Yaklaşık 14 yıldan beri Silivri’de ikamet ediyorum. İstanbul’a bağlı bu ilçemizin en büyük sorunu yeteri kadar caminin bulunmamasıdır. Topu topu birkaç camisi bulunan bu ilçemizdeki Osmanlı yadigarı Fatih Camii hakkında yıkım kararı alınmıştır.
Bu konuda Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın da farkında olmadan alet olduğu ciddi bir “camii ve tarihi eser düşmanı” grup ile karşı karşıya kalmış durumdayız. Bu konuda şahsi olarak yapmış olduğum girişimler sonucunda kapıların yüzüme karşı çarpılmış olduğunu üzülerek belirtmek zorundayım.
27 Ağustos 2021 tarihinde Silivri Belediye Başkanı ile eğer bu görüşme mümkün olmazsa da Yardımcısı Harun Akkan ile görüşmeye çalıştım. Fakat kendilerine ulaşabilmem mümkün olmadı. Çünkü halk ile aralarına oldukça güçlü ve aşılmaz duvarlar örmüşlerdi. Sekreter hanıma konunun çok önemli olduğunu beyan edince beni belediyede görevli genç bir memurla görüştürdüler.
Memur genç, Silivri Fatih camii hakkında yıkım kararı olduğunu söyleyerek buna karşılık hiçbir şey yapamayacaklarını söyledi. Belediyeden birazda azar işiterek üzgün bir şekilde Silivri Müftülüğünün yolunu tuttum.
Müftülükte de caminin yıkım kararı nedeniyle herhangi bir yardımda bulunamayacaklarını çünkü kendilerinin birer memur olduğunu söyleyen kişilerle karşılaştım. Kısaca söylemek gerekirse Osmanlı’dan kalma tarihi camii yıkılırken sanki futbol maçı izleyen memurlara dert anlatmaya çalışır bir duruma düşmüştüm.
Hâlbuki bu işin ciddiyetini anlatmak için hazırlamış olduğum sekiz sayfalık dosyamı da yanımda götürmüştüm. Bir nüsha fotokopi alma nezaketini dahi göstermediler.
Bu vicdan sızlatıcı durumun çözümü için öncelikle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den yardım istiyorum. Zira yıllarca CHP gibi tarihi eserlere ve camilere karşı duyarsız bir belediye seçimi kaybetmiştir. Yerine milli ve dini değerlere karşı hassas olduğunu düşündüğüm MHP’li belediyenin gelmiş olması bu konuya daha fazla ciddiyetle yaklaşacağı ümidimi arttırmıştır.
Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’dan konuya el atarak camii eksikliği nedeni ile özellikle Cuma namazlarında güçlük yaşayan Silivri halkına destek olmasını rica ediyorum. Çünkü konu birçok nedenle önemlidir. Camilerimiz sadece ibadet edilen bir mekân değil en az 500 yıllık ecdadımızın izlerini taşıyan önemli bir kültür varlıklarıdır.
Peki, Silivri’de neler oldu? 500 yıldan beri camii bulunan bir yerde ne yapılmak isteniyor?
Çok özet olarak söylemek gerekirse “Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar” diyebilirim. Bu topraklarda özgürce ibadetini yapmaya çalışan Türk vatandaşlarına, Rum vakıf ve dernekleri tarafından engel olunmaya çalışılmaktadır. Hiç utanmadan, haya etmeden hem de milli ve manevi değerlere saygılı olduğunu bildiğimiz bir hükümet ve belediye vasıtası ile bu çirkin icraatı yapabilmektedirler.
İşin boyutunu daha iyi bir şekilde anlatabilmek için Fatih Camisi ile ilgili şu bilgileri vermem gerekiyor. Öncelikle bu camii İstanbul’un fethi ile birlikte vakıf korumasına alınan tarihi bir eserdir. Balkan Harbi esnasında Bulgarlar tarafından yıkılıp 1980 yılında yeniden ihya edilmiştir.
Daha detaylı bilgiler vermek gerekirse; Silivri Fatih Camii (diğer adıyla Hünkar Camii), 1453 yılında açılmış fetih camilerindendir. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi ile Fatih Sultan II Mehmed Vakfiyesi’ne ilk yedi camii içerisine kayıt olunmuştur.
Burada daha önce bulunan Alexios Apakaukos Kilisesi, şimdi yeniden ihya edilmek istenmektedir. İstanbul’un Fethi olan 1453 yılına kadar bu isimle anılan bir kilise olarak hizmet veren bu yapı hiç ihtiyaç yok iken 500 yıllık bir camiyi yıkmak pahasına inşa edilmeye çalışılmaktadır.
Fetih ile birlikte Fatih Sultan Mehmed’in kendi mülkü olarak anılanlar arasında bulunan ve sonrasında Vakfiyesi’ne hayratı olarak işlenen yapı, 1453 yılında fetih camileri arasında anılarak camii fonksiyonu almış ve bu fonksiyon ile kilise binasında camii fonksiyonu 19.yüzyılın ortasına kadar devam etmiştir. Balkan Savaşlarında İkinci Çatalca Muharebesi sırasında Bulgar kuvvetlerinin müdahalesi ile tamamen çökmüştür.
