Türkiye, silah alımı konusunda ABD ve Rusya tarafından devamlı olarak sıkıştırılıyor. Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık misali dış politikada zor günler geçiriyoruz. İşte bu zor durumda devlet yöneticilerine bazı gerçekleri hatırlatarak yol göstermeye çalışalım…
Olayları mümkün olduğu kadar basitleşerek büyük fotoğrafı görebilirsek doğru karar verebilme şansımız artar. Bu nedenle teknik detaylarda boğulmadan ABD’nin “Eğer S-400 savunma sistemini alırsanız size dünyayı dar ederim” ve “Benim Patriot Füzelerini alın, sinirimi bozmayın Türkiye’nin de üretiminde görev aldığı F-35 uçaklarını da vermem ha!” gibi tehditlerini çok da ciddiye almamak gerekir. Bu nedenle hava savunma ihtiyacı çok acil olduğu için ne pahasına olursa olsun S-400 hava savunma Sistemleri alınmalıdır.
Çünkü ne ABD eski Amerika’dır ne de Türkiye höt deyince korkan bir ülkedir. Ne yazık ki ABD Başkanları ve politikaya yön veren siyasetçiler, Türkiye üzerinde almış olduğu yanlış istihbaratın kurbanı olmuş durumdadırlar. Bu noktayı biraz açalım:
ABD ekonomisi freni patlamış bir kamyona benzemektedir. Hızla uçuruma doğru giderken fren yapma eşiğini de geçmiş bir vaziyette çareler aramakla meşguldür. Zira her yıl yarım trilyon dolar cari açık veren ve özellikle Çin’e karşı 323 milyar dolar ticaret açığı bulunan ABD’yi hiçbir şey kurtaramaz.
Bu güne kadar tüketim tuzağına düşerek cari açığı kapatmak için devamlı dolar basan ABD, bu dolarlara karşı borçlanma senedi verdiği için dünyanın en borçlu ülkesi durumuna düşmüştür. Durumun dehşetini anlamak için şu bilgi yeterli olacaktır.
Eğer ABD, dünya üzerindeki likit olan bütün dolarları toplayıp borcunu ödemeye kalksa; ancak tüm borcunun yarısının yarısını ödeyebilir. İşte şimdi niçin freni patlamış bir kamyona benzettiğimizi anladınız mı?
Trump’ın yapmaya çalıştığı şudur: “Hızla çöküşe giden ABD ekonomisinin ömrünü birkaç yıl daha uzatmak”. Çünkü herkes gayet iyi biliyor ki birkaç yıl sonra gayri safi milli hasıla rakamları ile Çin ekonomisi ABD’yi geçecektir. ABD liderliği kaptırdıktan sonra “süper güç” yerine “süper batık” olarak anılmaya başlayacaktır. Bunu 5-10 yıl daha ömrümüz var ise hepimiz göreceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın…
ABD yıllarca hurda silah vererek güya müttefik olduğu ülkeleri sömürmüştür. Hatta bir ara ABD’nin stimli yani buharlı gemilerini almadığımız için Saratoga Uçak Gemisinden atılan 2 adet Sea Sparrow güdümlü mermisi ile Muavenet gemisini kaybetmiştik. Bu olay silah satışı konusunda ABD’nin ne kadar hassas olduğunun çok güzel bir örneğidir. Sadece Türkiye’ye değil bütün NATO ülkelerini hatta Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi bir çok ülkenin sırtından büyük paralar kazanmıştır.
Aslında ABD’nin F-35’i vermemesi Türkiye’ye büyük bir fırsat penceresi açmaktadır. Çünkü bu uçağın üreticisi olan ülkemize karşı “ticari skandal” niteliğinde olan bu karar sonucunda ABD’nin bütün güvenirliliği ayaklar altına alınacaktır. Tahkim gibi kuruluşlar hainlik edip Türkiye’nin hakkını vermese bile; bu ticari skandal yüzünden ABD silah endüstrisinin büyük bir darbe yiyeceğinden şüphe duymamak gerekir. Zira ticari anlaşmaları çiğneyen hiçbir ülke ile ticaret yapılmaz.
Elbette durum Türkiye için de çok iyi sonuç vermeyecektir. Ekonomik olarak ABD’nin saldırısı devam edecek kalkınma hızımız birkaç yıl ertelenebilecektir. Fakat şu hususu da unutmayalım: Türkiye son 5 yıldır zaten ABD’nin ağır yaptırımları ile mücadele etmektedir. Bizim ekonomimiz bu saldırılara karşı oldukça bağışıklık kazanmıştır. En çok dolar değer kazanıp Türk lirası değer kaybedecektir. Bu durumda ihracat ucuzlayıp ithalat pahalılaştığı için cari açık problemi de bitecektir. Ayrıca Türkiye, ucuz ve kaliteli konaklama ücretleri nedeniyle “dünyanın turizm cenneti” olacaktır.
Düşünün bir kere… ABD, FETÖ aracılığı ile “15 Temmuz Darbesini” gerçekleştiriyor, fakat darbeye rağmen ekonomimiz yıkılmıyor. Her yıl ihracat rekoru kırmaya devam ediyoruz. İşte “Türkiye eski Türkiye değil” derken ne demek istediğimi anlatabildim mi?
