Yeni bir çağa giriyoruz. Daha önce olduğu gibi yine Müslümanların dünyaya hâkim olduğu bu çağ artık çok yaklaştı. Her konuda İslam’ın güzelliklerinin ortaya konulacağı bu dönemde sulh, sükûnet, barış ve esenlik ortaya çıkacaktır. İslam’ın kelime manası bütün dünyaya hakim olacaktır.
Peki, hadislerde yer alan ve kıyametten önce İslam’ın bütün güzelliklerinin yaşandığı bu dönem nasıl olacak. Kahraman ecdadımızın kendisinden kat kat güçlü orduları dize getirdiği kılıç yolu ile mi?
Hayır, bu dönem İslam’ın güzel ahlakının yaşanması ile olacak. Kılıç kınına girecek maddi ve manevi terakki ile kıtalar grup grup İslam’a koşacaktır. Bunun delilleri çoktur. Yeri geldikçe çeşitli makaleler ile buna yer veriyorum. Bu sefer Rusya ile alakalı bilgiler ışığında bu konuyu biraz daha açalım.
Dünyanın en büyük İslam toplumu olan Endonezya’ya silahlı güçler ile girilmemiş İslam’ın güzel ahlakını yaşayan tacirler vasıtası ile bu beldeler Müslüman olmuştur. Dürüstlük, temizlik, teknolojiyi kullanma ve güzel ahlak; bölge insanını dağa taşa tapmaktan alıkoyarak tevhid dini olan İslam’ seçmesinde en önemli unsurlardan olmuştur.
Yine aynı şekilde ticaretin gelişmesi ve İslam kardeşliğinin sıcak yüzü Rusya’nın arayışta olan insanlarını cezb etmektedir. Tolstoy’dan ali Polosin’e kadar Rusların en değerli düşünürleri, Müslüman olmakta ve komünizmin açmış olduğu dehşetli dinsizlik felaketine karşı İslam’ı tek kurtuluş yolu olarak görmektedirler.
Bediüzzaman bu konuyu şu şekilde dile getirmektedir: “İki dehşetli harb-i umumînin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle, kat’iyyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz, geri dönüp Hristiyan da olamaz. Olsa olsa küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikata dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna’ eden Kur’an ile bir musalaha veya tâbi’ olabilir. O vakit dörtyüz milyon ehl-i Kur’ana kılınç çekemez”. (Emirdağ-2 – 72)
Bediüzzaman’ın öngörüleri insanları hayrette bırakacak şekilde bir bir çıkmıştır. Çünkü Kuran ve hadisler ışığında kainatta cereyan eden olaylara bakmakta, derin ilmi ile ayet ve hadislerin ardında yatan sırları araştırmaktadır. Onun ilmi kesbi yani çalışılarak elde edilen emekten ziyade; vehbidir. Yani Allah vergisi ve lütfudur. Bakın Rusya ile ilgili olarak Tiflis’te bir Rus polisi ile geçen mülakatı ve iddiaları büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir. 1911Yılında İstanbul’dan Van’a dönerken Batum ve Tiflis yolunu kullanmış burada Rus polisine “Rusya üç karanlığını yaşayacak” demişti.
“Tiflis’te, Şeyh San’an Tepesine çıkar. Dikkatle etrafı temaşa ederken yanına bir Rus polisi gelir ve sorar:
“Niye böyle dikkat ediyorsun?”
Bediüzzaman der: “Medresemin plânını yapıyorum.”
O der: “Nerelisin?”
Bediüzzaman: “Bitlisliyim.”
Rus polisi: “Bu Tiflis’dir!”
Bediüzzaman: “Bitlis, Tiflis, birbirinin kardeşidir.”
Rus polisi: “Ne demek?”
Bediüzzaman: “Asya’da, âlem-i İslam’da üç nur, birbiri arkasından inkişafa başlıyor. Sizde birbiri üstünde üç zulmet (karanlık) inkişafa başlayacaktır. Şu perde-i müstebidane yırtılacak, takallüs edecek. Ben de gelip burada medresemi yapacağım.”
