Taş devrinde yaşayan insanlar pek çok şeyden mahrumdu fakat kira, elektrik, su, telefon faturaları ve vergi ödemek sıkıntısına düşmezdi.
Onların bu yaşamına benzer şekilde günümüzde de sayıları pek az kalmış bedeviler; şehrin konforlarından mahrumdurlar. Lakin en temiz havayı soluyup en güzel kır ve akarsuların manzaralarını görürler. En berrak gökyüzünü, ay ve yıldızları seyredebilme lüksüne sahiptirler.
İşte insanoğlunun Vahşet ve Bedeviyet Devri’nden Malikiyet ve Serbestiyet Devri’ne kadar yaptığı bütün teknolojik yenilikler tarım, endüstri, iletişim ve bilişim devrimleri hem kişisel hem de sosyal hayatı değiştirip konforlu hale getirmiş fakat külfetlerini de beraberinde bulundurmuştur.
İnsanın günümüzdeki karmaşık ve girift hayatı iyi yaşayabilmesi için çok daha fazla çalışıp çok daha fazla zihinsel emek harcaması ve öğrenmesi gereklidir. Hâlbuki sade ve basit hayat öyle değildir. Sanayileşme; nimetleri yanında toprak, su ve havayı kirleterek külfet getirmiştir. Maneviyattan uzak yaşayışın ortaya çıkardığı stres, AIDS gibi birçok yeni hastalıklar çıkmış, kanser ve kalp hastalıkları artmıştır. İnsanlık vahşet ve bedeviyetten kurtulduğu halde günümüzde ücretli bir köle olmaktan henüz tam olarak kurtulamamıştır.
21. yüzyılın ilk çeyreğinde dünyada ekonomik, politik ve sosyal alanlarda köklü bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Küresel ekonominin en önemli aktörleri olan ulus devletten uluslararası şirketlere, teknolojiden iş organizasyonlarına, üretim ve istihdama kadar her şey bu değişimden nasibini almaktadır.
Bu değişimin kapsamı ve etkileri öylesine büyüktür ki iki yüzyıl önce gerçekleşen sanayi devriminden durum farksızdır. Kapitalizmden sonra yeni bir aşamanın eşiğinde bulunduğumuz iddiası ister istemez güç kazanmaktadır.
Toffler “Gelecek Korkusu” başlıklı çalışmasında; eskiye meydan okuyan bu yeni uygarlığın, bürokrasileri devireceğini, ulusal devletin rolünü sınırlandıracağını ve emperyalizm sonrasını yaşayan bir dünyada yarı özerk ekonomilerin oluşmasını sağlayacağını söylemektedir.
Manevi temeller üzerine kurulmuş medeniyetin gelişmesi, bugün gördüklerimizden çok daha basit, çok daha etkili fakat daha özgürlükçü devletlerin kurulmasına imkân verecektir. Bu uygarlığın kendine özgü bir dünya görüşü, zamanla, mekânla kendine özgün bir yaşam biçimi vardır. Ve hepsinden önemlisi, daha sonra göreceğimiz gibi Üçüncü Dünya Uygarlığı, üretici ile tüketici arasındaki tarihsel kopukluğu giderecektir. Yarının dünyası üretici ve tüketiciyi buluşturan ve ikisini birleştiren bir ekonomiyi sunmaktadır. İnsanlığın manevi dinamikleri kullanması ve biraz da akılcı müdahalesi ile tarihin gerçekten de insancıl uygarlığının kurulabilme ihtimali vardır.
Hürriyet ve serbestliğin meşruluğu üzerinde dünya çapında dikkate değer bir mutabakat meydana gelmiştir. Monarşi, faşizm ve komünizm gibi rakip egemenlik biçimleri serbestiyet esasları üzerine kurulmuş yönetimlere karşı yenik çıkmıştır.
İnsanlığın ideolojik tekâmülünün son noktasını ve nihai insani hükümet biçimini “kapitalizm” ile ifade eden Fukuyama, zafer ilan ederken çok fazla ileri gittiğinin farkına varmış olmalı ki şimdilerde farklı sözler sarf edebilmektedir. Zira kapitalizmin yol açtığı sorunlar henüz giderilememiş ve çözüm olarak ortaya müşahhas öneriler getirilmemiş iken “tarihin sonu ve son insan” iddiası çok havada kalmaktadır ve gerçeği yansıtmaktan uzaktır.