Hem ABD’nin uyguladığı ambargolar yerli sanayimizin ve özellikle de silah endüstrisinin gelişmesine büyük yarar sağlamıştır. Parasını ödediğimiz F-35’leri vermemekle kaybedeceğimiz bazı teknik ve teknolojik kayıplar olsa da bunu telefi etmek için çok güçlü bir nedenimiz olacak ve kısa zamanda öncekiler gibi buradaki açığımızı kapatabileceğiz.
Keşke hem F-35’i alsak hem de S-400’leri ülkemize getirsek. Lakin ABD buna müsaade etmeyeceğini çok net bir şekilde açıklamış durumdadır. CHP’nin iddia ettiği gibi olayı sürüncemede bırakmak veya ertelemek; ülkemize hiçbir yarar sağlamayacaktır.
İşte sırf ABD’nin siyasi ve politik duruşu nedeniyle F-35 yerine S-400 sistemini tercih etmemiz gerektiğini birkaç madde ile izah etmeye çalıştık. Bu tehditlerin aslında çoğu zaman “blöf” olduğunu bilmekte yarar vardır. Bu işten ABD; bize göre kat kat daha fazla zarar görecektir.
Hele hele Çin ile giriştikleri gümrük savaşları ve İran’a saldırı ihtimalinin bulunduğu bir dönemde ABD’nin Türkiye’yi kaybetme riski vardır. Bunun sorumluluğunu ABD yöneticileri kaldıramaz. Zira böyle bir siyasi atmosferin ABD’ye ağır bedelleri olacaktır. 1974 Kıbrıs Harekatından sonra ABD ambargosuna karşılık; İncirlik hariç bütün ABD üslerini kapatmıştık. Çok da iyi olmuştu…
Türkiye-Rusya ilişkilerinin sadece S-400 boyutuna indirgenmemesi gerekir. Bu konu Türkiye için F-35 uçaklarından ve Patriot Hava Savunma Sistemlerinden daha önemlidir. Bir de Türkiye-Rusya ilişkileri üzerinden giderek S-400’lerin niçin daha önemli olduğunu izah etmeye çalışalım.
Öncelikle şunu söylemek gerekir ki Rusya, Türkiye’nin komşusudur. ABD gibi 15 bin km uzağımızda değildir. Karadeniz’de deniz sınırımız olduğu gibi fiilen işgal ettiği Suriye ve Ermenistan üzerinden kara sınırımız vardır.
NATO kurulduğunda muhtemel bir Sovyet saldırısında Batı Avrupa ülkelerini korumak, en azından Sovyet saldırısını geciktirmek için Türkiye bu Kuzey Atlantik Paktı’na alınmıştı. Fakat Sovyetler dağılınca bu sefer komünizm yerine İslamiyet esas düşman olarak ele alınmış Türkiye’de İslamiyet’e karşı NATO operasyonlarının cephe ülkesi olmuştu.
Günümüzde tatbikatlarda düşman unsurları olarak Varşova Paktı için kullandıkları kırmızı renk yerine; düşman olarak görülen İslam ülkeleri için yeşil renk kullanılmaktadır. Bu durum Batılı ülkelerin bakış açısını yansıtmaktadır. Ne yazık ki çıplak gerçek budur…
Aslında Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra artık hiçbir işlevi kalmayan NATO’nun da kendisini fesh etmesi beklenirdi. Fakat bunun yerine sömürü çarklarını devam ettirmeyi seçtiler.
Büyük bir kriz geçiren savaş endüstrisi için kan gerekiyordu. Aranan kan “11 Eylül” saldırıları ile bulunmuş oldu. NATO’nın en başından beri patronu olan ve hurda silah satışlarından büyük paralar kazanan ABD, Afganistan dağlarında ve Irak’ın petrolle dolu çöllerinde harekat yapmaya başlamıştı. Savaş için akıl almaz senaryolar üretip cümle aleme saldıran ABD’ye artık kimse dur diyemiyordu…
Bu arada Sovyetlerin yerini almaya çalışan Rusya; Putin sayesinde eski Sovyet günlerine dönmeye çalışıyordu. Ruslar önce Gürcistan’a sonra da Ukrayna’ya saldırdılar. Resmen Kırım’ı işgal ettikleri yetmiyor gibi bir de ilhak ettiler. Yetmedi Suriye’ye girip halı bombardımanları ile çoluk çocuk demeden yüz binlerce Müslüman’ı katlettiler.
Aslında Müslümanlara karşı zulümde Rusya, ABD ile yarış içindeydi. Aralarında adı konulmamış bir ittifak vardı. Her fırsatta Müslümanları ezip akan kandan besleniyorlardı. Çıkardıkları suni sorunları cephede sıcak savaşlara dönüştürüp acımasızca insan kanı döküp silah satışlarından paralar kazanıyorlardı. Bu süreç hala devam etmektedir.