Söz konusu bu camii binasının altında yine kilise binasının adı ile anılan ve kilise oturum alanından daha büyük bir sarnıç bulunmaktadır. Cumhuriyet döneminde yapının yeniden inşası birçok kez projelendirilmiş; ancak belli bürokratik nedenlerle gerçekleştirilememiştir.
Nihayet Müslüman halkın ibadethane açığının ve Fatih Camii adının yaşatılması amacıyla bugün mevcut olan yeni bir camii inşa edilmiş ve 1980 yılında ibadete açılmıştır. 1980’li yıllarda kimi zaman cemaat’in fazlalığı, kimi zaman ise hava sıcaklıkları nedeniyle Sarnıç yapısı içerisinde de ibadet edilmiştir.
Günümüze geldiğimizde ise bir Rum Derneği olduğu anlaşılan ve Müslümanların ibadet etme özgürlüklerine karşı son derece tecavüzkâr bir grubun varlığı ile karşılaşıyoruz. Bu dernek yukarıda bahsettiğimiz üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı, Silivri Belediye Başkanlığı ve İstanbul Vakıflar1. Bölge Müdürlüğü içindeki bazı kişiler vasıtası ile çeşitli usulsüzlükler yaparak 500 yıllık Silivri Fatih Camii hakkında yıkma kararı aldırmışlardır.
Konu üzerine gidince bazı acı gerçeklerle yüz yüze kalmış bulunduğumuzu ifade etmek isterim. Zira ”Silivri Tarihi Kültürel Mirası Koruma, Eğitim ve Araştırma Derneği” adı ile faaliyet yürüten; dernek yönetim kurulu ve dernek kütük bilgilerine ulaşamadığımız bir tuhaf yapı karşımıza çıkıyor.
Türkiye’de Rum kiliseleri dışında Yunanca tabelası ile hiç karşılaşmadım. Fakat bu derneğin tabelasında Yunanca kelimeler bulunmaktadır. Kısaca gerçek kimliklerini bu şekilde göstermek istiyorlar. 2019’da kurulduğunu beyan eden bir dernek tarafından sarnıca zarar verdiği iddiası ile bir üniversiteden rapor alınmış ve bu düzmece rapor ile ilçe müftülüğüne başvuru gerçekleştirilmiştir.
Bu Rum derneğinin başvurusunu; emir telakki eden bazı kamu kurumları derhal Camii’nin ibadete kapatıldığını yazı ile bildirmişler hatta caminin her yerine asmış durumdadırlar. Bu rapor ile ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na başvuru yapıldığı ve bu başvuru üzerine ilgili Kurul’un “yıkım kararı” aldığını da hem belediyede hem de bazı kurumlar vasıtası ile yaptığım incelemeler sonucunda üzülerek öğrenmiş bulunuyorum.
Mevcut yapı hakkında hasarlı olduğu iddia edilse de çıplak gözle yapmış olduğum incelemede en küçük bir çatlak dahi bulunmadığını görmüş durumdayım. Kısaca söylersek; “taş” gibi sağlam bir yapıyı “deprem riski” gibi bahanelerle yıkma kararı almışlar.
Camiyi yıkma kararı alan ve bu kararların altında imzası bulunan kişilere şu basit soruyu sormak istiyorum. Madem bina depreme göre riskli bir yapıdadır. Eğer öyle ise bu yapıyı güçlendirmek gerekmez mi? Devlet size kamu binalarının korunması için maaş verdiği halde siz bu yıkım kararı ile kime hizmet ediyorsunuz? Halkın ihtiyaçlarına karşı duyarlı ve mantıklı bir karar vermek yerine camiyi ortadan kaldırma çabası nedir? Açıkça söylüyorum bu yapılan bir cinayettir ve ölene kadar bu camii düşmanları ile mücadele etmeye de kararlıyım.
Şimdi Rum Derneği olduğu anlaşılan ve faaliyetlerini mason locaları gibi gizli bir şekilde yürüten “Silivri Tarihi Kültürel Mirası Koruma, Eğitim ve Araştırma Derneği” ile ilgili bilgilere… Bu derneğin amaçlarını ve neye hizmet ettiklerini anlayabilmek için politika beyanı niteliğindeki bültenlerini incelemek gerekiyor.