Bediüzzaman Said Nursi’nin dile getirdiği üzere Malikiyet ve Serbestiyet Devri, efendi ile uşak arasındaki ilişkiyi ortadan kaldıracak bir nitelik göstermektedir. Modern kölelik adı verilen ücretli sistemin büyük ölçüde kaldırılması sayesinde insanlık; kapitalizmin yıpratıcı çarklarından kurtulabilme istidadı göstermektedir.
Kölelik döneminin ortadan kalktığı, her insanın kendi işinin sahibi olabildiği ve özgürlüğün alabildiğince genişlediği bir devrin; kapitalizm değil ancak Malikiyet ve Serbestiyet Devri olabileceği bugün tartışılan ve kabul edilebilir bir konu haline gelmiştir.
Kapitalizm sonrası devir; özel mülkiyeti, bilgi ve teknolojinin sınırsız paylaşımını ve bireyin kendisini özgürce ifade etmesini gerektirmektedir. Ücretli çalışmanın yerine özel mülkiyete dayalı ve özgürlüğün ön plana çıktığı ortak çalışma usulleri ön plana çıkmaktadır. Cemil Ertem’in dediği gibi “Malikiyet ve Serbestiyet Devri bütünüyle eksiksiz bir kapitalizm sonrası nizamdır ve üstelik hayalî değil uygulanabilir özellikler” taşımaktadır.
İnsanlık âlemi gerek sosyal gerekse siyasi yaşayış ve kabulleri noktasında serbestiyet, malikiyet, hürriyet, cumhuriyet, hukukun üstünlüğü, temel ferdi hakların sağlanması istikametinde kararlı adımlarla yol almaktadır. İnsanların çoğunluğu kölelik ve esirliği çağ dışı bulup temelden reddederken artık sınırlı bir maaşa mahkûm olmayı da kolay kolay kabullenememekte ve benimseyememektedir. En azından çalıştığı iş yerinin ya ortağı ve hissedarı olmak istemekte ya da iş performansına uygun şekilde pirim talep etmektedir.
Sosyal ve iktisadi hayat noktasında durum böyle olduğu gibi siyasi yönden de hürriyet ve serbestiyet, yükselen değerler listesinin en üst sırasına doğru çok güçlü hamleler yapmaktadır. Bütün bunlar malikiyet ve serbestiyete dayalı bir sosyal hayat tarzına kuvvet vermektedir.
Batı dünyasının kuvvetliyi haklı gören, savaşla yaşamayı benimsemiş, menfaate dayalı, heves, heva, ekonomik ve sosyal baskı üzerine bina edilmiş medeniyeti çökmek üzeredir. İnsan haklarını esas alan ve özgürlüklere önem veren bir insanlık algısının yakın zamanda üstün geleceği bir dönem ortaya çıkmıştır. Zira dünya ve zaman doğrusal bir çizgi üzerinde devam etmiyor aksine bir daire şeklinde yani mevsimler gibi hareket etmektedir.
Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi; insanlığın dahi bir sabahı, bir baharı olacak, inşaallah. İslâm hakikatlarının güneşi ile genel barış ve huzurun dairesinde hakikî medeniyeti görmeyi rahmet-i İlâhiye’den bekleyebiliriz.
Tarih boyunca insan, asr-ı saadet dışında bugünkü kadar serbest ve hür olamamıştır. Girişimcilik veya diğer bir adıyla “şahsî teşebbüs” günümüzdeki kadar başarılı sonuçlar vermemiştir. Bunun o kadar çok örneği vardır ki belirgin ve çok duyulmuş olması bakımından Apple, Pixar ve iPhone gibi dünyanın en büyük şirketlerinin kurucusu olan Steve Jobs örnek verilebilir.