Evet, Bediüzzaman’ın söyledikleri bir bir meydana geliyor. Üç karanlıktan ikisi oldu. Çarlık Rusyası ve Sovyet Rusya parçalandı ve perişan oldu. Şimdi sıra Rusya Cumhuriyetine geldi. Malumunuz 1. Karanlık; Çarlık Rusyasının Bolşevikler tarafından yıkılması ile oldu. Rus halkının malı, namusu ve herşeyi payimal olmuştu.
2. Karanlık ise 1990’da Sovyet Rusyasınin çökmesi ile meydana geldi. Nitekim Sovyet Rusya onlarca parçaya bölündü ekonomisi çöktü. Bolşevik devriminden pek de farklı olmayan bir felaket dönemini yaşadılar. Ve şimdi ise 3. karanlık vakti geldi.
Putin Rusyası adeta gözü kapalı bir şekilde uçuruma yuvarlanıyor. Zaten etnik olarak azınlığa düşmeye başlayan Rus halkına hiçbir yararı olmayan ve Ukrayna ile ilişkilere darbe vuran Kırım’ın işgali sonun başlangıcı olarak görülmelidir.
Rusya Federasyonu denen şeyin içyüzü yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. ABD ile birlikte kendisini dünya kabadayısı sanan bir ülkelerin cebri, kibri, havası, gururu dünyanın gözleri önünde zirü zeber olacaktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan“One Minute” olayı ile, dünyanın dört bir yanındaki mazlumlara uzattığı yardım eli ile, son olarak da mültecilere ev sahipliği yapmak suretiyle İslâm âleminde ve dünyada kazanmış olduğu itibara daha fazla ilâveler getirmiştir. Kudüs konusunda ABD’yi bütün dünyanın gözü önünde önce BM Güvenlik Konseyinde daha sonra da BM Genel Kurulunda rezil ve perişan etmiştir. Evet, yüzyıllarca dünyaya adalet dağıtmış bir milletin hücrelerindeki kahramanlık genleri yeniden uyanmaktadır. Türkiye karşısında ABD ve Rusya devamlı surette geri adım atmak zorunda kalmaktadır.
Sonun başlangıcı ise şöyledir: Rusya için asıl büyük sürpriz ise federasyona bağlı ülkelerden beklenmelidir. Bütün dünyanın gördüğü manzara, Rusya Federasyonunun zulüm ve ceberutu altındaki ülkelerden de elbette gayet net olarak görülüyor. Cebren beslemek zorunda bırakıldıkları bir ordunun tehdidiyle federasyona bağlı tutulan bu ülkeler, herhalde kıyamete kadar bu devlet görünümlü zorba kabileye mahkûm kalacak değillerdir. Rusya’nın bir taraftan Suriye batağına saplanmıştır.
Rus Federasyonu denen bir efsanenin de bitiş sürecini izah ederken bunu çok uzak bir ihtimal olarak görmeyelim. Böyle şeyler önce tasavvur edilir, sonra telâffuz edilir, sonra da bir şekilde gerçekleşiverir. Bugünkü Rusya Federasyonundan çok daha büyük bir güç olan Sovyetler Birliğinin âkıbeti de böyle olmamış mıydı?
Bahriye mektebinde iken Hukuk derslerimize zamanın Anayasa Profesörlerinden Orhan Aldıkaçtı giriyordu. Kendisinin komünizm ile ilgili oldukça ağır sözlerinden dolayı Marksizm’e gönül vermiş öğrencilerin nefretini kazanmıştı. Boyu da kısa olduğu için “Minik Yobaz” lakabı takılmıştı. O devir; Marksistlerin güçlü olduğu bir devirdi ve Komünizme karşı gelen birisi olmak yobaz denmesi için yeterliydi.
Hoş ben de Aldıkaçtı’yı sevmezdim, lakin benimki solculuktan değildi. Çünkü Aldıkaçtı, halen yürürlükte olan 1982 Anayasasının mimarıydı ve 12 Eylül 1980 darbecileri ile arasından su sızmıyordu. Evren’e “nasıl bir anayasa istiyorsunuz?” diye sormuş o da “şöyle tazelerinden olsun biraz da üsttekilerden” diyerek, kendilerine manavdan şeftali alır gibi bir anayasa hazırlamıştı.