Bir kere bu Silivri Tarih Derneği Bülteni’ni çıkaran ve yayınlayanların resmi bilgileri ortada yoktur. Zira bültenlerinde hiçbir künye bilgisi bulunmamaktadır. Yazarının ismi beyan edilmemiş bültenin 3. sayısında ise “Haftanın Konusu: St. John Kilisesi ve Sarnıcı” başlıklı yazıda her şeyi açıkça itiraf etmişler. Bültende ifade edilen hususlar şu şekildedir:
“…Kilise ve sarnıcıyla Silivri Mimarlık tarihinin önemli yapılarından olan bu yapının kaderi Silivri Belediyesinin de gündeminde. Belediye sarnıcın yeniden restorasyona alınmasıyla ilgili Valiliğe gerekli bilgilendirmelerde bulunmuş bütçe için başvuruda bulunulmuştur. Fakat Restorasyon ihalesi hala gerçekleştirilemediği görülmekte bu sırada da yapının sahipsizlikten yavaş yavaş yıkılmaya yüz tuttuğu görülmektedir. Son zamanlarda bu tahrip sarnıcın taşıyıcı kemerlerinde çökme olarak görülmesine neden olmuştur. Fay hattı üzerinde bulunan Silivri’de bu yapının depreme dayanıklı bir hale getirilmesi de gerekmektedir. Sarnıcın bir an evvel restorasyonuna başlanılması ve restorasyonla yapıdaki rutubetten vb. etkenlerden korunarak Silivri’nin Şehir Mimarisi belleğine yeniden kazandırılması elzemdir. Bununla birlikte sarnıcın üstünde bulunan Fatih Cami’nin yıkılması, kilisenin ana beden duvarlarının daha net bir şekilde açığa çıkartılmasıyla burasının açık hava müzesi olarak kullanılmasına ve sarnıcında İstanbul’da diğer önemli sarnıçlarda olduğu gibi konser, sergi ve konferans salonu olarak kullanılabilmesinin önünün açılması gerekmektedir. Bunun için en önemli adım doğru restorasyon kurallarına uygun olarak yapılacak çalışmalardır. Şerefiye Sarnıcı, Yerebatan, Binbirdirek sarnıcı gibi bu sarnıç yapısının da halkın ziyaretine açılması gerekmektedir.”
Demek ki asıl maksat; 500 yıldan beri hizmet veren Fatih Sultan Mehmed’in fetih mülkü ve Silivri Camii olarak vakfettiği, bunun yanı sıra Vakfiyesi devam eden Fatih Caminin yıkılmasıdır. Bunun yerine Alexios Apakaukos veya St. John Kilisesi yeniden ihya edilmek istenmektedir. Bu durum gayet açık ve şüpheye yer kalmayacak biçimde ifade edilmiştir.
Deprem riski ve diğer hususlar ise bu yalın gerçeğin örtülmesi maksadı ile kullanılan hususlardır. Bu maksatla gerçeğe aykırı bir şekilde uydurma raporlar yayınlanmış olup bu raporlarda ismi geçenler hakkında en kısa zamanda soruşturulma açılması gereklidir.
Son olarak şu hususları arz etmek isterim ki: Türkiye Cumhuriyeti’nin Medeni Hukuku’ndan ve Vakıf Hukuku’ndan bîhaber sorumsuz hareket eden ve dini hassasiyetler konusunda son derece duyarsız insanlar bulunmaktadır. Bu kişiler Silivri nüfusunun tamamına yakınının Müslüman olduğundan ve cami ihtiyacı bulunduğundan habersizdir.
Silivri halkının İslamî inançlarını ve değerlerini hiçe sayarak haddini aşan bir düşünce ile gerçekleştirmek istenen husus; Silivri Fatih Camii’ni yok etme hedefidir. Halkın ihtiyaçlarını tamamen görmezden gelen kimliği meçhul kişiler tarafından haince planlar yapılmakta ve kamu kurum ve kuruluşları bu sinsi plana alet edilmektedir.
Mevcut kanunlar ve mer’î mevzuat çerçevesinde hareket etmesi gerekirken; bazı kamu kuruluşlarının yıkım kararı almış olmaları, ülkemizin karşı karşıya bulunduğu ciddi bir sorundur. Fatih Camii’nin hüviyetinin devamlılığı ve alanın ibadethane fonksiyonuna dair bir politika hedefi koymadan sözde derneğin Müslüman kimliğini onurla taşıyan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarına rağmen ortaya koyduğu karanlık hedeflerine alet olmak büyük bir suçtur.
Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları’nın görevi; isimlerinden de anlaşılacağı üzere tarihî ve kültürel varlıkları korumaktır. Kararları’nda Silivri Fatih Camii’nin projelendirilmesi ve korunması ile ilgili bir ibare bulunmadan sadece yıkım kararı almak vicdansızlıktan öte bir tarihi eser ve kültür düşmanlığıdır.
Şimdi ilgili Kurul, Belediye ve Müftülük’ten yıkım kararı alınan Camii hakkında vakfedildiği mimarisi ile sarnıcın güçlendirmesi, Camii’nin ise gerekli inşa projelerinin gerçekleştirilerek yapına başlanmasına ihtiyaç vardır. Silivri Fatih Camii’nin hüviyetini ortadan kaldırmak isteyen herkesi ve konuya ilişkin mer’î mevzuatı uygulamakla sorumlu tüm kamu kurum ve kuruluşlarını ve çalışanlarını, mevcut mevzuat dışında ve toplumun köklerinden uzak yaklaşımlar ile hareket etmemeleri hususunda uyarıyorum, vesselam…
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)