Son 60 yıldan beri devam eden karşılıksız ABD aşkı devam ediyor. Kusursuz bir Haydut Devlet olan ABD, kendisine şirin görünmeye çalışan bizim gibi devletleri devamlı surette tokatlamaya devam ediyor. Bunun en son örneğini ABD’nin CAATSA adını verdiği haksız tutumda da görmüş olduk. ABD’deki Kongrenin basılması gibi feci olaylar artık bu gidişata son verilme vaktinin geldiğini gösteriyor.
2 Ağustos 2017'de resmen yürürlüğe giren CAATSA yasası, daha önce ABD'nin ulusal güvenliğine "tehdit" olarak değerlendirdiği düşman (muhasım) ülkelere uygulanmıştı. İran, Rusya ve Kuzey Kore’ye karşı yaptırımlardan sonra şimdi resmi bir şekilde Türkiye düşman ülke statüsüne alınmış oldu. Şimdi kalkıp hiçbir şey olmamış gibi düşman ülke statüsünü kabul etmiş olmak onurlu bir ülkeye yakışmaz.
Bu durum Türkiye açısından bir kriz gibi görünse de aslında iyi değerlendirildiğinde yıllardır arayıp da bulamadığımız bir fırsattır. İlişkilerimizi yeniden gözden geçirme şansı vermektedir. Fakat bu durumu hariciyede çalışan diplomatlarımızın ve savunma konusunda yönetici durumunda olan bürokratların görmesi, anlaması ve idrak etmesi maalesef çok zordur. Çünkü bu devlet görevlilerinin büyük çoğunluğu hamiyet ve manevi duygulardan yoksun kişilerden meydana gelmiştir. Almış oldukları eğitim ve kendilerini o makamlara getiren kişilere karşı borç duygusu buna engeldir.
Ülkemizin en ciddi sorunlarından birisi olan hamiyetli, manevi yönü güçlü ve ülke menfaatlerini şahsi menfaatlerinden üstün tutan memurların az olmasıdır. Daima kendisini oraya getirenlere karşı borçlu hisseder. Halbuki Allah huzurunda hesap vereceğini düşünen biri zavallı insanlara boyun eğer mi?
Görevini yapmak yerine kendisine o makamı verenlere minnet borcu olanların acı örneklerini yıllardır gördük. Halen de görmeye devam ediyoruz. Çok kısa ve yaşadığım bir örneği vererek bu durumu izah etmeye çalışayım.
28 Şubat 1997 döneminde sırf eşi başörtülü diye on bine yakın asker ordudan tasfiye edildi. Bunun yerine ABD’ye menfaat ilişkileri ile bağlı, maneviyattan yoksun, eşinin dini değerlerine karşı son derece duyarsız askerler terfi ettirilerek general amiral yapıldı. FETÖ’nün gerçekleştirdiği 15 Temmuz 2019 askeri darbesi bunun sadece bir örneğidir. İşin acı tarafı 360 civarında olan general-amiral arasından 140 tane ABD beslemesi Feto’cu general ve amiral çıkmıştır. Kalan diğerleri ise darbeci gelenekten gelen ve bunlardan doğru dürüst ders almamış devrimci general ve amirallerdir.
15 Temmuz 2016 Askeri darbesi yeterince uyarı yapmamıştır. Ne yazık ki meydana gelen olayları analiz etmek ve tekrarlanmaması için önlemler alınması gerekiyordu. FETÖ’nün laciverti diyebileceğimiz dini ve manevi değerlere karşı duyarsız binlerce subay terfi ettirilmiş ve FETÖ’den boşalan makamlara yerleştirilmiştir. Şu sıralar ABD’nin yeni seçilmiş Başkanı Biden’in açıkça dile getirdiği gibi seçilmiş Cumhurbaşkanı’mız Erdoğan’ı aynen Mısır Devlet Başkanı Mursi gibi tasfiye etmek için açıkça demeç veren küstah Biden denilen mahluk; ABD Başkanı olarak karşımıza geçmiştir.
Bu acı ve ağlanması gereken duruma karşılık hükümetin almış olduğu önlemler neredeyse sıfır düzeyindedir. Örnek olarak söylemek gerekirse FETÖ ve darbeci generallerin tasfiye ettiği askerlerden ilaç için dahi olsa bir tane meslektaşımı orduya almamışlardır.
Hükümet bu konuda o kadar büyük bir gaflet içindedir ki buradan çok ağır sözler sarf etmem gerekir. Lakin böyle bir kozu sırf bu darbeci generaller fırsata çevirmesin diye vermeyeceğim. Sadece hükümetin yapması gereken icraatları nazikane bir üslupla dile getirip vazifemi yapacağım. Sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyenleri Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır.
