Dünya üzerinde uydurma Korona salgını adıyla büyük bir testten geçirildik. Fakat daha çekeceğimiz var anlaşılan; çünkü “ikinci dalga” ve “üçüncü dalga” salgın denilerek resmen insanoğlu ile dalga geçiyorlar.
İnsanlığın yaşadığı bu acı deneyin mahiyetini anlamak için ölüm gerçeğini anlamak gerekiyor. Medya araçları ile öylesine yoğun bir beyin yıkama olayı gerçekleştiriliyor ki bunun dışında kalmak gerçekten güç bir iştir.
Yüzyıllarca önce gerçekleşen “kara ölüm” denilen veba gibi bir salgın hastalıkla karşı karşıya olduğumuz sözleri; aldatmacadan başka bir şey değildir. Ortaçağda yaşanan bu hastalık sonrasında Avrupa nüfusunun yaklaşık üçte biri ölmüştü. Fakat Korona virüsü nedeni ile ölen insan sayısı son 6 aylık rakamlara göre sadece 300 bin dir.
Bu rakam ile Korona’dan dolayı ölüm oranının 26 binde bir olduğu anlaşılmaktadır ki ortada salgın hastalığı olduğuna dair bir rakam yoktur. Eğer veba gibi insanlar arasında 3 milyar kişi bu hastalıktan ölseydi işte o zaman ben de panik olup hastalıktan korunmanın çarelerini aramaya başlardım.
Veya 1918 yılında yaşanmış olan İspanyol nezlesi ki; 50 milyondan fazla insan hayatını kaybetmişti. Bunun yarısı kadar bile ölüm olayı olsa yine “korkulacak bir şey var” diyebilirdim. Fakat açıklanan rakamlar son derece düşüktür. Ortada Veba veya İspanyol Gribi benzeri bir salgın yoktur. Korona denilen hastalık; her yıl en az iki defa yakalandığımız nezle virüsünden başka bir şey değildir.
İnsanlık üzerinde oynanan oyunu anlamak için bu salgın paniğini karikatürize ederek boyutlarını göstermeye çalışalım:
Dünya sağlık örgütü ve tıp çalışanlarının konuşmalarına bakınca insan şöyle bir aldatmacanın içine yuvarlanıyor. Efendim; bu doktorlar var ya! Aslında ölüme de çare buldular. Lakin bazı hastalıklar var; Korona Virüsü gibi. İşte bunun gibi hastalıkların üstesinden gelmek biraz zaman alıyor. İlaç, aşı vesaire bunları da geliştirdikten sonra ortada ölüm vesaire hiçbir şey kalmayacak!
Lafonten veya bizim 1001 gece masalları gibi çocukları kandırıyorlar sanki. Bütün insanları gaflet uykusuna yatırmışlar ölüm korkusu paniği ile her türlü kandırmaca yapılıyor. O halde bizde insanları bu masalların verdiği uykudan uyandırmaya çalışalım:
Evet, önce matematik konuşsun. Son bir yılda yaklaşık 50 milyon insan ölmüştür. Dünyada tutulan istatistiki kayıtlara göre ise son 24 saat içinde 150 bin kişi öldü. İstanbul hududu içinde Mezarlıklar Müdürlüğünün kayıtlarına göre her gün toplam 300 mezar kazılıyor. Keza İzmit Büyükşehir belediyesi sınırlarında da 30 mezar kazılmış ve buraya vefat eden insanlar defnedilmiştir.
Sakın! Bu rakamları uydurma Korona salgını sonrasında meydana gelmiş zannetmeyin. Bu rakamlar salgından öncede böyleydi; şimdi de aynıdır. Sadece şu rakamlar dahi nasıl bir aldatmaca içine sokulduğumuzu gösteriyor. Dedim ya! gören de diyecek ki ölüme çare bulunmuş. Az kaldı! bu Korona’ya da çare bulunacak. Biraz dişinizi sıkın. Hastalığa yakalanmayın ha!
Hâlbuki Ayette geçtiği gibi ölüm gerçeği değişmez; “sen de öleceksin, onlarda ölecekler”. İşte resmen bu şekilde Kuran’dan yüz çevirerek; aldatılıyoruz…
Şu soruları hiç kendinize sordunuz mu? Düşünebiliyor musunuz, Müslümanları Cuma namazından alıkoymak için başka hangi yol denenseydi başarılı olurdu? Veya dünyanın en güçlü kişisi cemaatle namaz kılınmayacak dese; kim bunu uygulayabilirdi?
Fakat insanın en zayıf taraflarından birisi hastalıktır. Hastalık bahanesi ile hepimizi hekimlerin karşısında köle ve tutsak yapıyorlar. Şunu yapacaksın, bunu içeceksin, evinden çıkmayacaksın diyerek her türlü naneyi yediriyorlar.
Peki, sen nasıl oluyor da bütün insanların düştüğü bu tuzağa düşmüyorsun? Diye bir soru aklınıza gelebilir. Cevabı basittir. Çünkü ben devamlı olarak Kuran ve tefsirlerini okuyarak kainatın Yaratıcısı olan Rabbimin ezeli kelamını anlamaya çalışıyorum. Siyasetçilerin ve tıp uzmanlarının sözleri, bana ikinci ve üçüncü derecede etki yapıyor.
Bazı insanlar diyebilir ki; ne malum senin yanılmadığın? Cevabım yine kolay. Rakamlar değişmedi ki. Geçen yıl ölüm olayları ne kadar ise bu yıl da aynı. Ortada “salgın hastalığı var bu nedenle ölüm olayları yüz kat arttı” diye bir istatistiki kayıt yok.
