Değerli tarihçi İbrahim Halil İnalcık, Don-Volga Kanalını tez konusu seçmiş ve bu çok önemli projenin önemini anlatmaya çalışmıştı. Belli ki; verilen emek boşa gitmiş zira hala suyollarının önemi yeterince anlaşılamamaktadır.
1569 yılı Ağustos ayından itibaren Don ve Volga nehirleri arasındaki alanın üçte biri kazılmış fakat şimdiki “istemezük” anlayışındaki bazı devlet görevlilerinin engellemeleri yüzünden bitirilememişti.
Sokullu Mehmet Paşa, denizciliğe önem veren ve Osmanlı Devletinin geleceğinin denizlerde güçlü olmasına bağlı olduğunu bilen bir baş vezir idi. Ne yazık ki Padişah 2. Selim; dirayetli ve iyi bir yönetici değildi. Vezir-i Azam Sokullu’nun arkasında duramamış kanalın açılması için önceki dedeleri gibi kararlı bir duruş gösterememişti.
Bu muazzam ve önemli proje; Kırım Hanı Devlet Giray başta olmak üzere kişisel menfaatlerini devletten üstün tutan devlet yöneticileri, bürokratlar ve yeniçeri askerleri yüzünden akamete uğramıştı. Buna karşılık aradan 400 yıl geçtikten sonra Joseph Stalin tarafından 5 yıllık bir kazı çalışması sonunda 1952 yılında açılmıştır.
Don-Volga Kanalı sayesinde Volgagrad’ ın güneyinden başlayarak 102 km ilerdeki Tsimlianski Baraj Gölüne bağlanan bu suyolu, Don Nehri’ne kavuşmaktadır. Sovyetler Birliği bu kanal sayesinde Karadeniz ve Hazar Gölü’nü birleştirmiştir. Yetmedi; Hazar Gölü, Moskova üzerinden Baltık Denizi’ne de bağlanarak bütün dünyaya açılmış artık adına Hazar Denizi denilmeye başlanmıştı.
İşte şimdi de “Kanal İstanbul” gibi çok önemli bir proje, bundan 450 yıl öncesinde olduğu gibi yine engellenmeye çalışılmaktadır. Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan kararlı bir duruş göstermez ise bu “istemezük” taifesi yine başarılı olup denizciliğimizin gelişmesi açısından da çok gerekli olan bu projeyi başarısız kılabilecektir.
Kanal İstanbul’un ne derece önemli ve gerekli bir proje olduğunu daha önceki yazılarımda anlatmıştım. Allah nasip ederse böylesine önemli bir suyolunun önemine tekrar değineceğim. Fakat bugünkü yazımda “Sokullu, neden böyle bir kanal açmayı istiyordu?” sorusuna cevap aramak istiyorum.
Mesele sadece deniz yolu ile Doğu ve Batı arasında bir ticaret bağlantısı kurmak değildi. Bu coğrafyada yaşayan Müslüman toplulukları bir çatı altında birleştirerek “İslam Birliği’nin” de sağlanması amaçlanıyordu. Çünkü Hazar Gölü’nün güneyinde kurulmuş olan Safevi devleti, Şia propagandası yaparak adeta bir hançer gibi İslam coğrafyasını ikiye bölüyordu. Bu da yetmemiş gibi bir de Hıristiyan Rus tehlikesi baş göstermişti.
Ruslar, 1552’de Kazan’ı ve 1556’da da Astrahan’ı (Ejderhan) ele geçirmiş Moskova Prensliği’nin başına geçen Korkunç İvan lakaplı Çar vasıtası ile gözünü Karadeniz’e dikmişti. Bölgedeki Müslümanlar Rus şiddetine karşı Osmanlı’dan yardım istiyorlardı.
Artan Rus tehlikesi üzerine Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, Hazar Denizinin kuzeybatısındaki Astrahan’a bir sefer düzenlenmesi için Padişah’ı ikna ederek karar aldırmıştı. Bölgeyi Ruslardan kurtarıp kuzeyde Don ve Volga nehirlerinin yaklaştığı arazide bir kanal açmayı plânlamaktaydı. Böylelikle Orta Asya Müslüman Türk devletleri ile yakınlaşma sağlanacak, Rusların Kafkaslara yayılması önlenecek ve İran nüfuzuna da engel olunabilecekti. Ancak şimdi olduğu gibi muhalifler; “bu projenin bir hayali girişim olduğunu, boş yere devleti nihayetsiz masraf ve zarara sokacağını” ifade ediyorlardı.