Bir arkadaşı ile beraber kişisel bilgisayarların atası olan Apple’ı, arabasını satarak sadece 1.000 dolarla kuran Jobs, şirketin en önemli elemanı olmasına rağmen tek kuruş maaş almamıştı. Evlendiğinde sağlık sigortasından yararlanmak için bazı yıllarda 50 dolar ücreti kabullenmişti sadece.
Çoğunluk hisselerine sahip olduğu şirketlerde ise bürokratik sebeplerden dolayı yıllık 1 dolar maaş alıyordu. İnsanlığın içinde saklı olan malik ve serbest olma duygusunu bizzat fiilen göstermişti. Onun ne maaşa ne de paraya ihtiyacı yoktu zira elindeki hisse senetleri ile dünyanın en zengin insanlarından birisi olarak tanınıyordu. Ücretli olarak başkasına hizmet etmek ona çok ağır geliyordu. Balıkçı kazağı ve kot pantolonu ile dünyanın huzuruna çıkıyor, dünyada bugüne kadar keşfedilen en güzel oyuncakları(!) olan bilgisayarları anlatıyordu.
Jobs’un oyuncakları yüksek teknolojinin ürünüydü ve “Silikon Vadisi” onun gibi girişimciler sayesinde dünyanın bilim merkezi olmuştu. Şirketlerinde çalışan insanlar meydana getirilen ürünlerle gurur duyuyor, araştırma ve geliştirmeye verdiği önemden dolayı herkesin gıpta damarını çatlatıyordu.
1955 yılında doğan Jobs, 23 yaşında iken 1 milyon dolarlık servete ulaşmıştı. 24 yaşında 10 milyon doları ve 25 yaşında da 100 milyon doları vardı. 2011’de öldüğünde 56 yaşındaydı ve milyarlarca dolarlık serveti bulunuyordu.
İşte ekonomik hayatın bütün teşebbüs sahalarına her insanın girişimci olarak katılmasına imkân veren bir yeni dönem düşüncesi, Malikiyet ve Serbestiyet Devri’nin de temel özelliğini teşkil etmektedir. İnsanın çalıştığı bir iş yerinde şahsi malik mevkiinde bulunması ve her türlü hürriyete sahip olması bu devrin belirgin özelliklerinden bir tanesidir.
Birçok özelliği ile daha önceki devirlerden farklı olan bu devirde insanların kendi mütevazı imkânları ile yeni bir işe girmesi veya böyle bir işi çeşitli ortaklıklar aracılığı ile icra etmesi de mümkün olmaktadır. Ayrıca bir iş yerine hissedar olarak girmesi veyahut çalıştığı iş yerine işçi yerine yönetici ortak yapılması bu dönemin diğer bir özelliğidir. Bu devirde asıl olan ferdin şahsi mülkiyet hakkına sahip olması ve özel tasarruf yetkisine malik bulunmasıdır. Bu özellik özel mülkiyet duygusunun insanda yaratılıştan mevcut olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Sadece iktisadî hayatta değil sosyal, siyasî, ekonomik ve kültürel hayatta bu duygunun tezahürleri ortaya çıkmaktadır, vesselam…
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Eyüphan KAYA
Cuma Hutbemizin konusu; Veda Hutbesi
Seyfettin BUDAK
Görünmek mi, var olmak mı?
Adnan ÖZ
Türk futbolu böyle yö-ne-ti-le-mez!
Songül KARAMAN
Geçmişten Günümüze Ramazan Gelenekler
Nihat Güç
İsrail-ABD, İran Ve Biz
Özlem Gürbüz
Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi
Hamdi TEMEL
Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Problem Çözmenin Önemi
Halil MERT
Şehirler medeniyetin merkezi mi, suç kaynağı ve alanı mı?
Fatih ORUÇ
II. Körfez savaşı veya ABD-IRAK savaşı
Mehmet BOZKURT
İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!
Mehmet Nuri BİNGÖL
ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi
Levent ERTEKİN
Karatüre Üzerinden Kültürel Restorasyon (3)
Aydın BENLİ
İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır!
Aydan KURT
Oyunlar…
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Z kuşağı daha az zeki mi, yoksa daha fazla yorgun mu?
Fatma Saçak Akbulut
Sevmek
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)