Sağlık Bakanımız eksik olmasın her gün rakamlar yayınlıyor. Şu kadar kişi hastalığa yakalandı, şu kadar kişi öldü diye… İyi de bu rakamlar yıllar önce de neredeyse aynı idi. Üst solunum enfeksiyonu nedeni ile ölenler de bu kadardı zaten. Ortada anormal bir artış yok ki…
Fakat müthiş bir “ölüm korkusu paniği” var. Bu telaş içinde insanlar kafasını kaldırıp gerçekleri göremiyor. Yahu! Korona olmasa da hepimiz bir gün muhakkak öleceğiz. Bunun için genç veya yaşlı olmak fark etmez. Ecel kapıya dayandığı an hiçbir güç buna engel olamaz. Dünya sağlık örgütü de en bilgili doktor da; çaresizdir.
Eğer Azrail kapıya dayanmamış ise bu sefer insanı hiçbir güç öldüremez. Çünkü hayatı veren de Allah’tır alan da…
O halde medya araçlarında yayınlanan propaganda yayınlarını bir tarafa bırakıp asıl gerçeklerle yüzleşmeye bakalım. Erkek gibi ölümün yüzüne bakıp bize hangi mesajı veriyor bunu anlamaya çalışalım…
Bu korku ve dehşetin temel kaynağı; hastalıkların bazen ölüme vesile olmasıdır. Hâlbuki ölüm öyle zannedildiği gibi dehşetli ve korkunç değildir. Eğer ölümün hikmeti anlaşılırsa bunun bir yok oluş değil bilakis sonsuz bir hayata açılan bir pencere olduğu gerçeği idrak edilebilecektir.
Bu konuda hayale, hüzüne kapılmadan ölüm hakikatine gerçekçi bir bakış açısı ile bakmak gereklidir. Öncelikle şu husus bilinmeli ve iman edilmelidir ki; “Ecel birdir değişmez”. Bazen ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanların öldüğü ve o ağır hastaların şifa bulup yaşadığı görülmüştür. O halde hastalık kapıya geldiğinde veya bizzat vücudumuzda etki etmeye başladığında telaş edip titremeye gerek yoktur.
Diyelim ki olan oldu ve ölüm başa geldi. Azrail meleği, ruhumuzu muhafaza etmek üzere kabz eyledi. Yine, telaş etmeye gerek yoktur. Çünkü ölüm, öyle göründüğü gibi dehşetli değildir.
Çünkü her konuda rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’in verdiği mesaja göre ölüm; Allah’a inananlar için ölüm hayat vazifesinden bir çeşit terhis edilmek, imtihan olan dünya meydanındaki talim, eğitim olan Allah’a ibadetin sona ermesidir. Namaz, oruç gibi vazifeler ölümle birlikte sona erecek nimet ve mükafat verilmeye başlayacaktır.
Diğer yandan ahirete göçmüş anne ve babamız gibi bütün sevdiklerimizle kavuşmak için bir vesiledir. Asli vatanımız olan ebedi saadet yeri olan Cennete bir davettir. Merhametlilerin en merhametlisi ve cömertlerin en cömerdi olan Allah’ın, kendi fazlından vereceği nimetlere kavuşmaktır. Madem ölümün gerçek manası imanlı insanlar için böyledir o halde bazen ölüme sebebiyet veren hastalıklara da bu şekilde bakmak gerekir.
Bazı dindar insanların ölümden korkması, ölümün dehşetinden değil; daha fazla hayır kazanacağım diye hayat vazifesinin sona erecek olmasından dolayıdır.
İşte imanlı olan insan için ölüm bir rahmet kapısı olduğu gibi maalesef Allah’a inanmayan ve Hazreti Muhammed Aleyhissalatü vesselama iman etmeyenler için de karanlıklı bir kuyu ve yok olmak gibi çok acı veren duygudan başka bir şey değildir.
İşte hastalıklara karşı şikâyet etmek yerine hastalığı ve ölümü yaratan Allah’a iman etmeli ve namaz ve oruç gibi ibadetlerimizle O’na el açmalıyız. Çünkü hastalık sayesinde insanın gözü açılır, hayatın gerçek yüzünü görmeye başlar. Ölümü hatırlar. O çok meftun olduğu makam, mevki ve para gibi geçici heveslere kapılmaz. Tam tersine eline verilmiş olan bu imkânları yerli yerinde ve Allah’ın rızasına uygun bir şekilde kullanmayı düşünür.
Kıssadan hisse bu olmak gerektir ki; ecel vakti belli değildir. Allah, insanı korku ile ümit arasında bulunmak, dünyasını ve sonsuz bir ömür olan ahretini kurtarmak için ölümün vaktini gizlemiştir. Ölüm; her an insanın kapısını çalabilir. Allah korusun bir gaflet anında bizi yakalar ise sonsuz hayatımızın mahvına dahi yol açabilir. Hâlbuki hastalıklar sayesinde gafil olmaktan kurtulur ahireti düşünebilir ve ona göre hazırlığımızı yapabiliriz.
Eğer hastalığın hikmetlerini tam olarak anlamak istiyor iseniz Bediüzzaman Said Nursi’nin “Hastalar Risalesi” kitabı, hastalığın hikmetini anlamaya yarayacak bir reçete gibidir. 25 adet ilacı olan bu eseri okuyarak hastalıkların anlamını idrak etmek mümkündür, vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)