İşte S-400 konusuna bunun gibi farklı açılardan bakmakta yarar vardır. Elbette Müslümanlar ve özellikle Türkiye; ABD ve Rusya’nın saldırılarına karşı elleri ile armut toplamayacak yerli ve milli silah sanayisi ile İslam ülkelerine örnek olmaya çalışacaktır.
Özellikle silahlı ve silahsız insansız hava araçları üretimi ile tüm dünyada hayranlık uyandıran özel ve kamu silah şirketlerimiz; hava savunma sistemleri konusunda da çalışmaktadır. S-400’ler ile ilgili yapılan anlaşmalarda teknoloji transferi söz konusu olup savunma sanayi açısından hayati derecede önemlidir.
İşte ABD’nin S-400’lere karşı çıkarak F-35’leri vermek istememesinin en önemli sebebi Türkiye’nin teknoloji transferi konusundaki başarılarından dolayıdır. ABD’nin hava savunma sistemi Patriot Bataryalarını daha önce satmak istememiş şimdi ise teknoloji transferi olmadan ve olmadık şartlar ileri sürerek veriyormuş gibi yapmaktadır. Bu sinsi oyuna düşmemek gerekir.
Rusya ise S-400’leri satarak Türkiye ile ortak üretim programını da kabul etmektedir. İşte sadece bu nedenle dahi ABD’nin küstah açıklamalarını ciddiye almadan ülkemize saygınlık getirecek bir duruş sergileme zorunluluğumuz vardır.
Kaldı ki; Milli Savunma Bakanı Akar’ın dediği gibi S-400 anlaşması yapılmış ve bitmiştir. Bu noktadan sonra geriye gitmek mümkün değildir. ABD’nin keyfi öyle istiyor diye yapılan anlaşmalar çiğnenemez.
Fakat ABD, İran’la yaptığı Nükleer anlaşmayı nasıl çiğnemiş ise aynı şeyi Türkiye’nin de yapmasını istemektedir. Bu iğrenç tutum olsa olsa Batılı ülkelere yakışır. Binlerce yıllık şerefli bir tarihe sahip milletimize yakışmaz.
Silah anlaşmalarından başka Türkiye’nin Rusya ile birlikte yürüttüğü Nükleer Santral Projesini de hesaba katmak gerekir. Her yıl yüzlerce öğrenci nükleer enerji konusunda Rusya’da eğitim görmekte ve ülkemizin geleceği açısından ileri teknoloji içeren bu çalışmalarda ortak adımlar atılmaktadır.
Ülkemiz doğal gaz ihtiyacının büyük bir bölümünü Rusya’dan karşılamaktadır. Ayrıca “Türk Akımı” projesi ile Rus doğal gazını Avrupa’ya nakletmektedir. Rusya ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler ABD ile kıyaslandığında mukayese edilemeyecek oranda büyüktür.
Bütün bunların ötesinde Rusya ile ilişkilerimizin öncelikli olmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi de bu ülkede yaşayan Türkçe konuşan halklardır. Halen Rusya nüfusunun % 20-25’ini Müslüman Türkler meydana getirmektedir. Her yıl sayısı hızla artan Müslüman Rus nüfusu ise Türkiye açısından çok önemlidir.
Türkiye ile Rusya arasında ilişkiler geliştikçe Rusya Müslümanları rahat nefes almakta geleceğe karşı daha güvenli hale gelmektedirler. Bu durumu çok iyi tespit eden FETÖ örgütü, bu iyi ilişkileri bozmak için Rus Büyükelçisini öldürtecek kadar ileri gitmiştir. Amaç Türkiye ile Rusya’nın arasını açmaktır. Ne yazık ki Davutoğlu Başbakanlığı döneminde ateşe körükle gidilmiş Rus savaş uçağının düşürülerek ilişkiler bozulmaya çalışılmıştır.
Nihayet Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin arasında kurulan iyi ilişkiler ABD-FETÖ kumpaslarını bozmuştur. Bu nedenle son zamanlarda sık sık tekrarlanan ve CHP sözcüleri tarafından dile getirilen “ABD ile ilişkileri bozmamak için S-400’leri almayıp 9 ay erteleyelim” gibi sözler tam anlamı ile Türkiye’yi tuzağa düşürme çabası olduğunu unutmamak gereklidir.
Son olarak şu hususu dile getirmekte fayda vardır. ABD, biz Rusya’dan S-400’leri almasak dahi Türkiye’nin milli savunma sanayini geliştirmesine müsaade etmeyecektir. Patriot bataryaları ve F-35 sadece bir bahanedir. Üzerimize daha çok gelmeye devam edecekler.
Bu nedenle Rusya ile kalıcı ikili ilişkiler geliştirmek zorunluluğumuz vardır. Bunu yapmazsak, Türk Cumhuriyetlerini de birer birer kaybetme riskimiz vardır. Çünkü ABD’nin girdiği her yerde ciddi nüfuz kaybı meydana gelmektedir. ABD’nin ve FETÖ örgütünün sinsi planlarını anlamak için zeki olmaya gerek de yoktur, vesselam…
Vehbi KARA
Aydan KURT
İstifa Ettim
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
Özlem Gürbüz
Yuvayı Ayakta Tutan Denge
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)