Sokullu, Şıkk-ı sâni defterdarı Çerkez Kasım Bey'i Beylerbeyi yaparak Astrahan seferiyle paralel yürütülmesi planlanan bu kanal girişimini başlatmıştı. Kanal kazılacak yer olarak Astrahan’ın biraz kuzeyindeki Eski Yunanlar tarafından Don’un ve Volga’nın, iki ayrı denize dökülmeden önce, üzerinden geçtiği en sığ toprak olarak tespit edilmişti. (Bu konuda Emine Sonnur Özcan’ın “Asya’dan Afrika’ya Osmanlı’nın 16. Yüzyıl Kanal Projeleri” başlıklı Kasım 2013 yılında yayınlanan TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisinden istifade edilebilir)
Osmanlı Devleti hem sefer hem de kanal için Azak Kalesi merkez olmak üzere toplanmıştı. Burası hem seferin önemli bir dayanağı, hem de harekâtın çıkış noktası olmuştu. Nisan 1569 tarihinde, Kaptan Mustafa Paşa komutasındaki donanma ile üç bin yeniçeri bölgeye sevk edildi. Asıl kuvvetler ile amele ve levazım sevki ise Ağustos 1569 tarihinde Osmanlı donanması ile yapıldı. Ayıca kanal kazısında çalışmak üzere 30.000 Nogay Tatarı işçi olarak tutulmuştu. (Bu konuda Halil İnalcık’ın 1948 yılında yayınladığı "Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei ve Don-Volga Kanalı Teşebbüsü -1569" başlıklı çalışması çok değerlidir)
1569 Ağustos'unda Kefe Beylerbeyi Çerkez Kasım Paşa tarafından Don Nehri'nin bir kolu olan Ilovlya Çayı ile Volga'nın kolu Kamsyshinka Çayı arasında kanal kazılmaya başlandı. (Bu bölgede şu anda Petrov Val kasabası bulunmaktadır) Üç ay içinde iki nehir arasındaki mesafenin üçte biri kazılmış ancak çeşitli kışkırtmacılar tarafından işçi ve askerler arasında hoşnutsuzluklar çıkarılmıştı.
Kanalın inşası ile Osmanlı Devleti'ne karşı yarı özerk olan Kırım Hanlığındaki otoritesinin sarsılacağını düşünen Devlet Giray’ın da bu kışkırtmalarda rol aldığı tarihçiler tarafından belirtilmektedir.
Bu esnada Ruslar’ın da saldırıları da artmış üstelik mevsimin kışa dönmesi de kanal kazısını yavaşlatmıştı. Sonunda kanal işini yarıda bırakıp doğrudan Astrahan üzerine sefer yapılması konusunda Padişah II. Selim ikna edilmişti. Böylece kanal projesi yarım kalmış yetmedi Kasım Paşa'nın yeniçerilere geri çekilme emri vermesi ile sefer de başarısız kalmıştır.
Osmanlı ve Kırım ordusu, geri çekilme esnasında bataklıklar nedeni ile çok zarar görmüştü. Bu arada mühimmat ve erzak depolanan Azak kalesi, isyancı Yeniçeriler tarafından barut deposunun patlatılmasıyla yıkılmıştı. Bu gelişmeler kanal girişiminin tamamen terk edilmesine yol açmıştır.
Çar Korkunç İvan, Volga nehri üzerindeki bir adaya Yeni Astrahan'ı kurmuş hem Don-Volga Kanalı Projesini hem de Astrahan seferini başarısız kılmıştı. İşte Osmanlı devletinin yıkılma sürecini incelerken bu ihanetleri de göz önüne almak gerekiyor.
Fakat Stalin, Sokullu gibi işi yarıda bırakacak birisi değildi. Nitekim 2. Dünya Savaşı sonrasında esir alınan Alman askerlerini ve halk düşmanı olarak tanımladığı muhalif Rusları, sürekli vardiya usulü kullanarak beş yıllık bir kazı çalışması sonucunda 1952 tarihinde bitirmiştir.
Bu kanal 68 yıldır kullanılmaktadır ve Hazar Denizindeki Azerbaycan, Kazakistan, İran, Türkmenistan limanlarını dünyaya açmaktadır. Rus mühendis ve teknisyenler baraj gölü nedeniyle oluşan kot farkını, aynı Panama kanalında olduğu gibi havuz sistemiyle aşmışlardır. Gemiler, baraj gölünden nehir yatağına inerken seviye havuzları sayesinde adeta bir asansör gibi iniş-çıkış yaparak ilerleyebilmektedirler.
Kanala paralel olarak bir tren hattı ve bir de karayolu uzanmaktadır. İşte deniz-tren ve karayolu ağı ile Sibirya’nın, Hazar’ın ve Urallar’ın tüm zenginliklerini dünyaya ulaştırabilmektedir. İşte Kanal İstanbul ile bu açıdan benzerlikler taşıyan ulaştırma ağı, lojistik merkez olma açısından çok önemlidir.
Kıssadan hisse bu olmak gerektir ki; suyolları diğer bir ismi ile waterway’lar ülke ekonomileri ve devletin bekası için çok önemlidir. Sovyetler Birliği’nin uzun bir müddet boyunca dünyanın süper gücü olabilmesinin altında yatan en önemli nedenlerden bir tanesi de denizciliğe ve özellikle de suyollarına verdiği önemden dolayıdır. Eğer Türkiye’nin dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birisi olmasını arzu ediyor isek Kanal İstanbul bir tarafa, daha bir çok yerde kanallar açmamız gerekmektedir. Uygun nehirlerimiz vardır ve örnek çalışmalarla bu coğrafi zenginliklerimiz değerlendirilmek zorundadır. Buraya harcanan paralar asla israf değildir. Bilakis geleceğimiz açısından son derece önemlidir, vesselam…
Vehbi KARA
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Halil MERT
İran… Abd’nin Pehlevi Dayatması
Seyfettin BUDAK
İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur?
Adnan ÖZ
Kupada iki de iki yaptık!
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatih ORUÇ
Abd-Cıa ve Darbeler
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)