Bu konuda acı bir hatıramı arz ediyorum. Sonrasında da ABD’ye karşı almamız gereken önlemlere geçeriz.
28 Şubat 1997 Darbesinin ele alındığı bir panelde konuşmacılardan Metin Külünk isimli milletvekiline şu soruyu sormuştum. Dedim ki: “Ordudan dini ve manevi değerlerine bağlı olduğu için emekli edilmiş 10 bin civarında asker var. Bunların içinden hiç olmaz ise ilaç için birkaç tane insanı istihdam edemez misiniz? Hem bunlar inançlarından taviz vermeyen ordunun en onurlu insanlarıdır. Niçin silahlı kuvvetler içinde bu kişilere görev vermiyorsunuz”
Cevabında ise samimiyetten uzak tam bir profesyonel siyasetçi üslubunda cevap verdi. Dedi ki: “ Çünkü bu ordudan atılmış askerler generallik gibi yüksek görevler istiyorlar”.
Böyle bir sözün doğru olamayacağını kendisi de gayet iyi biliyordu. Fakat sıkışınca köşeye sıkışan şark kurnazlığı içindeki siyasetçilere yakışan bir biçimde cevap veriyordu. Bunedenle “bırakın generalliği haksız yere ordudan atıldığı halde tazminat dahi alamadıklarını, bu sözün çirkin bir yalan olduğunu” yüzüne karşı söyledim.
Gerçekten de benim gibi Yüksek Askeri Şura kararı ile emekli edilenlere zaten hakları olan sosyal güvenlik primleri verilmiş; kararname mağduru binlerce asker arkadaşıma bırakın tazminatı zırnık dahi verilmemiştir. Burada vebal büyüktür. Sanırım bunların karşılığı dünyada değil de ruzi mahşerde alınacaktır. Zira hükümet bu büyük ayıp karşısında kılını dahi kıpırdatmamaktadır. Fakat ABD’de eğitim görmüş ve Batı’ya karşı aşırı derecede hayran kendi öz benliğine karşı duyarsız kişilerin önü açıktır. Bunlar sanki 15 Temmuz 2016 darbesi hiç olmamış gibi küstah tavırlarına devam etmektedirler. Allah ıslah eylesin…
Bu acı ve insanı çileden çıkaracak derecede büyük ayıbı bir kenara bırakıp ABD’nin muhasım kabul ettiği ülkelere uyguladığı yaptırımlara dönelim.
ABD Dışişleri Bakanlığından konuyla ilgili açıklama yapan üst düzey bir yetkili, Türkiye’ye yönelik yaptırımların, "ABD'nin ürün ve teknolojileri için ihracat lisansı ve yetkilerinin verilmesinin yasaklandığını" kaydetmişti. Ayrıca herhangi bir uluslararası finansal kuruluşun Türkiye’nin savunma sanayine 10 milyon doları aşan kredi ve borç vermesinin kısıtlandığını ve bazı üst düzey yetkililerinin ABD'ye girişinin de yasaklandığını ifade etmişti.
İşte bu durum Türkiye’nin yıllardır arayıp da bulamadığı eşsiz bir fırsatı ayağımıza kadar getirmiştir. ABD ile köprüleri atmasak dahi bu güne kadar aleyhimizde uygulanan birçok anlaşma maddesini çöpe atma fırsatı doğmuştur.
1970’li yıllarda ABD ambargosu nedeni ile ABD üslerini kapatmış ve sonucunda milli bir savunma sanayi geliştirme fırsatını yakalamıştık. Bugün ürettiğimiz dünyanın en gelişmiş korvet ve fırkateynleri işte bu ambargonun getirdiği savunma endüstrisi kurma çabaları sonucunda elde edilmiştir.
Sonrasında güdümlü mermi ve insansız hava araçlarında açıkça ambargo konulmuş fakat bu küstahça tavır tam tersi bir etkiye sebep olmuştu. Şimdi dünyanın en gelişmiş araçlarını ve mermilerini üretme kabiliyetine sahip olduk. Üstelik bunu satarak büyük gelirler elde edebiliyoruz. Ambargonun nasıl fırsata dönüştüğünü başka bir örnekle izah edeyim.
Donanmada görev yaparken Türkiye’nin üretmiş olduğu ve Refakat Filotillasının sancak gemileri olan Berk ve Peyk uzun yıllar donanmada hizmet etmişti. Halbuki bu muhriplere ne kadar olumsuz söz söylenmişti. ABD beslemesi bazı kişiler milli otomobilimiz Devrim’e karşı yürütülen propaganda benzeri sözler ile bu gemiler için alay ediyorlardı. Dizaynından tutun üzerindeki silahlara kadar demedik terbiyesizliği bırakmamışlardı.
