Terörsüz Türkiye sürecinde başarı elde etmek için terörün başı ile muhatap olmak kerhen de olsa gereklidir. Malum bir grup ile konuşup, anlaşmak için bir temsilci lazım, o da PKK için Abdullah Öcalan’dır. Ancak Terörsüz Türkiye süreci dışında Öcalan’a hayatın içinde bir rol vermek, varlığını hissettirmek kaba bir yanlışlık ve sıkıntılara gebe bir durumdur, Anadolu insanın huzuru kaçırır. Onun için ikide bir Öcalan adını zikretmeye gerek yoktur.
Eski karanlık devletin aktörlerinden biri olan Abdullah Öcalan arkasında hayırla anılacak bir anı bırakmamıştır. Onun için siyaseten onu tanımak yersiz ve gereksizdir. Nasıl ki PKK’nin partneri olan JİTEM şu anda esamesi okunmuyorsa, PKK ve Öcalan da o şekilde ismen tarihe gömülmelidir.
Tabi dağa çıkan gençleri devlet çıkardığı gibi indirmesini de bilmelidir. Şu Türk vatandaşlarımızın Devlet kavramına kusur bulmama hastalığı işimizi zorlaştırıyor. Halbuki devleti sevk ve idare eden insanlardır, ona bağlı iyi süreçleri de kötü süreçleri de oluyor.
Adalet Bakanlığını da yapmış Hukukçu Baki Tuğ’un şu ifadeleri düşündürücüdür. Yaşanan bazı olaylar neticesinde yakalanan Abdullah Öcalan’ı Askeri Hâkim sıfatımla sorguluyordum, bir de baktım ki elime bir not verdiler, not MİT’ten gelmedir ve notta şu yazılı “Abdullah Öcalan bizim adamımızdır, bunu dikkate alarak karar verin” o nottan sonra onu serbest bıraktım. Anlayan anladı galiba.
1925 olayları neden çıktı? O dönemde yaşayan Gazze zulmüne benzer katliamlar niçin yaşandı? Bunları sorgulamayan bir kimse bu ülkeye huzur adına bir şey getiremez. “Devlet öyle uygun görmüştür” diyen kimseler defolu vatandaşlardır, onlardan bu memlekete bu millete bir hayır da gelmez. Bu ülke hepimizin, doğrularda yetkililerin yanında yanlışlarda karşılarında olmalıyız.
Siyonist bir düşünceye sahip şu karanlık dünya yönetimi içerideki piyonlarını da kullanarak Osmanlı ruhunu taşıyan insanımızı sindirmeye çalıştı, ama elhemdulillah başaramadı, batının bizde bıraktığı itleri, bitleri ve piçlerinden arta kalan %10-15’lik haramzadeler ülkemizde yaşıyor, çarşı pazarda da ahlaksızca dolaşıyorlar, ama Anadolu insanı kahir ekseriyetle edebiyle yaşıyor.
Onun için eski karanlık devlet adına ülkemizde sıkıntı, gürültü çıkaranlara bin lanet olsun, onlarla uğraşıp zaman kaybedemeyiz, yol uzun vakit az hak adına hakkı dillendirerek yolumuza devam edeceğiz.
İstiklal Marşında denildiği gibi “Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal” Biz Allah’a tapan bir milletiz. Hayatımızı da, devlet sistemimizi de buna göre dizayn edip yolumuza devam edeceğiz. Bu aynı zamanda bir zorunluluktur. Bir kesim insanlara sesleniyorum sakın engel olmaya kalkışmayın, buna ne hakkınız var, ne de haddinizdir. Bu yol haritasının içinde eli kana bulanmış, Abdullah Öcalan gibi Tanrı tanımaz kimselerin yeri yoktur.
Yaşım 64 o karanlık günleri yaşayan vatandaşlardan biriyim. Devlet dönüp dolaşıp vatandaşlarına operasyon çekiyor, dışarıya karşı da el pençe duruyordu. Şimdi ise vatandaşına saygı duyan ama dünyaya karşı varlığı hissedilen bir devletimiz var, dünya cennetinin bir versiyonu durumunda olan bir memleketimiz var, her geçen gün durumumuz iyiye doğru gidiyor. Ülkemizde adam gibi yaşamak varken neden zor bir hayatı seçelim ki?
Haksızsam söyleyin!