Korona virüs salgını denilerek bütün dünya üzerinde estirilen hastalık paniğini öncelikle “ekonomik” bir kriz olarak değerlendiriyorum. Evet sağlık sorunu vardır lakin o kadar çok konuşulduğu üzere bir virüsten ziyade hijyen ve temizlik kurallarına uyulmamasından kaynaklanan bir sorundur.
Evet, dünya toplumları son altı aydan beri iyi bir testten geçirildi. 21. Yüzyıl insanı olarak verilen talimatlara uyum konusunda nasıl uysal ve tepkisiz olduğumuzubütün insanlığa göstermiş olduk. Ekonomik olarak “nasıl bir sömürü çarkı kursam da mevcut durumdan daha iyi bir şekilde insanları kanını emebilsem” diye düşünen özellikle büyük sermaye grupları hayali bir salgın üreterek dünyanın altını üstüne getirdiler.
İnsanın en zayıf damarlarından birisi olarak gösterilen ve sağlık çalışanlarını büyük bir baskıcı insan haline getiren doktorlar yüzünden çok kötü bir tuzağa düşürüldük. Ekonominin durma noktasına gelmesi başta olmak üzere birçok konuda büyük zararlara yol açıldı. Yüz binlerce işyeri için işlerin durma noktasına gelmesi bir yıkım olduğu gibi milyonlarca insanın işsiz kalmasına da yol açıldı.
Bu sert ve çarpıcı iddialarımı ispatlamak için öncelikle matematik bilimine müracaat etmemiz gereklidir. Aksi takdirde bu makalede yazılan acı gerçekler kuru bir iddia noktasında kalır.
Evet, matematik kurallarına göre ortada salgın hastalığı yoktur. Nasıl mı?
Yapılan istatistiki çalışmalara göre dünyada 8 milyara yakın insan yaşıyor. Bu insanlardan her yıl 50 milyonu çeşitli nedenlerle ölüyor. Kısaca söylemek gerekirse her hafta 1 milyon insan ölüyor. Örneğin İstanbul Mezarlıklar Müdürlüğünün son rakamlarına göre bu şehirde her gün 300 kişi için mezar kazılıp cenaze merasimi düzenleniyor. Korona salgını dolayısı ile öldüğü iddia edilen insanlar bu rakamı değiştiremediler. Yine dünyada haftada 1 milyon, bir günde 142 bin insan ölüyor.
Korona hastalığı ilk olarak Kasım 2019’da ortaya çıkmıştır. Bu tarihten itibaren açıklanan rakamlara göre 6 ayda Korona salgınından dolayı ölen insan sayısı 350 bin kişi civarındadır. Bu da demektir ki bir haftada ölen insan sayısına dahi ulaşamamışız.
Dünya tarihinde özellikle Avrupa’da “veba” denilen büyük salgın hastalıklar meydana gelmiştir. Kara ölüm de denilen veba salgını süresince toplam Avrupa nüfusunun üçte biri hatta yarıya yakınının öldüğü tarihi kayıtlarda yer almaktadır. Halbuki Avrupa’da günümüzde altı ayda sadece 100 bin civarında insan korona virüsünden dolayı ölmüştür. Bu rakam Avrupa nüfusunun yaklaşık on binde biridir. Nüfusun yarısının ölmesi nere? On binde bir kişinin ölmesi nere?
İşte matematik bilimi rakamlar aracılığı ile bunu söylüyor. Demek ki; ortada salgım malgın yoktur. Peki, sağlık bilimi açısından bu hastalığı nereye koyacağız. Neden Müslümalarda ölüm oranı diğerlerine göre çok az gerçekleşiyor?
Bu konuda özellikle dinimizin emrettiği şekilde yaşamanın önemimi ortaya çıkmaktadır. İslam kurallarına uyulduğu takdirde sadece korona virüsü değil daha bir çok sağlık sorunu kolayca aşılacaktır. Örneklerle izah edelim:
Müslümanlar günde 5 vakit namaz kılarlar. Namaz, Allah’ın emri olup Peygamber Efendimizin (ASM) “dinin direğidir” şeklinde buyurduğu en önemli ibadettir. Namaz kılmanın şartları vardır. İki tanesi; hadesten ve necasetten taharettir. Gusül abdesti almak hadesten taharettir. Necasetten taharet ise insanların her abdest alışından önce temiz kıyafetlere bürünmesi ve su ile abdest alınmasını gerektirmektedir.
Korona virüsü diye uydurulan hastalığın Müslümanlar arasında nispeten daha az ölümle sonuçlanmasının sebebi; abdest alışkanlığı ve tuvaletlerde suyun kullanılması nedeniyle olsa gerektir. Temizlik imandandır. Ne yazık ki Müslümanların temizliğe verdiği önem diğer insanlarda yoktur.
Elbette taharet yani temizlikten başka hususlarda da İslam’ın emrettiği diğer hususlar da vardır. Örneğin Müslümanlar secde ettikleri yere ayakkabı ile basmazlar. Evlerini her türlü mikrobu barındıran ayakkabı ile girip kirletmezler. Uzakdoğu insanı gibi kapı dışında ayakkabısını çıkarıp evde giydiği terlik türü eşyalar ile dolaşırlar. Bu durum hijyen olarak Müslümanların evlerinin diğer insanlara göre çok daha temiz olduğunun bir göstergesidir.