Fakat bu gemiler ile başlayan milli savaş gemisi üretimi günümüzde akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. Almanlar ile beraber yürütülen MEKO fırkateyn projesinden sonra dünyanın en gelişmiş fırkateynlerini üretme kabiliyeti kazanmış durumdayız. Halen uçak gemisi de dahil olmak üzere milli gemilerimiz,denizaltılarımız üretiliyor hatta Pakistan ve Ukrayna’ya ihraç edilerek önemli bir aşamayı geçmiş durumdadır.
Demek ki ABD’nin müttefik ülke aleyhine açıkça “muhasım ülke” sıfatını kullanarak uyguladığı bu ve benzeri edepsizlikleri eskiden yaptığımız gibi fırsata çevirebiliriz. Nitekim defalarca isteyip de vermedikleri hava savunma silahları yerine Hisar isimli güdümlü mermi sistemleri ile cevap verdik. Dünyanın muharebe sahasında üstünlüğü kanıtlanmış Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) lar sayesinde zaferler elde ettik. Hatta dünya savunma stratejilerini kökten değiştirecek adımları atma konusundaki ilk adımlar ülkemizden geldi.
Peki, bundan sonra ne yapmalıyız?
Soruya cevap vermeden önce “neyi yapmamalıyız” konusunu dile getireyim. Öncelikle diğer yanağımızı “yeniden tokat yemek” için uzatmamalıyız. Açıkça Türkiye’yi muhasım yani düşman ülke konumuna sokup cezalandıran ABD’ye “edepsizliğine devam edebilirsin” şeklindeki bir yaklaşımdan uzak durmalıyız. Halihazırda üzülerek söylemeliyim ki ABD ile hala eski onursuz ve ülkemizin menfaatlerini ayaklar altına alan ilişkiler sürdürülmeye devam ediyor.
Bu konuda Milliyetçi Cephe Hükümetlerinin başarı ile uyguladığı politikaları uygulamamız gerekiyor. Malumunuz 1970’li yıllarda ABD üsleri kapatılmış bu üsler Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutasına verilmişti.
Şimdi de benzeri tedbirler alınabilir. ABD’nin düşmanca tutumuna karşılık olarak başta İncirlik olmak üzere ABD’nin gizli ve açık bütün üsleri kapatılabilir. Bu işlem yapılırken ABD’nin anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği ve özellikle Türkiye’ye karşı düşmanca tutum gösterdiği açıkça belli edilmelidir.
Bu arada F-35 üretimi ile ilgili olak ticari anlaşmalardan dolayı zarara uğrayan savunma şirketlerimizin zararlarını karşılamak üzere yine anlaşmalardan doğan hukuki süreç işletilmek zorundadır. ABD’nin parasını verdiğimiz halde el koyup iade etmediği F-35 uçaklarına karşılık hukuki süreç sonuçlanana kadar ABD’nin mallarına ve silahlarına el koyulması gerekiyor.
Vaktiyle İngiltere’ye parasını ödediğimiz halde vermediği 2 savaş gemisine karşılık savaş ilan etmiştik. Eğer ülke olarak onurumuzu korumak istiyor isek bu yapılan iğrenç tutumu haykırmak zorundayız.
NATO’da ise yapacak çok sayıda eylem ve iş vardır. Öncelikli olarak NATO’dan çıkmak çok yersiz ve akılsızca bir hareket olur. Bunun yerine ABD’nin ülkemize karşı uyguladığı hasmane ve düşmanca tutum nedeniyle birçok ortak tatbikat ve çalışmaya kilit vurulmalıdır. Ta ki Türkiye’nin haklarını koruyup gözetecek bir duruma gelinceye kadar. NATO’nun çalışmaları “veto” silahı kullanılarak engellenmeli ve bunu ABD’nin hasmane tutumu nedeniyle yapmak zorunda kaldığımızı geniş mahfillerde açıklamalıyız.
Aslında onurlu ve milli menfaatlerini korumasını bilen bir ülke için ABD’nin muhasım ülkelere uyguladığı bu cezalandırma, ülkemize fırsatlardan öte lider ülke yolunu açmıştır. Fakat bunu ancak hamiyetli ve ülke menfaatlerini her türlü çıkardan üstün tutan insanlara ihtiyaç vardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi “Dünya beşten büyüktür” diyebilecek cesaretli insanlara ihtiyaç vardır.
Elbette bu işleri ABD beslemesi aydım, bürokrat ve akademisyenlerle yapmak mümkün değildir, vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)