Tabi ki halkın bakanı halkın arasında olacak, yeni Türkiye’ye yakışan da budur, dolayısıyla İçişleri bakanımızın, eski/yeni Gençlik ve Spor bakanımızın Diyarbakır’da olması, bir dizi programlara katılması hoş güzel de, bir eksik var, o da Anadolu irfanından faydalanmamaları.
Ankara aklı bir az günü kurtarmaya endekslidir, Anadolu irfanı ise bölgeyi, ülkeyi aşacak, uzun erimli insanlığa nefes alınmayı hedef ediniyor.
Bakanlarımızın Ak Parti il başkanlığında teşkilat ile bir araya gelmesi, bazı çalışmalarından bahsetmeleri, iç barış ve huzura endeksli konuşmaları elbette ki iyi oldu, hele ki İl Başkanı Hamit Sümer’in zamanın tasarrufunu dikkate alıp konuşmaması ayrı bir takdir topladı, ama vatandaşların düşüncesinden faydalanmamaları bir eksiklikti.
Türkiye Cumhuriyetinin makul/dertli bir vatandaşı olarak söz alabilseydik millet ile devlet arasında bir kaynaşmaya vesile olabilecek iki proje aklımda vardı. Biri özellikle İçişleri Bakanlığı, diğeri ise her iki bakanlığı da ilgilendiriyordu.
Vatandaşın manevi duygularına hizmet edecek proje İçişleri Bakanlığını ilgilendiriyordu. Bu hayırlı proje için Norveç’te olan faydalı bir uygulamayı buraya taşımak yeterliydi, hani bizimkilerin çoğu batı hayranlar ya, ama ne yazık ki daha çok kötü uygulamaları ülkemize taşıyorlar. İthal Kanuna kaynak olan devlet yasasını güncellerken bizde getirilen yasa o yanlışlığıyla kalıyor ya da daha beteri yapılıyor.
Bu yararlı proje kaba taslak olarak şöyleydi; ibadethane Derneklerine üye olanlar için üye başına aylık 20 auru ödeme yapılıyordu. Dernek yöneticileri de bu parayı ve daha fazlasını hayırlı işlerde kullanıyorlardı. Mesela Dramen kentinde bizim gittiğimiz cami derneğine 2500 üye vardı ve aylık 50 bin auru camiye devlet desteği yapılıyordu.
Caminin altında çayhane vardı, aşhane vardı, misafirhane vardı. Camin garip gureba için bir sığınak görevini görüyordu. Tabi diğer ibadethanelere de bu katkı veriliyordu. Bizde de cami dernekleri, cem evleri, kilise, havra’ya üye olanların üye başına aylık 100 lira verilebilir. Bu sembolik katkı insan inancına verilen bir değer olduğu için ruhuna verilen hürmetle eş değerdir. Buna kim ne hakla “hayır” diyebilir? Bu projeyle ülkeye bir huzur gelir diye düşünüyorum.
İkinci proje e-gençlik portalidir.
Gençlik yaşı 18-30 arası olarak bilinse de bu aralık 15-25 yaş arası da kabul edilebilir. Bunları e- gençlik adıyla bir portala alarak bunun aracılığıyla gençlere bir motivasyon kazandırılabilir?
Bu portalda ne olabilir?
*Günün sözü
*Gençlik bugün nerede?
*Bazı yararlı kitapları pdf’si,
*Bazı faydalı videoların linki,
*İllerdeki mevcut kurslar,
*Resmi ve özel alandaki iş alımları …vs
*Ayrıca ülke imkanları elverdikçe asgari ücretin 1/5’i oranında geri ödemesiz cep harçlığı, şayet başka bir yerden katkı almıyorsa tabi, burs gibi mesela.
Bu “e-gençlik portali” projesi vasıtasıyla 12 Milyon gençlerimizle selamlaşma imkanımız olacak, onlara moral motivasyon vermek için bir kapı aralanacak diye düşünüyorum.
Buyurun ülkeye nefes aldıracak iki proje Allah aşkına soruyorum bu az maliyetli ama çok yararlı çalışmalara kim ne hakla itiraz edebilir? Ya da hangi gerekçeyle uygulanmayabilir? Vatandaş olarak gece gündüz memleketi milleti düşündüğümüz için bu tür faydalı düşünceleri üretebiliyoruz, günlük siyasetin içine gömülmüş yetkili, etkili kimseler bunu düşünemezler.
Özellikle İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi beye sesleniyorum, çünkü gençlikle ilgili projeyi Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a birkaç ay önce vermiştim, ama bir ses seda çıkmadı.
Bizden söylemesi