır, vesselam…
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Adnan ÖZ
Şimdi Sıra Trabzonspor Maçında!
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Fatih ORUÇ
Amerika’nın Hiroşima ve Nagasaki Katliamları
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Önder GÜZELARSLAN
Gaziantep’te Bir Dulkadiroğlu Eseri: Alaüddevle Camisi
Seyfettin BUDAK
Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi?
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)