Bunların dışında helal gıda adı verilen yiyeceklerin yenilmesi ve alkollü içki gibi yasak içeceklerin içilmemesi de sağlık açısından Müslümanları koruyan önemli hususlardır. Yemekten önce ve sonra ellerin ve ağzın yıkanması önemli sünnetlerden birer örnektir.
Bunların dışında sadece Müslümanların değil bütün dünya insanının maruz kaldığı bir sorun vardır. Yiyeceklere uzun raf ömrü olması için konulan sağlığa zararlı katkı maddelerinin kullanılmasıdır. Ayrıca genetiği değiştirilmiş tohumlardan elde edilen ürünler çeşitli hastalıklara yol açmaktadır.
Bir de ağır elektro manyetik radyasyon yani kablosuz yayınlar insan sağlığını derinden etkilemektedir. Korona virüsünden daha çok bu sorunlara çare aranmalıdır.
Peki, buraya kadar anladık diyelim. Yani her zaman yaşadığımız ve benim de yılda iki defa geçirdiğim üst solunum yolu enfeksiyonuna panik havası vermek için “Korana salgını” adı verilmiş. İyi de milyarlarca insanı etkileyen bu uydurma salgın hastalığın ekonomik gerekçeleri yok mudur?
Elbette vardır. Öncelikle Avrupa başta olmak üzere gelişmiş sanayi ülkelerinde başlayan “yaşlı nüfus patlaması” bu uydurma hastalığı çıkaranların en ciddi kaygılarıdır. Çünkü sosyal güvenlik kurumları yaşlanan nüfus karşısında emekli maaşlarını ödemekte zorlanmaktadır. Yatırım harcamaları yapmak ki örneğin başta köprüler olmak üzere alt yapı inşaatlarına ayrılacak para bulunamamaktadır. Batı dünyası yaşlanmış ve köhneleşmiştir.
Bir gün kendisinin de yaşlanıp öleceğini düşünemeyen sadece günü kurtarmayı amaçlayan bu kapitalist zihniyet; şöyle bir senaryo uydurmuş olabilir. Köroğlu’nun dediği gibi “ölen ölür kalan sağlar bizimdir”. Bu sayede özellikle yaşlı bakım evleri kasıtlı olarak ihmal edilerek yaşlı nüfusun bir an önce ölmesi düşünülmüş olabilir. Çünkü “yaşlandığında aile büyüklerinize öff bile demeyin, anlayışı bunlarda yoktur.
Yaşlıların ölümünü istemek gibi insanlık dışı düşünceyi kanıtlayacak çok sayıda delil bulunmaktadır. Örneğin ABD’de uçuşlar durdurulmamış salgın hastalık denilen virüsün bulaşmasının önüne geçilmesi için ciddi bir önlem alınmamıştır.
İngiltere ise başlangıçta hiçbir tedbir almamış kamuoyundan gelen baskılar ve Başbakan’ın virüse yakalanması nedeniyle mecburen bazı tedbirleri yürürlüğe sokmuştur. Bununla beraber bazı Avrupa ülkelerinde örneğin Belarus devletinden hiçbir sağlık önlemi alınmamış insanlar normal hayatlarına devam etmişlerdir.
Köroğlu’nun yöntemini uygulayan Avrupalılar bundan başka üretim gücünü kaptırdıkları Çin’in başına çorap örmek için bu salgın hastalık senaryosunu uydurmuş olabilirler. Öyle ki satın alma gücüne göre dünya gayri safi milli hasılasının önemli bir bölümünü ele geçiren Çin’e bir ders vermek zamanının gelmiş olduğunu düşünüyorlar olsa gerektir.
Şimdilerde “Korona salgınını bize zamanında bildirmedin!” diyerek Çin devletine büyük miktarlarda tazminat davası açılması beklenmektedir. Nitekim bu konuda bir çok dava açılmıştır.
Elbette Çin bu duruma karşı bir hazırlık yapıyordur. Koca Çin’in eli armut toplamıyor ya! Muhakkak bu tazminat davalarına karşı A, B ve C planlarını devreye sokacaktır. Pek yakında Korona virüsü değil de büyük devletler arasındaki ekonomik savaşı izlemeye başlayacağız. Bunun sonucunda başta ABD olmak üzere gelişmiş Batı ülkelerin ekonomik savaşı kaybedeceklerini düşünüyorum. Belki Çin, dünyanın devi olamayacak lakin Batı devletleri de eski günlerini mumla arayacaklar, vesselam…
Öztürk Samuk
Devlet Bazen Ölü Taklidi Yapar
Hamdi TEMEL
Kaynatılan Su Mikroplastiklerden Kurtulabilir mi!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Recep YAZGAN
Gerçekten tuhaf değil mi!
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Seyfettin BUDAK
İnsanlık Görünmez Bir Bilinç Savaşının İçinde mi?
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)