“Minik Yobaz” yani Aldıkaçtı, bir kehanette bulunmuştu. Helene Carrere D’encausse isimli bir yazarın “Parçalanan İmparatorluk” isimli kitabını eline alıp göstererek; “Sovyetler Birliğinin bölüneceğini” söylemişti. 1984 yılında böyle bir şeye kimse inanmazdı. Hele hele Nazım Hikmet gibi Marksistlerin yetiştiği Deniz Harp Okulunda bunu söylemek dahi cesaret isterdi.
Fakat Minik Yobaz’ın ikna kabiliyeti çok güçlüydü. Derslerde Marksist öğrencilerle dalga geçmek için konular açar, komünizmi yerin dibine batırırdı. Bir gün “Parçalanan İmparatorluk” kitabını getireceğini söylemişti Netekim parasını veren öğrencilere epeyce bir kitabı satmıştı. Lakin okusa da kimse ikna olup böyle bir şeyin olacağına inanmıyordu.
Gel zaman git zaman; 1990 yılında savaş gemileri ile Sovyetler Birliği’nin Sivastopol askeri limanına gittik. Sovyet Donanması ev sahipliğinde dostluk törenleri yaptık. Hatta tören kıtası komutanı olarak Panorama’da geçiş merasiminde bulundum.
Fakat bu ziyarette şunu anlamıştık ki Sovyetler Birliği parçalanıyordu. Meçhul asker anıtı önünde yapmış olduğumuz tören aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin mezar taşını dikme töreniydi. Netekim aynı yıl Sovyetler Birliği tam 15 parçaya bölündü. Bunlardan 5 tanesi Türk Devletiydi ve Azerbaycan hariç tek bir kurşun atmadan bağımsızlıklarına kavuşmuşlardı.
Komünist Partinin Lideri Gorbaçov, Glasnost ve Perestroyka adı altında girişimlerde bulunmuş batmakta olan Sovyet ekonomisini kurtarmaya çalışmıştı. Lakin Afganistan ve Çeçenistan yenilgileri bir de Türk Savaş Gemilerinin Sivastopol ziyareti Gorbaçov’un girişimlerini boşa çıkarmıştı.
Evet, Minik Yobazın kehaneti tutmuştu. Bundan sonra da benzer bir durum yaşanacaktır. Zira Rusya’nın ekonomik durumu Kırım İşgali nedeniyle uygulanan ambargolardan dolayı perişan durumdadır. Tek nefes borusu olan ve kendisine ambargo uygulamayan Türkiye ile yeniden ilişkilerini düzeltti ve Rusya Federasyonunun ömrünü bir parça daha uzatmaya muvaffak oldu.
Rusya Federasyonu halen 21 devletten ve toplamda 88 özerk yapıdan meydana geliyor. Bu yapılar adlarını çoğunluğu oluşturan etnik unsurların isimlerinden alıyorlar. Tataristan, Başkırdistan, Karelya vs. gibi birçok federasyonu var. Bunların ayrı bir meclisi hatta başbakanı bile var. Çeçenistan’da Kadirov gibi kukla başbakanlar olduğu gibi dişli ve azınlık haklarını savunan yöneticiler de var.
Bunlar Rus ekonomisinin felç olması halinde Federasyonda bir gün dahi durmazlar. Eğer petrol fiyatlarındaki düşük fiyat devam eder hatta bu seviyelerde kalır ise petrol ve doğalgaz dışında hiçbir geliri olmayan Rus ekonomisinin buna dayanma ihtimali yoktur.
İşte yakın bir gelecekte Minik Yobazın kehanetine benzer bir durum Rusya’nın başındadır. Türkiye ile iyi ilişkileri devam ettirmek herkesten daha fazla Rusya’nın işine gelmektedir. % 20’si Müslüman olan bu ülke Türkiye ile iyi ilişkileri sayesinde Avrupa denkleminde söz sahibidir ve güç gösterişine girebilmektedir. Yoksa kâğıttan kartona benzeyen Rus ekonomisi rekabetçilikten yoksun olduğu ve devletçi ekonominin sıkıntılarına maruz kaldığı için zor durumda kalmaya devam edecektir, vesselam…
Vehbi Kara
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)